2. bölüm / 2
KuklaAlt Geçit
Bölümler 2Şu an: Alt Geçit
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
✮✮✮ ✮✮✮
✮✮✮ ✮✮✮
✮✮✮ ✮✮✮
✮✮✮ ✮✮✮
Aira, Luna'ya bakıp "bu muydu o önemli şey? " dedi. David Luna'ya dik dik bakıp "bize teşekkür etmenin suç sayıldığını sanmıyorum" diyerek ondan yanıt ister gibi bir hal aldı. Luna da asıl planının halka kapalı olan alt geçiti kullanmak olduğunu söyledi. Arkadaşlarının ikisi birden "Asla" dedi.
Luna niye böyle cevap verdiklerinin anlamamıştı. O en son dedikleri şeylerden sonra isteğini kabul edeceklerini sanmıştı. Aira da "o alt geçitte geçen ay bir katliam yaşanmıştı" dedi. David de üstüne ekleyerek "bende dün okuduğum makalede polislerin orada 6 tane ceset bulduğunu okumuştum" diyerek çok korkmuş bir ifade ile yere baktı. Luna bunları bilmediğine şaşırmıştı. O alt geçit hakkında çok fazla araştırma yapmıştı oysaki. Aira,David'e bakıp onun neden bu kadar korktuğunu sorguladı. David anlatmaya devam etti "buldukları cesetlerin farklı farklı uzuvlarının kesildiği yazıyordu makalede" dedi. Aira bunun vahşice olduğunu biliyordu ama zaten David bu tarz kan donduran hikayeleri araştırmaktan zevk aldığı için niye korktuğunu bir türlü çözememişti.
Aira David'e niye korktuğunu sordu. David ise cep telefonunu çıkartıp onlara korkunç bir fotoğraf gösterdi.
◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆
(normalde fotoğrafın yapay zeka ile oluşturulmuş halini buraya koyacaktım ama rahatsız edici bir fotoğraf olduğu için koymaktan vazgeçtim)
◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆◆
Fotoğrafta bütün öldürülen kişilerin uzuvları birleştirilerek (iki ayrı bacak, iki ayrı kol, bir gövde ve kafa) farklı bir insan oluşturulmuştu. Uzuvların her yerinde kanlar vardı ve dikiş izleri gerçekten de kan dondurucuydu. Luna ise bu haberin yalan olduğunu düşündüğünü söyledi. Aira bu haberin bir kurgudan başka birşey olmadığını David'e anlatarak onun korkusunun dinmesine yardımcı oldu. Luna da burdaki katile polislerin neden el atmadığını sordu. David aslında polislerin olay yerine el attıklarını ancak orada kimsenin olmadığını görüp geri döndüklerini, anlattı. Aira " o halde cesetleri kim buldu? "Dedi. David"onu bende bilmiyorum, belkide ceset flan yoktur sadece bir şehir efsanesinden ibarettir" dedi. Luna,bu bir şehir efsanesiyse o alt geçit neden kullanıma kapalı diye sordu. David ise halk sakinlerinin o alt geçiti yıktırmaları için yoğun şikayette bulunduklarından dolayı muhtemelen, dedi. Üçü de, o halde orası yakında yıktırılacak diye düşündü. Aira "orada bir cinayet işlenmiyorsa gidip orayı rahatlıkla araştırabiliriz"dedi.
Üçü de bunu kabul etti, o şehir efsanesini araştırcaklardı. Eğer ki orada gerçekten de bir katil varsa o katili öldüreceklerdi. Ancak hiçbiri orada bir katilin olduğunu düşünmüyordu.
Üçü de en sonunda otobüs durağına varmışlardı. Luna derin derin düşünerek evine gitti. Otobüsdeyken birisi Lunanın oturduğu yerin başına dikilmiş ona bakıyordu. Luna o adamın gözlerinde korkuyu gördü. Kanı donmuştu bir süre hareket edemedi. Ve sonra adam Luna'ya ülker çubuk kraker uzattı. Luna da adama ülker boykot deyip çubuk almayı
reddetti.
Luna en sonunda evinin olduğu durağa varmıştı. Otobüsten indi ve yağmur sularının eşliğinde ıslanmış olan kaldırım taşına doğru bir adım attı. Yağmur yağdığına şaşırmıştı, yaşadığı bölgede genelde yağmur çok yağmazdı. Yağmurun yağmasının sevinciyle dans ederek ve şarkı söyleyerek evine doğru yürümeye başladı. Kaldırımdan önüne bakmadan aynı şekil giderken önündeki adama çarptı. Adam yaklaşık 1.80 boylarında siyah bir ceket ve büyük bir kaban giymiş, dedektif şapkasını andıran siyah bir şapka takmış ve havada güneş olmamasına rağmen güneş gözlüğünü takmış bir haldeydi. Adam Luna'ya baktı ve ona hiçbirşey demeden yoluna devam etti. Lunanın o yağmur neşesi tamamen tükenmişti. Artık karamsar bir hale bürünmüştü, sanki etrafındaki herşeyin rengi solmuştu. Sadece rengi solmamıştı her biri ruh emen bir şeye dönüşmüştü sanki.
Tam da böyle düşünerek yürürken alt geçitin yanına gelmişti. Alt geçidin karşısında babasının öldüğü (kaybolduğu) gece aklında canlanmıştı. Aynı babasının kaybolduğu gece gibi kasvetli bir yağmur yağıyordu ve huzur kaçıran bir hava vardı.
Babası Luna'ya yapılabilecek en iyi babalığı yapmıştı. Babasının durumu kötüydü oyüzden Luna'ya istediği çoğu şeyi alamıyordu. Luna bu durumdan rahatsız olsa da babasına hiçbir zaman bunun hakkında bir ısrarda bulunmamıştı. Luna'nın ortaokulda ve ilkokulda neredeyse hiçbir arkadaşı yoktu. Ama babası onun için arkadaş rolünü yapıyordu. Luna'nın tek arkadaşı, en iyi arkadaşı babasıydı.
Babası Luna için vazgeçilemez birisiydi. Sanki onun içindeki boşluğu kapatıyordu. Ancak birgün, hiç yaşanmasını istemediği o bir gün, babasının ani ölüm haberiyle karşılaşmıştı. Luna daha 12 yaşındaydı ortaokula gidiyordu. Bu yaşlarda kaybetmişti babasını. Babası ölünce tek arkadaşı da (babası) artık onu terk etmişti. Luna ortaokul sürecini dışlanarak geçirdi. Her gün ama her gün babasını düşünüyordu. Annesi iyi bir iş bulmuştu babasının kaybının ardından. Durumları biraz da olsa düzelmişti. Ama Luna'nın içindeki o boşluğu kapatacak birisi yoktu. Annesi onun için hem baba hem anne olmuştu aslında. Annesi Luna için elinden geleni yapıyordu fakat pek de bir işe yaramıyordu genelde. Luna liseye kadar böyle yaşamıştı hayatını. Lisede yeni dostluklar kurmayı başarmıştı. Eski pısırık halinden biraz da olsa kurtulmuştu, özgüveni yerine gelmişti. Fakat yinede hala babasını özlüyordu.
Yağmur altında alt geçitin kapalı girişinin önünde dikilerek geçmiş anılarının özlemini çekti. Gözünden yaşlar akmaya başladı. Babasını geri getirmenin bir yolu olsaydı eğer ki, bunu gram şüphe duymadan yapardı. Bu şekilde yağmur altında dakikalarca bekledi.
Ardından alt geçitten bir ses duydu. Bu ses babasına aitti. Babası acımsar bir halde "Luna yarın bu saatte burada ol! " dedi. Luna ne yapacağını şaşırmıştı. Eli ayağı birbirine dolaşmıştı. Oraya girmelimiydi yoksa yarını mı beklemeliydi. Çok düşünmeden çitlerin üzerinden atlamaya çalıştı. Tam çitlere tırmanırken zar zor duyulan babasının sesini tekrar duymuştu. Bu sefer kısık bir sesle, zor anlaşılan bir şekilde "sa-ın bu-aya gir-e" dedi. Söylediği bazı kelimeler tam anlaşılmıyordu. Luna çok yüksek sesle bağırarak "NE DİYORSUN ANLAMIYORUM" dedi. Babasının sesi çok uzaktan yankı yaparak geliyordu "ge-lme" diyordu açıkca.
Luna yine de gelmek istedi. Babasını oradan çıkarmak zorunda olduğunu düşündü. Fakat sonradan vazgeçti. Polisi çağırmak en mantıklı seçenekti. Koşarak en yakın polis istasyonuna geldi. Gelmesi 15 dakikayı bulmuştu. Luna polislere alt geçitten bahsetti. 4 yıldır kayıp olan babasının sesini duyduğunu anlattı polislere. Fakat polisler Luna'nın babasının ölü raporunun bulunduğunu ve bunun imkansız olduğunu söyledi. Luna zorla ısrar etti orada başkalarının da olabileceğini söyledi. Polisler ise zaten orada yaptıkları araştırmaları sonlandırdıklarını söylediler. Yani artık tek şans yarını beklemekti.
✤✤YENİ BÖLÜM SALI VEYA ÇARŞAMBA GÜNÜ GELECEKTİR. ✤✤
Kitabım hakkında düşündüklerinizi yorum kısmına yazarsanız sevinirim.
Bölüm etkileşimi
