Kuğu Gölü kitap kapağı

7. bölüm / 20

Kuğu Gölü

7. Bölüm

Vaveyla Yazarı: İpek 🤍

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: 7. Bölüm

Revirin tavanındaki beyaz floresan lamba, gözlerimi her kırptığımda beynimin arkasına keskin bir sızı gönderiyordu. Burnuma dolan o ağır tentürdiyot ve alkol kokusu, pistin o temiz, dondurucu ayazından ne kadar uzaklaştığımın en somut kanıtıydı. Sedye üzerinde oturuyordum. Sağ bacağımdaki antrenman tulumu dizimin üzerinden yukarıya kadar kesilmişti. Kulüp doktorunun elindeki dikiş iğnesi tenime her battığında, dişlerimi alt dudağıma o kadar sert geçiriyordum ki ağzımın içine metalik bir kan tadı doluyordu.

Ama canımı yakan bacağımdaki o sekiz dikiş değildi. Canımı yakan, buzun üzerine damlayan o kırmızı kanın sıcaklığı da değildi. Canımı yakan tek bir şey vardı: Güvenmiştim. Hayatım boyunca ilk kez kendimden başka birinin kollarına, bir başkasının zamanlamasına ruhumu bırakmıştım ve o ruh, hırsın ve öfkenin rüzgarıyla savrulup paramparça olmuştu.

"Derin bir kesik ama neyse ki kas dokusuna ciddi bir zarar vermemiş," dedi doktor, elindeki eldivenleri gürültüyle çöpe fırlatırken. "En az on gün buzdan uzak duracaksın, Lidya. Dikişlerin kaynaması gerekiyor. Zorlarsan yırtılır ve o zaman olimpiyat seçmelerini televizyondan izlersin."

On gün mü? On gün buzdan uzak kalmak, benim gibi hayatını saniyelik milimlerle hesaplayan bir patenci için ölmekle eşdeğerdi.

"On gün olamaz," diye mırıldandım, sesim o kadar bitkin çıkmıştı ki kendimi tanıyamadım. "Haftaya federasyonun ilk resmi ara kontrolü var. Çiftler kategorisinde koreografiyi oturtamazsak bizi listeden düşürürler."

"Lidya, sağlığın her şeyden önemli tatlım," diyerek yanıma oturdu Gece. Gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu, elleriyle benim buz gibi kesilmiş ellerimi ısıtmaya çalışıyordu. "Ben Evren Hoca'yla konuştum. Federasyona tıbbi rapor sunacağız. Kimse seni bu halde buza çıkmaya zorlayamaz."

"Annem zorlar, Gece," dedim, gözlerimden bir damla yaşın süzülüp sedyenin örtüsüne düşmesine engel olamayarak. "Meral Ataman’ı tanımıyormuş gibi konuşma. Bu sakatlığı duyduğu an kulübü birbirine katar. Beni zayıflıkla suçlar. Daha da kötüsü... Haklı olduğunu görür."

Tam o sırada revirin ağır ahşap kapısı sanki menteşelerinden sökülecekmiş gibi büyük bir gürültüyle açıldı. İçeri giren adamın yarattığı o yoğun, ezici aura odadaki havayı saniyeler içinde tüketti.

Barkın’dı.

Üzerindeki antrenman gömleğinin göğüs kısmında, benim bacağımdan bulaşan o kurumuş kan lekesi duruyordu. Siyah saçları darmadağın olmuş, yüzü adeta bir ceset kadar beyazlamıştı. Gözlerindeki o fırtınalı gri, yerini kapkara bir suçluluk kuyusuna bırakmıştı. Elleri yanlarında yumruk olmuş, parmak boğumları bembeyaz kesilmişti.

"Çıkın dışarı," dedi Barkın. Sesi o kadar derinden ve pürüzlü çıkmıştı ki, sanki günlerdir konuşmamış gibiydi.

"Barkın, kız daha yeni dikişten çıktı, sırası değil—" diye diklendi Gece, önüme geçmeye çalışarak.

"Gece, lütfen... Yalnız bırak bizi," dedim, gözlerimi Barkın’ın o paramparça olmuş yüzünden ayırmadan. Gece bana endişeli bir bakış fırlattı, ardından doktora işaret ederek revirden çıktı ve kapıyı arkalarından yavaşça kapattı.

Odanın içinde sadece ikimizin nefes sesleri kaldı. Barkın, aramızdaki o birkaç adımlık mesafeyi sanki dünyanın en ağır yükünü taşıyormuş gibi yavaşça kapattı. Sedye kenarına yanaştı, dizlerinin üzerine çöktü. O asimetrik, dünyaya meydan okuyan dev adam, şimdi önümde diz çökmüş, gözlerini bacağımdaki o beyaz sargıya dikmişti.

"Bana bakma öyle," dedim, sesimi olabildiğince soğuk tutmaya çalışarak. "Haklıydın, Erdem. Ben havaya kalkmadan önce düşeceğimi varsayarak hata yapıyormuşum. Ama asıl hatayı, beni ne olursa olsun yakalayacağına inanarak yapmışım."

Barkın başını yavaşça kaldırdı. Gözlerindeki o saf acıyı gördüğümde içimde bir yerlerin kırıldığını hissettim. Elini sargının yanındaki temiz tenime doğru uzattı ama bana dokunmaya hakkı yokmuş gibi elini havada geri çekti. Yumruğunu kendi dizine vurdu.

"Ben bir aptalım," dedi, sesi titriyordu. Hayatımda ilk kez Barkın Erdem’in sesinin titrediğini duyuyordum. "O lanet kadını, o pisliği orada görünce... İçimdeki o eski, her şeyi yakıp yıkmak isteyen canavar uyandı. Kendimi kanıtlamak istedim. Sana zarar vereceğimi bir saniye bile düşünemedim. Seni o buza fırlattığım an... Dengeni kaybettiğini gördüğüm o salisede, sanki benim de kalbim durdu Lidya."

"Neden, Barkın?" diye bağırdım birden, içimdeki tüm o bastırılmış öfke ve hayal kırıklığı bir baraj kapısı gibi yıkılırken. "Neden Alara’yı gördüğünde bu kadar delirdin? Onunla aranızda ne geçti ki beni, kariyerimizi, her şeyi tek bir saniyede ateşe atabildin? Ben senin geçmişinin intikam aparatı mıyım?"

Barkın derin bir nefes aldı. Gözlerini kapattı, çene kemiği o kadar sert kasıldı ki kırılacak sandım. Yeniden gözlerini açtığında, o gri gözlerin arkasındaki sır perdesi ilk kez tamamen aralandı.

"Geçen yıl," diye başladı, sesi fısıltıdan farksızdı. "Alara ile partnerken, yine böyle büyük bir şampiyona öncesiydi. Babam Kadir Erdem, her gün tepemizdeydi. Üzerimizdeki baskı deliricek düzeydeydi. Alara bir gün antrenmanda 'Ben bu baskıyı kaldıramıyorum, dönmek istemiyorum artık' dedi. Ben zorladım. Tıpkı bugün yaptığım gibi, öfkeyle, hırsla onu havaya fırlattım. O gün... Alara buza ters indi. Diz bağları koptu. Onun kariyerini bitiren, onu aylarca yatağa mahkum eden o kazanın sorumlusu bendim."

Duyduklarımla nefesim boğazımda düğümlendi. Alara'nın lansmanda bahsettiği o "büyük mahvediş" buydu demek.

"Alara o kazadan sonra beni terk etti, Rusya’ya gitti. Babam beni bir katil gibi gördü. Herkes benden yüz çevirdi," diye devam etti Barkın, ellerini saçlarının arasından geçirerek. "Ben o günden beri o suçlulukla yaşıyorum. Bugün onu Bora'nın yanında, o kadar sağlam ve bana meydan okurken görünce... Sanki o kaza hiç olmamış gibi, sanki canı yanan sadece benmişim gibi hissettim. Öfkeme yenik düştüm. Ve az kalsın... Az kalsın aynı şeyi sana da yapıyordum."

Barkın birden iki eliyle benim ellerimi kavradı. Elleri sıcacıktı ama titriyordu. Gözlerinin içine çöken o karanlık odağı ilk kez bu kadar net görüyordum. "Seni o yerde, kanlar içinde gördüğümde Lidya... Alara kaza yaptığında hissettiğim korkunun bin katını hissettim. Çünkü anladım. Benim asıl korkum geçmişle yüzleşmek değilmiş. Benim asıl korkum... Sana zarar vermekmiş. Seni kaybetmekmiş."

"Barkın..." diye mırıldandım. İçimdeki o sert, aşılmaz nefret duvarları, onun bu çıplak ve savunmasız itirafıyla saniyeler içinde un ufak olmuştu. Karşımda kuralsız bir serseri yoktu; geçmişinin hayaletleri tarafından her gün kırbaçlanan, yaralı bir çocuk vardı.

"On gün diyor doktor," dedi Barkın, başını ellerimin üzerine yaslayarak. "On gün boyunca o buza adımını atmayacaksın. Ben tek başıma çalışacağım. Senin adımlarını da, senin ritmini de tek başıma ezberleyeceğim. Ve o federasyon kontrolü günü geldiğinde... Seni o buza öyle bir çıkaracağım ki, kimse senin sakat olduğunu anlamayacak bile. Söz veriyorum sana, Beyaz Kuğu. Bu kez seni sadece yakalamayacağım, seni her şeyden koruyacağım."

Elimi yavaşça onun darmadağın olmuş siyah saçlarının üzerine koydum. Parmaklarım saçlarının arasında gezinirken, aramızdaki o sahte ortaklık oyununun çoktan bittiğini, yerini çok daha tehlikeli, çok daha derin ve geri dönüşü olmayan bir bağa bıraktığını biliyordum.

"On günümüz var, Erdem," dedim, göz yaşlarımı silerek hafifçe gülümserken. "Ve o Alara ile Bora’ya bu pistin gerçek sahibinin kim olduğunu göstermek zorundayız."

Barkın başını kaldırdı. Yüzünde o bildik, asil ama bu kez içi umutla dolmuş gülümsemesi belirdi. Gözlerindeki o fırtına dinmişti; artık orada sadece ikimizin paylaştığı o yangın vardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

39okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18