5. bölüm · Kudzir

5. Bölüm

Ece Ece

Vezir'le Kudret biraz daha yürüdükten sonra konağa dönmek için arabaya giderler. Konağa yakın bir yerde Vezir arabayı durdurur.
Kudret: Noldu Vezir neden burada durduk
Vezir: Konağın önünde şimdi birileri olur burada rahat rahat vedalaşalım istedim
Kudret: Ay Vezir sanki bi daha görüşmeyecekmişiz gibi konuşuyorsun
Vezir: Olsun Kudret sensiz geçen her an bana bin yıl gibi geliyor, keşke gitmesen yanımda kalsan
Kudret: Keşke ama gitmek zorundayım, sen de gitmek zorundasın
Vezir: Bu akşam hemen bitsin istiyorum ben de yanınızda olmayacağım aklım burada olacak hep
Kudret: Veziiir başlama yine alt tarafı birkaç saat oturup kalkarlar aklın kalmasın
Vezir: Tamam tamam gittikleri zaman haber ver bana
Kudret: uff tamam veririm (gülmeye başlar) sen de ne kadar kıskanç çıktın Vezir, bi yandan hoşuma gidiyor bu hallerin ama abartma
Vezir: Biliyorum zaten hoşuna gittiğini, beni daha çok sinirlendirmek için uğraşıyorsun
Kudret: Sinirlerine hakim ol, benim kalbim sadece sana ait, başka kimse giremez oraya anladın mı
Vezir: Hem de çok iyi anladım, iyi ki öyle, başka türlüsü benim için felaket olurdu
Kudret: Hadi git artık
Vezir: Tamam görüşürüz Kudret
Kudret: Görüşürüz Vezir

...
Akşam olur misafirler gelirler. Hüseyin hoca, kızı ve yeğeni gelmişlerdir. Tüm aile kapıya çıkarlar onları karşılamak için.

Zülfikar: ooo hoşgeldiniz hoşgeldiniz nerede kaldınız yahu
Hüseyin: Anca işte ağa, bizim kızın hazırlanmasını bekledik
Zülfikar: Bende de var 3 tane bilirim bekletirler
Hepsi gülüşürler.
Ali: Merhaba Kudret Hanım nasılsınız görüşmeyeli
Kudret: Merhaba Ali Bey hoşgeldiniz iyiyim teşekkürler siz nasılsınız
Ali: Hoşbulduk ben de iyiyim sizi gördüm daha iyi oldum, otogara hiç gelmiyorsunuz keşke daha sık gelseniz
Kudret: Ben pek ilgilenmiyorum otogar işleriyle babam, Vezir, Derya onlar hallediyorlar her şeyi
Ali: Tabi öyledir ama sizi daha sık görmek isterim
Kudret: (lafı değiştirmeye çalışır hemen) Buyurun içeri geçelim Ali Bey sofra hazır herkes içeri geçti zaten
İçinden "iyi ki Vezir bu akşam konağa gelmedi" diye düşünür. Ali'nin yakın davranmasını çok ciddiye almamıştır bu zamana kadar ama gece boyunca Ali'nin yakınlaşmaya çalışmasından ve konuşmalarından Vezir'in şüphelerinde haklı olduğunu farketmeye başlar. Olabildiğince mesafeli konuşur ve çok yanına gitmemeye çalışır. Bir ara Kudret mutfağa gitmişken Ali de tuvalete gideceğim diye kalkıp Kudret'in yanına gider.
Kudret: Noldu Ali Bey bi şey mi istemiştiniz
Ali: Tuvaleti arıyordum aslında ama sizi yalnız gördüğüm de iyi oldu. Sizinle konuşmak istiyordum bir türlü fırsat bulamadım
Kudret: Ne konuşacaksınız ki benimle Ali Bey
Ali: Kudret hanım burası da bunu konuşmak için pek uygun değil gibi ama sizi de hiç göremediğim için hemen konuya girmek istiyorum. Ben sizden çok hoşlandım ve açıkça söylemek gerekirse sizinle daha yakın olmak istiyorum. Siz de isterseniz gündüz bir yerde oturup rahat rahat konuşmak birbirimizi tanımak isterim.
Kudret: Nazik tavrınız için teşekkür ederim ama ben size karşı aynı şeyleri hissetmiyorum
Ali: Kudret hanım hemen reddetmeyin daha birbirimizi tanımıyoruz, konuştukça zamanla fikriniz değişir belki, bir şans verin lütfen.

Kudret tam ciddi bir şekilde olmayacağını söyleyecekken içerden gelmeye başladıklarını görür ve sözünü tamamlayamaz. Ali gizli saklı hemen kartını eline tutuştururur ve telefonunu beklediğini söyler. Kudret o karışıklıkta bi şey diyemez çaresizce sessiz kalır. Konuşmanın bu şekilde sonlanması Kudret'in canını çok sıkmıştır. Vezir'in kulağına gitmeden bu işi halledip Ali'yi bir an önce uzaklaştırmak ister. Belki aramazsa niyetinin olmadığını düşünüp vazgeçeceğini düşünür. Hem zaten birbirlerini sürekli görmedikleri için de çabuk unutur diye kendini rahatlatmaya çalışır. Kafasından geçen bu düşünceler mantıklı gelir ve Ali'yi aramadan konuşmadan hiç öyle bir şey olmamış gibi yapmaya karar verir.

Vezir otogarı karış karış dolaşır. Kudret'i bıraktığından beri aklı onda kalmıştır. Sürekli akşam neler olduğunu, Ali'nin yakınlaşmaya çalışıp çalışmadığını düşünmekten yerinde duramamıştır. Sıkıntıdan koskoca otogara sığamaz olmuştur. Sinirle kime çatacağını bilemez. Medeni ile Ceset'e bağırır durur, sürekli iş yaptırmaya çalışır.
Gece yarısı geç bir saat olmuştur, odasına çıkar ama bir türlü uyku tutmaz. Dayanamayıp Kudret'i arar. Telefon çalar, çalar, çalar, usanmadan açana kadar aramaya devam eder. Kudret uykusundan uyanmaya başlar. Telefonun çaldığını farkedince bir anda panikler. " Kim bu saatte arayan" diye düşünür. Vezir'in aradığını görünce bir şey mi oldu yoksa diye korkuya kapılır.
Kudret: Alo Vezir,
Vezir: Kudret saat çok geç biliyorum uyandırdım seni ama dayanamadım bi türlü uyku tutmadı
Kudret: (korkuyla) Vezir sen iyi misin bi şey mi oldu
Vezir: Yok yok sakin ol iyiyim ama aklım sende kaldı
Kudret: Ya aşk olsun Vezir sana inanamıyorum aklım çıktı gece gece bi şey oldu diye deli misin sen ya
Vezir: Evet deliyim senin aşkından deli oldum kızım. Noldu akşam anlatsana Ali denen herif sana asıldı mı
Kudret: Sinirlendirme beni gece gece Vezir yat uyu sonra konuşuruz, beni de uyandırdın boş yere
Der ve telefonu yüzüne kapatır.
Vezir: Kudret, alo Kudret... ya sabır kapatmış telefonu
Tekrar arar ama bu sefer telefon açılmaz. Kudret'e söylene söylene yatağına yatar. Sabaha karşı ancak biraz uyur.

Gündüz haberleşirler sahilde buluşmak için sözleşirler. Kudret heyecanlı heyecanlı hazırlanmaya başlar. Bir gün bile olsa çok özlemiştir Vezir'i. Ona duyduğu aşk o kadar büyümüştür ki her an her dakika onun yanında olmak istiyordur. Vezir'i görmek için yanıp tutuşurken bir yandan da onun soracağı soruları ve ne cevap vereceğini düşünüp huzursuzlanır. Vezir'e söylese deliye döneceğini bildiği için akşam olanları anlatmaktan vazgeçer. Hazırlığını tamamlayıp hemen çıkar ve sahile gider.

Vezir çoktan sahile gelmiştir, sevgilisini beklemektedir. Kudret'in gelmekte olduğunu görünce hemen ayağa kalkar, gülerek bakarken gözlerinin içi parlar. Kadın da onu görünce yavaş adımlarla koşarak hemen yanına gelip boynuna sarılır. Vezir de kollarını belinden sırtına doğru sarar. Birbirlerine yıllardır hasret kalmış gibi büyük bir özlemle sarılırlar. Öyledir de zaten. Her gün birbirlerini görüyor olsalar da onlar aslında birbirlerine 20 yıldır hasret kalmışlardır. İçlerinde saklı kalarak büyüyen 20 yıllık sevdayı şimdi özgür kalınca nereye sığdıracaklarını bilemezler. Saatlerce, günlerce öyle sarılarak dursalar yine de birbirlerine doyamayacaklarını düşünürler. Şu an onlar için o kadar kıymetlidir ki, sanki birbirlerinden başka kimse yokmuş gibi başka hiçbir şeyi, hiç kimseyi düşünmek zorunda değillermiş gibi hep bu an'da kalmak isterler.

Yavaş yavaş geri çekilirken Vezir, Kudret'in yüzünü avuçlarının içine alır. Ona öyle derin, öyle şefkatle bakar ki Kudret adamın gözlerinde kaybolur sanki. Vezir ona öyle güzel güzel bakarken içinden onu öpmek arzusu geçer. Ama utangaçlığı bu arzusunu engeller. Vezir, "hoşgeldin sevgilim" der. İlk defa böyle bir şey dediği için Kudret anlık şaşkınlaşır hemen kendini toparlayıp kocaman gülümser ve "hoşbuldum" diyebilir sadece, sonra başını hafif önüne eğer. Onun güçlü ve cesur duruşunun yanında bu utangaçlığı Vezir'in çok hoşuna gider. Parmak uçlarıyla Kudret'in çenesinin altından tutup hafifçe yukarı kaldırır, gözlerinin içine bakarken yavaş yavaş eğilir. Kudret bir an dudağından öpeceğini düşünüp hafif kafasını çekip geri gelir. Vezir gözlerine bakar, eğilip yanağından öper. Dudaklarını Kudret'in yanağından hemen çekmez, bir süre öylece durur. İkisi de gözlerini kapatır ve o anı yaşarlar. Sonra Vezir tatlı bir öpücük bırakıp geri çekilir. Ellerini tutar, iki elini tek tek öper.
Vezir: Korkma benden Kudret, çekinme benden, senin istemeyeceğin hiçbir şeyi yapmam.
Kudret: Yanlış anlama Vezir senden korkmuyorum, seni çok seviyorum ama...
Vezir susturur, dudaklarını parmaklarıyla kapatır.
Vezir: şşş tamam kendini açıklamaya çalışma Kudret, ben seni anlıyorum, sen benim canımsın, en değerlimsin. Sen ne zaman istersen ben beklerim seni
Kudret: İyi ki seni sevmişim Vezir, iyi ki sen benimsin
Vezir: İyi ki sen de benimsin sevgilim.
Tekrar sarılırlar. Sonra az ilerdeki banka oturup denizi seyrederler. Vezir bir elini Kudret'in omzuna sarar, diğer eliyle elini tutar.

Vezir: Kudret senin yanındayken başka şey düşünmek istemiyorum, başkalarını konuşmak istemiyorum ama aklımdan geçenleri sen de biliyorsun
Kudret: Biliyorum ne zaman soracaksın diye bekliyorum zaten (der ve gülümser)
Vezir: Eee anlatmayacak mısın neler olduğunu
Kudret: Anlatacak bi şey yok ki Vezir geldiler yemekler yendi, sohbet ettiler çok geç olmadan da kalktılar
Vezir: Emin misin beni susturmak için böyle demiyorsun değil mi
Kudret: Eminim Vezir inanmıyor musun bana
Vezir: İnanıyorum tabi ki ama kıskançlık yapıyorum diye kızıyorsun ya o yüzden böyle söylemiş olabilir misin acaba
Kudret: Vezir rahatsız olmanı gerektirecek hiçbir şey yok, böyle şeylerin huzurumuzu bozmasına izin verme
Vezir: Peki öyle diyorsan öyle olsun bakalım. Karnın aç mı yemek yemeye gidelim mi
Kudret: Biraz acıkmaya başladım aslında, deniz havası acıktırdı galiba
Vezir: Tamam o zaman gel sana balık ısmarlayayım hem bu bizim ilk defa başbaşa yemeğimiz olacak
Kudret: Hadi bakalım Vezir bey beni nereye götüreceksiniz
Vezir: Sürpriz ama çok beğeneceğinize eminim Kudret hanım
Kudret: Sen bu güzel yerleri nereden biliyorsun, kimlerle gittin buralara hııı
Vezir: Bana kıskanç diyene bak, ortada kıskanacak kimse olmadığı halde kıskanıyorsun (sesli bir kahkaha atar)
Kudret koluna hafifçe vurarak iter.
Kudret: Ben soruma hala cevap bekliyorum. Bizim haberimiz olmadan kimlerle geziyorsun acaba
Vezir: Kimseyle değil ya ağayla falan gidiyoruz bazen işle ilgili birileriyle yemeğe çıkılıyor o zamanlar gidiyorum
Kudret: İyi öyle olsun bakalım
Vezir: Asma gül yüzünü benim gözüm senden başka kimseyi görmez. Hadi yemek yemeye gidelim
Oturdukları yerden kalkıp yürümeye başlarlar. Vezir Kudret'in omzuna kolunu atar. Bu şekilde arabaya doğru gülüşerek giderler.