4. bölüm · Kraliyet büyücüsu

Bölüm 4

Gece Rüzgarı

Ölümsüz bir dünyada birisi neden ölmeyi dilerdiki ?

Ben bu Ölümsüz dünyada ölmeyi diledim ilk defa bu hayatı kabul etmeyip ilk defe ölmeyi tercih ettim .

Mine gün içimde gelmiş bir şey ihtiyacım olup olmadığını sormuştu ve tahminimce birazdan yine gelecekti

Kapı açılma sesi ile kapıya döndüm ve tahmin ettiğim gibi mineydi

" ilaç saati liva abla "

" abin nerde mine "

" akademide "

Tm manasında kafamı saladim mineye yanıma gelip oturmuştu.
Güzelce kremi omzuma sürdü buraya geleli yaklaşık 1 hafta olmuştu mine bana çok iyi davranıyordu abiside iyidi ama sabah çok erken saate gidip akşam çok geç saatte geliyordu .

Belkide akademideki görevi farklı diye düşünmüştüm oyuzden mineden buradaki akademinin saatlerini sormuştum oda bana saat 8 ile akşam 6 olduğunu söylüyordu minenin abisi - daha adını öğrenemedim- minenin söyledi saaten erken gidip gec geliyordu bu işte başka bir iş vardı ama bu beni ilgilendirmiyordu oyuzden çok üstüne düşmemiştim

Ama minenin abisi her gün gelip bana bakıyor yaralarımın nasıl olduğuna bakıp gidiyordu bu bi nebzede olsa içimi ferahlatıp beni mutlu ediyordu

♡ seni'mi kalbinimi '

Tabikide beni rahatlatıyor du hem kalbimle bunun ne alakası var ya

♡ onu adam yaklaşınca hızlanan kalbine sor '

Şey.. yok öyle bisey

♡ var

Yok dedim hem sen kimsin ya

♡ ,ic sesininim ben senin var diyorsam var

ya iç sesimisin dış sesmisin bilmem ama YOK

♡ HE he inandım inandım

Ya yok dedimya

İç ses ile olan kavgamızı minenin bölmesi ile sona erdi
" Liva abla beni duyuyormusun"

" hı şey dalmışım da bir şeymi oldu "

" mair abi geldi seninle bir şeyler konuşacakmış "

Tamam der gibi kafa sallayıp mair beklemeye başladım evet buraya geldiğimden beri beni tedavi eden kişi mairdi bu bir haftalık süre baya iyi anlaşmıştık bana oldukça yardımı dokunuyordu

" selam liva nasılsın bugün "

" aynı ilk günden farkım yok hala bacaklarımı hissetmiyorum "

" sen sıkma canını li baksana süper bir haberim var" evet yanlış duymadınız bana li demeye başladı

gözlerimin içe baktı evet dermiş gibi kafa sallayıp dinlemeye başladım

" bak şimdi benim ölümlü dünyada bi kaç arkadaşım var onların olduğu yerdede bu şekilde bacakları da sorun olan insanlar varmış bende senin durumunu arkadaşıma bahsettim oda orda olan bir aletten bahseti orada bu alete tekerlekli sandalye deniyor eğer kabul edersen sana bu aleti almayı düşünüyoruz"

" g- gerçekten peki bu alet yada her neysen işte ne işe yarıyor "

" bak şimdi li bu aleti sandalye olarak düşün ama bu sandalyeye teker ekle ve arkadan birisi seni kolayca ite bilecek şekilde "

Aslında mantıklıydı ama yinede birine yük olacaktım ve ben bunu istemiyordum

" mair hersey için teşekkür ederim ama ben...beni biliyorsun ben kimsenin yükü olmak istemiyorum "

" li sen bize yük değilsin "

" sana değilim ama baksana minenin dediğine göre abisi ben geldim geleli daha çok çalıyor ben gelmeden önce bu kadar çok çalışmıyormuş mair "

" li o senin düşündüğ-"

" doğru söylüyorsun liva sen geldin geleli daha çok çalıyorum ve bunun sebebi senin gelmen "

Bunun sebebi sensin
Bir cümle nasıl bukadar can yakardı ki
Gözümden bir damla yaş düştü mair 'e döndüm

" al bana onu mair amasenden bir şey daha istiyorum "

" bana kasabanın meydanına en takin yerden bir ev tut mümkünse tek katlı ce eşyalı "
Dedim ve yatağın kenarında duran çantamı alıp içinden bir kese gümüş çıkarıp verdim
" ha bu demir bana elbise dır pelerin falan alıp koy olurmu "

" ama li sen on-"

" mair eğer yapmayacaksan şöyle bana başkasını bulayım "

Elim benden izinsiz akan gözyaşlarımı sildim
Mair de ayaklanmıştı

" mair mümkünse bugün içinde bitir bu işi olurmu"

Tamam dergibi kafasını sallayıp dışarı çıktı ardından minenin abisi bana acıyan gözlerle söz kez bakıp çıktı ... belkide benim kaderi buydu hep yanlış ve acınası olmak...