1. bölüm · Korubeni
Başlangıç
Herşeyin başladığı o gündü. Her zamanki gibi üniversitedeki arkadaşlarımla takılırken telefonum çaldı. Arayan abimdi. Sürekli erkeklerle konuşmamam için beni saat başı uyarıyordu. Abi olarak bana baskı uygulaması tabikşde hoşuma gitmiyordu. Abimin tekrarlayacağı sözleri dinlememek için telefonu meşgule attım. Filtre kahvemden büyük bir yudum alınca Feride tiksintiyle bana baktı.
"Hayatımda senin kadar zevksiz,midesiz bir insan görmedim."dedi yüzünü buruşturarak. Aynı ifadeyle ona karşılık verdim. "Sana sormak gerek. İçtiğin o iğrenç şekerli şeydense bu daha iyi. En azından kahvenin tadını alıyorum!"
"Kim kahvenin o acı tadını almak ister ki? İğrenç bir tadı var."
"Ne diye içiyorsun o zaman?"
"Çünkü şekerli olunca tadı güzel oluyor!"
"Kahvenin has tadını almadığında kahve içmenin ne anlamı kalıyor?"
"Bunu seninle tartışmayacağım!"
Feride en yakın arkadaşımdı. Her şeyimizle çok uyuşurduk ama sadece görünüşümüz ve kahveyi nasık içtiğimiz faklıydı. O kahvenin şekerli daha iyi olduğunu savunurdu,bense sade. Arkadaş ortamında bunun kavgasını neredeyse her kafeteryaya indiğimizde yapardık. Arkadaşlarımız bu duruma alışmıştı bu yüzden laf etmiyorlardı.
Kahveden bir yudum alınca telefonum yine çaldı. Zil çaldığı için telefonu cebime koydum,ders saati telefona bakmak yasaktı. Sınıfa girdiğimde telefonum hâlâ ısrarla çalıyordu bende açmamakla ısrar ediyordum. Telefonu umursamayıp dersi dinlemeye başladım. Mesleğimi elime almıştım,aldığım dersler hocalık etmem içindi. Bizim gibi olanlara ders vermek için ders alıyor ve kendimizi geliştiriyorduk. Bunun içinde sınavlara giriyorduk.
Cebimdeki telefon yine titreyince hocadan izin alıp tuvalete gittim. Bu normalde yasaktı ama dersi es geçip telefonu açtım.
Bıkkın bir sesle "Dersteyim ve bil,erkeklerle konuşmuyorum!"dedim.
"Senin erkeklerle olman umurumda değil. Dersten çıkıp karakola gel,"
"Karşında mal mı var senin? Şaka yaptığını biliyorum,uğraştırma beni. Dersteyim ve bir daha-"
"Sana karakola gel dedim aptal! Gerçekten karakoldayım. Bir iftira atıldı ve şu an kayıtlarda bir kadını öldürmüşüm gibi gözüküyorum. Hapishane görevlisi biri var,onu tanıyorum. Ondan beninle ilgili olan belgeleri çalman gerekiyor."
"Ne? Senin için adaleti mi çiğneyeceğim?"
Hâlâ anlamamıştım. Abim karakoldaydı,bir kadını öldürmekle suçlanıyordu ve benden onu kurtarmam için adaletle oynayacağımı mı söylüyordu? Gereken avukatları tutabilirdim,yapacağım tek şey buydu. Benden buhu istemek yerine neden hapishane görevlisinde olan belgeleri çalıyordum?
"Abi avukat tutarız,savunur seni,neden belge çalıyorum?"
"Avukatlar beni savunur mu sanıyorsun gerizekalı? Tüm deliller suçlu olarak beni gösteriyor. Az zamanım kaldı,çabuk o belgeleri bul ve beni beuradan çıkar!"dedikten sonra telefonu suratıma kapattı.
Abimi kurtarmak için canımı verirdim ama ben hapishane görevlisini nerede bulacaktım? Abim bir isim vermemişti. Abimi aradığımda açmamıştı. Yapmam gereken şey abimin tutulduğu karakolu bulup onda isimleri almaktı ama abimin hangi karakolda olduğunu da bilmiyordum ki! Beni düşüncelerimle baş başa bırakmıştı.
***
Civardaki tüm karakollara abimin ismini vermiştim ama hiçbirinde çıkmamıştı. Son gittiğim karakolda abimin burada tutulduğunu öğrendim. Abimle görüşme ayarlamam için hapishane görevlisiyle konuşmam gerektiği söylendi. Abimi kurtarmak için belgelerini çalacağım adamın yüzünü görmem iyi birşeydi. Karşısına oturduğumda mavileri beni göz hapsine aldı. Beni süzdükten sonra dosyayı açtı. Abimin neden tutuklandığını delilleriyle anlattı. Adamın anlattıklarını anlamıştım,gerçekten de tüm kanıtlar abimi suçlu çıkarıyordu. Peki ben abimi nasıl kurtaracaktım?
Hapishane görevlisinden izni aldıktan sonra abimi görmeye demir parmaklıklara gittim. Abim beni bekliyormuş gibi ayaktaydı. Polisin gidince abime döndüm.
"Nasıl oldu?"
"Birileri iftira attı işte,sen belgeleri alabildin mi?" Başımı iki yana salladım. "Beceriksiz,bir de aile lideri olacaksın."dedi arkasını dönerek.
Sol elimin avuçiçine baktım,korubeni kelebeğinin damgası vardı. Bu bir gelenekti. Fransa'dan soylanmış bir aileydik. Doğan bebekler 1 yaşına girdiğinde kelebek bahçesine götürülürdü. Kelebeklerden hangisi bebeğin üstüne konarsa bebeğin o kelebeğin soyundan geldiği inanılırdı. Bebeğe konan kelebeğin görüntüsü bebeklerin avuçiçine damgalanırdı. Bebek olmaları umursanmazdı,kor gibi yanan ateşe damganın mührü gelene kadar bekletilir,sonra avuçiçine damgalanırdı. Bana konan kelebek korubeni kelebeğiydi.
Bir başka geleneğe göre de ailenin sıradaki lideri bebek doğduğunda ağlayıp ağlamadığına bakılırdı. Ağlamayan bebeğin güçlü olduğuna inanılıp sıradaki aile lideri olarak onu seçerlerdi. Bizim ailede doğduğunda ağlamayan bir bebek yoktu ve şu an aile lideri babamdı. Babamdan sonra ailenin başına geçecek kişiui seçemedikleri için büyükbabamlar beni seçmişti. Ablam ve abimin aksine ben sanatta ve dövüşte onlardan daha iyi olduğum için babam öldükten sonra ailenin başına ben geçecektim.
Abim olduğu yerde volta atarken "Doğru mu anladım?"dedim. Bana döndüğünde "Seni bir cinayet işlemekle suçluyorlar ama bu gerçek değil,sende benden seni buradan çıkarmamı istiyorsun. Doğru mu?"dedim. Sesimi kimse duymasın diye kısık çıkarmaya çalışıyordum.
"Evet ve yapman gereken şey benimle ilgili dosyayı almak. Oradaki delilleri mahkeme zamanı gelmeden temiz bir şekilde yok etmen gerekiyor."
"Peki,bunu nasıl yapacağım? Hapishane görevlisini gördüm ama ondan belgeleri çalmak kolay olmaz."dedim. Sesim tedirgin çıkıyordu. Korkuyordum,abimi yıllarca bu parmaklıklar ardında görmekten korkuyordum.
"Bir yolunu bulursun sen,"
"Üstüme attığın sorumlulukla nasıl yolumu bulayım? Bir fikir ver,"
Gözlerini yere dikip dalgınca düşünmeye başladı. Bana dönüp "Buldum,"dedi. "O adamın evine taşınabilirsin,ya da oğlunun. Böylelikle evde o adama yakın olursun,"
"Adama evinize taşınabilir miyim desem kabul edecek sanki,"
"O zaman onunla evlen,"
"Ne?"dediğimde polis kapıyı açtı ve çıkmam gerektiğini söyledi. Abime döndüğümde dudaklarını oynatarak "Dediğimi yap,"dedi. Karakoldan çıktığımda kaldırım kenarına oturup düşünmeye başladım. Abim hiç tanımadığım bir adamla sırf onu kurtarmam için evlenmemi istiyordu. Okuldaki arkadaşlarımdan beni kıskanan abim,şimdi kendisi kurtulmak için beni tanımadığı bir adamın ellerine teslim ediyordu.
Karakolun arka kısmında dere akan bir yer vardı ve derenin üstünde bir köprü vardı. Köprüyü gördüğümde ayağa kalkıp dirseklerimi trabzanlara yaslayıp düşünmeye başladım. Abimin bu dediğini nasıl yapacaktım? Sadece abim değil,ailem için canımı bile verirdim ama özgürlüğümün elimden gideceğini hiç düşünmemiştim.
Eğer adamla anlaşıp evlensem bir sorun olmazdı. Adama abimin masum olduğunu söyleyip onu hapishaneden çıkarmasını söylesem ve daha sonra işim bittiğimde boşanacağımızı söylesem sorun olmazdı. Böyle düşünüyordum ama ben hapishane görevlisinin oğlunu nerede bulacaktım?
Kulağımın dibinden gelen "Selam," sesiyle olduğum yerde sıçradım. Baktığım erkek "Korkuttuysam özür dilerim,"dedi. Nasıl bakıyorsam gülmemek için yanağını dişledi. Bu adamı bir yerden tanıyordum. Dergi kapaklarını süsleyen ve para avcısı kadınların ağzından düşmeyen Poyraz Karayel değil miydi? Yeraltının bilinen en karanlık adamıyla mı karşılaşmıştım? Herkesin dediği gibi o kadar korkunç bir adam gibi görünmüyordu. Parlak koyu kahve saçları ve hafif elaya kayan gözleri onu çok nefes kesici gösteriyordu.
"İyi olduğuna emin misin?"diye sorduğunda yüzüne daldığımı anladım. Utandığımı belli eden yanaklarımı gizlemek için başımı eğdim ve "Evet."dedim.
Önüme dönüp akan dereye bakarken o da benim yaptığımı yapıyordu. Bana dönüp "Adın ne?"diye sorduğunda söylemedim. Yeraltının en karanlık adamlarından birinin dikkatini çekmek istemiyordum. Söylemediğimi görünce susup önüne döndü.
"Karakoldan çıktığını gördüm,bir sorun mu var?"deyince bıkkınlıkla "Olsa bile bu sizi ne ilgilendirir?"dediğimde hafifçe kaşlarını çattı. "Belli ki bir sorun var?"
"Evet,var. Ne yapacaksınız,derdime derman mı olacaksınız?"
"Ne oldu birden bire? Yüzüme hayran hayran bakarken pekte sinirli görünmüyordun?"dediğinde tuttuğum trabzanı utançla sıktım ve yüzümü başka yöne çevirdim. Bunu gördüğünde arkadan gülüşünü duydum. Altdudağımı dişleyerek önüme döndüğümde "İstersen anlatabilirsin,"dediğinde yüzümü ona çevirdim,"Sır tutabilir misin?"diye sorduğumda başını salladı. İnanmadığım için gözlerimi kısıp ona baktım ve serçe parmağımı kaldırdım. "Kimseye anlatmayacağına söz ver,"dediğimde gülerek serçe parmağını uzattı. "Söz,"deyip serçe parmağımızı kenetlediğimde elimi çekip dereye döndüm.
"Abim hapiste,"dediğimde bunu anlatıp anlatmamakla tereddüt ettim. Şu an bunu her ne kadar birine anlatmak istesem de anlatmamaya karar verdim. Uzun suskunluğumun sebebini anlamak için "Ee?"dediğinde "Bu işte,abim hapiste diye üzgünüm."dedim. Kaşlarını kaldırıp "Bu mu?"dediğinde başımı salladım. "İstersen bunu halledebilirim,"dediğinde hızla ona dönüp "Abimi kurtaracak mısın?"dedim. Başını salladığında omuzlarım düştü. "Bunu neden yapasın ki?"
"Çünkü genç bir hanımefendinin abisi hapse girdi ve bunun için üzülmesi hiç hoşuma gitmedi."
"Sen her hapse girenleri böyle yakınları üzülüyor diye çıkarıyor musun?"
"Hayır,"
"Ee,neden bana böyle bir iyilik yapıyorsun o zaman?"
Yüzüme bakarkenki ifadesi beğeni doluydu. Bakışları her zerremde gezinirken ben de onu izliyordum.
"Çünkü sen hoşuma gittin,"
"Ne yaptım da hoşuna gittim?"
"Bilmem,sevdim işte seni,"
"Sevme beni,"dediğimde çatılan kaşları umurumda değildi. Yeraltındaki adamlardan birinin beni beğenmesi hoşuma gitmemişti. Bu adamla şans eseri karşılaşmışken onun dikkatini çekmemek için herşeyi yapıyordum.
Önüme dönüp dereyi izlediğimde arkamdan "Abinin adını ver"diyen sesini duydum. Bu adamın yardımını alıp abimi kolayca çıkarabilme şansım varken "Ben hallederim."dedim.
Gerçekten çok gerizekalı bir kızım.
"Abimi kurtarmana gerek yok,ben bir yolunu bulup onu çıkaracağım."dediğimde "Peki,"deyip gittiğini adım seslerinden anladım. Beni burada yalnız bırakınca iki elimle şakağıma vurdum. Ne yaptığımın farkına şimdi varıyordum.
"Aptal! Yardım etmek istiyor işte,he desene!"diyordum kendi kendime. Köprüde kimse olmadığı için rahatça kendinle konuşabiliyordum. Önüme dönüp dereyi izlemeye devam ettim. Derenin üstündeki nilüferler hoşuma gitmişti. Bir kurbağa nilüfere atlayıp suya düştüğünde küçümseyici tavırla güldüm.
"Sanırım tek gerizekalı ben değilim."
