1. bölüm / 2
Korku Koleksiyonu1.Sezon 1.Bölüm-Taksi
Bölümler 2Şu an: 1.Sezon 1.Bölüm-Taksi
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Polis merkezindeki sorgu odasının cılız lambası, masanın üzerindeki titreyen elleri aydınlatıyordu. Kaito, karşısında dosyalarla ilgilenmekten sıkılmış, umursamaz memura bakıyordu. Gözlerinin altı çökmüş, uykusuzluktan kızarmıştı.
"Size anlatıyorum..." dedi Kaito, sesindeki öfkeyi zorlukla bastırarak. "Dört kişiydik. Ayumi’nin evi uzaktı, taksi çağırdık. Normalde beş dakikada gelen araç, tam kırk beş dakika sonra geldi. Taksicinin yüzünde... bir gariplik vardı. Sanki bir şeye donup kalmış gibiydi.
"Memur, gözlerini kağıtlardan ayırmadan mırıldandı: "Gece vakti yorgunlardır evlat, boş ver sen bunları. Git evine, dinlen.
"Kaito o an anladı; hiç kimse gerçeği görmeyecekti. Ayumi’den sonra üç genç daha kaybolmuştu ve hepsinin ortak noktası aynıydı: Geç gelen bir taksi.
Kaito odasına kapandı. Duvardaki haritalar, kaybolanların fotoğrafları ve üzerine kırmızı kalemle atılmış çarpılar, odanın havasını ağırlaştırıyordu. Okulu bıraktı, sağlığını hiçe saydı. Tek bir amacı vardı: O taksiciyi bulmak.
Günler boyu şehri arşınladı. Farklı noktalarda onlarca taksi çağırdı. On dakika, on beş dakika... Hepsi sıradandı. Pes etmenin eşiğindeyken, haritada o uğursuz noktayı fark etti; Ayumi’nin taksiye bindiği o köşe.
Saat gece 02:30.
Ayumi’nin sokağında zifiri bir karanlık hakimdi. Sokak lambaları bozuktu, sanki şehir bir şeyler saklamak için gözlerini kapamıştı. Kaito, bir duvarın gölgesinde nefesini tutmuş bekliyordu. Elindeki telefonun kayıt tuşu açıktı. Dakikalar geçiyor; 30, 40, 45...
Sokağın başında o farları gördü.
Karanlığı yırtan iki sarı far, ağır ve ürkütücü bir sessizlikle yaklaştı. Araba durduğunda motorun sesi, geceyi bir bıçak gibi kesti. Kaito arka kapıyı açıp bindi. İçerisi rutubet, küf ve açıklanamaz bir çürümüşlük kokuyordu.
"Merkez istasyonuna," dedi Kaito, sesi titreyerek.
Şoförden çıt çıkmadı. Kaito, dikiz aynasına odaklandı. Şoförün başı, sanki boynu kırılmış gibi imkansız bir açıyla öne, göğsüne doğru düşmüştü. Araba aniden hızlanmaya başladığında, sokak lambasından gelen bir ışık huzmesi şoförün olduğu yeri aydınlattı.
Kaito dehşetle donup kaldı. Aynadaki yansıma bir insanın yüzü değildi; sadece donuk, ifadesiz ve göz çukurları boş bir maskeydi. Taksi, şehrin ışıklarından uzaklaşıp karanlığın derinliklerine doğru süratle ilerlemeye başladı. Kaito, kapı kolunu tuttu ama hareket edemedi.
Kaçış yolu kapanmıştı.
Kaito, kapı kolunu var gücüyle zorladı, ancak kilit mekanizması sanki aracın bir parçası olmuş gibi yerinden oynamıyordu. Dehşet içinde dikiz aynasından şoföre baktı; adamın her hareketi, sanki bir kuklanın iplerini çeken bir el varmış gibi mekanikti. Ölüm korkusu Kaito’nun boğazına bir pençe gibi yapışmıştı, nefesi kesiliyordu. Ama garip bir şekilde taksi, Kaito'nun gitmek istediği rotayı izliyordu. "Belki de sadece delidir," diye düşündü Kaito, içinde minik bir umut kırıntısıyla.
Gizlice telefonuyla kayda devam ediyordu. Ancak, ekranın köşesindeki şarj göstergesi %92'yi gösterirken, cihaz bir anda karardı. Telefon elinde ağır bir taş gibi soğudu.
Derin bir sessizliğin ardından, önden bir kıkırdama yükseldi. Bu bir insanın değil, sanki paslı bir menteşenin gıcırtısı gibiydi. Adam, o iğrenç ve titrek sesiyle konuştu:
"Sen... hayatımda gördüğüm en yakışıklı çocuksun."
Kaito olduğu yerde donup kalmıştı. Yaklaşık on dakika süren o kabus yolculuğu, hedefe varıldığında sona erdi. Kapı, hiçbir müdahale olmadan "tık" sesiyle açıldı. Kaito, titreyen elleriyle cüzdanına uzandı. "Borcum ne kadar?" diye sordu, sesi zar zor çıkıyordu.
Adam bir an duraksadı, sanki böyle bir soruyla karşılaşmayı hiç beklemiyordu. Şaşkınlıkla boğuk bir rakam telaffuz etti: "2.400 Yen..."
Kaito, parayı koltuğa bırakıp hızla dışarı çıktı. Adam arkasından mırıldandı: "Kariyerim boyunca aldığım ilk para... hihihi..."
Kaito, tam o an arabanın iç ışıkları otomatik olarak yandı. Kafasını çevirdi ve o korkunç görüntüyle yüzleşti. Adam 50-60 yaşlarında, üç numara saçlıydı. Ancak yüzü... yüzü sanki erimiş bir mum gibi aşağıya doğru akmıştı ve gözleri tamamen bembeyazdı. Gördüğü şey bir insan değil, bir kabustu.
Kaito, arkasına bakmadan, ciğerleri patlayana kadar bağıra bağıra kaçmaya başladı. Evine vardığında güvenli olduğunu anladı. Şaşırtıcı bir şekilde ona zarar gelmemişti.
Kaito bilmiyordu; o takside borcunu ödeyen ilk kişiydi.
Diğer kurbanlar, kapı açılır açılmaz kaçmaya çalışmışlardı. O lanetli takside, kaçmaya yeltenenleri adam kahkahalar atarak, uzayan kol ve parmaklarıyla yakalıyor, onları zorla içeri çekiyordu. Ve o taksinin kapıları bir kez kapandığında, içeride duyulan tek şey, parçalanan bir bedenin sesiydi.
Bölüm etkileşimi
