8. bölüm · Koridorun Gölgesinde
Kendime Hediye Cumartesi
~Bölüm 8
Saat on ikide kalktım. Kahvaltı yapacaktım, bakım yapacaktım, alışverişe ve kafeye gidecektim. Bugün annemler sabahtan gitmişlerdi. Uzakta oturan teyzemlerin yanına gidip akşam geleceklerdi.
Evde yalnızdım ve istediğim herşeyi yapabilirdim. Çoook mutluydum. Son ses müzik açarak tavada omlet yapmaya başladım, bir yandan da şarkıyı söyleyerek dans ediyordum.
"Justin (rrr)
Show you off
Tonight, I wanna show you off (ay, ay, ay)
What you got, uh
A billion could've never bought (ay, ay, ay)
We gonna party like it's 3012 tonight
I wanna show you all the finer things in life"
Zil çaldı, hızlıca kapıya gidip açtım. Sipariş ettiğim ekmekler gelmişti.
-Tesekkürler. Kolay gelsin.
Kurye kaskının camını indirirken "sağol" dedi ama benim dikkatimi çeken şey tanıdık gelen yeşim gözler oldu.
Kapıyı kapatıp ocağa koştum, az daha yanıyormuş. Hemen altını kapattım. Masaya kurulup kahvaltımı bitirdim.
Bugün bulaşıkları yıkamaya uğraşmayacaktım bu yüzden sadece makineye dizip duşa girdim.
"Everything shower" olacaktı o yüzden de şimdiden iyi hissediyordum. Hemde yeni aldığım köpüğü "sugar cookie"yi de deniyebilecektim.
Duştan çıkınca kafamda havlu üstümde bornozla yatağıma attım kendimi. Tırnaklarıma ve cildime bakım yaptıktan sonra kendimle bu haftayı da atlattığım için gurur duydum.
Saçımı kurutup bigudilere sardım. Yeni aldığım sarı midi boy elbiseyi giyecektim ve hafif bir makyaj yapacaktım. Elbisemle uyumlu açık sarı bir oje sürdüm.
Hazırlandıktan sonra tek kalan bigudileri açmaktı. En önemli adımlardan biriydi. Bugün bu saç beni ya vezir edecekti yada rezil.
Neyseki gayet hoş ve güzel oldu. Aksesuarlarımı da takındıktan sonra çıktım. Biraz uzak bir yer olduğu için taksi çağırdım. Yaklaşık bir yirmi dakika sonra vardım. Bugün cumartesi olduğundan biraz kalabalıktı heryer, özellikle de meydan.
Önce kafeye gidecektim daha sonra ise alışverişe. Kafede boş bulduğum bir yere oturdum. Saat şimdiden beş olmuştu. Canım buzlu bir şeyler istiyordu, içim yanmıştı.
-Buyrun, karar verdiniz mi siparişinize?
Yanıma gelen garsonu farketmemiştim. Kafamı kaldırıp baktığımda beyaz tenli, çilli ve kızıl saçlı çok tatlı bir kız gördüm.
-Oha çok güzelsin.
-Yaa teşekkür ederim inanır mısın bende tam sana aynısını söyleyecektim.
Bir süre gülüştükten sonra sıra siparişimi vermeye geldi.
-Ice americano ve çikolatalı cheesecake alayım lütfen.
-Tabi hemen.
Siparişimin gelmesi çok uzun sürmedi. Ice americano, cheesecake ve bir de kurabiye. Ne, kurabiye mi? Kafamı kaldırıp garson kıza baktım.
-Benden sana ikram.
-Teşekkür ederim çok tatlısın.
-O senin tatlılığın aşkım.
Ya bu kız niye bu kadar tatlı yaaaa. Önce masanın fotoğrafını çektim. Ice lattemden bir yudum alırken midemde uçuşan kelebekler hissettim. Kurabiyeyi en sona bırakacaktım ki ağzımda onun tadı kalsın.
Cheesecake de çok güzeldi. Zaten bu kafenin bütün tatlılarına bayılıyordum. Tek sorun ise evime biraz uzak olmasıydı.
Sonra yanımda getirdigim romanı açıp okumaya başladım, XOXO. Resmen kitabın yarısına gelmiştim, o kadar güzel ilerliyordu ki çok tatlı bir kitaptı.
Ben tatlılarla ve kitapla kendimden geçerken bir anda birinin karşımdaki sandalyeye oturduğunu fark ettim. Siyah bir güneş gözlüğü takıyordu.
Kafamı kaldırıp dikkatle baktığımda kim olduğunu fark ettim, keşke etmeseydim.
