5. bölüm · Koridorun Gölgesinde
Karanlık Bodrum
~Bölüm 5
Ders zilinin çalmasına beş dakika kalmıştı. Hoca kitap kalemlerini topluyordu ve bir anda aklına bir şey gelmiş gibi ağzını açtı.
-Bu arada çocuklar, haftaya okul başkanlığı için seçimler olacak. Aday olmak isteyenler el kaldırsın şuraya, not edeyim.
Hoppala yine başladı bizim mesai... İki kişi el kaldırdı zaten. Tabii ki Kylie ve... Matéo. Matéo, iyi ve çalışkan bir çocuktu, okula bu sene değişim öğrencisi olarak gelmişti. Şu ana kadar hep Kylie kazanırdı. Bu sefer de onun kazanacağını düşünüyordum.
Zil çalınca Kylie'ler tüm sıraları tek tek gezerek zorla veya rüşvetle oyları kendine çekmeye çalışıyordu. Ve... sıra bana geldi. Sıramın etrafını bir kurt sürüsü misali sardılar. Kylie sıranın tam önünde ellerini sıraya koymuş bir şekilde durdu.
-Seeelam! Çöp kovasııı. Kime oy vereceğini biliyorsundur diye düşünüyorum, öyle değil mi?
-Mateo'ya vereceğim oyumu, o senden daha..
Yüzüme bir tokat yememle cümlem yarıda kaldı. Bıkmış gibi nefes vererek konuştu.
-İlla öğreteyim istiyorsun değil mi?
Dişlerini sıktığı belli oluyordu. Boğazımdan yakalayıp kendine çekti. Uzun tırnakları derime batıyordu ve parmaklarının ucunu bastırmaktan da canım yanıyordu.
-Neden anlamıyorsun Aby. Yapman gereken şey çok basit, tıpkı senin gibi.
Konuşurken nefesi yüzüme vuruyordu. Beni süzerken yüzünde tiksinme ifadesi vardı.
-Gerçekten çok aptalsın. Şu haline baksana rezil bir şeysin. Sen olmak çok utanç verici olmalı.
Yüzümü dahada sıkarak nefes verdi
-Beni uğraştırma vereceksin işte oyu bana. Biraz da kafanı çalıştır.
Yüzümü fırlatır gibi bıraktı. Sarsıldım, kafamı geri kaldırıp Kylie'ye bakmak için kaldırıyorum.
-Hayır! Ne olursa olsun ben...
Yüzüme ikinci bir tokat yiyerek dengemi kaybedip sandalyeyle yere yapıştım. Yükses bir ses çıktı düşmemle. Hepsi gülüyordu bu hoşlarına gitmişti. Ama bir kişi dışında... Alex
Elleri cebinde bir yerlere dalmış gibi duruyordu.
Yere düştüğüm şekil dizlerimi kendime çekip top oldum. Gülüşmeler devam ederken aklıma müthiş bir fikir geldi. Hafifçe doğrulup çantamı kaptım ve çıkışa koşmaya başladım. Nereye gittiğim hakkında bir fikrim yoktu sadece koşuyordum.
Kollarımla çantama sarılmış ve merdivenlerden sonuna kadar aşağı inmiştim. En alt kat biraz daha karanlıktı. Adımlarım az da olsa yavaşlamıştı.
İlerlerken bir duvara çarptım önüme bakamadığım için. Yere düştüm. Kafamı kaldırdığımda onun bir duvar olmadığını fark ettim. O sağlam sert şey Alex'in sırtıymış.
Ardından arkasını dönüp benim ben olduğumu anlayınca gözlerime baktı.
-Aby?
Bana doğru bir adım attı. Yüzü merakla bakarken beni süzdü. Korktum, neden geliyordu. Çantamı bir kenara koyup geri geri ellerimle gitmeye başladım.
-Burada ne işin var?
Adım atmaya devam etti, ben de geri gitmeye.
-Asıl senin burada ne işin var?
Sadece burnundan güldü, cevap vermedi. Normalde de olan boy farkı mesafemiz ben yerde olduğumdan daha da fazlaydı.
-Sen... Kylielerin yanında değil miydin, neden buraya geldin?
-Canım istedi de ondan. Sana mı sorcam.
Adım atmaya devam ediyordu kör olasıca. Yukarıda yaptığım gibi biranda kaçmak geldi aklıma, bu çok mantıklı bir fikirdi.
Kendimi biraz daha geri sürükledikten sonra bir anda arkamı döndüm, ellerim ve ayaklarım yerde ilerlerken ayağa kalkmak için hızlandım ve ayaklarıma güç uyguladım.
Bir anda kolumda bir el hissettim. Beni döndürerek kendine çekti. Direkt onun göğsüne yapıştım. Birkaç saniye öylece kalıp yüzüne baktım, dudaklarına. Yüzü kusursuz derecede yakışıklıydı. Kendimi ondan biraz uzaklaştırdım.
-Ayıp ya öyle süzülür mü bende süzerim o zaman alla alla.
Gözleri vücudumda gezdi ve duraksadı, göğslerimde.
-Yaaaaaaaaaa bırak beni pislik şey.
Ayaklarımla onun malum yerine tekme attım. Acıyla yüzünü buruşturdu ve beni bir anda bıraktı ama dengemi kaybettim.
Bir anda tüm ağırlığımla düştüm ama onun üzerine. Yüzü acıyla kasılırken göğsüm göğsünde ellerim omuzlarındaydı. Yüzümüz, dudaklarımız birbirine çok yakındı.
Yüzünü incelemeye devam ettim. Lan çocuk acı çekiyor kalk bi zahmet üstünden diye düşündüm. Hızla kalktım ki kolumu tutup kendine geri çekti.
Çarpmaylada dudaklarımız birleşti.
