1. bölüm · Köksüzler
KÖKSÜZLER
“Kurt kışı atlatır ama yediği ayazı unutmaz. Biz de o kış yediğimiz ayazı hiç unutmadık; kurt değildik belki ama üşümüş altı küçük kuştuk.”
— “Sılaa, abim çekime geç kalıcaz hadi!”
Sıla, yarı uykulu hâliyle telefonunu eline aldı, aceleyle hazırlanıp Boran’ın yanına koştu. Son yıllarda ikisinin hayatı bambaşka bir yola girmişti. Önce masum birkaç video, sonra binlerce beğeni… Şimdi ise sosyal medyanın en popüler isimleri haline gelmişlerdi.
Abi-kardeşin birlikte çektikleri videolar, izleyenlere doğal ve samimi geliyordu. İnsanlar onları “gerçek” buluyor, sıradan influencer’lardan ayırıyordu. Zamanla büyük bir ekip kurmuşlardı; başka içerik üreticilerle birlikte çalışıyor, projeler hazırlıyor, her gün daha da büyüyorlardı.
O gün de yeni bir çekim vardı. Stüdyoya vardıklarında masanın etrafında kahkahalar yükseliyor, kameralar kayıttaydı. Ekin, her zamanki enerjik hâliyle sohbeti yönetiyor; Boran ve Sıla, yan yana oturmuş izleyenlerin gönlünü kazanan uyumlarını sürdürüyordu. Video kısa sürede paylaşıldı ve sadece birkaç saat içinde trend listelerinde #1 numaraya oturdu.
Ama işte sorun da buradaydı.
Son zamanlarda yorumlar değişmeye başlamıştı.
“Sıla Boran’a işaret mi veriyor?”
“Masadaki hareketleri çok tuhaf, sanki Boran’a gizli bir şey anlatıyor.”
“Ekin’in bakışları fark ettiniz mi? Resmen kıskanıyor gibi…”
“Sıla iyi değil, gözleri çok şey söylüyor ama kimse fark etmiyor.”
İlk başlarda bunlar sadece alaycı söylentiler gibi gelmişti. Ama artık yorumlar artıyor, her videoda aynı şeyler konuşuluyordu. Boran da, Sıla da sessiz kalıyordu… sanki aralarında görünmeyen bir anlaşma vardı.
Ekipteki herkes bu söylentileri duyuyordu ama hiç kimse cesaret edip açıkça konuşmuyordu. Çünkü herkes farkındaydı: bu işin içinde yalnızca sosyal medyanın göremediği, çok daha büyük bir sır vardı.
