5. bölüm · Köksüzler
Köksüzler 5
Boran, Sıla'nın başucunda dururken bir süre sessizce onu izledi. O an, odada yalnızca titreşen hava ve dışarıdaki rüzgarın uğuldaması duyuluyordu. Bir an için gözleri, geçmişin karanlık köşelerine kaydı. Sokaklarda geçen yıllar, geceyi sabaha bağlayan o korkunç sessizlik, onları her an takip eden yalnızlık… O zamanlar da böyleydi.
Sadece Sıla'nın güvenli elleri ve birbirlerine duydukları o derin bağ, onlara hayatta kalmak için güç veriyordu.Sıla bir süre sessizce kaldı. Başını yastığa gömmüş, arada bir titriyor gibiydi, ama Boran dikkatle ona baktığında fark etti, küçük kız hâlâ aralarındaki güveni, o eski bağları hatırlıyor gibiydi.
"Sokaklarda hayatta kalmak, her an korku içinde yaşamak... O zamanlar düşündüğümüz gibi değilmiş değil mi?" diye mırıldandı Boran, gözleri hâlâ geçmişin gölgelerinde.Sıla, önce abisinin yüzüne baktı, sonra gözlerini bir an kapatıp derin bir nefes aldı. O eski günleri, öfke ve korkudan başka bir şey hatırlamıyordu, ama abisinin sesindeki
kırılganlık bir şeyleri değiştirdi. Bazen sadece birlikte olmak, o eski karanlıkları unutmak için yeterli oluyordu."Hatırlıyor musun?" diye sordu Boran, gözleri uzaklara dalarken. "O geceyi… o terkedilmiş binayı... Geri döndüğümüzü… senin ellerindeki kanı..."
Sıla, gözleri pür dikkat abisinin yüzüne odaklanırken bir anda vücudunda hafif bir ürperti hissetti. Geçmişi hatırlamak, hâlâ içlerinde kopan fırtınaları uyandırıyordu. O sokaklar, o korkunç geceler… Hepsi şimdi, şu an, bir kabus gibi uzak bir yerden onları takip ediyordu.
