9. bölüm · Kızıl Şafak

6.BÖLÜM: SAKLANAMAYAN DUYGULAR-PART II

Uwu Kizi

YÜZBAŞI KADER CANDAN'IN ANLATIMIYLA;
Akşam olduğunda hepimiz Ömer abinin evindeydik,Ömer abi ısrar etmese buraya gelmeyi düşünmezdim bile cidden böyle ortamlardan hiç haz etmiyordum kutlama veya eğlence tarzı şeyleri sevmezdim buraya zaten zorla gelmiştim

Diğerlerine baktığımda hallerinden memnun görünüyorlardı İmha söylediğim gibi Turnayı getirmişti, Turna İmha ve Çaylak'ın yanından ayrılmıyor

Benim gibi bu ortamlardan memnun olmayan bir daha vardı, o kişide Ömer abinin kardeşi olacak Yaman Atakan namıdeğer Tilkiydi

Ona ilk geldiği günden beri sinir oluyordum sanırım tek ortak yönümüz ikimizin de böyle ortamları sevmemizdi

Tilki söylenerek "Buna gerçekten gerek var mıydı?"

Ömer abi kardeşine gülümseyip "Görevler sizi yoruyordu biraz eğlenin istedim küçük kardeşim"

Bu sefer ben konuştum "görevde olmayı tercih ederdim"

Ömer abi hala gülümsüyordu "Hadi ama mızıkçılık yapmayın" sonra Tilkiye bakıp "özellikle sen huysuz keçi"

Tilkinin yüzü kızardı, çünkü herkes ona bakmaya hatta alttan alttan gülmeye başlamışlardı

Tilki utançla abisine bakıp "Ağbi! Anlaşmıştık hani bana bir daha 'huysuz keçi demeyecektin"

"Ben öyle bir şey dedim hatırlamıyorum"

"Bana huysuz keçi deme sevmiyorum" diye mızmızlandı Tilki

"Huysuz keçi"

"Ya abi!"

"Efendim huysuz kardeşim"

Tilki oflayınca Ömer abi daha çok gülmeye başladı "Abilere of denmez"

"Peki ablama onun hırkasını çaldığını söylesem ne olur"

"Hele bir söyle ben o zaman canı okumuyor muyum" dedi Ömer abi bu sefer sinir olan oydu

Atakanlar üç kardeşti; en büyükleri 36 yaşındaki Afra Atakan'dı, ortancaları 34 yaşındaki Ömer Atakan ve en küçükleri 25 yaşındaki Yaman Atakandı

Candanlar yani biz 2 kardeştik; büyük olan bendim yani kader Candan 29 yaşındayım küçük olan asma kardeşim değildi Zeynep ablanın ağbisi Mustafa ağbinin kızı Bahar'dı 20 yaşında bir üniversite öğrencisiydi aslında o da askerlik okumak istiyordu ama Mustafa ağbi ona izin vermemişti,aslında Serhat ağbi bile Benim askerlik okumama zar zor izin verimişti aslında izin bile vermemişti ben her zaman kendi bildiğini okuyan kafasının dikine giden bir kızdım, tabii bu candan ardı Bir de Tecer tarafından olan ablalarım var en büyük ablam ilkim Tecer 40 yaşındaydı edebiyat öğretmeniydi, onunla fazla konuşmuyordum bana en yakın olan ablam yani Hayal Tacer 36 yaşında başarılı bir savcıydı

Mustafa amca neyse ki Bahar konusunda şanslıydı, o her zaman büyüklerin sözünü dinleyen bir devlet olmuştu şaşırtıcı bir şekilde her geçen yılda Zeynep ablam'a benziyordu, Ela gözleri kumral saçları ile Zeynep ablamın tıpatıp aynısıydı boş vakitlerimi bazen onunla vakit geçirerek değerlendiriyordum

Zeynep ablamı hatırlayınca bir an gözlerim doldu, kimseye çaktırmadan gözyaşımı silip Tilki ve Ömer abiye odaklandım

Tilki abisinden kaçmaya çalışıyordu, Ömer abi ise sanki öfkeli bir boğa gibi peşinden koşuyordu

"Sakın ablanın hırkasını ödünç aldığımı söylemeyeceksin Yaman!" Diye bağırıyordu Ömer abi

"O zaman sen de artık benimle uğraşma abi, bak şakam yok vallahi söylerim"

"Tehdit mi ediyorsun sen beni, Gel lan buraya Sen benim dayağımı özlemişsin belli oldu"

Sanırım erkekler hep böyleydi ne kadar büyülerse büyüsünler hep çocuk kalıyorlardı

Kovalamanın sonunda Ömer abi kardeşini yakalayıp kendi yöntemleriyle cezasını vermişti

Ömer abi Tilkiye cezasını verdikten sonra "Ben Bir dakikaya geliyorum" deyip yukarı çıktı, birkaç dakika sonra elinde bir kutu ile geldi

Tilki bir kutuya bir abisine baktı "o kutu senin DVD'lerini sakladığın kutu değil mi hani şu bir kere dokundum diye beni dayak manyağı ettiğin DVD kutusu"

Ömer abi gülerek "Evet o kutu, film olmadan bu gece sarmaz o yüzden getirdim"

Ömer abi filmleri tek tek çıkardı filmler güzeldir çoğunu izlemiştim ama aralarında izlemediğim filmlerde vardı

Hepimizin zevkleri farklıydı erkekler dövüş filmi aksiyon falan izlemek istiyordu, kızların çoğu ise 'Titanik' izlemek istiyordu

Kararsız olunca bu sefer Hayal abla devreye girdi "pekala o zaman aramızdan biri kutunun içinden rastgele bir film seçsin onu izleyelim"

Ömer abi gülümseyip "işte benim güzel sevgilim ya ne güzel çözüm buldu" dedikten sonra Hayal ablama çapkınca baktı

Hayal ablam domates gibi kızardı "Şimdi değil Ömer daha sonra belki" diye mırıldandı, Ömer abinin anında suratı düştü

Herkese gözü bana döndü anlaşılan filmi ben seçecektim Ömer abi kutuyu bana uzattı kutunun içini karıştırıp rastgele bir film alıp havaya kaldırdım

Barutun gözleri fal taşı gibi açıldı "Hayır, olamaz Komutanım bunu seçmiş olamazsınız"

DVD'yi kendime çevirip hangi film olduğuna baktım 'Halka' şansıma korku filmi çıkmıştı

Barut hemen itiraza geçti "kesinlikle olmaz Komutanım lütfen başka film seçin O benim olmaz"

Kızıl Avcı gülerek Barut'a "Ne o Barut Komutanım yoksa korkuyor musunuz"

Barut hemen savunmaya geçti "kesinlikle hayır korkmuyorum sadece Turna burada o korkabilir"

İmha telefonunu çıkarıp Turnaya verdi "Turna bu film sana uygun değil Sen benim telefonumdan çizgi film izle kulaklı da tak o zaman sesler karışmaz Sen de rahatsız olmazsın"

Turna'nın gözleri parladı "yaşasın teşekkür ederim Tuna abi"

Sonra kulaklığı takıp telefondan çizgi film izlemeye başlayınca İmha Baruta dönüp "Evet Barutçuğum ne diyordun canım benim"

Barutun yüzü düştü bahanesi kalmamıştı mecburen o da korku filmini izleyecekti

İMHA (TUNA ÖZTÜRK'ÜN) ANLATIMIYLA

Film başlamasına hala biraz vakit vardı Tabii ki herkes oturacak yer bulmuştu da ben... İki koca cüsseli adamın arasında kucağımda 6 yaşında çocukla sıkıştım kaldım burada

Sağ tarafımda Gölge Komutanım vardı. Sol tarafımda ise Tilki Komutanım. İkisi de kollarını germiş, kanepenin arkasına yaslanmıştı

"Komutanım" dedim Gölge Komutanım'a. "Biraz kenara kayar mısınız?"

"Yer yok" dedi umursamazca.

"Tilki Komutanım, siz?"

"Ben de rahatım" dedi Tilki Komutanım. "Burayı beğendim."

Yani ben bu ikisinin arasında sıkışıp kalacaktım öyle mi?

Tam pes edecektim ki bir ses duyuldu.

"İmhâ komutânım, şurâdâ boşluk vâr."

Çaylak... Yan taraftaki kanepede parmağıyla gösteriyordu,Çaylak'ın yanında boş bir yer vardı.

"Ama Turna..." dedim.

"Râhâtsız olmaz,merâk etmeyin" dedi Çaylak.

Kucağımdaki Turnayı hafifçe dürttüm "Efendim Tuna ağbi"

"Burada ikimiz de sıkıştık gel şuraya geçelim" deyip hızlıca kalkıp Çaylak'ın yanına oturdum. Gölge ve Tilki komutanlarım arkamdan

"Hain!" Dedi Gölge Komutanım

"Nankör!" Dedi Tilki Komutanım ama umursamadım.

Çaylak'ın yanına oturunca içim garip oldu. Yine midemdeki serçeler uçuşmaya başladı. Ona bakmamaya çalışıyordum ama gözüm sürekli ona kayıyordu.

Bir ara göz göze geldik. Çaylak hemen başını çevirdi. Ben de çevirdim.

Bu böyle olmayacaktı

KADER CANDAN'IN ANLATIMIYLA
Film başladığında herkes filme odaklandı yani odaklanmaya çalıştım birden Çığlık duyuldu ama kızlardan falan değil Baruthan "AAAAAAA! Kapat şunu!" Diye bağırdı tam o anda elektrikler kesildi başka bir çığlık ilişti kulaklarıma elbette yine Baruttu, telefon flaşına açtığımda gördüğüm şey inanılmaz gibi bir şeydi inanmaz gibi gözlerimi kırpıştırdım

Barut imhanın kucağına atlamış imha acı içinde Baruta "Lan oğlum in üstünden yara mı ediyorsun!" Diye bağırıyordu

"Canım İmha komutanım benim, ben film bitene kadar buradayım sakın bırakmayın beni"

"Lan in tepemden yaramı deştin"

Işıklar geldi televizyon açıldı ve kadın birden ekranda belirince Barut korkuyla çığlık atıp İmhanın kucağından inmek yerine daha çok tünedi "AAAAAA! Geliyor lan geliyor, Ben artık buradan inmem"

"Barut!" İmha acı içinde bağırdı anlaşılan yarası gerçekten eziliyordu

Çaylak bir anda panikleyip Baruta "Barut Komutanım lütfen inin üstünden yarısını eziyorsunuz"

Barut en sonunda İmhanın tepesinden indi, İmha sonunda derin bir nefes alıp minnetle Çaylak'a baktı

Turna korkuyla İmha'ya bakıp "Tuna abi iyi misin acıyor mu?"

İmha Can acısı bile zorla gülümseyip "Acımıyor Turna kuşum biraz acıdı ama geçti"

Turna imhan yaralı omuzundan öpüp "Geçti mi?"

"Geçici Turna kuşum benim sizlerin karşısında geçmez mi" deyip Turnanın minik yanağından öptü onu kızı gibi seviyordu

Film bitince Ömer abi bir şişe getirip "şimdi gecen olmazsa olmaz oyunlarından birini oynayacağız doğruluk mu cesaret mi?"

Tilki hemen itiraz moduna geçti "ben yokum Ben oynamıyorum"

Ömer abi tehditkar bir şekilde "Emin misin kardeşim" deyip elini yumruk yapıp diğer eline vurdu mesaj belliydi

Tilki tehdidi anlayınca "önce kim başlıyor" deyip tam karşıma oturdu

Şişeyi ilk Ömer abi çevirdi şişenin bir ucu Ömer abiye diğer ucu Hayal ablama denk gelmişti Ömer abi Hayır ablama soruyordu

Ömer abinin dudağını köşesi hafifçe kıvrıldı "doğruluk mu cesaret mi?"

"Doğruluk"

"Beni ne kadar seviyorsun güzelim"

Hayal ablamın yüzü yine kızardı, utançla Ömer abinin yanağından öpüp "bu kadar"

Ömer abi tatmin olmamış bir şekilde "Bu kadarcık mı güzelim ya"

Hayal ablam gülerek "daha fazla için biraz daha beklemen gerekecek canım"

Ömer abi sabırsızca "ne zaman güzelim"

Hayal abla "Sen zaten zamanı biliyorsun canım" deyip şişeyi çevirdi

Bu sefer senin bir ucu Havacıya diğer ucu Yankıya denk geldi, Yankı Havacıya soruyordu

Yankının dudağını köşesi hafifçe kıvrıldı "doğruluk mu cesaret mi?"

"Doğruluk"

"En büyük korkum ne?"

Havacının yüzü buruştu ama cevap verdi "Deniz"

"Deniz mi?"

"Evet, Deniz fobim var yüzme bilmiyorum"

Yankı onaylarcasına başını sallayıp şişeyi çevirdi bu sefer Gölge Fısıltıya soruyordu

"Doğruluk mu cesaret mi"

"Doğruluk"

Gölge biraz düşündükten sonra sordu "Burcun ne?"

"Koç burcuyum"

"Sinirli,az konuşan,hırslı,haksızlığa gelemeyen kimseye güvenmeyip sadece kendine güvenen ve kazanmayı seven tahmin etmeliydim burcunu özelliklerini taşıyorsun"

Fısıltının tek kaşe havalandı şaşırmıştı, Sadece o değil hepimiz şaşırmıştık Gölgeye baksan meğer burçlar hakkında ne çok şey biliyormuş

Gölge şaşkın bakışları umursamayıp şişeye çevirdi bu sefer şişenin bir ucu Tilkiye diğer tarafı da bana dönmüştü Ben Tilki'ye soruyordum

"Doğruluk mu cesaret mi?"

"Doğruluk"

Pekala Tilki efendi işte şimdi avucumun içine düştün onunla ilgili merak ettiğim şey neyden korkutuğuydu tıpkı Yankı'nın Havacıya sorduğu gibi

Barutu çözmüştüm karanlıktan korkuyordu Havacı ise denizden acaba bu herif neden korkuyordu?

"En çok neyden korkuyorsun?"

"Onu Yankı, Havacıya sormamış mıydı?"

"Olsun ben de sana soruyorum"

Tilki derin bir nefes aldı "yükseklik"

Başımı sallayıp şişeye çevirdim yine bizde durmuştu tek fark bu sefer Tilki bana soruyordu

"Doğruluk mu cesaret mi"

"Doğruluk"

"En utanç dolu anını anlat, ama çocukluk değil gençlik anılarından"

Yüzüm kızardı ama cevap vermek zorundaydım "10 sınıftayken sırtımın kapı kolunu sökmüştüm"

Eminim ki herkes kahkahalarla gülmek istiyordu ama güldüklerinde neler yapacağımı bildikleri için gülmemeye çalışıyorlardı

İmha gülmemek için yanağını ısırıyordu, Barut girdiğini belli etmemek için yüzünü çevirmişti, Çaylak kraker kemirirken güldüğü için boğazına kaçmıştı

Ulan Tilki, inşallah ben sana yine sorarım sen cesaret dersin de seni o zıplama şeyine götürürüm sen de bayılırsın amin

Tilki şeyi çevirdi bu sefer Ömer abi tilki soruyordu

"Doğruluk mu cesaret mi?"

"Cesaret"

Ömer abi sinsice gülümsedi bunun anlamını çok iyi biliyordum Ömer abi umarım düşündüğüm şeyi yapacaksındır

15 DAKİKA SONRA
Ömer Abi vallahi seni çok seviyorum Adam resmen aklımı okumuş ya, şu anda bir zıplama merkezindeydik hani benimle Kemal bağlayıp aşağı atlanılan spor var ya işte onu yapacaktık

Tilkinin gözleri dehşetle açıldı "Bu da neyin nesi" sonra abisine dönüp "kesinlikle hayır bana bunu yapamazsın"

"Bal gibi yaparım hadi ama bir şey olmayacak alt tarafı beline güvenlik kemir bağlayıp atlayacaksı" dedi Ömer abi gülerek

"Hiçbir güç beni bu şeye bindiremez aklınızdan bile geçirmeyin!" Diye bağırdı Tilki

Ömer abi bana bakıp işaret yaptı sinsice gülümsedim mesaj alınmıştır

5 DAKİKA SONRA

"Bırakın lan beni!" Diye bağırıyordu Tilki biz onun kollarından tutup sürüklerken

Ben,Havacı,İmha,Barut ve Gölge Tilkinin iki kolundan tutmuş onu zorla içeri sokuyorduk

"Hainler hepiniz hainsiniz lan bırakın beni!"

Gölge gülmemeye çalışarak Tilkiye bakıp "kardeşim bak bir şey olmayacak sadece atlayacağız"

Tilki burnundan solumaya başladı "sen hele hiç konuşma kardeş kardeş bunu yapar mı lan!"

"Sakin ol lan korkularını yen diye yapıyorum"

"İstemiyorum ben korkularımı yenmek falan hemen bırakın beni"

Havacı gülmeye başladı "Tilki komutanım korkularınızda yaşayamazsınız yenmeniz gerek"

Tilkini sert bakışları Havacıyı buldu "ulan Havacı, Demek öyle ha o zaman hatırlat bana Ben seni denize götürüp o kalın kafanı suya daldırıp çıkaracağım

Havacının deniz fobisi aklına gelince yüzü düştü ama yine de Tilkiyi sürüklemeye devam ediyordu

Tilki kurtulmak için çırpınıyordu ama nafile kurtulmasına izin vermezdik

Tilkiyi tepeye zor da olsa çıkarıp beline güvenlik halatını bağladık, Tilkinin yüzüne baktığımda gördüğüm şey dehşetti aşağı bakamıyordu bile

"O kadar abartma Sadece biraz yüksek" dedim Tilkiye

Tilki bana bakıp "Komutanım burası kaç metreydi"

"5 en fazla 10 metre falan"

"Komutanı Ben hayatım boyunca kendi boyumdan 1 metre bile yukarı çıkmadım"

Gölge araya girip "lan sen o zaman askeri helikoptere nasıl biniyorsun"

"Zorla biniyorum aşağı bakmamaya çalışıyorum ama bu yükseklik çok fazla Benim midem bir fena oldu başım fena dönüyor"

"Atla lan aşağı!" Diye yükseldi Gölge

Tilki kenara kadar gitti aşağı baktığı anda gözlerini kapattı, Ama kaçamayacağını o da biliyordu

Tilki tam adım attığı anda düştü Evet ama aşağı değil geri geri düştü galiba cidden bayılmıştı

Gölge Tilkinin yanına gidip "lan Tilki iyi misin kardeşim"

Tilki zorlukla gözlerini açtı Gölgenin sorusuna söylenerek karşılık verdi "iyi falan değilim indirin beni aşağı yoksa ölümün bir operasyonda değil tam olarak burada olacak ve ben bunu istemiyorum"

Gölge onun koluna girip ayağa kaldırdı,sonuç olarak Tilki korkusunu yenememiş hatta bayılmıştı ama izlemesi eğlenceliydi

Saate baktım 22:05 aslında hala erkendi aşağı indiğimizde Ömer abi bize bakıp "bitti sayılır son bir şey kaldı" sonra Havacıya bakıp "Havacı bu senin hoşuna gitmeyecek"

Birkaç dakika sonra Şırnak'ın denizine gelmiştik Havacının yüzü asıktı gerçekten hoşuna gitmemişti

Tilkiyesi suratıyordu ne yapacağı belli gibiydi, Havacı onu sırıttığını görünce

"Komutanım ben gideyim artık saat geç oldu" diyerek kaçmaya çalıştı Havacı

Tilki onun elbisesinden yakalayıp "Nereye koçum daha karpuz kesecektik"

"Komutanım ben gerçekten gideyim ya" diye sızlandı Havacı

"Neden hemen kaçıyorsun lan bekleyenin mi var" diye sordu Gölge

"Yok komutanım"

Tilki gülerek "o zaman İntikam zamanı" dediğinde Havacı Tilkinin elinden kurtulup kaçmaya başladı ama Tilki daha hızlıydı avını görmüş bir çita gibi Havacının peşinden koşuyordu avcı Tilki av ise Havacıydı

Tilki Havacının kolundan yakalayıp "Gel lan buraya bir şey olmayacak Sadece korkularını yeneceksin"

"İstemiyorum korkularımı yenmek falan yapmayın etmeyin komutanım acıyın bana" diye can havliyle yalvarıyordu Havacı

Tilki; Gölge,Barut ve İmha'ya işaret verince dördü birden Havacıyı tutup suya sürüklemeye başladılar

Havacı can havliyle "bırakın beni ben yüzme bilmiyorum Tilki omutanım acıyım bana"

Tilki keyiflendi "Birşey yok, alt tarafı korkularını yeneceksin hem sen demedin mi korkularla yaşanmaz yenmek lazım diye biz de onu yapıyoruz"

"Yok yaşanır bal gibi yaşnıyor korkularla ben yaşarım korkularımı yenmeme gerek yok lütfen bıraın beni"

Havacıyı dinlemeyip bacaklarından ve kollarından tutup sallandırmaya başladılar

Tilki diğerlerine bakıp "3 deyince"

"Bir" dedi Barut keyifle

"İki" dedi ha aynı keyifle

"Üç" diye bağırdı dördü birden

"KOMUTANIM YA-" Havacı daha lafını bitirmeden dördü birden Havacıyı suya fırlattı

Bizde onları keyifle izliyorduk hayatımda hiç bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum

Erkekler Havacıyı sudan çıkarıp yanımıza getirdiklerinde Havacı sanki sudan değil savaştan çıkmış gibiydi

"Komutanım bugün bir şey öğrendim" dedi Havacı

Ona bakıp gülmemeye çalışarak "Ne öğrendin söylede bilelim"

"Tilki komutanla uğraşmamalıyım çünkü ne yaparsam 10 katı ile iade ediyor"

Tilki onun omzuna vurup "Aferin dersini almışsın"

&
Eve döndüğümüzde hepimiz çok yorgunduk kendi evlerimize gidecek halimiz olmadığı için Ömer abinin evinde uyuyacaktık

Erkekler başka bir odaya geçmişti Biz de salonda uyuyacaktık; Kuzgun, Yankı,Çaylak benden korktukları dan mı bilmiyorum ama yere kocaman yatak sermişlerdi üçü birlikte yatacaktı

Kızıl Avcıya yer kalmayınca mecburen benim yere serdiğim yatakta yatacaktık

"Umarım horlamıyorsundur" diye mırıldandım

"Yok komutanım horlamıyorum"

Çaylak araya girip "Horluyorsun,senin yüzünden uyuyamıyorum"

"Horlamıyorum"

"Horluyorsun" diye diretti Çaylak

Kızıl Avcı yanındaki yastığı Çaylak'a savurup
"Horlamıyorum dedim"

İşte bu şekilde başlamıştı ikisi birbirine yastık atarken, yastıklardan biri Yankın yüzüne çarpınca Yankı sinirle yastığı geri fırlatmıştı ama o yastıkta mutfaktan çıkan Kuzguna çarptı, Kuzgun da o yastığı aynı şekilde yankıya fırlatmıştı

Bu şekilde dördü birden yastık savaşı'na başlamıştı yastıklar havada uçuşuyordu hatta iki tanesi benim kafama çarpmıştı

Dördü korkuyla bana baktı

"Eyvah!" dedi Kuzgun

"Olâmâz" dedi Çaylak

"İşte şimdi yandık" dedi Yankı

"Kulaklarımda essela okuması normal mi" diye sordu Kızıl Avcı

Onlara en sert bakışıma atıp "Gayet normal" deyip yastıklardan birini fırlattım

Evet resmen yastık savaşı'na dahil olmuştum

&

Yastık savaşı bittiğinde hepimiz yorgunlukta ölüyorduk

Çaylak yastığı bırakıp "ateşkes ilan ediyorum" deyip yastığı bırakıp kendini yer yatağına fırlattı diğerleri de aynı şekilde yere yığıldı

Kızıl Avcı ise ona sert baktığım için korkmuş olacak ki sığamadığı kanepede yatmaya razı olmuştu

&

Benim dışımda herkes uyumuştu ama nedense ben uyuyamıyordum düşünmem gereken bir şey düşünüyordum

Kimdi bu Yaman Atakan?

Ben bunu düşünürken birden bir ses duydum aslında uzun zamandır böyle ama yeni fark ediyordum ses yamanın odasından geliyordu

'Sana ne Kader' dedi beynim

Kalbimse gitmem gerektiğini söylüyordu ve nasıl oldu bilmiyorum ama o aptal kalbimin sesini dinledim

Kimseyi uyandırmadan ayağa kalkıp Tilkinin odasını kapısına kadar geldim cidden benim burada ne işim vardı aptal kalbim ah neden seni dinlediysem

Kapıya tam vuracakken bir şey fark ettim kapı aralıktı ve içerisi görünüyordu, kapının hak aralığından içeri baktım

Yaman üstü yarı çıplaktı sadece bir eşofman altısı vardı ve boks torbasına yumrukluyordu öyle hırslı yumruk gördü ki sanki parçalayacak gibiydi

Ne olmuştu buna böyle eve gelmeden önce oldukça net mutlu görünüyordu keyifliydi

Birden durdu sanki benim burada olduğumu fark etmiş gibi kapıya yöneldi

'Niye dikiliyorsun lan kaçsana' ded beynim

Cidden neden dikilmiştim ben buraya kaçmam gerekiyordu niye kaçmıyorum ki

Kapı birden açılınca dengemi kaybedip içeri düştüm

"Kadar komutanım?"

"Şey ses duydum da merak ettim" diye mırıldandım

"Boks yapıyordum rahatsızlık için üzgünüm komutanım"

"Resmiyeti bırakabilirsin"

Dur ne,ne dedim ben az önce?

"Ne?"

"Resmiyeti dedim bırakabilirsin"

"Peki Kader"

İsmim onun ağzından ne kadar güzel çıkıyordu böyle dur bir saniye ben ne düşünüyorum kendine gel Kader kendine gel

Yaman kum torbasını gösterip "Denemek ister misin"

"Olur" diye mırıldandım

Tilki elindeki eldiveni çıkarıp benim elime taktı,kum torbasının karşısına geçip sert bir yumruk geçirdim

Yaman bana "Yanlış teknik" deyip arkama geçip tek koluyla beline sarılıp pozisyonu değiştirdi

O bir saniyede nefesini kullaklarımda hissettim Ama Allahım bana ne oluyordu böyle yoksa...

Hayır hayır hayır olamaz olmamalı ben bu geride aşık olmamalıydım,kesinlikle hayır

Ben Yaman Atakan dan hoşlanmıyorum

Evet bir bölümün daha sonuna geldik umarım beğenirsiniz düşüncelerinizi yorumlarda yazarsanız sevinirim okuduğunuz için teşekkür ederim ♥️ 😘 🌹