1. bölüm / 4
Kızıl Gölge1. Bölüm "Tanışma"
Bölümler 4Şu an: 1. Bölüm "Tanışma"
- 1 1. Bölüm "Tanışma"1.390 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Bölüm 2: "Sen"4.444 kelime
- 3 3. Bölüm "Çatlak"1.660 kelime
- 4 4. Bölüm "Kim"1.771 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kalemimi masaya bıraktığımda saat akşam yediyi çoktan geçiyordu. Ofiste her zamanki gibi en son ben kalmıştım. Bir avukat için bu şaşırtıcı sayılmaz ama bazen gerçekten eve ulaşamayacak kadar yorgun oluyorum.
Bugünkü dosyam yine karmaşıktı.
Müvekkilim… ne kadar soğukkanlı ve güçlü biri olduğunu her görüşmemizde belli eden Taylan Sarp. Onun adına yürüttüğüm dava aslında sıradan bir ekonomik suç dosyasıydı; en azından bana aktarılan buydu. Benim işim araştırmak değil, savunmaktı. Ve o ne kadar zorlu olursa olsun, profesyonelliğimi hiç bozmadım.
"Off" dedim ister istemez. Çok yorgundum.
Siyah uzun paltomu üzerime geçirdim, evrak çantamı toparlayıp binadan çıktım. Apartmana vardığımda gözlerim önce kırmızı saçlarımın düştüğü arabamın camındaki yansımaya takıldı. Aynaya bakacak halim yoktu ama dışarıdan bakan biri muhtemelen “çalışma haftası bitkinliği” diye yorumlardı.
Apartmana girip asansöre doğru yürüdüm topuklu ayakkabılarımın binada yankılanıyordu. Bu sese bayılıyordum.
Asansörün kapısı açıldığında içeri doğru adım attım.
Son saniyede biri daha yetişti, eli kapıya uzandı.
Kapının kapanmasına izin vermeyen güçlü bir kol.
“Affedersiniz,” dedi.
Başımı kaldırdığımda onu ilk kez gördüm. Boyu benim boyuma göre baya uzundu. Sadece benim boyuma göre değil normal olarak da uzundu. Sabah evden çıkarken benim evimin üst katına biri taşınıyordu muhtemelen o olmalıydı.
Siyah tişört, sade bir mont, düzenli ama sert bir duruş.
Keskin bir bakış değil ama dikkatli, etrafı ölçen cinsten.
“Buyrun,” dedim gülümsemeye çalışarak.
Yanıma geçti, asansör kapandı.
Düğmelere baktı, sonra bana:
“Kaçıncı kat?”
“Yedinci,” dedim. “Siz?”
“Sekizinci.”
Demek üst komşumdu. Elbette komşularımla hemen kaynaşan biri değilim, işim zaten fazlasıyla insan dolu.
Bir an sessizlik oldu.
Yorgunlukla ayakkabılarıma bakarken o konuştu:
“Aras,” dedi.
Gözlerimi kaldırdım. Elini uzattı.
Tokalaştık.
“Derin,” dedim. “Memnun oldum.”
Başını hafifçe eğdi, fazladan hiçbir kelime yok.
İsminin yanında soyadı bekliyordum ama söylemedi.
Soramadım da. Tanımadığım biriyle gereksiz samimiyet kurmamak tam benlik demek isterdim ama insanlarla hemen anlaşabiliyorum.
Asansör yedinci katta durdu.
Ben indim, ama kapı kapanmadan önce tekrar bana seslendi:
“Bu arada,” dedi, “eğer üst kattan gürültü olursa haber verin. Taşınma işi biraz uzayabilir.”
“Tabii, sorun değil,” dedim.
Kapı kapandı, yürüdüm.
Anahtarımı çıkardım, kapımı açtım. Kapıyı açar açmaz kedim Pamuk ile karşılaştım her zamanki gibi. Yumuşacık beyaz tüyleri vardı adı gibi Pamuktu.
Montumu asıp kediyi kucağıma aldım gülümsedim:
“Üst kat komşusu iyi biri gibi duruyor"
Pamuk hemen elimi yalamaya başladı bu onun dilinde "acıktım" demekti. Kediyi bıraktım "Hemen mama veriyorum kızıma" dedim. Bazılarına kedi ile konuşmak garip gelebilirdi ama benim için normaldi. Sonra odama geçtim aynadan Kızıl saçlarıma, kırmızı rujuma, kırmızı üstüm ve ve giydiğim siyah pantolona baktım. Tam bir avukattım.
Üzerime siyah beyaz çizgili bir pijama takımı giydim. Makyajımı temizledim. Salona gidip televizyonun karşısındaki krem koltuğa oturup ayaklarımı koltuğun önündeki sehpaya uzattım.
Pamuk mamasını bitirmiş evin içinde dolaşıyordu. Bende telefonumu alıp bir tane pizza sipariş verdim. Altına da "zili sadece bir kere çalıp siparişi kapıya asın" notunu yazdım. Çok yorgun ve dağınık olduğumda bu notu yazardım.
Sonra Taylan Sarp'ın dosyasını yine gözden geçirdim. Mahkemeye daha çok vardı ama Taylan Bey hiçbir detayı atlamadan savunma yapmamı istemişti.
Ne kadar geçtiğini bilmediğim bir süre sonra kapı çaldı dosyayı incelerken uyuya kalmıştım. Pamuk benden önce kapıya doğru koştu bunu hep yapardı gelecek kişi için çok heyecanlanırdı. Koltuktan kalkıp kapıya yürüdüm kapıyı açtım karşımda Aras vardı üst komşu Aras. Ama onun burada ne işi vardı acaba kurye miydi? Hiç de öyle bir tipi yoktu. Pizza poşetini bana uzattı,"Üzerinde Derin Karaca yazıyor galiba sizin" dedi. "Evet benim ama, sizde ne işi var kurye misiniz?" Dedim. "Hayır kurye degilim. Siparişi kapıma asmışlar herhalde katı yanlış yazdınız ve bana geldi" hemen elimdeki telefonu açıp baktım 7. Kat yerine 8. kat yazmışım tam bana göre bir aptallık. Elimi ister istemez alnıma götürdüm"Ah evet yanlış yazmışım bugün yorgundum kusura bakmayın sizide rahatsız ettim" of Derin of daha demin tanıştığım adama rezil oldun. "Sorun değil" dedi. Tam arkasını dönücekken "Şey, Aras Bey içeri girin isterseniz beraber yiyelim." dedim. Bir süre baktı "Lütfen, girin Aras Bey " dedim "Peki madem. Ayrıca Bey demene gerek yok Aras yeterli" tebessüm ederek kenara çekildim. Aras içeri girdi. Tabi canım kedim benim saçmalamam yetmezmiş gibi kendisi de Arasın ayaklarına yapıştı. Aras bir süre ne olduğunu anlamadı sonra eğilip kedinin başını okşadı. Bana dönüp "Senin mi?" dedi neyse en azından kedi seviyormuş daha da rezil olmadık "Evet benim" dedim. Pamuğun pembe isimligine dokundu hafifçe "Pamuk" diye mırıldandı. "İsmin gibi Pamuksun gerçekten" dedi. Sonra doğrulup salona ilerledi arkasından da ben gidiyordum ki gözüm salondaki boy aynasına takıldı hayır Derin hayır. Yanlış görmüşümdür diye tekrar baktım ama yanlışlık yoktu. Adamın karşısına pijamalarımla çıkmışım. Her an düşüp bayılabilirim. Bakışlarımı Aras'a çevirdim siyah eşofman ve beyaz tişört giymişti onlar da bir nevi pijama sayılabilir. "Sen otur bende içecek getireyim. Ne içersin?" "Kola" dedi sadece sanki adamın sadece belirli kelimeleri kullanması serbest. Hemen mutfağa yöneldim iki bardak ve kola alıp tekrar salona geldim. Geldiğimde Aras koltukta oturmuş yanındaki Pamuk'u seviyordu. "Geldim" dedim. Hemen bakışlarını bana çevirip doğruldu. Bende onun karşısına oturup kola ve bardakları sehpaya bıraktım. Ben kola doldururken o da pizza kutusunu açtı. Bakışları biraz evin içinde gezindi en son kitaplığımda durdu, biraz sonra önüne döndü. "Hadi" dedim yemeğe başlamak için. İkimizde bir süre sessizce pizzayı yedik. Tam bir aptalsın Derin daha iki saat önce tanıdığın adamla simdi yemek yiyordum. "Klasik mi okuyorsun" dedi başıyla kitaplığı işaret ederek kitaplığım oldukça büyüktü be neredeyse hepsi klasikti "Evet, okuyorum ama şu sıralar fazla yoğnum biraz aksatmış olabilirim" . Gerçektende son bir aydır çok yoğundum. Taylan Sarp'ın davası çok yoğundu. Aslında Taylan Bey'in davasıyla ilgilenmek istemiyorum ama beni özel olarak istemişti. Teklif ettiği mevla da iyi olduğu için kabul etmiştim. Beni neden özel olarak istediği hakkında hiçbir fikrim yok.
Tam o sırada Aras'ın telefonu çaldı "Alo" bir süre dinledi "Tamam birazdan ordayım" deyip kapattı. Bana döndü "Herşey için teşekkürler ama gitmem lazım" dedi. "Ben teşekkür ederim" dedim neye teşekkür ediyorsun acaba Derin. Kapıya yöneldi, bende peşinden yürüdüm kapıyı açtı ayakkabılarını giydi "Görüşürüz" dedi "Görüşürüz" dedim arkasını döndü bir adım attı ben ben kapıyı kapatıcakken arkasını döndü"Ha bu arada Derin" "Tanıştığıma memnun oldum" dedi. "Bende" dedim gülümseyerek, arkasını dönüp asansöre bindi ben de kapıyı kapattım. Salona geri döndüm yemeğime devam etmeden önce müzik açtım. Bunu her zaman yapıyordum çünkü müzik benim için huzurdu. "Son arzun nedir diye gelipte bana sorsalar" diyordu şarkı kitapta olduğu gibi müzikte de klasiği severdim. Şarkı devam etti ben yemeğimi bitirdim, işlerimi bitirdim ve sonunda uyuma zamanı geldi.
Yatağa girdim, uykum çok huzurluydu, bu garipti çünkü ben en son bu kadar huzurlu hissettiğimde annem ve babam hayattaydı...
2 gün önce
Yüzbaşı Atlas Bozkurt 'un belki de Atlas olacağı son geceydi. Çünkü tüm hayatını değiştirebilecek bir göreve gidiyordu. Uzun bir süre artık Atlas değil Aras Koral olacaktı.
Rus Mafya Lideri Miraçov Krenn Türkiye'ye Taylan Sarp kimliği ile gelip mal taşıması yaparken yakalamıştı. Atlas'ın görevi onu takip etmekti. Bunun için ona özel avukat kimliği çıkarılmıştı ama Miraçov özellikle Derin Karaca diye bir avukatı istemişti. Bunun nedeni ise Derin'in pek kimsesi olmaması ve onun kimliğini bulmasının imkansız olmasıydı. Atlas'a Miraçov'a az da olsa yakın olmak için Derin'in evinin üst katına taşınacak ve Uzlaştırmacı Asistan olarak iş yerinde çalışacaktı. Bu Atlas'ın Derin'e ve onunla beraber Miraçov'a yakın olmasını sağlayacaktı.
Bu göreve Atlas'ın gitme nedeni askeriyenin Atlas'a olan sonsuz güveniydi. Atlas'ın babası emekli bir askerdi bu yüzden ortadan kaybolmasının ailesi açısından hiçbir kötü yanı olmayacaktı.
Bir süre sonra kapı çaldı hemen ardından içeri Atlas'ın yakın arkadaşı Üstteğmen Özgür Karaslan girdi. "Naber lan" dedi "Gidiyormuşsun, görev nereye?" oturduğu koltukta geriye doğru yaslandı Atlas "İstanbul'a" dedi "Istanbul. Güzel yer hadi yine iyisin" dedi Özgür "Keyfimizden mi gidiyoruz lan?" dedi Atlas "Tamam be bişey demedik" dedi. Bir süre ikiside sessiz kaldılar. "Atlas, harbi gidiyor musun? Buralar sensiz hiç çekilmez" dedi Özgür "Gidiyorum kardeşim. Özle biraz beni." dedi Atlas gülerek. "Ne özleyeceğim lan? Senin timin başına ben geçeceğim ondan şey ettik herhalde" Atlas kahkaha attı. "Evet bize ayrılan sürenin sonuna geldik ben gidip yeni timimle biraz vakit geçireyim" dedi Özgür "Lan iki dakika için mi geldin?" "İki dakika iki dakikadadır kardeşim" diyerek ayağa kalktı. Atlas da ardından ayağa kalktı. Özgür Atlas'a sarıldı "Allah'a emanet ol kardeşim"dedi Özgür "Eyvallah" dedi Atlas "Erken dönmeye bak Sancak Timi' ne fazla tahammül edemeyebilirim" dedi Özgür "Ben bile tahammül ettiysem sende edersin gerçi seninde onlardan bir farkın yok ama" Özgür kahhaya attı ve gitti.
Sancak Timi görevinde çok başarı fakat aynı zamanda şebekliğin fazla yapıldığı komik bir timdi.
Bir sonraki gün Atlas Ankara'dan İstanbul'a gitmek için yola çıktı. Ve İstanbul sınırlarına girer girmez Aras Koral oldu.
İlk bölüm böyleydi umarım beğenmişsinizdir ikinci bölümde bir daha heyecanlı olacak yorumlarınizi bekliyorummmmm
Bir dahaki bölümde görüşürüzzzz💗💋🍷
Bölüm etkileşimi
