Kızıl Gölge kitap kapağı

1. bölüm / 2

Silahsız

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: Silahsız

Zordu, herkes için olduğu gibi benim içinde çok zordu. Dayanacak gücüm kalmamıştı. Gece Alevsoy ölmeliydi. Ölmeliydi çünkü o, intikamını alamazdı. Ona yaşattıklarının aynısını bile onlara yaşatamaz, bir karıncayı bile incitemezdi. Affederdi, affı olmayan şeyleri bile, af dilemeseler bile affederdi. Yaşadıklarını siineye çeker, unutmuş gibi yapardı. Yirmi yaşına gelmesine rağmen hala özlenmeyi, önemsenmeyi beklerdi.
O daha hiç koklayamadığı annesinin simsiyah saçlarını, muazzam sesinin ninnideki duruşunu hiç bilmemesine rağmen özlerken, o niye özlemiyordu biricik kızını, tek çocuğunu? O hiç tadamadığı sevginin bile özlemini duyarken, niye kimse özlemiyordu onu?
Peki ya onu hiç sevmeyeceğini bilmesine rağmen yıllarca pilatonik aşık olduğu çocuk? O niye hiç görmemişti onu? Nasıl unutacaktı ki onu? Nasıl sevmeyi bırakactı? Peki çocuk simdi gelip ona "seni seviyorum" dese ona inanacak mıydı? Veya yıllarca görülmediğini unutacak mıydı? O belki inanır, güvenir, unuturdu, affeder, onu üzemezdi ama,

Kızıl Gölge Yapardı.

O kimseye acımaz, üzülmez, yapılana aynısıyla karşılık verirdi. Hiçbir şeyi siineye çekmez, affetmezdi. Annesinin simsiyah saçlarına ak düştüğünün, ona hiç ninni okumayacağının bilincindeydi. Kimseyi özlemez, kimse içinde özlenecek biri olmazdı. Acımasızdı kimseye acımaz kimseninde ona acımasına izin ermezdi. Güvenmezdi, kimseyede güven vermezdi.
Aşk, onun için aptallıktı, zayıflıktı. Çünkü aşık olmuş bi insan herşeyi göze alabilir, gözden çıkartabilirdi. Kimseyi zâfı yapmazdı, yapamazdı. Zayıflık gösteremezdi, aşık dahi olamaz, kimseye güvenemezdi. "Savaşta herşey mübahtır." Derdi fakat bu savaşta onu bitirecek şeyin aşk olacağını hiç düşünmemişti
Bu savaştaki en büyük silah aşktı ve,
Kızıl Gölge bu savaşta silahsızdı

Evet, ben herkesin hayalini kurduğu o zengin bi ailenin vârisi olan kızım. Ama hayatım sizin imrendiğiniz kadar muzzam falan değil. Perdenin arkası bambaşka. Kendimi tanıtmadım. Ben, Gece Alevsoy. Ailem lüks bir parfüm markasının kurucusu, uzatmaya gerek yok, zenginler işte. Onlar diyorum çünkü ben kendimi hiç onların ailesinden hissedemedim.
Babam bi çıkarı olmadığı sürece benimle konuşmazdı. Sadece davet, kutlama veya göz boyamak için yapılan bağış yemeklerine gitmeden önce "Düzgün davran, unutma, sen bir Alevsoy'sun" derdi. Bende başımı sallardım. İletişimimiz bundan ibaretti
Annem desen ondan da beter. Benimle hiç konuşmaz, nedenini sormaya çalıştığımdaysa, dadıma bana tokat atmasınısı söylerdi. Evet dadıma söylerdi, çünkü bana dokunmak bile onu iğrendiriyordu.
Ünüversitede arkadaşım vardı elbet fakat hepsi yine göz boyamak için olan sahte arkadaşlardı. Sırf ünlüyüm diye benle takılır, benden çıkar elde etmeye çalışırlardı.
Tabii ben bunları yeni, yeni fark ediyorum. Eskiden beni sevdiklerini falan düşünürdüm. Ne kadar da gülünç.
Bu sabah yine her zaman olduğu gibi 6.30da kalkmıştım. İstesemde, istemesemde bu saatte uyanıyordum artık. Kalkıp üniversiteye gitmek için hazırlandım. Yanımdan hiç ayırmadığım günlüğümü de yanıma aldım ve dışarı çıktım. 4 yakın korumam vardı. Onlar diğerlerinden daha güven vericiydi. İsimleri, Ahmet, Sercan, Murat ve Ömer'di.
Ahmet'e "Ahmet telefonumu içerde unutmuşum alıp geliyorum." Dedigimde yerinde hafifçe kıpırdandı. "Ben alsaydım Gece Hanım." Dedi. "Gerek yok, çok uzaklaşmadık zaten hemen alır gelirim." Dediğimde inadımı bildiği için ısrar etmedi. "Peki, Gece Hanım. Ama dikkatli olun. İsterseniz Murat eşlik etsin size." Dedi bir umut. "Yok kalsın." Dedim boşver dercesine.
Arabadan indim ve henüz yeni çıkmış olduğum eve girip, Mina ablaya seslendim. "Mina ablaa, telefonumu gördün mü?" Diye bağırınca henüz hala köplü olan elleriyle bana salonu işaret etti. " Salonda unutmuşsun şapşal kız." Dedi. Mina abla bu evde en sediğim insan olabilirdi. Bana hep anne gözüyle yaklaşır, derdim oldumu dinlerdi.
"Ayy doğru, saoll mina ablaa" dedim
"Rica ederim kızım. Hadi su gibi git, su gibi gel." Dedi. Ona öpücük atıp evden çıktım.
Ahmete"hadi çıkalım buldum." Diyince hızlıca kafasını sallayıp arabanın kapısını açtı.
Üniversiteye varana kadar türlü türlü hareketli şarkı açıp korumalarımın başını şişirdikten sonra tam inecekken Murat "Gitmeseydiniz ya, biz 2 saat daha başımızı şişirmenize ragziyız ama gitmeyin şu sahte sözde arladaşlarınızın yanına." Dedi adeta yalvarırcasına.
Onları sevmediklerini biliyodum, bende sevmiyodum, fakat aptal rolünü iyi oynamak istiyorsam kimseye bundan bahsedemezdim.
"Ya abartmayın!" Dedim sahte bir öfkeyle, "Ama Gece Hanım-" Serca'nın sözünü bitirmesine izin vermeden kapıyı kapattım.
Yine yalan insanlarla, yalan samimmiyitimle dedikodu yapmaya gidecektim ama bundan nefret ediyordum! Malesefplanlarım için sabretmem gerekiyordu. Yine yalankarla dolu bi gün beni bekliyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

19okunma 6beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…