2. bölüm · Kitap Tilkisi
2. Bölüm – Yanlış Ev, Yanlış Tost, Doğru Kaçış
Sabah 07:42.
Kasaba hâlâ uykulu.
Ama Hera değil.
Hera bir çatıdan diğerine zıplıyordu.
Elinde yarım kalmış bir boş defter sayfası vardı.
“Çok kuru…” diye mırıldandı.
Dün Luca’nın verdiği matematik notları beklentisini karşılamamıştı.
Çay iyiydi.
Ama kağıt kalitesi? Orta.
Burnu hafifçe kıpırdadı.
Sonra daha sert.
“…Bu koku.”
Tereyağı.
Kızarmış ekmek.
Ve…
Yeni basım dergi mürekkebi.
Gözleri parladı.
“Çifte lezzet.”
Kokunun geldiği çatıya doğru ilerledi.
Bacasından hafif duman çıkan bir ev.
“Luca erken mi uyandı?”
Pencereye süzüldü.
İçeri baktı.
Salon.
Koltuk.
Gazete.
Ama… duvarda dev bir balık tablosu vardı.
Hera kaşlarını çattı.
“…Luca’nın zevki bu kadar kötü değildi.”
Geç kaldı.
Çünkü o anda pencereyi açmıştı bile.
İçeri süzüldü.
Masada açık bir dergi vardı. Parlak kapaklı.
Yanında tost.
Hera’nın beyni ikiye bölündü:
Önce dergi.
Önce tost.
Karar zor.
“Stratejik yaklaşım,” diye fısıldadı.
Dergiye uzandı.
Sayfayı yokladı.
“Mm. Parlak baskı.”
Tam koparacaktı ki—
Arkasından bir ses geldi.
“Evlat?”
Hera dondu.
Yavaşça arkasını döndü.
Kapıda dev gibi bir adam duruyordu.
Gri bıyıklı. Kolları kalın. Üzerinde “DÜNYA’NIN EN İYİ KOMŞUSU” yazan bir önlük.
Bu… Luca değildi.
Adam gözlerini kısarak baktı.
“…Sen bizim mahallede yeni misin?”
Hera ciddi bir sesle cevap verdi:
“Yanlış Luca.”
Sessizlik.
Adam: “Ne?”
Hera dergiyi bıraktı.
Tosta baktı.
Adam tosta baktı.
İkisi aynı anda hamle yaptı.
Hera tostun bir köşesini kaptı.
Adam tabağı tuttu.
Tost ortadan ikiye ayrıldı.
Çıt.
Adam dondu.
“…Az önce tostumu mu ısırdın?”
Hera ağzı dolu şekilde:
“Yanlışlıkla.”
Adam bağırdı:
“HANIM! EVDE TİLKİ VAR!”
Ve kovalamaca başladı.
Hera masanın üstüne zıpladı.
Adam sandalyeyi devirdi.
Gazete havaya uçtu.
Hera havada bir dergi sayfası kopardı.
Çıt.
Adam:
“DERGİ DE YİYOR!”
Hera pencereye koştu—
Kapalı.
Kapıya koştu—
Adam arada.
Koridora sıçradı.
Merdivenlerden kayarak indi.
Adam arkasından:
“DUR!”
Hera bağırdı:
“Ben yanlış adresteyim!”
Kapı açıldı.
Hera sokağa fırladı.
Ama o sırada biriyle çarpıştı.
Luca.
Elinde çöp poşeti.
Poşet yere düştü.
İkisi de yere yuvarlandı.
Luca gözlerini açtı.
“…Neden üstüme tost kokuyorsun?”
Arkadan komşu kapıya çıktı.
“Luca! Senin tilkin bu mu?!”
Luca gözlerini kapadı.
Derin nefes.
“…Ben artık hiçbir şeyi açıklamıyorum.”
Hera ayağa kalktı.
“Adres hatası.”
Luca:
“Sen GPS misin de hata yapıyorsun?!”
Komşu hâlâ bağırıyordu.
“Dergimi yedi! Tostumu ısırdı!”
Hera ciddiyetle düzeltti:
“Yarım ısırık.”
Luca Hera’nın kolunu tuttu.
“Koş.”
“Zaten koşuyorum!”
İkisi birlikte sokağın sonuna doğru sprint attı.
Komşu arkadan:
“BİR DAHA BU SOKAĞA GİRME!”
Hera koşarken bağırdı:
“Kesin söz veremem!”
Luca nefes nefese:
“Artık mahalle grubuna düştük.”
“Ne grubu?”
“Annelerin mesajlaşma grubu.”
Hera bir an durdu.
“…Tehlikeli.”
“Çok.”
İkisi köşeyi dönüp saklandı.
Beş saniye sessizlik.
Luca duvara yaslandı.
“Bu büyüyor.”
Hera gururla:
“Macera.”
“Bu macera değil, sicil kaydı.”
Hera düşünceli şekilde elindeki tost parçasına baktı.
Bir ısırık daha aldı.
Çıt.
“…Bu evin kağıt kalitesi de iyiydi.”
Luca gözlerini kapattı.
“Benim hayatım neden normal değil?”
Hera omuz silkti.
“Çünkü beni tanıdın.”
Tam o sırada, arkalarından sakin bir ses geldi:
“Demek komşuya da uğradık.”
İkisi aynı anda döndü.
Elena oradaydı.
Elinde alışveriş torbası.
Yüzünde sakin bir ifade.
Luca:
“…Anne.”
Hera:
“…Yanlış Luca 2.”
Elena hafifçe gülümsedi.
“Sanırım artık kurallar koymamız gerekecek.”
Hera ve Luca aynı anda:
“Ne gibi kurallar?”
Elena cevap verdi:
“Mahalle içinde yenilebilir materyal sınırları.”
Luca duvara kaydı.
Hera’nın kulakları dikildi.
“…Müzakereye açığım.”
Ve böylece olay sadece bir kovalamaca olmaktan çıktı.
Artık mahalle çapında bir krizdi.
