1. bölüm · Kış güneşi
KISTAS
Kitaba başladığınız tarihi buraya düşelim.🌸
Kış güneşi ve bütün kurgularımın telif hakları yanlızca bana aittir eğer başka bir kişi tarafından kullanılır ve çalınırsa gereğini yapacağımı bildirmek isterim kimse üzerine alınsın ya da alınmasın birinin emeğini çalmak ve izinsiz geçiyor kullanmak tamamen haksızlıktır değerli okurlarım olurda kurgularımı başka bir yerde başka amaçlarla kullanıldığını görürseniz bana bildirmenizi rica ediyorum.
En sevdiğiniz şarkı ve sanatçıyı da buraya yazıp oy vererek destek olabilirsiniz kitabımıza her cumartesi günü yeni bölüm yayınlanacak. Gizem dolu, bol aksiyonlu bir maceraya adım atıyorsunuz kemerleri sağlam bağlayın uçuş moduna girmiş bulunmaktayızzz!!! 💣💥
Artık çok geç, yalvarma
"Dönüş yok o yıllara"
Bil ki sana bu son veda
Yürekli olmadan
"Meydan okumadan"
Yaşanmaz aşk,
"Yanlış zaman"
"Yanlış insan"
Tutunmak imkânsız.
"Bıktım yamalı sevdalardan"
Yanlış bahar,
"Kış güneşi."
Diye şarkıda boşuna dememiş Tarkan.
27/09/2000
Belli belirsiz bir düşünceyle içini kemiriyordu Emel. Ellerini birbirine kenetlenmiş bir şekilde önündeki 5 hamilelik testine baktı.
"Lütfen Allah'ım bari bu defa iki çizgi çıksın."
Elindeki ilk teste baktı.
"Negatifti." Tek çizgi çıkmıştı.
Oflayarak diğer testi alıp lavaboya gitti.
Geri dönüp testi sehpanın üzerine bıraktı. Bu sefer gözlerini kapattı.
"Az önceki testte bir hata payı olabilirdi."
Derin bir nefes alarak gözlerini açtı sehpadaki teste çevirdi gözlerini.
"Sonuç negatifti."
Gözleri sulandı test ve etraf bulanıklaştı sessizce ağlamaya başladı.
Hayır bu da doğruyu göstermiyor. Diyerek sehpadaki diğer testi aldı ve lavaboya ilerledi.
Çok geçmeden geri döndü odaya. Elindeki hamilelik testine baktı ve önüne düşen siyah saçlarını geriye iteleyerek birkaçını kulağının arkasına doğru sıkıştırdı.
Tek çizgi belirdi yine.
O esnada odanın kapısından içeri girdi Halis.
Karısının bu halini görünce ona doğru ilerledi.
Karısının önündeki hamilelik testlerine baktı.
Güzelim benim neden yine üzülüyorsun bakim.
Testler yine negatif çıktı Halis. Dedi ağlamaklı bir sesle. Dün midem bulanıyordu ama testlerde hamile olmadığımı söylüyor diyerek ağlamaya başladı.
"Neden hala bir çocuğumuz olmuyor."
"Defalarca kez denedik."
"Adetlerim de gecikmiyor. Uzun süredir düzensizdi ama 2 aydır ilaçlar sayesinde düzende peki neden hala bir bebeğimiz olmuyor. Diyerek hıçkırarak göğsüne sarıldı.
Güzelim bugün yine deneriz. Hem sen daha genceciksin baksana 18 li çıtırlar gibisin. Tabi hala erken olduğundan olmayacak diyerek teselli ederek karısını göğsüne bastırıp, kollarını sardı. Bir eli ipeksi saçları okşarken minik bir öpücük bıraktı başının üstüne.
Daha ne kadar zamanımız var?
"7 gün. "dedi boğuk bir sesle.
Olsun bu kısa sürede defalarca kez deneriz, hem doktor yakında ilaçlar etkisini gösterir diyordu.
İstersen şimdiden başlayalım diyerek karısına çevirdi bakışlarını.
Olur ama damızlık koyun ya da inek gibi hissediyorum kendimi.
Güzelim neden öyle hissediyorsun ki sevgi paylaşımı yapıyoruz sadece hem bu güzelliğe neden öyle bir lafın var?
Yok tabiki diyerek kolların arasından kurtularak çıktı.
Yorgunsun. Diyerek ceketin önündeki düğmeleri açtı. Kollarından çıkararak yatağın üzerine bıraktı. Güzelim benim diyerek karısına yaklaştı.
"Söz veriyorum iki kızımız olucak ve ikisi de senin kopyan olucak onlara bakarken hep sana olan aşkım iki katı artacak. "
Günümüz
Uzaklara bakarak dalmıştı Ece. İki dağ vardı. Arasına güneş batıyordu. Güneş ışığı yavaş yavaş dağıtıyordu ışınlarını etrafa.
Kahvesinden bir yudum aldı.
Buz gibi kahveyi boşluğa doğru püskürttü Ece.
Ölmüş diyerek uçurumun kenarına oturan arkadaşına yaklaştı Yunus.
Güzel manzara diyerek mırıldandı Ece.
Güneş yeni batıyor. Oldukça harika bir manzara.
Şu şahısların dosyayı hallettin mi ?diye sordu Yunus.
Ormandaki 1 kız 2 erkek arkadaş grubunu göle yakın bir yerde bulduk. Kıza istismarda bulunup bulunmadıklarını tam olarak bilemiyoruz ama otopsi raporunda
sonuçlar belli olacak. Tahminim bu yönde.
Araba bulundukları yerden yaklaşık 3km uzaklıkta. Birinci şahısı gölden 2 km uzaklıkta bulduk. İkinci şahısı gölün bulunduğu alandaydı. Kızın cesedinin yanındaydı. Cesedi göle atarak ortadan kaldırmak istediklerini fakat cesedin gölün biraz ilerisinde kıyıya vurmuş bir şekilde bulduk. Anlaşılan göle atarak delilleri yok etmek istemiş.
Kızın boynunda ve vücudunda çürükler mevcut. Üzerindeki elbisenin bir kaç kısmında kan lekeleri ve bileklerinde morluklar, tırnaklarının arası kumlarla dolu.
İki erkek cesedinde yüzde ve kollarda tırnak izleri mevcut tahmini yönüm kıza saldırdıkları yönünde.
Arabada yasaklı madde ve alkol şişeleri bulundu. Yüksek dozda kullanıldığına ilişkin sonuçlara vardık. Tamamını otopsi raporu açıklayacak.
Üçüncü şahsın kafasına sıkıldığı ortada. Kurşunun uzaktan isabet ettiğini tahmin ediyorum. Yakın bir açıdan asla bu şekilde isabet edemez kurşun.
Mükemmelsin doğrusu Ece. Diyerek keyifle sırıttı Yunus.
Yunus'ta bize yürüyen bir arkadaşımızdı ama ben arkadaşlığımızın bozulmasını istemediğimden görmezden geliyordum.
Nereye kadar görmezden gelebilirdim.
Bilemiyordum doğrusu ama zamanı gelince ona da söyleyecek bir çift lafım vardı.
Neyse gidelim diyerek ayağa kalktım uçurumun kenarından. Yükseklik korkum var mıydı?
Vardı fakat korkularımın üzerine gitmekten keyif alıyordum.
"İşte bende böyle bir psikopattım."
Çalan telefonumun sesiyle pantolonumun cebinden çıkararak aramayı yanıtladım.
Arayan Orhan'dı
Naber .
İyi senden.
İdare ediyoruz işte.
Ece yeni bir haraç baskını var. Faillerin yakalanması için çalışmalar başladı ama 8 hafif yaralı 2 ağır yaralı 10 ölü var. Birazdan olay yerine gitmemiz gerekiyor.
Konum atarım.
Peki. Bir telefon görüşmesi yaparak hemen geliyorum.
Olur görüşürüz.
Aramayı sonlandırarak Ada'yı aradım.
Nasılsın?
İyiyim.
Bugün eve geç döneceğim gece mesaisine kalacağım.
Benden ne bekliyorsun peki?
Endişelenmemeni. Neyse bensiz bu akşam aile yemeğini yiyin.
Katılmak istemiyorsun? Diyerek imalı bir edayla sordu.
Alakası yok. Dedi.
Peki. Öyle olsun kapatıyorum.
Kapat o zaman diyerek kapattı Ece.
Gidelim aracımı yolun oraya bıraktım. Sen ileriye park etmiştin.
Ben ciple dönerim. Bileğindeki saate baktı. Hem mesai saati bitti.
Sen işlerini hallet ben adliyeye dönüyorum. Orhan ile beraber haraç toplayan bir grubun yaptığı baskını inceleme altına almaya gideceğim. Ekip birazdan toplanır.
Ece, bütün işleri tek başına sırtlayınca değişen bir şey olmuyor. Bir sorun varsa benimle paylaşabilirsin dimi?
Tabiki de paylaşırım ama inan bana bir sorun yok diyerek dostça omzuna iki kere vurdum.
Aracı bıraktığım asfalt yoluna doğru ilerliyordum. Beyaz spor ayakkabı giymek oldukça aptalca bir seçimdi. Çamura bulanmış ayakkabılarıma bakmak için öne doğru eğildim.
Topuklu ayakkabılarımı arabada bırakmıştım.
Oflayarak , ayaklarımı yere vura vura ilerledim araca doğru beyaz ayakkabılarımı çıkararak aracıma bindim.
Cipimi bin liralık ayakkabılar için kirletemezdim.
Topuklu ayakkabılarımı giyip aracımı sürdüm.
Material girldik sonuçta.
Ayakkabıları yolun biraz ilerisindeki çöp konteynerına fırlattım.
İkisini de içerisine fırlatınca aynı anda girmelerini beklemiyordum.
On parmağımda on iki marifet vardı.
Tolga sana biraz fazlayım oğlum ne birazı daha çok fazlayım.
Kıymetimi bilsin ya benim gibi birini bulabilir miydi?
Elbette hayır. Bu evrende benden sadece bir tane var. Canım kendim. Dikiz aynasından bakınca bir kere daha maşallah dedim kendime harbi fazla güzelim diyerek dağılan kızıl saçlarımı ellerimle düzelttim. Üzerimdeki siyah gömleğin yakalarını düzelttim.
Aracı çalıştırarak ilerledim. Mükemmel zevklere sahip olmak böyle bir şeydi işte.
Tolga hariç...
Öfkeliydim ona dün bana haber verme gereği bile duymadan dava dosyama karışarak işlerimi sarpa sarmıştı.
Müvekkili umrumda bile değildi. Bunu yaptığı için onu işinden de aldırabilirdim ama.
Gönüldü işte oka da konardı boka da...
Biz biraz fazla yani bir tık fazla boka batmış durumdaydık...
Çaktırmayındı.
Adliyenin önüne gelince aracı otoparka park ettim.
Waooovvvv bu ne güzellik baş savcım.
Diyerek seslendi Buse.
Keyifle sırıttım. Abartmıyordu fazlasıyla güzeldik işte de ne yapacaksın biraz mütevazi olmak gerekiyordu.
Sizin kadar olmasada yapmışızdır bir iki şey.
Saçların ışıl ışıl yine harbi boya olmadığına emin misin?
He kanka oldu numarasını da vereyim aynısından dene. Diyerek göz devirdim.
Saçmalama tabiki de doğal saçlarım. diyerek güldüm en kınayıcısından.
Ne zamandır dışarı çıkmıyoruz bugün müsait misin?
Gece mesaiye kalacağım.
Güldü Buse en kınayıcısından.
Bu kadar çalışmana gerek yok ekip hallediyor işte diyerek iğneleyici bir edayla baktı.
Gel bir sarılıp öpeyim valla içimde kaldı kızım kaç gündür görmüyorum seni. Diyerek ilerledi Eceye.
Güldüm en büyüğünden.
İki yana açtığı kollarına sıkıca sarıldım.
Harbi bu kıza yazıktı be kardeşim benim asistanım olmak ona zordu yani benim çilemi kederimi çekiyordu be öptüm yanağından sulu sulu.
Hadi Orhan bekliyor. Buse hanım hazırsanız ekip otosuyla çıkalım diyerek kucağından ayrıldım.
Göz devirdi bu duruma.
Savcım diyerek seslendi tanıdık bir erkek sesi.
Yavuz! diyerek heyecanla döndüm.
Sizin açtığınız şu davanın müvekkili Oğuz Han hastaneye kaldırılmış. Hapishane hücresinde kalp krizi geçirmiş. Kısa sürede fark edilince hastahaneye kaldırıldı.
Kaçmayı planlıyor diyerek güldüm. Sanığın kalp krizi geçirmesi oldukça büyük bir olay olarak bakılıyor dışardan.
Büyük ihtimalle Han ailesi kendisine yaraşır bir şekilde oğlunu yurt dışına kaçırmayı planlıyor.
Bırakın da kaçsın failin ailesininde suçluya yardım ve yataklık etmesine ilişkin ek dava açarak soyadlarına darbeyi vuracağız.
Şu Oğuz'un hücresindeki iki gardiyanı ve revirdeki doktoru alın. Raporu birazdan çıkararak cezaevine göndereceğim. Arama emri de veriyorum. Hücrenin en kuytu köşesini bucak bucak arayacaksınız.
Anlaşılan Hanlar yine parasını ve gücünü kullanarak suç makinesi oğlunu öldü göstererek kurtarmaya çalışıyor.
Asıl darbeyi biz vuracağız.
"Ben Savcı Ece Tuğra'yım Oğuz'un hiçbir sözünü unutmadım."
"Unutursan hatırlatırım. "diyerek dudakları iki yana kıvrıldı.
Ofisin içindeki mavi kapaklı dosyamın içindeki yeni davalar var hepsinin en ufak ayrıntısına kadar hayat hikayesini öğrenmek istiyorum Buse. Sen ofiste kal Orhan'a benden kaynaklı olay yerine gelmediğini söylerim.
Yavuz, sen benimle gel bazılarının "Eceli olmaya gidiyoruz aslanım. "
Diyerek göz kırptım.
Yavuz henüz yeni bir arkadaşımızdı. Ataması buraya İzmir'e çıkmıştı. İstanbul'luydu kendileri. Henüz 21 inin başlarındaydı. Siyah orta uzunluktaki saçlarını geriye doğru taranmış. Hafif kilolu ve oldukça uzun bir arkadaşımızdı. Buse ile shiplediğimi ona söylesem utanırdı.
Ama birkaç kere ona dönüp dönüp baktığını hatta sevdiği şeyleri getirerek ben seviyorum diyerek aldığını ve ona ne denli baktığını biliyordum.
Buse'nin haberi var mıydı?
Yoktu.
Ama ona söylemeyi umuyordum. Cumartesi günü kendi aramızda barda küçük çaplı bir kutlama yapacaktık o zaman söylerdim.
"Maksat sevenler kavuşsundu..."
"Orhan abi sana biraz kızgın."Diyerek zihnimdeki bütün düşünceleri susturdu Yavuz.
"Biliyorum. " Diyerek yanıtladım. Zehra'nın doğum günü olmasına rağmen dün gece onu otopsi raporlarını ve olay yeri inceleme ekipleriyle küçük çaplı bir takım kavgalar olmuş. "Diye duydum.
Orhan'ı çağırmayacaktım fakat bu karışıklığın sebebi oydu. Dava kağıtlarını karıştırmış, dikkatli olması gerekirdi. Otopsideki kadavra ile raporlar uyuşmuyordu. Aileye haber vermemize rağmen tanıyamadılar başka bir çaremiz yoktu.
Onun baktığı davaydı. Onun sebep olduğu bir karışıklıktı.
Hataya mahal yok bizim işimizde. Diyerek omuz silktim.
"Katılıyorum." Savcım fakat "Orhan abi biraz kalın kafalı sizi anlayacağını sanmıyorum."
Anlaması için bir şey yapmama gerek yok. Hata kiminse onun telafi etmesi gerek. Bizim vaktimizden çaldı. Önemli olan bir tek Zehra mı sence?
40 kişilik bir ekipten bahsediyoruz Gecenin bir yarısında herkesi toplamak çok mu kolaydı.
Önemsiz bakılsa da az daha bir sanığın öldüğüne ilişkin dava dosyasını kapatma kararına varıyordu Hakim Mehmet Bey.
Haklısınız Ece hanım.
Kaç kere bana sadece Ece demen gerektiğini söyleyeceğim. Aynı yaştayız yani istediğin gibi hitap edebilirsin.
Tabi ki de iş üzerinde bana bu şekilde hitap edebilirsin ama molalarda veya iş üzerinde çalışmazken Ece diyebilirsin.
Sizin şu asistanınız. Buse hanıma çıkma teklifi etsem kabul eder mi?
Yani beni reddebilir diye çıkma teklifi edemiyorum.
Kabul eder mi bilmiyorum. Bunu neden ona sormuyorsun?
Belki sana karşı hisleri vardır bilemem.
Konuşur öğrenirim ama laf arasında senin için düşüncelerini gelerek belirtirim sana.
Sağolun Savcım diyerek heyecanlandı.
Savcım izniniz olursa size bir şey sormak istiyorum.
Özel hayatım hakkındaysa derine inmeden cevaplarım bilirsin.
Bilirim tabi diyerek bana çevirdi bakışlarını.
Sizin babanızla soyadınız neden aynı değil diye sordu?
Ben bebekken kaybolmuşum yani biyolojik ailem beni kaybetmiş. Nasıl kaybolduğum hakkında pek bir fikrim yok aslında diyerek tebessüm etti.
Emel hanım ve Haldun Bey'in yani annemin ve babamın o zamanlar çocuğu olmuyormuş. 4 yıl boyunca çocukları olmayınca yetimhaneden bir bebek evlatlık almak istemişler. Koruyucu ailem namı diğer şimdiki ailem kayıp bir bebek olduğumu biliyorlarmış, 6 ay boyunca bir yakınım ortaya çıkmayınca yetimhanedekiler beni onlara vermişler.
Koruyucu ailemin kararına göre soyadımda bir değişiklik yapmamışlar. Biyolojik ailem ortaya çıkarsa bana ulaşsın diyerek değiştirmemişler.
Ben evlatlık alındıktan bir ay sonra annem Ada'ya hamile kalmış.
Böyle işte anlayacağın diyerek direksiyondaki bakışlarımı anlık ona çevirdim.
Sessizdi. Hak verdim bu konuda nasıl teselli edilir benimde pek bir fikrim yoktu açıkçası.
Buse'yle konuşurum için rahat olsun.
Bu kıyağımı unutma evlat diyerek göz kırptım.
Gülerek karşılık verdi. Sizin şu sevgiliniz ne zaman evlenme teklifi eder?
Henüz 5 ayımız doldu. Bunun için baya bir süreye ihtiyacımız olduğunu söyleyebilirim.
Çok yeniyiz sonuçta.
Diyerek otomatik ekrandan müzikler kısmına tıkladım.
"Hadise - küçük bir yoldayım çalmaya başladı. "
Buralar yalan, uzak bir de
Bir arasan, bu kalp delirir
Umutsuz olmaz aşksız yaşanmaz
Kuşku duyanlar ve yanmadan sönenler.
2 gündür Tolga'nın aramadığı aklıma geldi.
"Nasıl olduğumu bile sormadı. "
Küçük bir yoldayım en başındayım
Kendi kendimle hep sıfırdayım
Senin dağların benim yollarım
O sen olsaydın
Benim yanımda
Sağımda solumda ufkumda
Senin yanında
Yazında kışında tüm baharlarında
Malatya'ya gittiğinden beri iki kez aramıştı biri 3 dakika diğeri 15 dakikaydı.
Oralar nasıl? uzak tabii
Kaç kilometreydi İzmir'e bilmiyordum.
Gel desem? diyemem peki
Gelemem işim var derdi.
"Umutsuz olmaz aşksız yaşanmaz"
Kuşku duyanlar ve yanmadan sönenler.
Küçük bir yoldayım en başındayım
Kendi kendimle hep sıfırdayım
Senin dağların benim yollarım
"O sen olsaydın"
"Benim yanımda. "
"Geldik "diyerek arabayı durdurdum.
Torpido gözünden şu şişesini alarak bir yudum aldım.
Arabayı kilitleyerek indim.
Konum burayı gösteriyor.
"Basılan restoran burası. '
Kırmızı kafa diyerek seslendi Emre.
Ne var diyerek ona doğru ilerledim.
Topuklu ayakkabılarımın kaldırımdaki tok sesinden başka bir ses duyulmadı.
Bu beyefendi sizinle görüşmek istiyormuş? Tanıyor musunuz?
Tanıyorum gidebilirsin Emre. Diyerek ilerledim.
Siyah takım elbiseli adama.
Ece hanım... Diyerek tekrar seslendi.
Ne var Bülent bey?
Selim Bey sizi görmek istiyor ?
O adamla görüşmek istemediğimi defalarca kez söyledim neden ısrar ediyorsun?
Git ve o sikik patronuna şöyle benimle bir işi yok bir daha sakın benimle görüşmek istemesin yoksa onu kendi ellerimle boğarım! Diyerek işaret parmağımı yüzüne doğrulttum.
" Sakın bir daha karşıma çıkmasın! "
Ne seni ne de o şerefsizi görmek istemiyorum!
Moralime de bir dakika sıçmayın be kardeşim. Hadi başka kapıya. Diyerek
içeriye doğru adım attım.
Sağ kolumdan kavrayınca durdum.
Bırak kolumu. O kanlı pis ellerini çek üzerinden diyerek bağırdım.
O adamla bir işim yok anladın mı git ona bundan bahset!
Diyerek kolumu geriye doğru savurdum.
Ece hanım lütfen zorluk çıkarmayın. Selim Bey zaten araçta diyerek gösterdi aracı.
Sadece 2 dakikalık bir konuşma.
Siyah gömleğimin yakasına baktım dolma kalemim duruyordu.
Tamam. Madem Selim Beyiniz çok ısrar ediyor iki dakikamızı ayırırız diyerek siyah araca yöneldim.
Kapı açıldı. Selim beyinsizi orda duruyordu.
Bugün yine şıklığın beni büyüledi.
Güzelim bana iki dakikanı ayırırsın umarım diyerek çapkınca sırıttı şerefsiz.
Tiksinerek baktım yüzüne.
Geç şöyle de hasret giderelim biraz yavrum diyerek önündeki koltuğu eliyle gösterdi.
Kes yalakalığı!
Neden buraya teşrif ettiğini söyle. Diyerek araca bindim.
Kitap hakkındaki fikirlerinizi bekliyorummmmm:)))
Ece'nin karakteri nasıldı?
Hoşunuza giden ayrıntı.
Buraya kitabı nerden keşfettiğinizi yazabilirsinizzzz?
Bilinmeyen bir mesaj nelere mal olacak sıradaki bölümde göreceğizzz.
Ahshshshs
Tolga ayağını denk al koçum şimdiden söyleyelim. :)
Kitabın ana olaylarından birini buraya bırakıyorum eğer 500 oy 200 yorum gelirse gerisin geri gelir bölümler desteğinize ihtiyacım var.
Okumaya başladığınız tarihi not eder misiniz?
Buraya bol bol " 🖤 " kalbinizi alırım :)
