2. bölüm / 6
Kış güneşi2.BÖLÜM
Bölümler 6Şu an: 2.BÖLÜM
- 1 KISTAS2.340 kelime
- 2 2.BÖLÜM1.252 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3.BÖLÜM1.402 kelime
- 4 4.BÖLÜM1.925 kelime
- 5 5.BÖLÜM833 kelime
- 6 6.BÖLÜM1.707 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kitaba malesef sınır koysum yeni bölümler cumartesileri geliyor ama hiçbir destek görmediğim için yayınlamayı bırakıyorum
Bu yüzden de oy ve yorum sınıro getirtiyorum. 150 beğeni 200 yorum gelirse kitabı her cumartesi günü saat 20:15 te yayınlayacağım.
Kış Güneşi evreni gerçekten gizemler, ihanetler, kıstaslar, gerçek aşklar , bilinmeyenler ve bilinmesi gerekenler olarak çok yönlü ve çok karakter barındıran bir kurgu umarım hakettiği değeri görürde Herkesin kalbine güneş gibi doğar 🪶💗🖤
Kapının açılmasıyla araca bindim.
Ne istiyorsun yine pezevenk diyerek hışımla soludum.
Vay vay kimler gelmiş. Diyerek elindeki viskiden bir yudum aldı Selim.
Saatimi ona doğru çevirdim. İki dakikadan fazlasına asla tahammül etmem diyerek geri sayımı ona gösterdim.
Oğuz'un gidişine engel olmayacaksın avukat!
AVUKAT DEĞİL BAŞ SAVCIYIM Piç düzgün konuş.
BANA BAK KADIN OĞUZ 'u rahat bırakacaksın.
BÜLENT! diyerek seslenmesiyle önüme konan çantaya baktım.
Çantanın kilidini açtığında gördüklerim gram şaşırtmamıştı.
10 milyon dolar karşılığında bizim tarafımızda yer alacak Oğuz'u o hapishaneden kurtaracaksın!.
Nıck nıck. BEN DEĞİL OĞUZU O HAPİSHANEDEN ÇIKARTMAK , O HÜCREYİ DE DÜNYAYI DA OĞUZ'A DAR EDERİM.
Ne sıfatla, karşımda dikiliyorsun diyeceğimde maşallah sizde yüzsüzlük arşta.
BAŞ SAVCI!!
HA ŞÖYLE YOLA GEL!
OĞUZ'UN KILINA ZARAR GELİRSE BU DÜNYAYI SANA DAR EDERİM LAN, ANLADIN MI!
diyerek cebindeki silahı alnıma yasladı.
Nıck nıck nıck dedim alayla. SIKSANA HADİ YA... SIK HADİ... diyerek gözlerimi devirdim.
Öyle mi ...ha...tüh be yazık olucak desene bu güzelliğe diyerek silahın namlusunu yüzümden gezdirirken.
Nıck nıckkk...
İşaret parmağımla silahın namlusunu iterek uzaklaştırdım.
Tiksintim daha da arttı.
Cebimden çıkardığım sigaramı dudaklarıma yaslayıp bir nefes çektiğimde hala aynı durumdaydım.
Sigaramın tüten dumanı arabayı doldururken daha da geriye yaslandım.
Başımın ağrısı artarken canımın daha da sıkılmasından asla haz etmezdim.
BU PARAYI ALIP YA BİZİM TARAFIMIZA GEÇİP OĞUZ'U HAPİSHANEDEN ÇIKARACAKSIN YA DA BU PARAYI ALIP İSTİFANI VERİP SİKTİR OLUP GİDERSİN!!!
Diyerek öfkeyle soludu.
Önümde belirtilen paralara bakarken son kez çakmağımla sigaramı yakarken bahsettiği para çantasının üzerine fırlatıp çantayı kapattım.
ASLA !
NE SEN NE DE O SİKİK SOKUK PATRONUN BENİ VAZGEÇİREBİLİR ANLADIN MI BENİ!
SENİ AFFETMEZ ! BU SON UYARIYDI BAŞ SAVCI!!!
Önündeki yarım viskiyi yüzüne fırlatırken de sinirle soludum. Şakaklarım zonkluyor kulaklarım uğulduyordu.
BENİ ASLA VAZGEÇİREMEZSİNİZ
SÖYLE O YÜZSÜZ PATRONUNA ÜÇ BEŞ KURUŞA SATIN ALDIĞI O PİÇLERDEN HİÇ DEĞİLİM!
Araç içi kameranın olduğunu farkettiğimde orta parmak göstererek ağzımın içinde ona küfürler savurdum eğer canlı canlı izliyorsa sıkıntı yoktu mesajım gayet yerine ulaşmış sayılırdı.
OLURDA OĞUZ'UN LEHİNE BİR AVUKAT ORDUSU TOPLARSANIZ DA HİÇBİRİ BENİM ELİME SU DÖKEMEZ! diyerek açtığım kapıdan indim.
Şimdi.Siktir git o patronuna söyle asla ama asla kabul etmeyeceğim.
Aracın kapısını sertçe çarpıp indikten sonra dudaklarımın arasından son kez çektiğim nefesin ardından söndüğünden emin olduğum izmariti yan taraftaki konteynere attım.
Yavuz'un hala beni beklediğini görünce dudaklarım iki yana kıvrıldı.
Baş savcım "bunlar kim? "diyerek kaşları havalandı.
"Önemsiz." Diyerek mekana doğru ilerleyip girdim, tam O sırada adli tıp ve olay yeri inceleme ekibi çoktan etrafı inceleyip raporları hazırlamak için delilleri toplayıp tanı koyuyordu.
Yan tarafıma doğru yöneldiğimde olay yeri inceleme ekibinden Berkay'ın büyüteç ile baktığı kurşuna takıldı gözlerim. Kurşunun üzerinde alev amblemi görmeyi kesinlikle beklemiyordum.Bir yanlışlık olmalıydı...
Berkay dedim aniden bastıran şaşkınlıkla. bakışlarımın odağında kurşun vardı.
Masanın üzerinde olan eldiven kutusundan çıkardığım eldivenleri ellerime geçirirken.
Buyrun Baş savcım dediğinde çoktan yaklaşmış hemen yanına çömelmiştim. İzninle bakabilir miyim?
Tabi Baş savcım dediğinde başımı salladım. Saol. Kurşunu kavradığımda kurşunun soğukluğunu ellerimdeki eldivenlere rağmen hissettiğimde istemsizce ürpermeyişime engel olamamıştım.
Dolu olan mermiyi parmaklarımın arasında çevirirken gördüğüm alev baskısıyla endişem iki katına çıktı.
2 gün önce...
Bana bak Ada. Dikiz aynasından göz teması kurduğum küçük kız kardeşime bakarken. Yalnızca eğleniyorsunuz alkol yok diyerek mekanın otoparkına arabayı bırakırken. Of abla hani kutlayacaktık. Alkolsüz kutlama mı olur ya diyerek mızmızlandığında.
Olur olur hem neden olmasınmış. Diyerek anahtarlarımı ve çantamı alıp araçtan inerken.
Ada sarhoş olurken sürekli kusuyorsun olmaz diyerek ilerlediğimde rastgele bir aracın camından yansımama bakarken rujumun silindiğini fark ettiğimde çantamı açarak içinden bordo rujumu alarak sürmeye başladım.
Tamam abla ya diyerek bozulan sesine inat gülmeye başladım. Ne yapayım Ada.
En sonki vukuatını unuttun sanırım balkonda uyumuş herkesi arayıp küfretmiş story atmıştın diyerek daha fazla güldüğümde "abla ya" diyerek çıkıştığında gülmekten yanaklarım ağrımış camları zifiri karanlık olan aracın aynadaki aksine bakarken gülüşüm derinleşti. Gamzelerim belirginleştiğinde Ada hala mızmızlanıyordu.
Ada sus lütfen rujumu süremiyorum çantamı alarak ilerlediğinde Elif ve Suzan da ilerlemiş story atmak için video çekiyorlardı. Hızla rujumu sürüp , kızıl saçlarıma elimle hacim verdim.
Ayy bacım bu ne güzellik ya diyerek içimden geçirdim.
Fazlasıyla güzeldim. Maşallah diyerek ilerledim malum biraz nazarın varlığına inanan bir bireydik.
Dahil olduğum o mükemmel arkadaş grubuna baktım. Biraz kafamız kırıktı ama güzeldik vesselam. Seviyordum ya...
Hadi Aşkım gel bekliyorum diyen Suzi ye takıldı gözlerim.
25 yaşlarında sapsarı saçları masmavi gözleriyle minyon boyuyla çok tatlı ve sevimli bir kişiliği vardı. Edebiyat fakültesi mezunu Türkçe öğretmeniydi.Mesela her zaman dalgalı olan saçlarını bu defa düzleştirmişti. Hemen onun yanındaki " Ahiretliğim" olarak adlandırdığım Elif'im vardı. Benim gibi o da Savcıydı. Saçları kumral gözleri elaydı. Ela harelerin çevresini saran minik kahverengi lekeler vardı mesela. Bazen Tolga beni ondan kıskanıyor sürekli trip atıyordu.
Mesajlarıma bakmıyor bazense bakıp cevap yazmıyor aramalarıma dönmüyordu.
Komikti Tolga Sarıtaş. Bazen kendi iç dünyasında kayboluyor iş yemeklerinden işe sürekli atlayıp duruyordu. Üstelik sürekli olarak aldığı davalar için şehir dışına çıkması gerekiyordu. Ve hala şehir dışındaydı. Bunu bildiğimden rahat bir şekilde bu yeni açılan mekana geliyordum. Aksi takdirde sürekli medya seni görüntülüyor bu haberleri görmek istemiyorum itibarımı bozuyorsun. Saygınlığım zarar görüyor o ortamlarda seni görmek istemiyorum.
Bensiz bir yere gidemezsin diye diklenip duruyordu.
Bu bir mantık evliliğine doğru ilerleyen bir süreçti ve bunun zarar görmesini istemiyordu. Sanırsın ortamcı piyasacı bir kızdım da bardan bara akıyordum gözlerim istemsizce seğirdi.Ayda yılda bir eğlenmeye çıkar içmeden dönerdim. Ki hala da öyleydi. Kızlarlaydım. Ayrıca Tolga ile henüz evlenmemiştim.
O kadar da sözlerini takmıyor, üzerimde üstünlük kurma çabalarını yerle yeksan ediyordum. Ben Eceydim. Başkalarının kararlarına emel olmazdım. Bilmesi gerekiyordu. Ada'nın kutlamak istediği bir şey vardı mesela ona hayır diyemezdim. Yeni sevgilisinden ayrılmış aşk acısı çekiyordu. Narsistliğin anasını siken O piçten ayırmıştım mesela onu. Bugünü milli bayram ilan etmek vardı da neyse.
Görüş mesafeme ilişen mekanın tasarımı son derece modern ve zifiri karanlıktı mesela korkunç diye içimden geçirdim. Led ve bazı renkli ışıklandırmalar biraz ahenk katıyordu. Locaların dolu olması beklenmedikti.
Abla şansımı sikeyim ya dediğinde Ada ayıp dediğimde güldü. Bak şurası boş diyen Suziydi.
Yanımızdan geçen garsonu durdurup. Birkaç alkolsüz kokteyl söyleyerek ilerledim. Müziğin sesi değişirken sahnedeki çiftler sahnede arsızca dans ediyor. Daha da yakınlaşıyordu. Midemin bulandığını hissetmemle yan tarafıma dönerek üzerimdeki bakışı yakaladım.
30 lu yaşlarda bir kolu komple dövmeli olan kel ve takım elbiseli bir adamın bakışlarını yakaladığımda hızla önüme döndüm. Garson siparişlerimizi önümüze bırakıp gittiğinde önümdeki kokteyli ne ara söylediğimi bilmiyordum. Adanın kafasına diktiği içeceği gördüğümde onun benimkini içtiğini görmemle gözlerimi devirdim.
Her neyse diyerek bir yudum aldığımda mayhoş bir tadın genzimi yaktığını hissettiğimde dudaklarımı istemsizce birbirine bastırdım. Tadı güzeldi işte ne yapayım. Yanımızdaki locaya servis yaptığında seslenmiştim.
Ama duymamıştı. Neyse ilerleyip sahnedeki insanlaeı es geçerek bar taburesine oturup siparişimi verdim, siparişimi önüme ilerletildiğinde bir yudum aldım güzeldi, yanımda birinin gölgesini hissettiğimde yanımdaki tabureye oturan aynı adamdı az önceki dövmeli olan korkunç görünen o adamdı umursamazca eş geçerek . Kokteyl alarak ayaklandım. Ada'nın lavaboya doğru ilerlediğini kestirdiğimde kokteylimi tek dikişte bitirerek yandaki masaya bırakıp ardından ilerledim. "Ada" seslenişimi duymayıp Ada kaybolduğunda ardından ilerlemeye çalıştım.
Arkadaşlar kitaba sınır bırakıyorum malesef henüz kimsenin takip etmediğini ve kitabı oylamadığını görüyorum
Gerçekten yazmak için biraz motive olmam gerekiyor eleştirilere açığım kitabı evirip çevirebilirsiniz eğer hiçbir destek görmezsem kitabı basmayı da düşünmeyeceğim. Çok yazdım ve çok uğraştım ama böyle yorumsuz bırakılması beni üzüyor umarım destek olursunuz
Oy sınırı 150 beğeni
200 yorum emojisiz
İnstamız @adeniumlarosa kurguların fragman ve alıntıları için takipte kalın sağlıcakla 🍂💌
Bölüm etkileşimi
