1. bölüm · KIRMIZIDAN SONRA

BÖLÜM 1 — KIRMIZI

ceys cey

Ahu’nun kırmızı saçları vardı.
Öyle bildiğin kızıl değil.
Uzaktan bakınca neredeyse siyaha çalan, ışık vurduğunda kan kırmızısına dönen saçlar.
Ahu bir yere girdiğinde önce kendisi değil, kokusu gelirdi.
Sonra o kahve gözler.
Sonra alaycı gülüşü.
Sonra da insanın başına bela olacağı gerçeği.
— Geç kaldın amına koyayım,
dedi Duru.
Ahu sandalyesine otururken omuz silkti.
— Ben geç kalmadım Siz erken geldiniz.
— Saat dokuz dedik.
— Saat dokuzdu zaten.
— Saat on buçuk.
Ahu garsona baktı.
— Bana bir şey söyleyecek misin?
Garson gülerek başını salladı.
— Her zamanki?
— Sen beni tanıyorsun.
Karşı masadaki Ayaz, gözlerini istemeden ona çevirdi.
Ahu bunu fark etti.
Etmemiş gibi yaptı.
Ayaz yirmi dört yaşındaydı.
Yakışıklı olduğunu biliyordu ve bunu bilmenin verdiği rahatlıkla hareket ediyordu.
Hayatında reddedilmek diye bir kavram neredeyse yoktu.
Yanındaki Mert eğildi.
— Oğlum, bakma.
— Niye?
— Ahu o.
Ayaz kaşını kaldırdı.
— E?
— Başına bela olur.
Ayaz güldü.
— Ben bela seviyorum.
Mert başını iki yana salladı.
— Sen onun ne kadar bela olduğunu bilmiyorsun.
Ahu o sırada başını çevirip doğrudan Ayaz’a baktı.
Göz göze geldiler.
Ahu’nun dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
Ayaz da gülümsedi.
Ahu bakışlarını kaçırmadı.
Sadece kadehini kaldırdı.
Ayaz’ın gözlerinin içine bakarak bir yudum aldı.
Ayaz güldü.
— Bu kız beni çağırıyor.
Mert küfretti.
— Hayır oğlum Seni oynuyor.
Ayaz ayağa kalktı.
Ahu onun geldiğini gördüğünde yüzünde en ufak bir şaşkınlık oluşmadı.
Ayaz masanın yanında durdu.
— Selam.
Ahu kadehini masaya bıraktı.
— Selam.
— Ben Ayaz.
Ahu gülümsedi.
Ayaz sandalyeyi çekti oturdu.
Ahu ona birkaç saniye baktı.
— Çok yakışıklı olduğunu biliyor musun?
Ayaz kahkaha attı.
— Bunu söyleyen ilk kadın değilsin.
— İlk olmak gibi bir derdim yok zaten.
Ayaz ilk kez cevap veremedi.
Ahu gülümsedi.
İşte o an Ayaz başına gelecekleri bilmiyordu.
Ahu ise biliyordu.
Çünkü o gece masaya oturduğu erkeklerin çoğundan farklı değildi.
En azından Ahu öyle sanıyordu.
Ahu o gece Ayaz’la bir daha konuşmadı.
Ama Ayaz onu izledi.
Ahu bunu biliyordu.
Bir erkeğin bakışını anlamak için özel yeteneğe ihtiyacı yoktu.
Ahu barın çıkışına yöneldiğinde Ayaz arkasından geldi.
— Gidiyor musun?
Ahu dönmeden cevap verdi.
— Evet.
— Bırakayım.
— Gerek yok.
Ayaz ellerini cebine soktu.
— Ben reddedilmeyi sevmem.
— Alışırsın.
Ayaz güldü.
— Sen hep böyle misin? Sinir bozucu.
Ahu yaklaşıp parmağını onun göğsüne hafifçe bastırdı.
— Şimdiden sinirleniyorsan ileride ne yapacaksın?
Ayaz’ın gülüşü kayboldu.
Ahu bunu gördü.
Ve hoşuna gitti.
— İyi geceler, Ayaz.
— Nereye gidiyorsun?
— Eve.
— Yalnız mı?
Ahu göz kırptı.
— Belki.
Sonra taksiye binip gitti.
Ayaz arabanın arkasından baktı.