3. bölüm / 4
Kırmızı örümcek zambağı3.
Bölümler 4Şu an: 3.
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Biraz geçmişti adam kendisini sakinleştirmeyi başarmıştı zaten böyle olacağını biliyordu değil mi?
kendi güzel kamelyasının kamelyası olacağını. Kendisini toparlayıp o stabil hale gelmişti yine. Yaptığı kahveyi çoktan taşırmıştı yazık oldu ama yapacakta bir şey yoktu odadan çıkıp hastanenin arka bahçesine gitmeye başlamıştı canı hiç istemiyordu ama ayakları istemsizce gidiyordu belki de istiyordu kim bilir. Arka bahçeye gittiği zaman gözleri sevdiği kadının yeşil büyük parlak gözleriyle buluşmuştu vücudu ne kadar solmuş olsa da gözleri tam tersiydi pas parlak parlıyordu adam hafif bir gülümsemeyle sanki üzerinden bir yük kalkmış gibi kadının yanına gitmişti onun gibi ağaca yaslanıp oturmuştu aslında şimdi anlıyordu şu an ne kadar berbat bir durumda olsa bile belirsizliğin yükü kalkmıştı üzerinden yada gereksiz umutların ve can yakmaktan başka bir işi olmayan hayallerin güzel gün batımını izliyordu adam en azından huzurluydu kadında bunu yapıyordu konuşmak yerine sessizce batan güneşi izlemek ve yavaş yavaş ortaya çıkan milyonlarca yıldız hepsinin farklı bir hikayesi veya patlaması vardı değil mi? Yıldızlar ne kadar parlak olsa da bazılarını bulutlar kapatırdı tıpkı hayat gibi insanlar ne kadar yıldızsa diğer insanlar veya yaşananlar tam bir buluttu önünü kapatan bulutlar.
Kadın bir süre sonra konuşmuştu" gün batımı çok güzel değil mi?" demişti kadın bir dakika bunun anlamı seni seviyorum keşke gitmesen ama gitmene izin veriyorum demekti çoğu kitapta sevdiğin kişiye açılma yöntemiydi kadın adama bakarken adam yeni yeni çıkan yıldızlara bakıyordu aslında gözleri dolmuştu üzerine tekrar o yük biniyordu adam hızla ayağa kalkarak hiçbir şey demeden hastaneye doğru ilerlemişti kadın arkasından ağlamaklı ve kırık bir şekilde doktor demişti ama adam durmamıştı duramamıştı düşünceleriyle boğuşuyordu neden böyle olmak zorundaydı ki? Onların hikayesi neden kötü sonluydu onları ayırmaya çalışan hikayelerde ki gibi ne kötü bir anne ne de kötü bir baba nede kötü bir insan vardı sadece ikisi vardı ama neden mutlu sonları yoktu? Neden mutlu sonları olamıyordu? Neden sevdiği kadına onu sevdiğini söyleyemiyordu ya da söyleyememişti onu kırmıştı ne çok isterdi ona bunu söylemeyi ama artık ona göre umutlanamazlardı.
adam yavaş yavaş pişman olmaya başlamıştı neden ona açılmamıştı? Neden onun o güzel kalbini kırmıştı? Neden son vakitlerini mutlu geçirmiyorlardı? Adam şuan kendisini bir aptal gibi hissetmişti ama belki de geç değildi en azından son birkaç ayını mutlu geçirebilirlerdi tekrar ağzından birkaç çiçek yaprağı düşmüştü bunlar nilüfer (mutluluk) gül (aşk) kırmızı lale (sevgi) adam bunlara rağmen mutluydu sevdiği kadında onu huysuzluğuna rağmen seviyordu bu düşünceler içinde biraz daha kendisini toparlayıp diklenirken hızlı adımlarla yürümeye başlamıştı ki bir ağız dolusu kan kusana ve kalbinde büyük bir acı hissedene kadar ardından ağzından yaprak değil bütün bir çiçek olarak çıkmaya başlamıştı kırmızı örümcek zambağı adamın gözleri korku ve endişeyle büyümüştü bu ölümün sembolüydü hayır bu kadar çabuk olamazdı değil mi bu kadar çabuk terk edemezdi edemezlerdi kadının ölümüne daha vakit olması gerekirdi adam daha ona onu sevdiğini söyleyememişti adam korkuyla doğrulurken cümle bile kuramıyordu tek söyleyebildiği "hayır... hayır... olamaz "dı nasıl yani sevdiği kadın ölmüş müydü oda mı ölüyordu adam hızla kadını bıraktığı bahçeye doğru koşmuştu ama orada yoktu sonra da hızla kadının odasına gitmişti ağzında kan ve kandan daha kırmızı örümcek zambağı kalıntıları vardı bu çiçekte göz boyamasıydı ne kadar güzelse o kadar iğrenç bir tadı ve anlamı vardı.
Adam sevdiği kadının kapısını açmıştı ve içeri dalmıştı sadece baka kalmıştı kadın hastalıktan falan ölmemişti intihar etmişti bilekleri kanla kaplıydı kadın bileklerini keserek intihar etmişti adamın nefesi kesilmişti kadının kanlı bileklerine bakamıyordu. Artık kadın tamamen bir cesede benziyordu o güzel parlak gözleri siyah bir buğu kaplamıştı yıldızların önünü kapayan bulutlar gibi adam onlardan nefret etmişti kendi yıldızının önünü kapamıştı artık bir daha çekilmemek üzere. Adam birkaç savsak adım atarak kadının yanına gelmişti. ağlayamamıştı bile sevdiği kadının sararmış ve soğumakta olan
cesedine sıkı sıkı sarılmıştı gitmekte olan kokusunu içine çekmişti elleri titrerken ağzından biraz daha fazla kırmızı örümcek zambağı çıkmıştı ve sevdiği kadının üzerini örtmüştü buda birazdan adamında öleceğinin habercisiydi. Adam kadına kamelya diyordu ama esas kamelya oydu sevdiği kadının peşinden giden kamelya vefalı kamelya kadınsa bir unutma beni çiçeğiydi keşke unutulmasaydı ailesi tarafından arkadaşları tarafından etrafındaki insanlar tarafından ne kadar güzel olsa da unutulmuştu işte dışardan ne kadar hatırlanır gözük se de. İnsanlarda böyle değil miydi dışardan ne kadar mutlu neşeli hatırlanır gözükse de tam tersi olabilirlerdi her ağlayan mutsuz her gülende mutlu değildi işte
adam bunu ölürken fark etmişti aslında daha da çok şey fark etmişti insanlarda birer tırtıldı sadece onlardan daha uzun ömürlülerdi hayatlarının sadece bir kısmı çok güzeldi ve onu değerlendirmekte onların elindeydi ne kadar kısa süre olursa olsun kelebekte biliyordu öleceğini ama o gün o mutlulukla açmıştı kanatlarını çıkmıştı gezintiye işte insanların sorunu buydu her anı güzel isterlerdi ama en güzel anlarının değerini bilmezlerdi sonuç mu neydi değersiz mutsuz bir hayat.
Ap sırf diyalog yazamadığım için kırk tane takla atıp boş beleş felsefe yapmışım ve bunu okul için yazarken gece 4’tü yine iyi yazmışım tıvtıv mıvtıv
Bölüm etkileşimi
