3. bölüm · KIRIK ZİHİNLER

İlk Sözcükler

Efsa Gülce

Ders zili çaldığında, Mira hâlâ Kaan’ın bakışlarının etkisindeydi.
Kalbi hâlâ hızlı atıyor, zihni kelimelerle doluyordu ama ağzından hiçbir ses çıkmıyordu.

“Hey Mira,” dedi Kaan, sınıfın köşesinden yana yürüyerek.
Mira irkildi, bir anda elleri terledi.
“Evet…?” diye seslendi, kelimeler ağzından zor çıkıyordu.

“Yeni geldim, değil mi? Sana eşlik edebilir miyim öğle arasında?”
Mira şaşırdı, ama kalbi istemsizce heyecanlandı.
“E-eh, tabii…” dedi, biraz çekinerek.

Öğle arasında birlikte yürürlerken, sessizlik ikisini de rahatsız ediyordu.
Ama sessizlik aynı zamanda bir köprüydü; kelimeler gerekmeden birbirlerini anlamalarını sağlıyordu.

“Biliyor musun,” dedi Kaan, hafif gülümseyerek, “bazı insanlar ilk görüşte etkiler seni. Ama bazı insanlar… sadece bakışlarıyla anlar her şeyi.”
Mira gözlerini kaçırdı, yüzü kızardı.
“Evet… sanırım,” dedi, sesi titrek ama samimi.

O gün boyunca küçük konuşmalar, sessiz gülümsemeler ve anlamlı bakışlar sürdü.
Mira, bir şey fark etti: Kaan’ın yanında kendisi olabiliyordu.
Maskesiz, sessiz, kırık ve gerçek haliyle.

Ve Mira, defterine bir not karaladı:

> “Bazen en büyük cesaret, sessizce birine güvenmektir.”

O an ikisi de farkında olmadan, görünmez bir bağ kurmuştu.
Ve Mira biliyordu: Bu bağ, hayatında büyük bir değişimin ilk adımı olacaktı.