6. bölüm · KIRIK YEMİNLER

4.BÖLÜM

Eda Deli

6 sene sonra

"Kusacağım diyip durmasan olur mu? Çünkü benim de midem bulanmaya başladı!" Ablam hamileydi ve onun hamileliğini biz çekiyorduk. Sürekli 'ay kusuyorum poşet getir Feride' diyip duruyor bende ki de can hayır yani oğlu da var bir tane. Birini büyütemeden diğerini niye yaparsın ki?. Oğlu da maşallah yerin de duramıyor. "Ay Feride cidden kusuyorum poşet getir" dediğin de poşeti ona uzattım "Lütfen artık kus!" Dediğim de poşeti elime geri verdi. "Güney nerede?" Demişti etrafıma bakındığım da Güney'i göremedim. Belki babamın yanındadır. Babam şu kocaman altı senede çok değişti artık bize kötü davranmıyordu. Anneme ve bize değer veriyordu abim bile değişmişti. "Feride mal gibi ne bakıyorsun git teyzelik yapta şu çocuğu bul" dediğin de göz devirerek odadan çıktım.
"Güney" diye bağırdım.
"Güney,teyzeciğim neredesin?"
"Elma dersem çık armut dersem çıkma" acaba doğru mu söyledim? Neyse ne çocuğu bulayım da. E şimdi ne diyeceğim ben? Elma diyeceğim herhalde. "Elma dedim o zaman, teyzeciğim hadi çık" e nerede Elma dedim o kadar. Hizmetlilerimizden biri olan Banu'ya Güney'i sordum. "Banucuğum Güney'i gördün mü?"
"Hayır efendim, isterseniz size aramanız da yardımcı olabilirim?"
"Çok iyi olur" dediğim de o üst katı ben ise alt katları arayacaktım. Alt kata indiğim de göremedim. Bahçeye inip arasam iyi olur. Köpek kulübesine gitmiştim. Köpeğimiz Badem ile oynamak için sürekli oraya giderdi. "Güney burada'mısın teyzem" Hayır yoktu hiç bir yerde yok. Banu yanıma gelmişti ve elinde de meyve suyu vardı. "Efendim meyve suyu getirdim eğer meyve suyu vereceğimizi söylersek gelebilir" dediğin de meyve suyunu ondan alıp tekrardan bağırmaya başladım. Ablam terastan "Feride çocuğuma hayvanmış gibi davranmayı keser misin?" Dediğin sinirlenip "üf kes ya kolaysa sen bul çocuğunu" dediğimde göz devirip içeriye gitmişti. Banu bana "Efendim dışarıya çıkmış olabilir mi?" Aslında olabilirdi. Güvenlik kulübesine gidip kameralara baktık Banu ile. Güney dışarıya çıkmıştı işim şimdi daha da zorlaştı ah. Dışarıya meyve suyu kutusu ile çıkıp aramaya başladım. Güney'e benzeyen bir çocuk gördüm ama o olamazdı çünkü Güney bugün marvel'lı tişört giyimişti. Etrafıma bakınca Güney'i gördüm yanında bir adam vardı. Güney için koşmaya başladım. "Güney!" Diye bağırdığımda yanın da olan adamla bana doğru gelmeye başlamışlardı. Güney'e sımsıkı sarıldım, onu kucağıma almıştım. Saçlarını okşadığım da başını omzuma koymuştu. Onu çok seviyordum her ne yaparsa yapsın. Adama onu nerede bulduğunu soracaktım ki gördüğüm yüzle şoka girmiştim. Kılıç... Kılıç mı? Şoktan elimde ki meyve suyu yere düşmüştü. Güney "teyze meyve suyumu neden yere attın?" Dediğin de sadece ona bakmıştım. Güneyi kucağımdan indirip elini tutmuştum. Güney'i de alıp buradan gitmek istiyorum. Banu yanıma gelince Güney'i alıp gitmişti ve bana gözlerini yumup bir şeyler anlatmaya çalışmıştı. Kılıç'a bakmıştım. Ah gidiyorum burada daha fazla kalamam. Yürürken Kılıç kolumu tutmuştu. Ona bakıp "benden uzak dur" dediğim de "hayır" demişti soğukkanlılıkla. "Benden ne istiyorsun?" Onun yüzünden çok kötü şeyler yaşamıştım şu altı sene de. "Seni istiyorum"
"Ben seni istemiyorum"
"Feride konuşalım"
"Ben istemiyorum" Kılıç oflayıp ellerini şakaklarına bastırdı. "Feride beni zorluyorsun" Neden bahsediyor ne zorlaması asıl o beni zorluyorlar bana yapmadığı birşey kalmamış gibi hâlâ yüzsüzce konuşuyor. "Ne zorlaması neden bahsediyorsun asıl beni zorlayan sensin" dedim tam bir şey söyleyecekti ki ona tokat attım. Kılıç bir şeyler söylenip kolumdan tutup beni çekiştirmeye başladı. "Ne yapıyorsun ya bıraksana" dediğim de cevap vermemişti. Bir arabanın önüne geldiğimiz de içine beni atmıştı. Arabaya bindiğin de "ne yapmaya çalışıyorsun, benim seninle işim kalmadı artık rahat bırak beni" dediğim de gaza basmıştı. Fazla hızlı gidiyorduk ve kaza yapabiliriz. "Kaza yapıcaz yavaşla" dediğim de daha da gaza basmıştı. Ben kesin bugün öleceğim. Aniden frene basınca az kalsın kafamı vuracaktım. Arabadan inip kapımı açtı ve tekrardan kolumdan tutup beni bir yerlere sürüklemeye başladı. "Nereye getirdin beni gerizekalı" dediğim de kimsenin olmadığı yeşilliklerin olduğu bir yere gelmiştik. Kolumu artık bırakmıştı bir ağacın önünde duruyorduk.
"Anlat artık"
"Feride ben gittim"
"Ben ne yapabilirim gittiysen gitmişsin"
"Senin için gittim" ne demek senin için gittim ne diyor lan bu. "Nasıl yani?" Kollarımı göğsümde toplamıştım. "Eğer gitmezsem baban seni öldürecekti gitmek zorundaydım. Baban beni seni öldürmekle tehdit etti" babam demezdi. "Ne zaman?" Dediğim de artık gözlerimin içine bakıyordu. "O gün" dediğin de babamın beni gelip aldığı günden bahsediyordu. "Tamam o zaman Demişti babam şimdi çok iyi bir adam öldürmez ki beni" dediğim de artık konuşma sırası bendeydi. "Sen yokken yaşadığım şeylerin haddi hesabı yok Kılıç" devam ettim "benim senin karın olduğumu öğrendiklerinde..." gözüm sinirden seyirirken konuşmaya devam ettim. "Beni öldürmeye çalıştılar. Kılıç ben iki defa kaçırıldım şu altı senede ve senin yüzünden,senin düşmanların yüzünden, Her seferinde de beni kurtarmaya gelirsin diye bekledim!" Dediğim de bana doğru adım attığın da arkaya doğru gitmiştim. "Bana yaklaşma" dediğim de gelmeye devam etmişti "Feride ben gerçekten üzgünüm"
"Ciddi misin? Hâlâ yüzüme baka baka bana yalan mı söylüyorsun? bu kadarı da olamaz Kılıç"
"Feride..."
"Ne var!"
"Ben senin için her gün dua ediyordum yaşıyor ol diye" dediğin de şok içindeydim. "Kılıç ben seni sevmiyorum" dediğim de ona tiksinti ile bakmıştım. İkimizde birbirimize bakıp kalmıştık uzun bir süre. "Kılıç gitmem gerek"
"Hayır, gitme"
"Susarmısın?" dediğim de arkama bakmadan gitmeye başladım. Ona fazla yüz vermeyeceğim.

1 saat sonra

Akşam aile yemeğine gideceğimiz için güzel ve şık giyinmek istiyordum. Üstüme siyah kısa bir elbise giymiştim siyah topuklularımı da giyimiştim. Boynuma küçük yıldızları olan bir kolye takmıştım. Kırmızı ruj sürüp aşağıya indim. Herkes çıktı mı yani? "Anne,Baba?" Kahretsin gitmişler. Tek gitmek cidden sıkıcı. Çantamı alıp kabanımı da giyip kapıdan tam çıkacak iken. Kılıç kapıdaydı. "Feride, naber ne yapıyorsun yavrum" ha? Ne arıyor lan bu burada. Of sarhoş olmuş. "Sarhoşmusun sen?"
"Yok ne sarhoşu" dediğinde garip bir şekilde onu izliyordum. Onu içeriye alsam iyi olurdu. Almasam mı? Ya varya şu kararsızlığımı içine edeyim. Kılıç'ı taşımak zor olacak ama yapacak bir şey yok. Hadi bakalım işimiz zor. "Sana şarkı söyleyeyim mi?"
"He söyle Kılıç" Söylemesini hiç istemiyorum ama olsun yine de söylesin. "İnadı bırak yanıma yanaşıver artık, batacağımız kadar aşkın içine battık, aşk denilen buymuş çok ciddi bir duyguymuş ona inanların hâli maalesef buymuş" en sevdiğim şarkılardan biriydi Mansur Ark'ın maalesef adlı şarkısıydı. Olamaz Kılıç şarkıyı bana mı söylemişti?. Merdivenlerde çık çık bitmiyor maşallah sırtımda kocaman bir ayı da var oh oh. Sadece bir kat kaldı Feridem koçum. İşte bu Şampiyon Feride müstakbel kocası Kılıç'ı odaya çıkartabildi. Kılıç'ı yatağa yatırıp ona kahve yaptım. Kahveyi masaya koyup annemi arayacaktım.
"Alo? Anne"
"Kızım neredesin sen?"
"Anne bir şey diyeceğim ama kimse duymasın"
"Tamam söyle"
"Anne sakin ol"
"Feride çakacağım bir tane söyle"
"Anne Kılıç burada"
"Ne? Ne demek burada at gitsin evden"
"Anne biz konuşuyoruz onunla"
"Eve gelince seni bir güzel yolucam"
"Ne yapacağım ben"
"Ben babanı oyalacağım geç geliriz sende evde kal onun yanında"
"Peki" diyip kapatmıştım telefonu. Kılıç uyurken bende üstümü değiştirsem iyi olur. Üstüme siyah kısa kollu bir tişört aldım altıma ise siyah bol eşofman giydim. Saçımı da kimse yokken açmak istedim. En hassas noktam saçlarımdı. Saçlarımın her teline dokunurken nazikçe dokunuyordum. Tarağı alıp saçlarıma sürerken bile nazik davranıyordum. Saçımı kimse görmeden tekrardan topladığıma göre makyajımı temizleyeceğim şimdi de. Gözlerim de ki rimeli silmek çok zor. Makyaj temizlemenin kötü noktalarındandır. Daha sonra yanağım da ki allığı,kapatıcı ve fondöteni temizledim. Makyajımı da temizledikten sonra uykum gelmişti. Kapıyı kilitlemek istemiyordum ama yapmak zorundaydım eğer Kılıç'ı burada görürseler babam acımazdı. Kılıç'ı kaldırıp kahve içtirttim. "Daha iyimisin" dediğim de kendine az da olsa gelebilmişti. "İyiyim kırmızı başlıklı kız" bu lakap hoşuma gidiyordu. Fark etmemişim Kılıç yaralanmıştı. "Sana ne oldu yeni fark ettim"
"Kafa dağıttım kırmızı başlıklı kız"
"Belli çok güzel dağıtmışsın"
"Bekle beni" banyoya gidip acil yardım çantasını aldım ve yaralarına pansuman yapmaya başladım. Gerçekten fena dağıtmıştı. "Sen gidecekmisin yoksa kalıcakmısın?" Derken sesim kısık çıkmıştı. "Kalmamı mı istiyorsun?"
"Yok, yani kal yada kalma istersen kal, Bilmiyorum" dediğim de yanağımdan makas alıp gülmüştü "Kalmayacağım, ama sende kalmıyorsun"
"Ne?"
"Gayette açık burada kalmıyorsun kadının yeri her zaman kocasının yanı"
"Hayatta olmaz babam bizi vurur"
"Hele bir denesin ağzının içine kurşun boşaltmıyorum mu?"
"Babam hakkında düzgün konuş"
"Düzgün yanı yok ki konuşayım" dediğin de taklidini yapmıştım "ohoho o ne öyle be" dediğin de "Kılıç bas git başımdan şamarı patlatacağım şimdi yüzüne göreceksin ne olduğunu" derken ayağı kalmıştım. Çantayı banyoya bırakmaya giderken Kılıç'ta arkamdan gelmişti. Bu arada onunla hiç bir yere gitmeyeceğim. "Hadi kıyafetlerini hazırla gidiyoruz"
Hayır efendim ben hiç bir yere gelmiyorum o isterse gidebilirdi. "Gelmeyeceğimi sana söyledim"
"Hadi dedim"
"Bende hayır dedim!" Dediğim de ona bakıp tek kaşımı kaldırıp bombastic sad eyes atmıştım. "O bakışlar ne Feride hanım"
"Şöyle söyleyeyim Kılıç bey 'ben gelmiyorum' bakışıdır bu anladın mı ha?" Dediğim de beni kovalamaya başlamıştı. "Aa ne yapıyorsunuz Kılıç bey lütfen mesafenizi koruyun" Kılıç hâlâ koşmaya devam edince kaçmaya başladım. Beni kovalıyordu. Yatağın üstüne çıktığım da o da yatağa çıkmıştı. Yataktan atlayıp odanın diğer ucuna çıkmıştım. O yavaş yürürken ben o her an beni yakalayacakmış korkusundan sürekli tavşan gibi ordan oraya sıçrayıp duruyordum. "Ay yeter dur yoruldum"
"Hoşt hoşt öteye git" dediğim de kıkırdamıştı bense korkmuş bir şekilde ona bakıyordum. "Of tamam madem ayıldın git evine iki güldük diye hemen şımarma" Kılıç kaşlarını çatmış bana bakarken "kalmadık senin evine gidiyoruz" ona kapıyı gösterdim "tamam hadi o zaman" kapıya doğru giderken "Seni en yakın zaman da tekrardan görmeye geleceğim kırmızı başlıklı kız" diyip göz kırptı ve odadan çıktı. "Hadi lan oradan bu da neydi şimdi" Kendi kendime konuşmuştum. Banyoya gidip yüzümü yıkasam iyi olur. Yüzümü soğuk su ile yıkamıştım. Banyodan çıkıp yüzümü kurutmuştum. Kulaklığımı takıp kahve yapıp terasta oturmak istiyordum. Kahve yapıp kulaklığımı taktım. Terasta otururken kulaklığım da bikinisinde astronomi çalıyordu. Bu şarkıyı yaz aylarında dinlemeyi çok seviyordum. Rüzgar yüzüme vururken çok huzurluydum. Bir tek beni tedirgin eden Kılıç'ın gelmesiydi o da ciddi bir sorundu. Babam öğrenince nasıl bir tepki verecek hiç bilmiyorum ?. Bir anda kulağım da Nazende sevgili çalmaya başladı. Sözleri çok anlamlıydı. Aşağıdan annemlerin kahkahaları gelince kulaklığımı çıkartıp onların yanına gitmeye başladım. "Teyzesi Güney'i yatağına yatırsana" ya daha yeni indim aşağıya of. "Abla o kadarını da sen yap ya teyzeyim diye abarttın sende,sen yapamıyorsan enişteme ver" dediğimde bana bakıp gözlerini kıstı "Şuna bak dili pabuç gibi koş git şu çocuğu yatağına yatır vallahi ayakkabıyı sana fırlatırım" ya hamile falan demiyeceğim yapışıcam saçına. "Güney yürü hadi odana" Güney bana bakıp dil çıkartmıştı. "Banane ben uyumayacam" çocuklara bakmak gerçekten çok zor. "Varya anası kılıklı bu çocuk" Güney'i kucağıma alınca altına yaptığını fark ettim. "Abla çocuk altına sıçmış" bana bakıp "ne yapabilirim temizle" sinirden gözüm seyirirken her an kucağımda ki çocuğu ona fırlatabilirdim. Güney'i odasına çıkartıp altını değiştirirken "oğlum sen uzaylı'mısın bu ne?" Dediğim de Güney gülmüştü "teyse ayem senı dövdü" dediğin de nasıl yani bakışı atmıştım "ne zaman dövdü anan beni"
"Şimdi"
"Güney yat kuzum" Güney'in altını değiştirip yatağına koydum. Başın da beklememe gerek yoktu kendi kendine uykuya dalıyordu zaten. Bende odama çıkayım artık çok yorucu bir gündü bugün her şey çok üst üste gelmişti. Hayat çok acımasızdı.