3. bölüm · KIRIK YEMİNLER
1.BÖLÜM
Öyle güzel gülmelisinki insanlar seni ağlatmaya utanmalı(Gabriel Garcia Marquez)
Sabah güneşin ışığıyla uyandım. Hayat,Hava, Her şey çok güzeldi. Yataktan kalkarak terasıma doğru gittim. Terasım da sabahlamayı,gün batımını izlemeyi,güneşin doğuşunu izlemek çok rahatlatıcı. Terastan çıkarak yatağımı düzenlemeye başladım. Odamı da çok seviyorum kaçmak istediğim zaman bazı ortamlardan odama gelir sığınırım, odam aynı zaman da sığınağım olmuştu bana sanki kanatları var da beni kanatlarının arasına hapsediyor. Yatağımı düzenleyip kitaplığıma doğru yöneldim. Dün gece okuduğum kitabın yarısın da kalmıştım çünkü Babam artık uyumam gerektiğini söylemişti. Kitabımı alıp puflarımdan birinin üzerine oturdum. Kitabımın kapağını açıp kaldığım sayfayı okumaya başlayacakken bir anda gürültülü bir ses geldi. Nedense beni çok huzursuz etmişti. Hemen üstüme siyah salaş hırkamı giyip aşağıya indim. Babam telefon da birilerine küfür yağdırırken annem de babamın kolunu tutup " Sakin ol Davut herkesi uyandırdın" babam kolunu annemden kurtarıp dışarı çıktı. Annemin yanına gidip "Anne ne oluyor?" Annem endişeli gözlerle bana bakıp "Yavrum sen sakına odandan çıkma her ne olursa olsun sakına çıkma, bide telefonunu da verirmisin?" Anneme bakıp "tamam peki telefonum odamda fakat neler oluyor, anlat artık anne"
"Feride" dedi annem "kızım, Yüsrayı tanıyormusun"
"Hayır anne, öyle birini tanımıyorum"
"Bölge liderlerinden Kılıç Barlas'ın kardeşi vurulmuş ve bizim yaptığımızı söylüyorlar, ama biz yapmadık sende hatırlıyorsun ablanın bizi zorla götürdüğü resim galasındayken olan olmuş her şeyi anlattı baban fakat Kılıç algılayamıyor"
"Peki şimdi ne olacak?"
"Bak Feride bilmiyorum ama o Kılıç sürtüğü kana karşı kan diyip duruyor sırf bu yüzden ne o cimri abin ne de o süslü ablan ne de sen odanızdan çıkmıyorsunuz!" Dediğinde olayın ciddiyetini anladım ve yukarı çıkıp telefonumu alıp annemi vereceğim. Odama geldiğim de sehpanın üzerinde ki telefonu alıp aşağıya hızlıca inip annem verdim ve yukarı geri çıktım. O kadar korkuyorum ki her an her şey olabilir diye. Strest fazla yaptığım zamanlarda başım çok ağrırdı. Şimdi de başım ağrımaya başlamıştı mutfağıma gidip ilaçlarımı aldım. Bu evde herkesin odası ufak bir ev gibiydi odalarımızda banyomuz ve mutfağımız vardı. Mutfakların neden odalar da olduğunu merak ettiğim için anneme sormuştum bir ara,annemde hasta olan kişiler için yardımcılar bir vakitten sonra evlerine dağılıyor bu yüzden de mutfak varmış odalarımızda. İlacımı içtikten sonra terasıma çıktım babam ve bir çok koruma arabalara binip gittiler. Banyoma gidip soğuk bir duş almak istiyorum. Gardırobumu açıp içinden iç çamaşırlarım, gri bol bir eşofman ve siyah uzun kollu bir crop aldım. Duşa girdiğimde sabunu saçıma sürdüğüm de sanki rüyadaymış gibi bir his veriyordu. Farkın da olmadan gözlerimi kapatmışım. Güzel soğuk bir duş aldığım da saçlarımı kurutup kıyafetlerimi giyimeye başladım. Rahat kıyafetleri çok severdim aşırı rahatlatıcılar. Kıyafetlerimi giyindikten sonra yapmaktan zevk aldığım en çok şeyi yapacaktım hem sıkılmaktan da kurturulurum. İlk işim mutfak daha sonra banyo, teras, aynalar ve odam daha sonrada kendime yemek yapar yerim.
3 buçuk saat sonra:
İşim bitmişti ama bende bitmiştim aşırı yorucuydu gerçekten ama üstümden kocaman bir yük kalktı şimdi sırada ise yemek vakti. Kendime ne yapsam diye buzdolabına baktım.
Hah uzun zamandır canım mercimek çorbası istiyordu onun yanına da sarma mı sarsam acaba? Aynen öyle yapayım. Buzlukta Gülbahar ablanın uğraşmamam için sarıp buzluğa attığı sarmalar vardı ne kadarda düşünceli bir insan ya. Gidip sarmaları çıkardım yiyebileceğim kadar alıp tencereye dizdim üstüne de 4 dilim limon koydum böylece tadı ekşi ve hoş bir tada sahip olacaktı. Tencereyi ocağa koyup mercimek çorbası içim hazırlık yapmaya başladım herşeyini yapıp birazcık ocakta beklettim ve blender ile ezmeye aldım. Çorba biraz daha beklerken sarmalarım pişmişti kapağını açmamıştım soğumasın diye. Çorbada pişerken terasa çıkıp hava almak istedim annemin aşağıdan sesi geliyordu ama gözükmüyordu annem sinirli olduğu için şivesi değişmişti "anacığım bak sen sakına kendinu üzmeyeysun sen Davutu bileyisundur o herşeyi çok çabuk yapayi hallederdir yani" annem Trabzonlu babam ise Hakkarili nasıl kendilerini buldular hiç bir fikrim yok ama mercimek pişmiş olmalı ki kokusu terasa kadar gelmişti gidip ocağın altını kapattım. Dolaptan kendime meyve suyuda çıkarttım ve masama koydum yemeklerimi masaya koyup yemeye başladım. Ne hamaratmışım bende ya. Keşke anneme de gösterebilsem görse kesin benimle gurur duyacak buna çok eminim. Çok sıkıldım ama ben burada. Masanın üstündeki boş tabakları alıp mutfağa götürdüm. Babamdan hâlâ haber yok ve bu bizim canımızı çok sıkıyordu. Kitabımı okursam vakit hızlı geçer belki o zaman babam eve geldiğin de her şeyi halletmiş ve bizimle gırgır şamata yapar. Bize bazen çok iyi davranıyordu ve bu gerçekten iyi bir şeydi. Hemen yarım bıraktığım kitabı aldım ve okumaya başladım. Okuduğum kitap bir Aşk Romanıydı okuduğum kitaplar çoğunlukla aşk romanı bana kendimi huzurlu hissettiriyorlar.
4 saat sonra
Kitabımı nihayet bitirebilmiştim fakat babam hâlâ gelmemişti kendime çay yapıp terasta oturmaya başladım ve günlüğümü aldım. Günlük tutmak bana göre çok iyi bir şeydi bir kağıt parçasında bütün anıların var iyisiyle kötüsüyle hem içini de dökebiliyorsun,günlüğe ilk başta tarihi yazdım 16.6.2023. Ve sonra yazmaya başlayacaktım ki bir ses geldi,çok büyüktü, kulağım çınladı kahretsin! "Ulan seni de o aileni de başına yıkacağım Kutaylı" babam da hemen arkasından araba ile gelmişti "eğer kızıma dokunursan seni gebertirim Barlas" Ne oluyor ve kim ablamı nereye kaçırıyor. Elimdeki günlüğü terasta ki sehpanın üzerine fırlatıp hemen aşağıya inmeye başladım.herkes aşağıya iniyordu uyku aşığı Vera da. Babamın Barlas dediği adam "işte geldi küçüğümüzde,hey küçük buraya gel,hemen!" Bu... bu adamdı, o adamdı bana taşları veren şimdi hatırladım Kılıç Barlas bu adammıymış adamın gözleri öldürücü bir şekil almıştı. "B-ben mi geleyim?" Ablamın sesini duydum "Yok sen değildur ha şu küçüğü diyeyimdur, hadi gel benim daha işlerim vardir" hızlı bir şekilde koşarak odama çıktım ve kapımı kilitledim ardından mutfağa giderek mutfağı da kilitledim. Fakat odamın kapısı sert bir şekilde açılmıştı "Ulan neredesin sen" bütün kapıların açık olduğunu görüp mutfağa doğru gelmiş olmalı ki kapının zorlandığını gördüm "geri çekileysun kapıyı kıracağum" dediğin de sessiz bir şekilde mutfak dolaplarının arkasına saklandım. Aniden kapı açılınca bağırdım başladım "ben bir şey yapmadım,biz bir şey yapmadık gerçekten lütfen bana ve aileme zarar verme" Kılıç denen adam bana bakarak "adını daha bilmiyorum sence sana bir şey yaparmıyım ben? Yapmam bizim kitabımızda yoktur kırmızı başlıklı kız" dikkatini dağıtıp babamın yanına koşacağım "ah! Lanet olsun karnım!" Öyle dediğim için hemen ne olduğunu sordu "sanırım..." sanırım ne işte ya sadece hastalığım var desem de olur bence "hastalığım ah...banyoya gidip iğne kutusunu getirirmisin?" Dediğim de giderken "kaçırmaya değil sanki bakmaya geldim" tam banyoya girdiği an koşarak mutfaktan çıkıp odamın kapısının kilidini açmaya çalışırken omuzum da bir el belirdi "nereye kaçıyorsun kırmızı başlıklı kız" dediğin de göz devirerek terasa doğru gittim beni zorun da bırakıyor ama kim istesin ki böyle bir şeyi yapmak ama ben yapıyorum işte ona gülümseyip "buradan atlasam ölürmüyüm adını bilmediğim lakin beni kaçırmaya çalışan adam?" Ona bu kadar uzun bir lakap taktığım için şok içinde beni izliyordu
"Sence?"
"Ölmem heralde"
"Ölürsün"
"Ölmem,merak etme ama ben buradan atladıktan Sonra beni rahat bırakacak mısın?"
"Sence"
"Bana göre evet çünkü daha adımı dahil bilmiyorsunuz beni ne yaparsınız ki siz be"
"Şimdi ilk öncelikle oradan atlarsan Ölürsün daha sonra eğer ölmesen bile peşini bırakırmıyım, Hayır! Bırakmam"
Ben tekrardan inatlaşmaya başladığım için sinirlendi ve bir anda kendimi onun omuzunda buldum o anın şokuyla hiç bir şey yapamadım daha sonra farkına vardığım an sırtına vurup "Ya daha ben seni tanımıyorum bile senin benimle derdin ne, ya kardeşim beni bir salarmısın,bak çok kırıcısın,hıh küstüm,öyle olsun" derken bile vuruyordum. "Ulan Davut o kadar soylusun ha şu kızı bir olgunlaştıramamışsın bu nedir ha böyle? Makine gibi sürekli dır dır susmadı sabahtan beri be, taramalı tüfek gibi" ne dedi o? "Taramalı tüfekle benimi vuracaksın şimdi de, baba al beni bu adamın elinden canavar bu adam öcü gibi davranıyor" çok korkuyorum. Babam utanmışmıydı,ne! babam gerçekten utanıyor. "Babana diyeceğin bir şey varsa söyle de gidelim artık" alaycı bir şekilde konuşmuştu pislik şey. Babam ve anneme bağırıp "beni bu adamdan kurtar baba. Anne, abla sizi seviyorum" dediğim gibi annem koşmaya başladı babam küfürler yağdırıyor bense çırpınıyordum ama işe yaramıyordu. Bir arabanın önüne geldiğimiz de içine beni fırlattı. Başımı koltuğa çarptığım için başım ağrımıştı. Kılıç arabayı kullanmaya başladığın da bir şey farkettim strest fazla yaptığım için kullandığım psikiyatri ilaçlarımı evde unutmuştuk işte şimdi başlıyor benim mesai. Ne halt edeceğim peki şimdi, ağlamamam lazım ağlarsam strest yapmış olurum, ama bu imkansız o ilaçlarımı almam lazımdı Lanet olsun. Dengesizin biri geldi beni kaçırdı ve şu anda sağlığım da riskte. İlaçlarımı alamazsam büyük bir şekilde içime kapanır, kimseyle konuşmam,yemek yiyemem, halisinülisyosyon görür ve 2 ay kendime gelemem bu durum gerçekten kötü. Tam hayatım iyi gidiyordu ki içine ettiler ne güzel günlük yazıyordum ben. Günlüğümü masanın üstüne atmıştım ve kilitlenmemiş bir şekil de orada duruyordu öylece Allahım lütfen kimse okumamış olsun. Nedense bir an uykum geldi bu hiç hayra alamet değildi çünkü ben sabahları uyumayı sevmem aslın da sabah da değildi akşam üstüydü günbatımın da kaçırılıyorum ne kadar da güzel ve hoş bir şey ben kitaplarda okurken daha iyiydi şimdi ben niye yaşıyorum ki böyle bir şeyi bırakalım hayali karakterler yaşasın. Uykum çok gelmeye başladı artık dayanacak gücüm kalmayıp gözlerim kapandı...
Canlarımmm nasıl olmuş ilk bölüm umarım beğenirsiniz bir kusur görürseniz bana söyleyin iyi okumalarrr...🩷🌸
