8. bölüm · KIRIK YANSIMALAR
Bölüm 7:Suskunluğun bedeli
(Taşınma günü,Nikah’tan bir gün önce,24 Temmuz)
O gün gelmişti. Çocukluğumun geçtiği,her köşesinde anılarımın olduğu bu evden taşınıyorduk.İnsanın büyüdüğü evle vedalaşması kolay değilmiş.
Koridorun ortasında birkaç tane koli duruyordu.Ben etrafıma bakınırken annem odasından bana seslendi. “Kızım,hadi bavulunu tamamla.Çıkıyoruz birazdan.” Derin bir iç çektim. “Tamam anne.”diye seslendim ve odama doğru yöneldim.Odamın kapısını yavaşça aralayıp içeri adım attım. Yatağın üzerinde yarım kalmış bavulum duruyordu.Ağır adımlarla yatağa doğru yürüdüm ve yatağın üzerinde kalan birkaç parça eşyamı katlayıp bavula yerleştirmeye başladım.
Yatağa oturup bavulumun fermuarını ağır-ağır kapattım ve gözlerimi odanın içinde gezdirdim. O an,buradan ayrılmanın ne kadar gerçek olduğunu ilk kez hissettim.Bu bir vedaydı biliyordum. Bundan sonraki hayatımda mutlu olur muyum bilmiyorum.Ama biliyordum ki,geride bıraktığım her şeyin bir parçası hayatım boyunca benimle yaşayacaktı.
“Annecim,hadi.”diye seslendi annem.Gitme vakti gelmişti.Yataktan kalkıp bavulumu yere indirdim ve çantamı alıp kapıya doğru yöneldim.Odadan çıkmadan önce son kez dönüp baktım. “Hoşça kal.”diye fısıldadım sessizce.Kapıyı kapatıp anneme doğru yöneldim.Kapıda bekliyordu beni.
“Hazır mısın?”diye sordu annem gülümseyerek.
“Hazırım,”diye mırıldandım başımı sallayarak.Çantamı omuzuma taktıktan sonra spor ayakkabılarımı ayağıma geçirdim.Doğrulduğum sırada annem bana döndü.
“Deniz sen Aras’la gideceksin.Arabada yer yok çünkü.Hadi çıkalım.”dedi annem.Nereden çıktı şimdi bu ya?
“Tamam.”diye mırıldandım.
“Hadi çıkalım.Daha bavulları arabaya yerleştireceğiz.”dedi annem kapıyı açarken.
Bahçeye adım attığımda güneş gözlerime vurdu,hafif bir rüzgar saçlarımı oynattı.Arabanın yanında bir kaç koli de vardı.Bavulları ve kolileri arabaya yerleştirirken Aras’ın arabası evin önünde durdu.Arabadan inip yanımıza geldi.
“Günaydın.”dedi bana bakarak.
“Aa,günaydın Aras.”dedi annem ona dönerek.
“Günaydın.”diye mırıldandım ben de.
“Yardım edeyim ben de.”dedi ve bavullardan birine uzandığı sırada annem onu durdurdu.
“Yok yok.Hiç gerek yok.Son çanta kaldı zaten.Siz isterseniz önden gidin ben de arkanızdan geliyorum hemen.”dedi annem gülümseyerek.
“Peki.Nasıl isterseniz.”dedi Aras ve bana döndü, “Gidelim mi?”diye sordu.
“Tabii.”diye mırıldandım.Aras arabaya doğru yürüdü,ben de peşinden gittim.Arabanın yanına vardığımızda,Aras ön kapıyı açtı ve beni içeri davet etti.
“Teşekkür ederim.”diye mırıldandım ona bakarak ve arabaya bindim.Aras kapıyı kapattıktan sonra arabanın etrafında dönüp şoför koltuğuna geçti ve arabayı çalıştırdı.
Yola çıktıktan bir süre sonra,arabanın içini sessiz bir müzik doldurdu.Aras direksiyona odaklanmıştı,ben de yolu izliyordum.
“Nasılsın?” Aras’ın sesiyle yerimden sıçradım.Bakışlarım yoldan ayrılıp ona döndü.
“İyiyim.”dedim refleksle ama sesim neredeyse fısıltı gibiydi.
“Pek öyle görünmüyorsun ama.”dedi Aras.
“Ne değişir ki? Hayat bizden izin istemiyor,sadece akıyor.Biz de onunla birlikte gitmek zorunda kalıyoruz.”dedim acı içinde gülümseyerek.
“Belki düşündüğün kadar kötü olmayacak her şey.”dedi, “Biraz...önyargılı olmasan mı?”diye ekledi kaşlarını hafifçe çatarak.
“Belki de…haklısın.”diye mırıldandım dudaklarımı birbirine bastırarak.
Kırmızı ışıkta durduğumuzda Aras arabanın camlarını indirdi.Hafif rüzgar yüzüme çarparken derin bir nefes aldım.
Birden Aras’ın sırtını dikleştirip,burnundan bir nefes verdiğini fark ettim. “Ne oldu?”diye sordum, çatık kaşlarla ona dönerek. “Kemerini tak.”dedi kısa ama ciddi bir ses tonuyla.Hemen kemerimi taktım.
“Birşey mi oldu?”diye sordum yeşil ışık yandığında.Ama galiba ne olduğunu anlamıştım.Aras birşey söylemeden gaza bastı.Köşeden sağa döndüğünde nefesimi tuttum.Aynaya baktım,o araba da dönmüştü.
“Aras…”dedim titreyen sesimle.
“Sakin.Atlatacağız.”dedi Aras,gözlerini yoldan ayırmadan.
Bir süre sonra Aras derin bir nefes aldı,dik oturuşu biraz gevşedi. “Tamam.Bitti.Zaten eve varmamıza beş dakika kaldı.Rahatlaya bilirsin.”dedi bana bakarak.
“Tamam.Zaten korkmadım ki.”diye yalan söyledim yutkunarak.Aras birşey söylemese de,alttan alttan güldüğünü gördüm.
Eve vardığımızda Aras arabayı bahçeye park etti. “İyi misin?”diye sordu ben kemerimi açarken.
“İyiyim.”diye mırıldandım. “Teşekkür ederim.” O sırada korna sesi geldi,annem gelmiş olmalıydı.Kapılar tekrar açıldığında arabayla içeri girdi ve arabayı Aras’ın arabasının yanına park etti. Biz de Aras’la aynı anda kapıları açıp arabadan indik.Kapıyı kapattıktan sonra çantamı omuzuma taktım ve yüzümü kaldırıp eve baktım.
O sırada annem arabadan inip yanımıza gelmişti bile. “Yeni mi geldiniz siz daha?”diye sordu şaşkınlıkla.
“Evet.Biraz trafik vardı da.”dedi Aras anneme dönerek.O sırada kapı aralandı ve Demir dışarıya çıktı.
“Hoş geldiniz.”dedi gülümseyerek yanımıza geldiğinde.
“Hoş bulduk.”dedi annem Demir ona sarılırken.
“Hoş geldin Deniz.Nasılsın?”diye sordu Demir annemden ayrılıp bana dönerek.
“Hoş bulduk.Teşekkür ederim.İyiyim.”diye mırıldandım gülümsemeye çalışarak.
“İsterseniz evi gezelim biraz.Sonra odalara yerleşir,dinlenirsiniz.Olur mu hayatım?”diye sordu Demir anneme dönerek.
“Olur tabii.”dedi annem gülümseyerek.
“Hadi o zaman.”dedi Demir annemin elini tutup eve doğru yönelerek.Aras’la dönüp birbirimize baktıktan sonra biz de peşlerinden gittik.
Eve girdiğimizde Demir konuşmaya başladı. “Evet.Şurası salon.”dedi girişten biraz ileride yerleşen büyük,aydınlık salonu göstererek.
Salona girdiğimizde sağ tarafta L şeklinden,koyu gri renkte bir koltuk takımı,ortada ahşap bir masa duruyordu.Karşı duvarda,geniş bir televizyon,altındaki raflarda da dekorotif objeler ve birkaç kitap vardı.
Sol tarafta da 6 kişilik bir yemek masası bulunuyordu.İleride arka bahçeye açılan iki iki balkon kapısı uzanıyordu.Genel olarak normal bir salondu işte.Başka ne diyeyim?
Salondan çıktığımızda,ana girişin sol tarafında konumlanmış mutfağa yöneldik.Mutfağın kapısı açık, içerisi ışıl ışıl görünüyordu.İçeri girdiğimizde bizi ilk defa akşam yemeğine geldiğimizde gördüğüm 50-55 yaşlardaki yardımcıları karşıladı.
“Hoş geldiniz.”dedi gülümseyerek.Yanlış hatırlamıyorsam adı Şule’ydi.
“Hoş bulduk.”dedi annem gülümseyerek.
“Şule hanımı zaten tanıyorsunuz.Neye ihtiyacınız olursa ona söyleye bilirsiniz.”dedi Demir. Şule hanım hafifçe başını salladı. “Hadi o zaman,odalarınıza yerleşin,biraz dinlenirsiniz.”dedi Demir anneme dönerek. “Olur.”dedi annem gülümseyerek.
Mutfaktan çıktıktan sonra sağ taraftaki odalara yöneldik. “Burası senin odan Denizciğim.”dedi Demir odalardan birinin önünde durduğumuzda.
“Teşekkür ederim.”dedim gülümsemeye çalışarak ve kapının kulpunu çekip açtım.
“Bakmak ister misin annecim? Odayı senin için ben düzenledim.Bakalım beğenecek misin?”dedi annem gülümseyerek.
Anneme bakıp hafifçe gülümsedim ve kapıyı tamamen açıp içeriye bir adım attım.
Odanın ortasında oldukça geniş bir yatak,yanında bir komodin.Sol tarafta bir makyaj masası ve yatağın solunda da büyük bir dolap.Makyaj masasının sağında bir kapı daha vardı.Kapısını açtığımda banyo olduğunu gördüm.Kapıyı kapattıktan sonra balkon kapısına doğru yöneldim. Balkon arka bahçeye açılıyordu,balkonun korkulukları da vardı ve orada da bir sandalyeyle bir yuvarlak masa vardı.
“Beğendin mi annecim?”diye sordu annem gülümseyerek.
“Çok beğendim.”diye mırıldandım yüzümü anneme dönerek, “Teşekkür ederim.”diye ekledim.
“Beğendiğine sevindik.Eğer bir şeyi değiştirmek istersen söylemen yeterli.”dedi Demir gülümseyerek annemin belini elini koyarak.
“Teşekkür ederim.”diye mırıldandım.
“Biz çıkalım istersen.Sen dinlen kızım.”dedi annem gülümseyerek.
“Tamam.Teşekkür ederim.”diye mırıldandım hafif bir gülümsemeyle.
“Eşyalarını getiriyorum şimdi.”dedi annem.
Annemler odadan çıktıktan sonra odada yalnız kaldım.Ben de yatağa oturup küçük bir nefes aldım ve etrafıma bakındım.Çantamı yatağa bırakıp ayağa kalktım ve balkona doğru yürüdüm. Oda havalansın diye balkonun çift kanatlı kapısını araladım ve perdeleri kapattım.Sivri sinek doluşacak odaya diyeceksiniz.Merak etmeyin yanlara doğru açılan pencere sineklikleri var.O sırada kapı çaldı ve annemin sesi duyuldu. “Gelebilir miyim?”
“Gel anne.”diye seslendim.Kapı araladandığında annem elindeki valizimle odaya girdi ve kapıyı kapattı.
“Kızım.”dedi annem gülümseyerek.Bavulu köşeye bıraktı.O sırada elinde bir paket olduğunu gördüm. “Beğendin mi odayı?”diye sordu yatağın ucuna oturarak.
“Beğendim.”diye mırıldandım yanına oturarak.
“Sevindim.Ben sana bir hediye getirdim.”dedi ve elindeki paketi yatağın üzerine bıraktı.
“Ne ki bu?”diye sordum kaşlarımı çatarak.
“Yarın nikah için özel birşey olsun istedim.Bunu giyersen çok mutlu olurum.”dedi gülümseyerek.
“Gerek yoktu anne.Teşekkür ederim.”diye mırıldandım gülümseyerek.
“Bakmayacak mısın?”diye sordu annem. “Bakayım.”diye mırıldandım ve pakete uzandım.
Büyük paketten kutuyu çıkardım ve yatağın üzerine bıraktım.Anneme baktıktan sonra kutunun kapağını kaldırdım ve kenara bıraktım.
Kutunun içinde koyu mavi renkte bir elbise vardı.Ayağa kalkıp elbiseyi kutudan çıkardım.Elbise uzun tüllü etekli,üst tarafı saten kumaşlı,askılı kollu bir elbiseydi. “Beğendin mi?”diye sordu annem gülümseyerek. “Çok beğendim.Teşekkür ederim anne.”diye mırıldandım hafifçe gülümseyerek ve elbiseyi dikkatlice kutuya geri koydum.”Güle-güle giyin.Hadi ben çıkayım,akşam yemeğini bahçede yiyeceğiz.Gidip hazırlanayım,sen de güzel bir şeyler giyin gel.”dedi annem gülümseyerek ayağa kalkarken.
“Tamam.”diye mırıldandım.Annem kapıya doğru yöneldiğinde ayağa kalktım. “Anne…”diye mırıldandım.Annem yüzünü bana döndüğünde birkaç adım atıp boynuna sarıldım. “Seni çok seviyorum.”diye mırıldandım. “Güzel kızım benim.Ben de seni çok seviyorum.”dedi annem de bana sarılıp saçlarımı okşayarak.
Benden ayrıldığında konuşmaya başladı. “Hadi ben çıkayım.”dedi kapıyı açarak.
Annem odadan çıktıktan sonra odaya bir kez daha baktım ve kapının yanındaki bavuluma yöneldim. Bavulu yatağın üzerine bıraktıktan sonra fermuarını açtım ve eşyalarımı bir-bir çıkarmaya başladım. Bir anda kapı çaldı. “Buyurun.”diye seslendim.Kapı açıldığında içeri Şule hanım girdi. “Yardıma ihtiyacınız var mı,Deniz hanım?”diye sordu gülümseyerek.
“Yok,teşekkür ederim.Hallediyorum.Birşeye ihtiyacım olursa söylerim.”dedim gülümsemeye çalışarak.
“Peki,nasıl isterseniz.Birşeye ihtiyacınız olursa söylemeniz yeterli.”dedi ve odadan çıkıp kapıyı kapattı.
Dolabı açtıktan sonra eşofman takımlarımı,gömleklerimi,tişörtlerimi ve s. Bir-bir raflara yerleştirmeye başladım.
Bir süre sonra onları bitirdim ve dolabın diğer tarafına yani uzun askılı tarafına geçtim.Plastik askıların hepsini çıkartıp yatağa bıraktıktan sonra elbiselerimi tek-tek askılara geçirip yerleştirmeye başladım.
Onları da bitirdikten sonra bavulun diğer gözüne uzandım.Onun içinde de ayakkabılarım vardı.
Onları da dolabın alt kısmına yerleştirdim ve son olarak çantalarım falan kalmıştı.Birkaç tane çantamı da dolaba yerleştirdikten sonra dolabın kapağını kapattım.
Son olarak aksesuar kutum ve makyaj çantam kalmıştı.Onları da makyaj masasının üzerine yerleştirdim ve derin bir nefes aldım.Yatağın üzerindeki telefonumu alıp saate baktıktan sonra dolaba doğru yöneldim.Dolabı açtıktan sonra katen,kısa kollu,beyaz bir elbisemi çıkardım ve yatağın üzerine bıraktım.
Üstümdekileri çıkardıktan sonra elbisemi üzerime geçirdim ve diğer kıyafetlerimi dolaba koydum.
Makyaj masasının önüne geçtikten sonra sandalyeye oturdum ve makyaj çantama uzandım. Fermuarını açtıktan sonra rimel,ruj,allık ve fırça çıkardım.Önce rimeli açıp fırçayla kirpiklerime hafifçe sürmeye başladım.Rimeli dikkatlice kirpiklerime uyguladıktan sonra kapattım ve geri koydum.Ardından allığı fırçayla elmacık kemiklerime yavaşça uyguladım.Ve son olarak hafif pembe rujumun kapağını açıp dudaklarıma sürdüm.
Makyaj çantamı kapattıktan sonra aksesuar kutumu açtım ve küpe seçmeye başladım.Küçük çiçek küpelerimi çıkardıktan sonra kulağıma taktım.Ve son olarak tarağımı elime alıp saçlarımı taramaya başladım.
Saçlarımı taradıktan sonra dağınık topuz yaptım ve çiçekli tokayla tutuşturdum.Parfümün kapağını açıp iki fıs sıktıktan sonra ayağa kalktım ve yatağa doğru yöneldim.Yatağın üzerindeki beyaz kemerimi aldıktan sonra elbisenin üzerine taktım.Artık hazırdım.Yatağın üzerindeki telefonumu aldıktan sonra odadan çıktım ve kapıyı kapattım.Sessiz adımlarla salona yöneldim.Salona girdikten sonra adımlarım duraksadı.Annemler artık bahçedelerdi.Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldıktan sonra balkonun kapısını açtım ve dışarı çıkıp kapıyı kapattım.Havuzun yanından geçtikten sonra masaya ulaştım. “İyi akşamlar.”diye mırıldandım sandalyeyi çekip Aras’ın yanına oturarak.
“İyi akşamlar Denizciğim.”dedi Demir gülümseyerek.
“Iyi akşamlar.”dedi Aras da.
“Deniz de geldiğine göre yemeğe başlayabiliriz.”dedi Demir, “Afiyet olsun.”
“Afiyet olsun.”dedi annem gülümseyerek.
“Afiyet olsun.”diye mırıldandı Aras da.
“Afiyet olsun.”dedim ben de.
Yemeklerimizi yerken Demir bir anda bana döndü ve konuşmaya başladı. “Eee,Deniz odanı beğendin mi? Yerleşe bildin mi?”diye sordu ben tabaktaki etten bir parça kesip ağzıma götürdüğümde.Ağzımdaki lokmayı yuttuktan sonra konuşmaya başladım. “Evet,yerleştim.Teşekkür ederim.”diye mırıldandım. “Güle-güle otur.”dedi gülümseyerek.Suyumdan bir yudum aldıktan sonra bir anlığına Aras’la göz-göze geldik.
Yemekleri yedikten sonra Demir konuşmaya başladı. “Kahve içer miyiz?”diye sordu anneme dönerek.
“Olur.”dedi annem.
“Siz çocuklar?”dedi bize döndüğünde.
“Eee,ben bugün çok yoruldum.Gidip uyusam kusura bakmazsınız değil mi?”diye mırıldandım yüzüme düşen saç tutamını kulağımın arkasına sıkıştırarak.
“Tabii Deniz,ne kusuru? Kendi evin gibi rahat ol.”dedi Demir gülümseyerek.
“Teşekkür ederim.İyi geceler.”diye mırıldandım gülümsemeye çalışarak.
“Iyi geceler kızım.”dedi annem ben sandalyeyi çekip ayağa kalktığımda.
“Iyi geceler.”dedi Demir.
“Müsadenizle ben de kalkayım.Sabah erken kalkmam lazım.”dedi Aras da ayağa kalkarak.
“Tabii aslanım.İyi geceler.”dedi Demir.
“İyi geceler.”dedi annem de gülümseyerek Aras’a dönerek.
“Iyi geceler.”dedi Aras.
Telefonu masanın üzerinden aldıktan sonra eve doğru yöneldim.Aras da arkamdan geliyordu.
Eve girdikten sonra odama doğru yöneldim.Odamın kapısının koluna uzandım,ama o anda Aras’ın hala arkamdan geldiğini duydum.Bir an duraksadım,dönüp baktım.O da arkamda aynı yönde ilerliyordu. “Sen nereye?”dedim merakla ona dönerek.
“Odam orası.”dedi sakin bir sesle yanımdaki odayı göstererek.Bir an donakaldım.
“Bir sorun mu var?”dedi,omuz silkerek.
“Hayır,sorun yok.”dedim başımı iki yana sallayarak.
“Peki,o zaman.İyi geceler.”dedi, “Bir şeye ihtiyacın olursa,çekinme.”
“Tamam,sağ ol.İyi geceler.”diye mırıldandım ve kapıyı açıp odaya girdim.Kapıyı kapattıktan sonra derin bir nefes aldım ve dolaba doğru yöneldim.Dolabı açtıktan sonra yatağın üzerindeki kutuyu yerleştirdim ve pijamalarımı çıkartıp yatağın üzerine bıraktım.Duşa girmek istiyordum ama hiç halim yoktu.O yüzden sadece dişlerimi fırçalayıp uyuyacaktım.
Üzerimi ve ayakkabılarımı çıkardıktan sonra pijamalarımı üzerime geçirdim ve banyoya doğru yöneldim.Banyonun kapısını açıp içeri girdikten sonra lavabonun karşısına geçtim ve musluğu açtım. Diş fırçamı aldıktan sonra üzerine macun sıktım ve dişlerimi fırçalamaya başladım. Fırçaladıktan sonra fırçayı yıkayıp yerine koydum ve ağzıma su aldım.Sonra da yüzümü yıkamaya başladım.
Banyodan çıktıktan sonra yatağa doğru yöneldim ve yerimi açıp battaniyenin altına girdim. Telefonumu elime aldıktan sonra mesaj sayfasına girdim ve arkama yaslandım.Selin’e mesaj yazmaya başladım. “Canım,nasılsın?”diye yazdım ve gönderdim.Bir süre sonra çevrimiçi oldu.
“İyi canım ,sen? Yerleşe bildin mi? Nasıl gidiyor?”diye yazdı.Derin bir nefes alıp yazmaya başladım.
“İyi.Yerleştim.Uyuyacağım birazdan.Malum sabah erken kalkıp hazırlanmam lazım.”yazdım ve gönderdim.
“Ne giyeceksin?”yazdı Selin.
“Annem elbise hediye etti bana,onu giyeceğim.” yazdım.
“Yarın bir aile fotoğrafı atarsın artık bana.Elbisene de bakarım.”yazdı.Gülümsedim ve yazmaya başladım.
“Arayayım mı? Müsait misin?”yazdım.
“Ara tabii.”yazdı Selin.Hemen mesaj sayfasından çıkıp arama listesine girdim ve Selin’in numarasının üzerine tuşlayıp telefonu kulağıma götürdüm.Telefon anında açıldı.
“Alo,canım.”dedi Selin.
“Nasılsın?”diye mırıldandım.
“İyi,sen?”diye sordu.
“Iyiyim.”diye mırıldandım boğazımı temizleyerek.
“Eee,ne yapıyorsun?”diye sordu.
“Hiç uzanıyorum öyle.Uyuyacağım birazdan.Biraz seninle konuşmak istedim.”dedim.
“İyi yaptın.Moralin mi bozuk senin?”diye sordu Selin.
“Aslında evet.Sana bahs etmiştim ya biri beni takip ediyor.”dedim iç çekerek.
“Ne oldu? Devam mı ediyor hala?”diye sordu Selin.
“Evet.Ve ben hala kim olduğunu anlamıyorum.Kim beni takip edebilir? Delireceğim artık.”dedim.
“Dikkatli ol tamam mı? Yalnız çıkma dışarıya.Bir ara vakit bulup görüşelim ister misin?”dedi Selin.
“Tamam.Olur,görüşelim.Yarını bir atlatayım da.Ben de seni özledim.”diye mırıldandım.
O sırada mutfaktan su almak için ayağa kalktım ve kapıya yöneldim.
“Stres yapma ya o kadar.Umursamaz davranmaya çalış.”dedi Selin.Odadan çıktıktan sonra kapıyı kapattım ve mutfağa yöneldim. “Bir dakika canım.”diye mırıldandım mutfağa girerken.Işığı yaktıktan sonra konuşmaya devam ettim. “Ne bileyim ya,o kadar da kolay değilmiş.”diye mırıldandım buzdolabını açarak.Acıkmıştım.
“Kız,senin ne zaman moralin bozulursa beni ara.Ben seni güldürürüm.”dedi Selin.
“Sen de iyice palyaço falan yaptın ya kendini.”dedim gülerek.Dolaptan bir şişe soğuk su ve atıştırmak için küçük gofret aldım.Buzdolabının kapağını kapattım.Ve karşımda Aras’ı buldum.
“Bismillah!”diye irkilip geri adım attım.Elimdeki telefonu tutamadım ve çat diye yere düştü.
“Tamam,tamam…sakin.Korkutmak istememiştim.”dedi sırıtarak.Gülmemek için dudaklarını ısırdığı çok belliydi.
“Ne yapıyorsun sen burada?!”dedim nefes nefese,elim göğsümde.
“Su almaya gelmiştim.”dedi omuz silkerek, “Ama sanırım seni kalp krizi sınırına getirdim.”
“Haber vermeden buzdolabının yanında durulur mu?! Ödüm koptu.”dedim nefes alarak.
“Deniz,Deniz…Ses gitti,iyi misin?”diye seslendi Selin telefonun diğer ucunda.Hızlıca şişeyi ve gofreti tezgahın üzerine bırakıp yerdeki telefonuma uzandım.
“İyiyim canım.Yarın konuşalım,tamam mı?”diye mırıldandım gözümü ondan ayırmadan.
“Tamam.İyi geceler.”dedi Selin.
“Iyi geceler aşkım.”diye mırıldandım ve telefonu kapattım.
“Özel birisiydi herhalde.Yanlış zamanda geldim.”dedi Aras,sesindeki o hafif alaycı ton hem gıcık ediyor hem de kalbimi garip bir şekilde hızlandırıyordu.
“Kusura bakma da kim olduğundan sana ne?”diye mırıldandım kollarımı önümde birleştirerek.
“Doğru ya bana ne.Kusura bakma.Neyse.Sen de mi acıktın?”diye sordu.
“Evet,biraz.”diye mırıldandım.Aras’ın bakışları tezgahın üzerindeki gofret ve suya kaydı.
“Yalnız onunla zor doyarsın.Hem midene dokunur.”dedi tekrar bana dönerek.
“Eee,ne yapmamı teklif ediyorsunuz Aras bey hazretleri?”diye sordum alaycı bir tonda.
“Mesela…”dedi,sesini uzatarak.Bu gerçekten dalga geçiyor benimle ya,sanki ilk başlarda tanıdığım Aras gitmişti yerine ukala,kendini beğenmiş biri gelmişti. “Sana düzgün bir şey hazırlaya bilirim.”
“Şef moduna mı geçtiniz şimdi?”diye mırıldandımm kaşlarımı kaldırarak.
“Tost yer misin?”diye sordu tezgaha yaslanarak.
“Aras…sen gerçekten mutfağa girebiliyor musun?”diye sordum fısıltıyla gözlerimi kısarak.
“İnanması zor biliyorum ama,”dedi gülerek, “yumurtayı bile kırabiliyorum.”
“Vay canına,Nobel alırsın,”dedim alaycı bir tonda.
“Sen dalga geçmeye devam et.Şimdi tost mu istersin yoksa gofretten devam mı?”dedi kaşlarını kaldırıp ciddi bir ifadeye bürünerek.
Gözlerimi devirdim, “Tamam ya,açlıktan öleceğim.Tost yap bakalım.”
Aras birşey söylemeden ekmekleri çıkardı ve tezgaha bıraktıktan sonra buzdolabını açtı.Ben de tezgahın etrafındaki uzun sandalyelerden birine oturdum ve merakla onu izlemeye başladım.
Salçayla peyniri çıkardıktan sonra tahta aldı ve tezgahın üzerine bırakıp ekmekleri koydu. Çekmeceden bıçak çıkardıktan sonra salçanın kapağını açtı ve bıçakla biraz alıp ekmeklere sürmeye başladı.
Salçayı ekmeklerin üzerine sürdükten sonra peyniri doğramaya başladı.Peyniri ekmeklerin üzerine dizdikten sonra ekmekleri üst-üste koydu ve diğer tezgahın üzerindeki tost makinesini fişe takıp tostları makineye yerleştirdi. “Çay ister misin?”diye sordu bana dönerek.
“Yok ,sağ ol.”diye mırıldandım gözümü telefondan ayırmadan.
Tostlar hazır olduktan sonra dolaptan iki tane tabak çıkardı ve tostları koyup masaya doğru yöneldi.
“Teşekkür ederim.”diye mırıldandım,tabakları masaya bıraktığında.
“Afiyet olsun.Bu arada beni Aras bey hazretleri diye çağırman hoşuma gitti.Bundan sonra bana öyle seslen.”dedi tostundan bir ısırık alarak.
“Emr edersiniz.Başka isteğiniz?”diye mırıldandım.O sırada telefonum titredi.Selin yazmıştı.Tabii meraktan deliye dönmüştür o orada şimdi.Telefonumu elime alıp mesaj sayfasına girdim ve mesajı okumaya başladım. “O geldi değil mi? Sesinden anladım.Ne yapıyorsunuz?”yazmıştı.Deli bu kız gerçekten.Gözlerimi devirip yazmaya başladım.
“Kız ne taktın sen de bu çocuğa? İyice fanı oldun ha.”yazdım ve hafifçe gülümseyerek gönder tuşuna bastım.
“Fanı oldum evet,kabul.Yarın fotoğraf at da iyice fanı olayım.”yazdı.Kendimi gülmemek için zor tutuyordum.
“Kızım manyak mısın sen biraz?”yazdım ve gönderdim.Onunla mesajlaşırken bir yandan da hızlıca tostumu yiyordum.O sırada Selin’den sesli mesaj geldi.İyi ki kulaklığımı almıştım ya.Masanın üzerindeki kulaklığımı telefonuma bağlayıp bir tanesini kulağıma taktım ve sesi açtım.
“Ne yapayım ya,merak ediyorum.Nasıl bir tip falan.”yazmıştı.Kulaklığı çıkardıktan sonra boş tabağımı alıp ayağa kalktım ve bulaşık makinesine doğru yöneldim.Makineyi açıp tabağı koyduktan sonra kapattım ve Aras’a döndüm.
“Eee,tost için teşekkür ederim.İyi geceler.”diye mırıldandım.
“Rica ederim.İyi geceler...perikızı.”dedi hafifçe gülümseyerek.Donakaldım ve birşey söylemeden hızlıca mutfaktan çıkıp odama doğru yöneldim.
Odama girdikten sonra kapıyı kapatıp arkama yaslandım ve derin bir nefes aldım.Kendine gel.Yatağa doğru yönelip telefonu komodine bıraktım ve battaniyeyi kaldırıp altına girdim.Bir süre yatakta dönüp durdum.
