1. bölüm · Kimsin Sen
1.bolum saklı hayatlar
B
BÖLÜM 1: SAKLI HAYATLAR
Esmira Saklı, 1 Ocak 2000’de İzmir’in Foça ilçesinde dünyaya gelmişti. Babası Doğan ve annesi Latife’nin ilk göz ağrısıydı. On yıl sonra, ailesine yeni bir üye daha katıldı. Öyle güzel bir bebekti ki, ailesi ismini Esmira’nın koymasını istedi; o da kardeşine Ilgız adını verdi. Ancak hayat her zaman güneşli değildi; bazen kara bulutlar bir anda gökyüzünü kaplayıverirdi.
Ilgız henüz dört günlükken, hastaneden eve dönmek için çıktıkları yolda korkunç bir trafik kazası geçirdiler. O felaketten sadece Esmira ve minik Ilgız sağ çıkabildi. Esmira, sanki bir çukura iki kolunu koyup üstü örtülmüş gibi hissediyordu; çünkü anne ve babasını toprağa vermişlerdi. Henüz 25 yaşında gencecik bir kızken, kucağında hiçbir şeyden haberi olmayan bir bebekle büyük bir acının ve sorumluluğun ortasında kalmıştı.
İstanbul’a taşınma kararı aldığında aklında tek bir amaç vardı: Kendisini terk eden öz babasını bulmak ve onunla yüzleşmek. Doğan Saklı onun gerçek babasıydı ama biyolojik babasına dair sorular zihnini kemiriyordu. Kısıtlı parasıyla Ilgız ve kendisi için küçük bir ev tuttu. Artık yeni bir hayat başlıyordu.
Bir sabah uyandığında, ailesinin yokluğunu iliklerine kadar hissetti. "Güçlü olmak zorundayım," diye fısıldadı kendi kendine, aynadaki yorgun yüzüne bakarak. "Güçlü ol, güçlü ol!". Eğer o yolunu kaybederse, bir yaşındaki kardeşine kim pusula olacaktı?.
O gün önemli bir iş görüşmesi vardı ama Ilgız’ı bırakacak kimsesi yoktu. Çaresizce onu da yanına aldı. Şansına, bu durum bir sorun yaratmadı ve işe kabul edildi. Orada Sare adında bir kızla tanıştı. Sare, Ilgız'ın onun kızı olduğunu sanmıştı ama Esmira gerçeği açıkladığında yardım teklif etti: "Müşteri seni çağırırsa kardeşine ben bakarım," dedi.
Esmira, işe nasıl bu kadar kolay girdiğini merak ediyordu. Sare, lokantanın sahibi Sancar Bey’in onu gördüğünü ve alınmasını bizzat emrettiğini söyledi. "Seni görüp beğenmiş olmalı, yoksa kim birini görür görmez işe alır?" dedi Sare iğneleyici bir tavırla. Bu sözler Esmira'nın içine bir kurt düşürmüştü.
O gece evde garip bir ses duydu. Karanlıkta, boş bir dolaptan gelen "la la la" sesleri onu dehşete düşürdü. Korkuyla dolabı açtığında, sesin Ilgız’ın dolaba düşmüş oyuncak telefonundan geldiğini anlayıp rahatladı.
Ertesi gün işe gittiğinde, karşısında şık kıyafetli bir adam belirdi. "Merhaba, ben yeni çalışanınız Esmira. Galiba siz de büyük patron Sancar Bey’siniz," dedi çekinerek. Adam gülümsedi: "Büyük patron kısmını atarsak doğru, adım Sancar.". Esmira'nın yanakları utançtan al al oldu. Sancar’ın aşırı ilgisi ve sürekli kahve içme teklifleri onu şüphelendiriyordu, bu yüzden bahaneler uydurup ondan kaçmaya çalıştı.
Birkaç gün sonra bilinmeyen bir numaradan gizemli bir mesaj aldı: "Sözünüzü tutan biriyseniz saat 12'de konumdaki yere gelin.". Gittiği şık restoranda karşısında Sancar’ı gördü. Esmira, bu gizemli oyunlara sinirlenip patladı: "Beni çocukça oyunlarla buraya davet etmeniz çok saçma!" diyerek masayı terk etti.
Sancar peşinden gelip özür dilemeye çalışırken, bir kapkaççı Esmira’nın çantasını çaldı. Sancar hırsızın peşinden koşarken, Esmira yerde bir fotoğraf fark etti. Sancar’ın cebinden düşmüş olmalıydı. Fotoğrafı çevirdiğinde donup kaldı: Karşısında duran, kendi annesinin fotoğrafıydı. "Annemin fotoğrafının onda ne işi var?" diye düşündü, beyni zonkluyordu. Sancar nefes nefese geri döndüğünde, Esmira hiçbir şeyi açıklayamadan bir taksiye binip oradan uzaklaştı.
Dört gün boyunca Sancar lokantaya uğramadı. O sırada Sare, iş yerinde neşeyle evleneceğini duyurdu. "4 gündür gelmeyen biriyle evleniyorum," dediğinde Esmira'nın kalbi anlamsız bir sızıyla doldu. Sare’yi takip etmeye karar verdi ve bir taksiye bindi. Ancak taksici onu bambaşka, şatoya benzer bir yere götürdü.
İçeri girdiğinde büyük bir sürprizle karşılaştı: Sancar, Ilgız kucağında, diğer iş arkadaşlarıyla birlikte Esmira’nın doğum gününü kutluyorlardı. Fakat Esmira mutlu olmak yerine dehşete düştü. Kardeşinin kaçırıldığını sanmıştı. Sancar'a öfkeyle bağırdı: "Kardeşimi oyunlarınıza dahil etmeyin!".
O gece terasta yalnız başına ağlarken, Sancar yanına gelip özür diledi. Esmira ona bir daha böyle bir şey yapmaması için kesin bir uyarıda bulundu. Onun hayatındaki tek varlığı, tek yıldızı Ilgız’dı. Gecenin yıldızları olabilirdi ama Esmira’nın karanlık gökyüzünde sadece minik kardeşi parlıyordu ve o yıldızı asla bırakmaya niyeti yoktu.
