5. bölüm / 5
Kimsesizler Okulu(2) Başlangıcın Sonu
Bölümler 5Şu an: (2) Başlangıcın Sonu
- 1 TANITIM279 kelime
- 2 Selam (Bakarsanız sevinirim🤍)513 kelime
- 3 Giriş4.628 kelime
- 4 1. Yeni Okul11.238 kelime
- 5 (2) Başlangıcın Sonu8.318 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
(2) Olaylar Bitmez
"Suçlu değilim, sadece sistemin hoşlanmadığı türden bir gerçeğim."
Hayat çok garip değil mi? Yaparım ederim demek ne kadar kolay peki herkes yapabilir mi? Birini görmeden konuşmak veya olayın arka yüzünü bilmeden konuşmak ne kadar kolaydır değil mi? Herkes laf yapar asıl güç olan gerçekleştirmek değil midir? Düşünsenize karşınızda bir katil var ve bu katil en yakın arkadaşınızın katili oysaki içinizden ona ne kadar sövmüştünüz arkasından ne kadar laf etmiştiniz ama gel gör ki sonun arkadaşın gibi olmasın diye karşında ki katile nefretini kusamıyorsun ne acı değil mi? İnsanoğlu korkaktır, cesaret yürek ister peki sizce hayvanlara bunca işkence eden, deprem veya herhangi bir olayın olmasını fırsat bilerek zam getiren, bunca kadın ve çocuğu acımasızca katleden, insanoğlunun bir yüreği olabilir mi? Bu soruya cevap verebilecek biri var mı, evet lanet olsun ki öyle iğrenç insanları anlamaya çalışıyorum hayata onların açısından bakmaya çalışıyorum belki bu yaptıkları için mantıklı bir cevap bulabilirim diye ama yok.
Ve hayır karşımda arkadaşımın veya herhangi birinin katili yok tamamen bir örnekti beni yanlış anlamanızı istemem, karakol koridorlarında yürürken istemsizce aklıma bunlar geliyor, bu dört duvar arasında olması gereken kişiler dışarıdayken, dışarıda olması gereken kişiler içeride. Bence kimlerin içeride kimlerin dışarıda olduğundan bahsetmeme gerek yok sonuçta güzel ülkemin adalet sistemini bilmeyen yoktur, namı büyüktür ülkemdeki adaletin.
Gurupça karokolun bunaltıcı koridorlarında yürürken aklımdan geçmeyen yoktu. Adam dövdük diye buradayız ama sorsanız bunca kadın katiline hiç biri bu koridoru görmemiştir, her neyse adalet nede olsa. Sonunda kapının önünde durunca memurlardan biri kapıyı çaldı biraz bekledikten sonra içeri girdik. Görüş açıma giren oda klasik komiser odasıydı. Gözlerim hemen koltukta oturan Bizim dilenci tayfayı buldu bak sen demek burda bekliyorlarmış , iki gurup karşı karşıya durduğumuzda boş bakışlarımı onların üzerinden çekmiyordum, ağzımı tutabilirim ama bakışlarımı asla.
"Sizi dinliyorum beyler" memurun erkeklere öncelik vermesi ile hafifçe kaşlarım çatıldı ama genede çıt etmedim, kim bilir hangi ünlünün oğlu veya yakını varda torpil geçilecek merak ediyorum.
İçlerinden biri, bir adım öne çıkarak "Şimdi komiser bey biz arkadaşlarla bir köşede sakince takılıyorduk," diye lafa girdi dudaklarını ıslatarak devam etmeye hazırlandı. Açıkçası olayı nasıl evirip çevireceğini merak ediyorum.
"O sırada bu hatunlar geçiyordu kendi aralarında konuşarak bizim hakkımızda iki çift laf ettiklerini duyduk, haliyle kendimizi savunduk. Aramızda ufak bir tartışma oldu hatunlar yoluna devam ettiler içlerinden biri bizim arif'e laf etmiş Arifte bunu duyunca kızların arkasından gitti bağırdı çağırdı sonrası ise üstümüzü başımızı görüyorsunuz. Kızlar diye vurmak istemedik ama bizden birini bayıltacak kadar ileri gittiler" Gaye ve arya şok içinde, ben alayla Zehra ise ifadesizce dinliyordu, yanımda duran arya'nın yutkunmasını işittim. Arya aramızda ki en korkak olandı aralarına yeni katılmış olabilirim ama bunu anlamak hiç de zor olmamıştı.
Ben daha fazla dayanamayıp kahkaha atarak alkışlamaya başladım, gülüşüme engel olmaya çalışarak alkışlamayı bıraktım "Bravo yılın altın yalanı ödülünü size verelim mi ister misiniz?" dedim alayla kahkahama engel olamazken daha yüksek sesle gülmeye başladım. Memurun elini masaya vurması ile boş bakışlarımı ona yönelttim, sonrasında ise küçümseyen bakışlarla karşımdakilere bakmaya başladım, gülümseme engel olamıyordum.
Memur ellerini masada birleştirerek öne doğru eğildi ve eliyle bizi göstererek"Birde sizden dinleyelim hanımlar" memurun dedikleri ile aramızda kısa bir bakışma geçti, kızların anlatmaya niyeti olmadığını anlayınca derin bir nefes aldım ve dudaklarımı ıslatarak lafa girdim.
"Memur bey, ben size herşeyi baştan sona doğru anlatayım en iyisi, bu arada sokak tasviri yapmama gerek var mı?" diye sordum hafif alayla, memur'un sabır çekerek başını diğer tarafa çevirmesi ile gülüşüme engel olamadım. "Biz dört arkadaş, okulun pansiyonuna gitmek için kestirmeye yoldan gitme kararı aldık, tabi şu önünüzde oturan beylerde sonradan bize yetişecekti biraz gereksiz bir detay oldu ama neyse" derin bir nefes alarak saçlarımı omzumdan geriye itekledim ve ifademi toparlayarak ciddi bir şekilde konuşmaya devam ettim.
"Biz kestirme yoldan giderken kavga edeceğiniz kişiler orada diye vahiy inmiyor ki" dedim elimle gri Nike giyen çocuğu gösterip dağılan ifademi topladım. Lanet olsun ciddi olamıyorum. " Şu çocuk 'Pist fıstıklar' diyerek bizi durdurdu, tabi ben sakin kalmaya çalışarak arkadaşlarımı da aldım gittim, o esnada kızlara da dövüşmeyi bilip bilmediklerini sordum malum Türkiye'de kadın veya çocuk olmak zor. " Biraz soluklandıktan sonra devam ettim herkes anlatmamı beklerken onlar garip garip baktım tek solukta nasıl anlatayım her şeyi robot değilim ya.
Tekrardan elimle gri Nike giyen çocuğu gösterdim "Şu çocuk tekrardan bize 'Kızlar sanırım aceleniz var' gibi bir cümle kurarak bizi tekrar durdurdu, malum Türkiye'deyiz" elimi aşağı yukarı hareket ettirerek karşımdaki erkek gurubunu göstererek devam ettim. "Böyle tipler olunca da insan ister istemez sinirleniyor, aramızda birkaç laf geçtikten sonra, daha fazla dayanamayıp hangisi olduğunu hatırlamıyorum ama birinin kolunu kıvırdım." Derin bir nefes aldım ve gururla göğsümü kabarttım.
"Kızlar benim harekete geçtiğimi görünce onlarda harekete geçerek bulduklarını dövmeye çalıştılar, bakın çalıştılar diyorum Zehra'nın hakkını yememek gerek bu konuda bir o doğru düzgün iş çıkardı canım arkadaşım benim gurur duyuyorum onunla. Arya'ya gelirsek ise dürüst olmak gerekirse tam bir yüz karası ama daha iyi olması için çıktığımız gibi ona birkaç hareket öğreteceğim" diyerek kıkırdadım, o esnada yanımda duran arya beni uyarırcasına dürttü. Ona 'ne var?' dercesine baktım.
Kendimi o kadar kapatırmıştım ki memurun sinirli ve bıkmış bakışlarını bile fark edememiştim. Acaba çok mu sinir bozucuyum? Sırıttım, saçma sapan haberlerde şu memurlar sinirimi çok bozmuştu. Şimdi sinir bozan ben olayım ne olacak?Ağzımı devam etmek için açmıştım ki memur elini dur derecesine kaldırıp "Bu kadarı yeterli küçük hanım" dedi bıkmış bir sesle, benden bıkmış olamaz değil mi gayet eğlenceli bir şekilde anlattım.
"Sizde bizim haklı olduğumuzu anladınız değil mi?" Diye sordum hevesle pekala tamamen gıcıklık olsun diye sorduğum bir soruydu. Beni duymazdan geldi yada yaşından dolayı beni duymuyordu, ikincisi olduğunu tahmin ediyorum. "Yusuf" dedi tok ve baskın bir sesle, Yusuf olacak eleman hiç beklemeden yanıtladı "Emiredin amirim". "Kamera kayıtları var mı?" dedi memur aynı otoriter sesle Yusuf ise gene hiç beklemeden başını sallayarak "Var amirim" dedi tek solukta."Getirmek için ne bekliyorsun" dedi memur sinirliydi sanırım, açıkçası bende sabahtan akşama suçlularla uğraşsam sinirli olurdum. Kim bilir nasıl bir salak ile uğraşmak zorunda kaldı da bu denli sinirli. Tabi o sırada eleman Yusuf hızla bir şey demeden çıkıp gitmişti sanırım prenses olan erkeklerden ve şuan ise amirine trip atıyordu.
"Memur bey, Yusuf abiye niye sinirleniyorsunuz bakın adam triplenip gitti" dedim kınayarak tabi yüzümde fazlasıyla eğlenen bir ifade vardı, eğlenceden gözlerimin içi parlıyordu. Memur ise gene başını diğer yana sabır dilenircesine çevirdi, bana döndüğünde yüzünde seğiren bir kaç damar belli oluyordu. "Kızım sen bir susar mısın?" dedi öfke sesiyle bütünleşmişti resmen ve sabrının sonuna gelmiş olduğunu belli etmek istercesine sesi fazla baskıcıydı . Peki bu benim umrumda oldu mu? Hayır, bir süre susarım eğlence malzemesi bulursam tekrar ağzımı açarım ki.
Bir kaç dakika sonra Yusuf odaya girince gözlerimi kısarak ona baktım "Bu adam trip atmıyor muydu?" Diye homurdandım. Kısa bir an memurun öfkeli bakışları ile bakışlarım keşiştiğinde sesimin o kadar da kısık olmadığını fark ettim, sanırım beni duymuştu. Sınırları biraz daha zorlasam odadan mı kovulurum yoksa birkaç gün yatar mıyım? Düşündürücü ve denemeye değer.
Memur Yusuf'un elinde ki USB belleği alarak önündeki bilgisayarı açtı. Tam belleği takacağı esnada hızla masanın etrafında dolanarak onun arkasında durdum ve sevimli bir şekilde gülümsedim. "Bende izlemek istiyorum" dedim hevesli bir şekilde. Memur kısa bir an bana ters ters baktı ve sabır dilenerek USB belleği taktı. Bilgisayar belleği algılayınca sessizliği yaran 'clik' gibi bir ses odaya yayıldı.
Memur bilgisayarı kurcalarken etrafıma doluşan bedenlere -kızlara,malum grup ve dilenci tayfa- kaşlarımı çatarak baktım. Sinirlerim bozulmuştu ben gelmesem kimse izlemeyi akıl etmiyordu. Kesin memur bana patlayacak, diye düşünmüştüm ki hepimizin üzerinde gezen öfkeli ve bıkmış gözleri ile karış karışya kaldım. Çatılan kaşlarımı düzelterek 'ne var' dercesine ona bakmaya başladım. Bu huysuz hâllerini ilerleyen yaşına veriyorum memur amca.
Bilgisayar ekranında önce biz belirdik kızlarla sohbet ederek ilerlerken bende onlarla dalgın bir şekil ilerliyordum. Üzerimde hissettiğim bakışları ile etrafımda ki kalabalığa göz gezdirdim. Biran çağrı'nın koyu kahveleri ile göz göze kaldım. 'ne bu haller' demeye çalıştığına adım gibi emindim, tek omzumu umursamazca silkerek önüme döndüm. Çağrı çok sık düşüncelere daldığımın farkındaydı ve bu konu en az benim kadar onunda canını sıkıyordu. 'Lavinia çok fazla düşünüyorsun, farkında olmadan kendini tüketiyorsun' demişti bir keresinde ne kadar hoşuma gitmese de sözlerinin doğruluk payı vardı.
Bakışlarımı tekrar bilgisayar ekranına döndürdüğüm de, önümdeki çocuğa diz çöktürmüş başını geriye çekmiş sohbet ediyordum, tabi o sırada zehra yere yatırdığı çocuğu yumrukluyor,gaye dalını savuşturuyor arya ise adamın kafasına çakıyordu. İstemsizce sırıtmaya başladım izlemek baya bir keyifliymiş, göğsümü gururla kabarttım aferin lan bana ne güzel dövmüşüm.
Bir süre boyunca görüntüleri izledik iki tarafında hataları olmuş ve fazlasıyla ileri gitmiştik. İğrenç geliyordu bu görüntüler, belkide iğrenç olan böyle erkeklerdi. Havalı sandıkları şeyin ne kadar iğrenç ve rahatsız edici olduğunun farkında değiller. Onların yerinde olmak istemezdim çünkü bazı şeylerin farkına vardığımda utançtan kendimi boğardım. Umarım farkına vardıklarında kendileri için çok geç olmaz. Düşüncelerimi bir kenara bırakarak dış dünyaya döndüm. Son durum ise, karşı taraf memurun öfkeli ve azarlayan sözlerine marus kalırken.Bizim tarafta ise kızlar dilenci gurubun eğlence ve dalga konusu olmuştu.
İç çektim ve bizimkilere döndüm."Son durum nedir?" dedim bıkkın bir şekilde, memur biraz bizim tarafa dönse onunla uğraşabilirdim, ama adama bak be deli fişek gibi nefes bile almadan,durmadan harlanan bir öfke ile karşı tarafı azarlıyordu. Gaye keyifle sırıttı ve kaş göz yaparak kavga ettiğimiz çocukları gösterdi "24 saat boyunca burdalar" dediğinde keyfim yerine gelmişti. Kendime engel olamadım ve sırıttım, "Peki biz?" dedim yerine gelen keyfim sesime de yansıyordu.
"Çıkacağımızı söyledi ama birkaç söyleyeceği varmış onu bekliyoruz." diye sinirli ve bıkkın bir şekilde homurdandı cem. Anlaşılan bir süredir memuru bekliyorduk. Birden boğulur gibi öksürmeye başladım, tabi haliyle tüm gözler beni bulduğunda gülümsedim ve boğazımı temizledim. "Sanırım boğazıma beklemenin bıkkınlığı kaçmış" diyerek tekrar yalandan öksürmeye başladım.
"Siz hala burda mısınız lan" diye sinirle gürledi memur, triplere bak be sanırsın suçlu biziz. "Sizin edeceğiniz o çok önemli iki çift lafı bekliyorduk, bekleyin diyen sizdiniz" dedim ters bir sesle. Benim ters bakışlarıma karşılık, öfkeyle bakıyordu memur."Çıkın gidin işimiz yok sizinle" dedi memur sakinleşmeye çalışan bir şekilde. Gözlerimi devirerek bizimkilerle beraber kapıya ilerledim. "Adama bak be" diye homurdanan Zehra'nın sesi kulağıma ulaştı. Tahammülsüz birine benziyor.
İç çekerek karakolun boş koridorlarında ilerledim,saat tahmini 15-16 civarlarında olsa gerek, önümüzde yürüyen polis memuru bizi çıkışa götürüyordu. Ya bizi arka kapıya götürerek kaçırırsa, düşündüklerim ile başımı iki yana sallayarak kendime gelmeye çalıştım.Bu kadar paronyak olmaya gerek yok.
Aramızda garip bir sessizlik vardı ne biz kızlar ağzımızı açıyorduk nede erkekler. Pekala içten içte her iki tarafta birbiriyle dalga geçmek istiyordu. Ama iki tarafın da ellerinde kozlar vardı. Erkekler bizimle dalga geçecek olsa onları yaptıkları dilencilik ile vuracaktı. Biz onlarla dalga geçsek onlarda bizim acemice kavga edişimize laf edeceklerdi.
Sanırım susmak en iyisiydi. Bakalım ilk dalga geçen hangi taraf olacaktı, bunun böyle sürmeyeceğine eminim. Dışarı çıktığımızda arya'nın yeri göğü öpecek gibi bir hali vardı sanırsın yıllardır hapis yatıyorduk da ilk defa dışarı çıkıyoruz. Zehrada benim fark ettiğimi fark etmişti ve benim aksime laf ettmek için ağzını açmıştı. "Arya utanma öpebilirsin yerleri" dediğinde gaye ile kıkırdadık.
Cem'in sesiyle hepimizin dikkati ona yönelmişti "Hadi dönelim geç olmaya başladı, karavan işini yarın hallederiz artık". Etrafa bakınmaya başladım buraları hiç bilmiyordum, Cem'in sesi birkez daha dikkatimi dağıtınca ona tersçe baktım "Ben ve çağrı motorsiklet ile gideceğiz, sizde bir şekilde arabaya tıkışın" dediğinde şok içinde ona baktım birde dönüp bize baktım. 6 kişi arabaya nasıl sığacaktık çok merak ediyorum.
Kayra koşarak aramızdan ayrıldığında Müslümde peşinden koşarak "Ön koltuk benim Kayra binme" diye bağırdı ama arabaya çoktan varan çocuk binmişti bile. Ben dönüp kalan 4 kişiye baktım, çağrı ve cem de uzaklaşmıştı. "Bizde gidelim mi?" diye kızlara ufak bir teklifte bulduğumda hepimizi ilerlemeye başlamıştık bile.
Arabanın yanına vardığımızda aramızda ki tek ehliyetli Zehra olduğu için sürücü koltuğuna geçmişti. Bende arka kapıyı açtığımda Müslüm somurtarak oturuyordu. "Umarım ağlamayı düşünmüyorsundur" diyerek arabaya bindim ve kızlara yer açılsın diye yanaştım.Hepimizin binmesi ile araba baya sıkışık olmuştu. Tabi Müslüm hemen cevap verdi"Ne ağlayacağım be bir kere mafya babaları hep arka koltuğa biner öne de korumalar" diye imalı imalı konuştuğunda Karya'nın gür kahkahası arabayı doldurdu.
Kayra gülerek "Müslüm şöyle bir sorunumuz var ki sen mafya babası değilsin" dedi. "Şimdilik öyle olabilir ama elbet bir gün ve o gün ön koltukta korumam olarak oturuyor olacaksın Kayra" Müslüm kendinden emin bir şekilde konuştuğunda hayretle ona baktım nasıl bu kadar emin olabiliyordu. Gaye "Fazla iddialı" diye mırıldandı, Kayra ise onun bu sözlerini karşılıksız bırakmadı "Oğlum bu kadar inanarak boş konuşma lan" dediğinde cevap beklenmedik birinden Zehradan geldi "Yanlız söylemek isterim ki pek boş konuşuyor gibi değil"
Kayra homurdanarak önüne döndüğünde Müslümde dertli dertli yolu izlemeye başladı. Gaye ve arya kendi arasında sohbet ederken kendimi çok gariban hissetim hem sıkışığız hem manzarayı izleyemiyorum. Yerimde rahatsızca kıpırdandım bu da zar zor oldu. Cebimdeki telefona ulaşmak şuan çok büyük bir eylem gibi geliyor bana. Kalçamı biraz kaldırarak telefonu almaya çalıştım ama başaramadım.
Oflayarak yerime çöktüğüm gibi Müslüm bu sefer bana sataştı "Kızım götünde kurt mu var rahat dursana" dediğinde yüzüne boş boş bakıyordum. "Ne var?" diye sormasına aldırış etmeden yüzüne aval aval bakmaya devam ettim. Bakışlarımdan rahatsız olduğu için elini yanağıma koyarak başımı çevirdiğinde "Böylesi daha iyi" diyen homurtusunu işittim, hemen sonrasında ise "Millet deliye biz akıllıya hasretiz" diye, söylenmeye başladı.
Uzun uğraşlar sonucunda Dünya için küçük benim için büyük bir başarıya imza attım telefonuma ulaşabildim. Rahat bir nefes vererek geriye yaslanmak istedim ama gaye ve Müslüm'ün omuzları yüzünden başaramadım. Bıkkınca nefesimi bırakarak dirseklerimi dizlerime yasladım ve eğilerek tiktokğa girdim ya ruhum daraldı resmen anlaşılan onlar alışıktı böyle sıkış tokuş yolculuk yapmaya.
İnternet yavaş olduğu için siyah ekran dönen noktaları takip etmeye başladım. Nihayetinde videolar yüklendiğinde gördüğüm haber ile şok oldum A Haberin kocaman bir şekilde yazdığı başlığa bakıyordum "Bu Kavgayı İzleyen Şok Oldu! Genç Kızlar Ortalığı Birbirine Kattı" kaç kez okuduğumu bile bilmiyorum. Arkada kavga ettiğimiz ve polislerin geldiği görüntüler vardı.Böyle ünlü olmamalıydım!
Kolumla Müslüm'ü dürterek ona videoyu gösterdim "Doğru mu görüyorum?" diye sordum Müslüm tepkisiz bir şekilde videoyu izledi ne tepki vereceğini merak ederken birden kahkaha atmaya başladı. "Bir dakika" dedi bana gülüşünün arasında deli gibi kahkaha atıyordu ay rezil olduk. Kayra meraklı gözlerle ön koltuktan arkaya doğru başını uzattığında Arya ve Gaye de bize bakıyordu.
"Noldu neye bu kadar gülüyor?" Arya bu soruyu sorduğunda ona ağlayacak gibi bakıyordum. Derin bir nefes alarak telefonu hepsinin görebileceği bir şekilde tuttum ve videoyu başlattım. "Böyle mi ünlü olacaktım ben?" diye dertli dertli sordum. Arya utandığı için yüzü kızarmıştı ve olduğu köşeye sinmiş durumdaydı, Kayra ise Müslüme katılarak gülmeye başladı. Gaye desen hala şok içinde videoyu izliyordu.
"Okulda çok pis dalga konusu olacaksınız" diyen Kayra baya bir keyifliydi. "Olamaz ya!" diye sızlandım. "Aman boşverin dalga geçen olursa onuda döveriz" diyen Zehra'nın rahatlığına diyecek yoktu. Haber konusu olmuştuk tüm Türkiye'ye bizi izlemişti ama hanımefendi rahatlığından hiç ödün vermiyor. "Yanlız Gaye'nin eline aldığı dalı savuşturması çok komik değil mi?" diyen Müslüm şimdiden dalga geçmeye başlamıştı.
"Sus senide gördük tanımasam dilenci olduğuna inanırım" diyen gaye lafın altında kalmadı. "Gaye çok merak ediyorum o an ne hissettin" diye alayla sordu Kayra, gaye çok fena dalga konusu olacak gibi. Gaye sinirle "Ya susun ya!" diye bağırınca Müslüm kulaklarını kapatarak ona ters ters baktı ve "Yo soson yo!" diyerek gıcık bir şekilde gayeyi taklit etti.
Ben dayanamayıp kıkırdadım ve tehditkar bir şekilde Müslüm ve Kayra'ya döndüm "Beyler bence çok uğraşmayın gayede dilencilik yaptığınız video var." dediğimde Kayra hızlıca başını Müslüme çevirdi, ararlarında kısa bir bakışma geçmişti. Kayra suspus bir şekilde önüne dönmüştü, Müslüm ise gülmeyi bırakmıştı. Kimseden çıt çıkmadığı için kablolu kulaklıklarımı telefonun kılıfından çıkarmıştım, telefonumu hamile gibi gösteriyorlardı. En sevdiğim şarkıyı açarak gariban bir şekilde iki koltuğun arasından yolu izlemeye başladım.
Alışıyordum onlara, alışmak kolay olandı asıl zor olan bağ kurmaktı.
Zehra garip bir şekilde beni kendine çekiyordu. Enerjisi o kadar farklı o kadar garipti ki...
•••
Uzun ve sessiz geçen bir yolculuğun sonunda okula varmıştık tabi okul saati çoktan bitmişti. Bu yüzden pansiyona doğru ilerledik hepimiz, Kayra ve Müslüm hala ağızlarını açmamıştı, sırıtarak onlara baktım "Fazla sessizsiniz bir sorun mu var?" diye alayla sordum. Müslüm gülerek eliyle ileri-geri yaptı "Yok canım ne sorunu bir kere kim bize sorun olabilir ki" dediğinde başımı iki yana sallayarak ilerlemeye devam ettim. Arya nihayetinde sessizliğini bozmuştu "Kıl payı yetiştik" dediğinde anlamayarak ona baktım. "Neyden bahsediyorsun?" diye merakla sordum burası hakkında bilmediğim çok şey var. "Saat akşam 7'den sonra giriş-çıkış yasak" diyen Arya ufak bir açıklama yaptı bana. 'Anladım' dercesine başımı sallayarak önüme döndüm.
Cem ve çağrı çoktan gelmişti, biz ise pansiyona daha yeni adım atıyorduk. Nöbetçi odasına ilerleyerek bavulumu aldım, hala okulun ilk gününde olduğuna inanamıyorum o kadar şey yaşadım ki bir günde sanki aylardır buradaymış gibi hissediyorum. Bavulu peşimden sürükleyerek beni asansörde bekleyen gruba ilerledim. Müslüm'ün 4. Kata tuşlaması ile asansör kapıları kapandı.
Birkaç yıl önce asansöre tek bindiğimde, asansörün içinde kalmıştım ve o kadar korkmuştum ki bu yüzden asansöre asla tek başıma binemiyordum. Derin bir nefes alarak asansör aynasından kendime baktım sıradan biri gibiydim ama ben asla sıradan olamamıştım. Gülümseyerek kendimle göz teması kurdum gözlerimde hiç gitmeyen bir soğukluk vardı ve bir gün tüm benliğimi ele geçirecek diye çok korkuyorum. Geçmişim hala bir yük olarak omuzlarımdaydı, çok merak ediyorum anne hakkımı nasıl ödeyeceksin?
Asansörün durması ile derin bir nefes aldım ve inmek için adım attığımda biri kolumdan tutarak beni durdurdu kim olduğunu görmek beni afallatı Zehraydı. "Biz bir üst katta iniyoruz" diyerek bana ufak bir açıklama yapması ile gülümsedim, kendisi de gülümsedi. Aramızda garip bir bağ vardı sadece hissedebiliyordum sanki, sanki onu yıllardır tanıyor gibiydim.
Arya 5. Kata tuşlayınca geri giderek asansör duvarına yaslandım ve dilimle dudaklarımı ıslatarak lafa girdim "Bana biraz okuldan ve pansiyondan bahseder misiniz?" merakla kızlara bakarken beni ilk yanıtlayan gaye oldu. "Pansiyon altı katlı, giriş katını gördün zaten, 2. kat yemekhane, 3. Kat ise etüt-kütüphane-televizyon odası vesaire şeylerin olduğu kat, 4. Kat erkeklerin yatakhanesi" diyerek durakladı biraz nefes aldı.
Açılan asansör kapısı ile bavulumu alarak ilerledim o esnada gaye sözlerine devam etti. "5. Kat Kızların yatakhanesi, 6. Kat ise konferans salonu önemli bir şey olduğunda veya seminer gibi şeyler olduğunda genelde hepimizi oraya toplarlar." diyerek sözünü bitirdi. Sonra bir şey atladığını fark ederek "Ha birde yatakhaneler sınıflara göre ayrılıyor" diyerek sözlerini noktaladı.
Tabi hemen sonrasında Zehra sözü aldı "Okul hakkında bilmen gereken pek bir şey yok normal okullardan sadece iki farkı var bunlardan birisi, herkes kimsesiz burada ki her birey Kimsesizler yurdundan gelir" ufak bir nefes arası vererek devam ettiğinde pür dikkat onu dinliyordum. "İkincisi ise herkesin işlemiş olduğu ağır bir disiplin suçu vardır kural çiğnemeden bu okula gelmenin imkanı yok." diye sözlerini bitirdiğinde kafamda bir sürü soru işareti vardı.
Bizim sınıfın yatakhanesinin önünde durduğumuzde Arya'nın kapıyı açması ile bavulumu çekiştirerek içeri girdim ve etrafıma bakınmaya başladım. Odada yedi tane tek kişilik baza vardı ve kapının açıldığı duvarın tarafında ise yedi tane bitişik demir dolap vardı. Her iki yatağın arasında komodin vardı ve dolaplarla kapı arasında kitaplık vardı. Odanın diğer ucunda ki odada banyo ve lavabo olmalıydı. Bu oda tamamen beklentilerimin üzerinde.
Gaye ve Arya bitkin bir şekilde yataklarına geçtiğinde Zehra beni yanlız bırakmayıp benimle dikildi. Yanımıza saçları beline kadar uzanan kumral bir kız geldi ve gülümseyerek bana döndü "Hoşgeldin" dediğinde ona gülümsedim yanlış hatırlamıyorsam bu Aynurdu. Kolumdan tutarak "Gel benimle" dedi ve beni peşinden çekiştirmeye başladı. "Bak bu senin dolabın anahtarı üstünde" diyerek bana boş olan dolabı gösterdi. "Ben bir güzel silip temizledim ama için rahat etmezse sende üstünden geç" diyere bu sefer beni pencer tarafında kalan yataklara doğru sürüklemeye başladı. "Buda senin yatağın ablalardan temiz çarşaf getirip yatağına taktım" diyerek bileğimi bıraktığında bana döndü ela gözleri ışıltıyla bakıyordu gülümsedim ve "Teşekkür ederim keşke kendini hiç yormasaydın" dedim.
Kızıl saçlı bir kız hemen lafa atıldı "Kız bakma sen temizleyip toparladığına sevgilisinden ayrıldı kafa dağıtmaya çalışıyor" diyerek Aynuru ifşa etti. Bu Ecemdi kızıl saçlarından hatırladım. Aynur eceme bozulmuş gibi bakmaya başladığında gülümseyerek Aynurun elini tuttum ve "Sorun değil, çok teşekkür ederim" dedim. Aynur ise gülümseyerek elimi sıktığında "Rica ederim bebeğim,hadi sen yerleş saat 8'de akşam yemeğine ineceğiz" dedi ve yatağına doğru ilerledi. Bende bavuluma doğru ilerledim,bavulu yere yatırarak fermuarı açtım. Müziksiz hiçbir işi yapamadığım için kulaklıklarımı cebimden çıkararak önce telefona sonrada kulaklarıma taktım ve hareketli bir şeyler açıp kollarımı sıvadım.
Maneskin-Beggin eşliğinde kıyafetlerimi renklere göre astım, kalan kıyafetleri ise hızlıca katlayıp dizdim. Dolap geniş olduğu için alanı rahatlıkla ve istediğim gibi kullanabilirdim. Boş raflardan birine makyaj ve bakım ürünlerimi dizdim. En alttaki rafa anı kutumu ve üç-beş tane olan çantalarımı koydum. Raflardan birine banyo ürünlerimi ve havlu koydum kalan boş rafa da ayakkabılarımı yerleştirdim ve ayağa kalkarak gururla düzenlediğim dolaba baktım.
Bir haftaya darmaduman olacaktı ama şimdilik fazlasıyla düzenliydi. Dolap kapısına eski sınıfımla ve çağrı ile olan birkaç fotoğrafı astım. Kitaplarımın olduğu çantayı sürükleyerek kitaplığın yanına geldim, ilk olarak tüm defterlerimi dizdim hemen sonrasında okul kitaplarını yerleştirdim ve son olarak masal,fabl ve fantastik kitaplarımı dizdim bu tür kitaplar beni çekiyordu ve bence diğer sıkıcı türlerden bin kat daha iyiydi. Son olarak kar küremi ve kupa bardağımı kalan boş alana koydum.
"Kızlar yemeğe!" bir kadının gür bir sesle katta bağırması ile zamanın nasıl bu kadar hızlı geçitiğini anlayamadım. Kızlar hareketlenmeye başladığında bende dolabı kilitleyerek anahtarı cebime attım ve kulaklıkları çıkarıp lavaboya ilerledim. Ellerimi bolca sabunlayarak bir güzel yıkadım ve sikkeleyerek ıslaklığından kurtulmaya çalıştım. Kısa bir an aynada ki yansımama bakarak hızlıca banyodan çıktım. Kızların çoğu odada yoktu Ecem ve Zehra buradaydı ellerimi pantolonuma silerek iyice kuruladım ve kızların yanına ilerledim.
Ecem ve Zehra ile asansör ilerledik lakin doluydu herkesin yemekhane katına indiğini düşünürsek asansör baya bir yoğun olsa gerek. "Merdivenleri kullanalım" diyerek merdivenlere ilerleyen Zehra'nın peşinden gittim. Ecem de sızlanarak peşimizden gelmeye başladı "Hep böyle oluyor ama ya biz niye üç kat aşağı iniyoruz" dediğinde Zehra bıkkın bir şekilde ona yanıt verdi "Aç kal o zaman Ecem." Ecem ise Zehra'nın söylediklerini hiç umursamadan söylenmeye devam etti. Sanki bu seneryoyu her gün yaşıyorlardı da Zehra bundan fazlasıyla bıkmıştı.
Nihayetinde üç kat aşağı indiğimizde büyük ve iki kanatlı bir kapıdan geçitik. Gördüğüm manzara beni dumura uğrattı. Kocaman bir yemekhane vardı ve sayamayacağım kadar çok masa,köşedeki masalar yani duvar dibinde olan masalar dikdörtgen şeklinde ve sekiz kişilikti. Ortada kalanlar ise daire ve altı kişilikti, yanlız bu ne biçim renk seçimi ya niye masalar yeşil? Diğer tarafta yemek dağıtılıyordu ve orada bir kapı daha vardı yüksek ihtimalle orası mutfaktı. Burada aşağı yukarı en az 500 kişi net vardır.
Gerçekten şok içinde bakıyordum. Bazıları masasında oturmuş sohbet ederek yemeğini yiyordu diğer geri kalan kesim ise kuyruk gibi sırada bekliyordu. Zehra ayakta durmak yerine boş masalardan birine geçip oturmayı tercih etti. Ecem ise bu kuyruğun en sonunda durarak sırasını beklemeye başladı. Ben hiç ayakta duramam Zehra'nın yanına ilerleyerek bende oturdum.
İzlendiğimi hissetim birilerinin bakışları üzerimdeydi ,pekala yeni öğrenci olduğumu hatırlarsak bu gayet normaldi. Etrafıma baktım birçok kişinin gözü benim üzerimdeydi kimisi merakla, kimisi boş boş bakıyordu.
Bakışlara aldırmadan dirseğimi masaya yasladım ve çenemi avucuma yerleştirerek Zehraya baktım "Seni yıllardır tanıyor gibiyim" diye mırıldandığımda bedenini bana çevirerek "Olabilir, seninle bir geçmişimiz olduğunu anmıyorum" dedi. Nasıl bu kadar emin konuşabiliyordu bilmiyorum ama öyle bir söylemişti ki inanmadım değil. "Bende sana tanıdık gelen hiç mi birşey yok aramızda garip bir bağ var ve senin gibi biri bunu göremeyecek değil" diye alayla konuştum.
Yüzünde mimik oynamazken tek kaşını kaldırarak "Benim gibi biri?" diye sorgular bir şekilde sordu. Başımı sallayarak "Senin gibi biri" dedim ve dilimle dudaklarımı ıslatıp devam ettim "Çok garipsin belki sıradan biri görünüyorsun ama enerjin öyle söylemiyor" dediğimde ilgisini çekmiş olmalıyım ki sandalyesini çekerek masaya yanaştı.
Omuzlarına kadar olan siyah saçlarını kulağının arkasına sıkıştırarak bana döndü "Nasıl bir enerjim varmış?" diye alayla sordu. Bende altımdaki sandalyeyi iyice çekerek bir parmaklarımla ufak bir ritim kurdum. "Gizemli bir enerjin var, auran çok tehlikeli biriymişsin gibi hissetiriyor. Birazda soğuk diyebilirim, bunlar haliyle insanın sana karşı çekingen olmasına neden oluyor." dediğimde ona anlamaz gözlerle bakıyordum, onu çözmek istiyorum nelerle karşılaşacağım çok merak ediyorum.
"İnsanlar hep senden kaçtı yada seni görmedi değil mi?" diye sorduğumda aslında bir tık da korkuyordum çünkü Zehra her an beni buraya gömebilirdi. Gözlerinde ufak bir kırılma yakaladım evet ufak bir değişim oldu ama rolünü o kadar iyi oynuyor ki anında eski soğuk bakışları ile göz göze kaldım.
"Lavinia çok merak ediyor ve kurcalıyorsun bunlar senin sonun olabilecek iki şey dikkatli ol" dediğinde bir süre yanıt vermedim bir nevi haklılık payı vardı ama benim savunacağım bir düşünce değildi. Dudaklarımı dilimle ıslatarak gülümsedim ve "Haklısın merak birinin sonu olabilir,yakıcıdır ama külleri bir devrim yaratacak kadar da güçlüdür bu yüzden cesaret ister" diyerek kendisine karşılık verdiğimde biran gülecek gibi oldu yada ben yanılgıya düştüm. Hiç uğraşmadan adamı manipüle eder bu kız!
Sonunda upuzun kuyruk bittiğinde ve sadece birkaç kişi kaldığında kalkarak Ecemin arkasına geçtim Zehra da benden sonra gelerek yerini almıştı. Yemeklere baktığım da benim için değişen hiçbir şey yoktu pilav ve türlü vardı. Hayatımın çoğu bu yemekleri yemekle geçmişti,annem yüzünden! Bir yanım herşey için annemi suçluyordu onunda birşeyler yaşamış olduğunu göremiyordu ki ne yaşamış olursa olsun bunu bana yükleyemez.
Yemeğimi alıp Çağrı'nın yanına ilerledim ve karşısına geçtiğimde Zehra da Arya'nın karşısına geçmişti. Yemeğimi yerken merakla çağrıya döndüm "Kızlar bana burada ki herkesin disiplin suçu işlediğini söyledi." dediğimde bana kısa bir bakış atarak ağzına bir kaşık pilav götürdü. "Hım..." diye onaylar bir homurtu çıkardı, ekmek kutusuna uzanıp türlünün suyuna bandırdım ve ağzıma attım. "Sen ne yaptın? Daha düne kadar dosyan temizdi" dediğimda şüpheyle ona bakıyordum.
"Hı...Ben mi?" diye sorduğunda bana doğru biraz eğilerek sırıttı "Duymak istediğine emin misin?" diye sorduğunda ona garip bir ifade ile bakmaya başladım. Ona aldırmadan yemeğimden birkaç kaşık daha yedim "Demekki duymak istiyorum da soruyorum değil mi?" diye bende ona ufak bir soru sordum sonrasında işaret parmağımla şakağıma birkaç kez vurdum "Akıl bedava dostum" dediğimde gülerek başını iki yana salladı.
Bizim masaya döndüm Cem, Arya, gaye, Müslüm, Kayra ve Zehra tam kadro buradaydılar. Onlara dönüp elimdeki kaşığı salladım ve "Çağrı'nın yediği haltı öğrendikten sonra sizinde ne yaptığınızı öğrenmek istiyorum" dediğimde Cem homurdanarak onayladı, Kayra başını sallamakla yetindi. Arya ise gözlerini kaçıran oldu. Her birininkini çok merak ediyordum özellikle Arya bu kadar masum biri okulda disiplin suçuna karışacak gibi değil.
Çağrı kaşığı ile tabağa vurarak tüm dikkati üzerine çekti "Bayanlar, baylar olmuyor böyle hepiniz dinleyin bir kere anlatacağım" dediğinde benimle beraber tüm ekip pür dikkat ona odaklanmıştık. "Ne olduysa bu sabah oldu" diye hikaye anlatır gibi anlatmaya başladı. Tam Çağrı devam edecekken erkek hoca yemekhanede bağırdı. "Gençler saat 9 da herkes konferans salonunda olsun" dediğinde yemekhanedeki çoğu kişiden onaylayan mırıltılar çıktı.
Erkekleri gözeten belletemen okuldan erkek bir hocaydı. Aynı şekilde kızların ki de kadın hocaydı. Çağrı bir kez daha tabağına vurarak dikkati tekrar kendi üzerine topladı. "Dinleyin burada bir şey anlatıyoruz" dediğinde soluklanarak devam etti. "Lavinia'nın okuldan atılıp başka okula gönderildiğini öğrendim ve..." diyerek hepimizi merak içinde bıraktı. Zehra dışında herkes merakla devam etmesini bekliyordu tabi beyefendi hazretleri de bundan zevk alıyordu.
"Okulu yaktım." diyerek bombayı ortaya attı. Afallayarak ona baktım "Çağrı şunu doğru düzgün anlat" dedim sinirle, nasıl bir saçmalık ya bu. "Şimdi şöyle benim asıl amacım disiplinlik olup buraya yanına gelmekti." dediğinde gözlerim birden ve istemsizce doldu ona dolu gözlerle bakarken dinlemeye devam ettim. Bana gülümseyerek anlatmaya devam etti "Dedim bari bir halt deniyeyim zaten disiplinlik olacağım bari bir bahanem olsun, ders esnasında aldım benzini döktüm kantine sonra sigaramı yakarak bekledim. " dedi ve nefeslenip yanındaki mataradan su içtiğinde devam etti. "Sigara bittiğinde izmariti, döktüğüm benzinin üzerine attığım gibi anında alev aldı ve sirenler çalmaya başladı. Bende sirenleri deneyecektim zaten" diyerek sözlerini bitirdi.
Aval aval suratına baktım ne denilirdi bilmiyorum yani. Müslüm kahkaha atıp Çağrı'nın omzunu sıvazladı "Sen az değilsin oğlum" diyerek önüne döndü. Kayra yumruğunu çağrıya uzattığında çağrı da yumruk yaptığı elini onunla tokuşturdu. Ya bunlar baya baya seviye atlamış arkadaşlıkta. "Okul kül oldu mu onu söyle sen" diye merakla araya girdi Gaye. Çağrı başını o tarafa çevirerek "Maalesef ben daha kaçamadan yetiştiler olay yerinde yakalandım resmen." dediğinde dayanamayıp bende kahkaha attım.
Masada kahkahalar almış başını gidiyordu. Merakla Müslüme döndüm "Sen ne yaptın?" diye heyecanla sordum. Müslüm erkeksi bir şekilde gülerek "Öncelikle okulu yakmaya çalışmadım bunu bilmenizi isterim" dediğinde merakla ona bakıyordum. Beni dumura uğratan ise herkes pür dikkat Müslüm'ü dinliyordu sanırım birbirlerinin suçlarını bilmiyorlar.
"Benim eski okulda bir tane fizikçi vardı bana fena gıcığı vardı kadının benimde ona tabi" diyerek nefes arası verdiğinde hepimizi yemeyi bırakmış birbirimize odaklanmıştık. "Ben o sıra edebiyatçıyı arıyordum" dediğinde Kayra lafını bölerek "Kesin not dilenecekti" dediğinde kıkırdadım. Müslüm sızlanarak "Yaw bölmesene ,not için arıyordum doğru" dediğinde Kayra kahkaha attı.
"Öğretmenler odasına gittim birkaç hoca vardı edebiyatçı ile konuşurken çaktırmadan fizikçinin araba anahtarını aldım ve çıktım öğretmenler odasından." dediğinde bize hazır mısınız der gibi bir ifade ile bakmaya başladı, sırıtarak devam etti "Arabayı aldım ve hoparlörden Bilal Sonses- Nefret açarak okul bahçesinde drift atmaya başladım." dediğinde Kayra alkışlayarak kahkaha attı. "Bu çok iyiydi yanlız" diyen Cem elini havaya kaldırarak Müslüm ile ellerini ses çıkaracak bir şekilde havada birleştirdi.
Bakışlarımı arya'ya çıkardığımda "Sıra bende mi yani?" diyerek masum masum sordu. "Evet seni dinliyoruz senden çıkacak şeyi o kadar merak ediyorum ki" diyerek ona merakla baktım. "Ben birşey yapmadım" dediğinde gözlerinin içine bakıyordum yalan yoktu fazlasıyla gerçek ve kırgın bakıyordu. "Gerçekten birşey yapmadım" diyerek derin bir nefes aldı ve devam etti "En yakın arkadaşım bana komplo kurdu. Bizim sınıfta ki zengin kızın altın kolyesini çalarak çantama koydu bunu kendi gözlerimle gördüm." dediğinde gözleri dolmuştu ne kadar göstermese de bu ona fazlasıyla yük oluyordu. Kendine biraz zaman tanıdı ve nefeslenip devam etti. "Tam kolyeyi çantamdan çıkardım müdahale edeceğim o esnada koylenin sahibi geldi ve herşeyi yanlış anladı." diyerek sözlerini bitirdiğinde çoğumuz üzgün gözlerle ona bakıyordu.
Biz kimsesizlerin ailesi arkadaşları olurdu ve arya'ya en büyük ihaneti ailesi etmişti.
Müslüm gülerek omzuyla Arya'nın omzuna vurdu "Bozma moralini fena mı olmuş bu olay sayesinde bizimlesin" diyerek Arya'nın moralini toparlamaya çalıştı. Dikkati Arya'nın üzerinde dağıtmak için gayeye döndüm "Sen ne yaptın? Umarım içimizi burkacak birşey değildir." dediğimde, gaye kıkırdayarak "Yok be benimkisi trajikomik birşey" dediğinde rahat bir nefes aldım.
Herkes dikkatini toparlayarak Gayeye yönelmişti. "Kardeşim gibi gördüğüm birinin LGS sınavı vardı ve kendini hiç hazır hissetmiyordu bende girip soruları görsün istedim. Kendisi sınava girdiğinde bende güç bela okula girdim." diyerek ufak bir nefes arası verdi. Ben ise merakla nereye varacak diye bekliyordum.
Bakışlarını hepimizin üzerinde gezdirerek devam etti. "Acil durum düğmesine basarak 'yangın var' diye çığlık attım. Dürüst olmak gerekirse okuldan atılmayı bekliyordum." Cem başını sallayarak "Vay be" dediğinde inanamaz gibi Gayeye bakıyordu. Kayra ise Gaye ile el sıkışarak "Helal olsun sana imparator" dediğinde kıkırdadım tabi Müslüm ise kahkaha attı. Gözümden kaçmadı Müslüm birşey dese Kayra kahkaha atıyordu, Kayra birşey dese Müslüm kahkahasını salıyordu.
Bakışlarım imalı bir şekilde Kayra'yı bulunca güldü "Sıra bize geldi demek" Kayra nasıl anlatacağını bilemez bir şekilde bize baktı "Ben müdürün toplantısına sıçmış olabilirim" dediğinde merakla devam etmesi için ona bakıyordum. Müslüm ilgiyle "Bak bunu merak ettim" dedi. Kayra anlatmaya başladığında o günü tekrar yaşar gibiydi "İlk defa okulda nöbetçi olmuştum baya da bir heyecanlıyım sanırsın nöbetçi değil Cumhurbaşkanıyım öyle bir hava benimki de." dediğinde bizi güldürmeyi başarmıştı.
"Görevli abi ne hikmetse benim nöbetçi olduğum gün hastalanmayı akıl etti bu yüzden müdüre ve gelen müfettiş gibi önemli insanlara çayı ben götürmek zorunda kaldım ulan biliyor musunuz ne heyecanlıyım o odaya gireceğim diye" dediğinde heyecanla sonunu bekledim fena birşey geliyordu kesin. İç çekerek devam etti "Bendeki şans işte odaya girdiğimde elim ayağım birbirine dolaştı nasıl oldu bende anlamadım birden kendimi müfettişin kucağında buldum tabi elimdeki tepsi ve çaylar masadaki evrakların üzerine dağılmıştı." Kayra sözlerini bitirir bitirmez Müslüm kahkaha attı. "O görüntüyü görmek için neler neler veririm bir bilseniz" dediğinde o görüntüyü gözünde canlandırdığını anlayabiliyordum.
Çağrı "Seni müfettişin kucağında hayal ediyorum da keşke canlı görseydik" diyerek gülmeye başladığında Müslüm hemen "Değil mi ulan?" diyerek çağrıya katıldı. Bende gülmeye başladığımda o görüntüyü gözümün önüne getirdim de harbi baya bir komik. Kayra'nın olayı sindirilince Cem'e döndü bakışlar Cem ise anlamamazlıktan gelerek "Ne bakıyorsunuz?" diye sorduğunda "Anlatsana" dedim. Cem'in bakışları kısa bir anlığına yemekhanenin kapısını bulunca Arya "Kaçmayı düşünüyor" dedi tabi Kayra anında Cem'i kolundan tutarak sandalyeye sabitledi.
Cem elini masaya vurarak "Hadi tahmin edin lan!" dedi. Kayra ve Müslüm bakışarak aynı anda "Kesin kavgadır" dediler. Cem "Doğru şimdi iyi dinleyin ilk ve son anlatışım." dediğinde Müslüm ve Kayra beşliklerini havada birleştirerek gülmeye başladılar. Anlaşılan Cem grupta kavgaları ile ünlüydü.
Cem besmele çekerek anlatmaya başladığında herkes pür dikkat ona odaklanmıştı "Eski okulumda salağın biri bana sataştı sabrettim en sonunda dayanamayıp buna daldım ben" dediğinde nasıl disiplinlik olacak merakla bekliyordum. "Biz tekme tokat kavga ediyorduk, bizim okulda minyon ufak bir hoca vardı bizi ayırmaya çalışırken ben bu hocayı yanlışlıkla merdivenlerden attım." dediğinde şok içinde yüzüne aval aval bakmaya başladım.
Zehra'nın "Yanlışlıkla baya şüpheli" diyerek bize katılması ise masada birkez daha gür kahkahalar koptu bense sadece kıkırdadım. Tam sıra Zehraya gelmişti ki araya giren hoca ile hepimizin dikkati dağıldı. "Gençler çekirdek kola da ister misiniz?" diye soran bayan hocaya Müslüm anında yanıt verdi "Hocam şuan mükemmel ortam kurduk hiç fena olmaz" dediğinde kimseden çıt çıkmazken Arya kıkırdadı. Erkek hocanın birden "Dağılın lan!" diye bağırması ile hepimiz önümüzdeki tabakları kavrayarak alelacele kalktık tabi Zehra gene şaşırtmayarak en son kalkan ve ağır adımlarla ilerleyen oldu.
Teker teker çöp kutusuna ilerlediğimizde Müslüm beni dirseğiyle dürttü "Ne oldu?" diye sorduğumda bana iyice yaklaşarak hocalara kısa bir bakış attı "Biliyor musun bu iki hoca sevgili" dediğinde gözlerimi kırpıştırarak Müslüme baktım ve hemen sonrasında kısa bir an bakışlarımı hocalara çevirdim "Sahi mi diyorsun?" diye merakla sordum. "Bak benden duymamış ol, geçen yıl Zehra ifşa hesabıyla iletişime geçerek ifşa etti ikisini" dediğinde şok içinde "Yuh ama" diye bağırdım.
Müslüm telaşla etrafına bakarak bana sinirle döndü "Kızım ne bağırıyorsun?" etrafa bir kez daha bakınarak tekrardan bana döndü "Bak sakın ha benden duymadın" dediğinde araya giren Zehra ile ikimizde yerimizde sıçradık "Peki ben kimden duymuş olmayayım Müslüm?" dediğinde sesinde açık açık kınama vardı.
Müslüm hiç bozuntuya vermeden yalancı bir şaşkınlıkla "Zehra sen mi geldin?" diye sordu. Zehra alayla Müslüme baktı ve başını sallayarak "Evet ben geldim Müslüm" dediğinde bu konuşmanın nereye varacağını beklemeye başladım. "Ne güzel sonunda mağaradan çıkıp bize katılmaya karar verdin demek" dediğinde Zehra yapmacık bir gülümseme ile "Aynen öyle" dedi ve Müslüm'ün üzerine yürümeye başladı.
Müslüm tabağındaki artıkları dökerek arkasında bakmadan kaçtığında arkasından şaşkınlıkla bakıyordum. "Çocuğu kaçırdın beğendin mi yaptığını?" diye kınayarak Zehraya söyledim ve tabağımı boşalttım. "Senide kaçırmamı ister misin?" diye bana döndüğünde "Buda başımızı hırsız kesildi aaa" dediğimde Zehra'nın kıkırtısını işittim, geldiğimden beri ilk defa doğru düzgün güldüğünü görüyorum. Gülümseyerek ona bakmaya başladım.
Bakışlarıma anlam veremez bir şekilde bana baktı en sonunda ise "Önüne döner misin?" dediğinde gülerek önüme döndüm, yemekhane kapısına doğru Zehra ile ilerlemeye başladık. Asansörü boş bulduğumuz için şanslı sayılırdık bence, Zehraya merakla döndüğümde soru soracağımı anlamış olacak ki bıkkınca "Sor" dedi. Kıkırdayarak lafa girdim "Çok güzel bir arkadaş ortamınız var neden kendini geri tutuyorsun Zehra?" diye sorduğumda bir süre yüzüme baktı. "Bunlar seni ilgilendiren şeyler değil" diyerek konuyu kapatmaya çalıştığında kaşlarımı çatarak ona baktım "Resmen kendi kendini ortamdan dışlıyorsun" diye homurdanarak önüme döndüm. Kendisi de bir şey demedi zaten.
Asansörün kapısı açılınca bizim odaya ilerledim. Kapıyı açtığımda Arya dışında herkes bir koşuşturma bir telaş içindeydi. Zehra yanımdan geçerek odaya girmişti bense ne olduğunu anlamaya çalışarak kapının önünde dikiliyordum. "Kim evleniyor? Ne bu telaş bu hazırlık?" diye merakla sorduğumda makyajını yapan Ecem beni yanıtladı "Konferans salonuna gideceğiz" dediğinde anlamsızca ona bakmaya başladım.
Düğün vardı da benim mi haberim yok. "Yani?" diyerek Eceme doğru ilerledim. "Gülüm yanisi şu müdür eğlence hazırlamış fotoğraflarda güzel çıkmam lazım, hadi otur sende hazırlan az zaman kaldı." dediğinde bunca telaş ve koşuşturmaya anca anlam verebilmiştim. Umursamaz bir şekilde yatağıma ilerledim, iki üç fotoğraf için hazırlanacak değilim.
Daha yeni uzanmış dinlenecektim ki bayan hocanın sesi koridorda yankılandı "Hanımlar konferans salonuna odaları kontrol edeceğim kimse kalmasın" oflaya puflaya yerimden kalktım. Arya ile odadan çıktığımızda Zehra ve Gaye kapının önünde bizi bekliyordu. Dördümüz de üst kata çıkan merdivenlere ilerledik "Neden bizi konferansa çağırdılar sizce?" diye merakla sordu Gaye. "Müdür kesin gene o sıkıcı konuşmalarından birini yapacak" diye ortaya klasik bir teori attı Arya. Zehra dedikleriyle gene şaşırtmadı "Hepimizi öldürüp katliam çıkaracak kesin" kıkırdayarak başımı salladım "Kesin, kesin"
Konferans salonuna vardığımda yemekhane kadar büyük bir yer ve bir sürü koltuk vardı daha çok sinema salonunu andırıyordu sadece daha büyüktü. Birinin ıslık çalması ile bakışlarımız o tarafa döndü ve Müslümü gördüm elini havaya kaldırmış bize 'gelin' diyordu. Dördümüz de onların yanına ilerlemeye çalıştık ama bu kalabalıkta iki dakikadan uzun sürmüştü. Resmen içim şişti şu kalabalıkta, kalabalıklardan nefret ediyorum!
Güç bela Müslüm'ün yanına vardığımızda rahat bir nefes alarak kendimi koltuğu bıraktım ve gözlerimi hepsinin üzerinde gezdirerek kimlerin olduğuna baktım sadece Cem ve Müslüm vardı. "Çağrı ve Kayra nerde?" diye merakla ve birazda endişe ile sordum. "Birazdan sahnede olacaklar" diyen Müslüm baya heyecanlıydı. Ne demeye çalıştığını anlamadım ve sadece merakla olacakları beklemeye başladım. Herkes yavaş yavaş yerleşirken, hocalarda kalan öğrencileri getirip gelmişlerdi. Erkek hoca sahneye çıkıp son hazırlıkları yaparken, kadın hocada sızlanıp söylenen öğrenciler ile ilgileniyordu.
Nihayetinde müdür sahneye çıkarak parmaklarıyla birkaç kez mikrofona vurup ses denemesi yaptı ve gülümseyerek gözlerini öğrencilerin üzerinde gezdirdi geldiğimden bu yana ilk defa gülümsediğini görüyorum, pekala biraz da yorgun görünüyordu. Omuzlarında yılların yükü vardı sanki.
Müdür boğazını temizlediğinde salonda ki tüm sesler kesildi ve herkes pür dikkat sahneye odaklandı. "Gençler eminim ki hepiniz bu gece neden burada olduğumuzu merak ediyorsunuz" diyerek lafa girdi yaşlı olduğu için sık sık nefes arası vermek zorundaydı, derin bir nefes alarak devam etti, "İyi kötü sizinle çok zaman geçirdik,7 yılı aşkın bir süredir buradayım. En az sizin kadar bu duvarlar benimde evim oldu" diyerek bir kez daha nefes arası verdiğinde bunun bir veda konuşması olduğunu anladım.
"Ben artık sizinle devam edemeyeceğim, bugün burada sizinle bir müdür olarak değil bir baba olarak konuşmak istiyorum" dediğinde istemsizce yutkundum. Buradaki çoğu kişinin yüreğine dokunmayı başarmıştı. Gözlerini hepimizin üzerinde gezdirerek devam etti "Size biraz hayatımdan bahsedeyim, neredeyse bir beş yıl önce eşimi toprağa verdim" dediğinde bundan sonra devam etmek ona yük oluyormuş gibi içine çektiği nefesi bıraktığında omuzları düşmüştü. "Sizinde bildiğiniz üzere geçen yıl kızım bu okulda katledildi, bu duvarlar artık bana nefes aldırmıyor" diyerek akan göz yaşlarını sildiğinde içim acıdı.
Derin bir nefesi içine çekerek devam etti "Ben o gün kızımı toprağa verdim ama şuan birden çok evladım var hepiniz benim evladım gibisiniz" dediğinde buruk bir tebessüm yerleşti dudaklarıma, kızlara baktığımda Arya salya sümük ağlayarak Gaye'nin göğsüne sokulmuştu. Zehra ise sessizce göz yaşı döküyordu ve akan göz yaşlarını silmiyordu.
Müdürün sesiyle kızlara bakmayı bıraktım."Elimden geldiğince sizi incitmemeye çalıştım çünkü biliyorum ki hepiniz içten içe fazlasıyla incinmiştiniz. Eğer incittiğim olduysa sizden af diliyorum" diyerek nefeslenip önünde ki bardaktan birkaç yudum su içti ve devam etti "Gençler hakkınızı helal edin" diyerek sözlerini noktaladığında tüm salondan 'helal olsun' nidaları yükseldi.
Müdür gülümseyerek "Hadi sizinle güzel bir veda partisi yapalım" dediğinde salonda ki herkes alkışlayıp ıslık çalmaya başladı. Müdür mikrofonu bırakıp en önde ki koltuğa oturduğunda mikrofonu hocalar aldı. Bayan hoca konuşmaya başladığında salonda uğultular vardı müdür gideceği haberi ile herkesi şoka uğratmıştı. "Evet gençler ilk olarak birkaç arkadaşınız bize şarkı söyleyecek ardından ise müzikli oyun ve eğlencelere geçeceğiz." diyerek mikrofonu bıraktığında erkek hoca kürsüyü bir kenara taşıdı ve birkaç öğrencinin de yardımıyla sahneyi müzik aletleri için hazırladılar.
Kayra getirdikleri piyanonun başına geçti, Çağrı elinde gitarıyla sandalyesine oturdu, tanımadığım bir kız ise elinde kemençe ile çağrının yanında dikildi. Başka bir köşede ise baterist çocuk yerini aldı. Sonra bir kız ve bir erkek çıktığında ellerine mikrofon verdi hoca. Resmen mini konser kurmuşlardı. Yavaşça çalmaya başlayan ritim ile çaldıkları şarkıyı anında tanıdım Adamlar-Öyle Bir Geçer Zaman Ki bu şarkı hep duygusal tarafıma bam diye basıyor gözlerim şimdiden dolmuştu. Şarkıyı söyleyen çocuk çok içten söylüyordu ister istemez insanın içine dokunuyor.
Salona göz gezdirdiğimde ağlayan çok kişi vardı aynı şekilde ağlamamak için kendini tutanlar. Partiden çok yas tutuyor gibiydik şarkı nihayetinde bittiğinde gözlerimi ovuşturdum doldukları için görüşüm bulanıktı. Neyseki bir sonraki şarkı benim için duygusal bir parça değildi Perdenin Ardındakiler'den Vedalardan Bir Buket çalmaya başladılar. Böyle birçok hüzünlü eğlenceli şarkı çaldılar, sıra kapanış şarkısına gelmişti Selda Bağcan- Sürgün ritimi çalmaya başladığında kapanış şarkısına anlam veremedim. Neden bu şarkıyı seçmişlerdi ki?
Sahneyi toparladıklarında erkek hoca bilgisayardan Ankara'nın bağları açtı. Herkes ayaklandığında çoğunluk müdürün etrafına doluştu ve onuda ayağa kaldırıp karşılık göbek atmaya başladılar. Koltukların taraf boşaldığında bizde kalkarak kalabalık olan oyun alanına indik. Müslüm ve Kayra karşılıklı oynamaya başlamıştı bile. Çağrı karşıma geçtiğinde bende kıkırdayarak onunla oynamaya başladım herkes gülerek eğleniyordu. Salonda birden "Barış yarrağımla yarış" sesi ile tüm gözler sahneye döndü erkek hoca müdahale edeceği an İrfan elindeki mikrofonu atarak sahneden indi. Tabi anında Barış üzerine atıldı ikisi didişirken herkes eğlencesine dönmüştü.
Müdürü ortaya almış etrafında oynuyorlardı Cem müdürün karşısına geçtiğinde karşılık birkaç tur oynadılar. Salonda tanımadığım bir kızın sesi yankılandı "Selena dünyaya iyilik dağıtmaya geliyor" diyerek Aynuru sahneye çektiğinde kıkırdadım.
Yoğun istek üzerine hoca Doğu tarafının yöresel müziklerinden birini açtı ve hızlıca halay kuruldu Müslüm ve birkaç öğrenci müdürü çekiştirerek halay ortasına aldılar. Hızlanan ritim ile halay da hızlanmıştı birden birinin beni çekiştirmesi ile kendimi halayın başka bir ucunda buldum bir elimde Gaye bir elimde Zehra vardı. Şuan fark ediyorum da Zehra halayın başındaydı ve baya iyi halay çekip mendili sallıyordu. Daha yeni ayak uydurmuştum ki hızlanan ritim ile Gaye ve Zehra arasında savrulmaya başladım.
Bir grup kız öğrenci halaydan çıkıp hocanın yanına gidince roman havası çalmaya başladı. Oynamayı çok bilen olmadığı için ortada 15-20 kişi kıvırıyordu ve bunlardan biri Gayeydi. Tam bir roman kızı baya iyi kıvırıyordu, Cem'in sinirli sesini arkamda duydum "Şu manyağı getirin herkesin içinde kıvırmak nedir?" dediğinde hiçbirimiz onu takmadık, ne var eğleniyor kendince. Kimse Cemi dinlemeyince sinirle hocanın yanına gitti ve Anyma açtı. Roman oynayan kızlar dağılırken birkaç erkek onların yerini aldı ve robotik garip hareketler yapmaya başladı tabi onlara eşlik eden bir sürü ıslık oldu.
Müslüm aralarına katılıp yeşil uzaylı takilidi yapmaya başladığında kahkaha attım. Çağrı ve Kayra'da ona katılınca ortamın havası değişmişti resmen. Bir tane çocuk çıkıp Headspin yapınca tüm dikkat ona yöneldi tabi ıslık sesleri de eksik olmadı. Müdürün mikrofondan yükselen sesiyle tüm bakışlar o tarafa yöneldi. "Gençler saat geç oldu hadi herkes odasına hocalarınızı da uğraştırmayın" dediğinde çoğunluk salonu boşaltmaya başladığında kimisi ise gidip müdürle özel olarak vedalaşıyordu, Zehra'nın bizden ayrılıp müdürün yanına gitmesi beni afallatı.
Ben, Gaye ve Arya beraber konferans salonundan çıkıp merdivenlere yöneldik. "Çok güzel bir geceydi" diye yorumunu belirtti Arya, Gaye kıkırdayarak "Baya eğlendik çok güzeldi gerçekten" Arya'ya katıldı. Bende dayanamayıp Gayeye döndüm "Kız sen nasıl kıvırdın öyle" dediğimde gururla gülümsedi. Gaye'nin kapıyı açması ile odaya girdik, kızların bazıları üzerini değiştiriyordu diğerleri ise uzanıyordu.
Dolabıma ilerleyerek günlüğümü çıkardım ne kadar bir günlük olsada ben günlük olarak kullanmıyordum daha çok gün içinde, haftada yada ayda yaşadığım garip, anormal veya güzel anıları gelecekteki kendime anlatır gibi yazıyordum. Bugün yazdığım birşeyi bir yıl geçmeden dönüp okumuyordum benimkide böyle garip bir alışkanlıktı.
Günlüğü alarak yatağıma oturduğumda bilekliğimi çıkardım ve charm gibi görünen ama aslen günlüğün anahtarı olan chram ile günlüğü açtım. Elime aldığım mavi dolma kalem ile yazmaya başladım.
06.11.2024
Sevgili gelecekte ki ben,
Bugün baya bir olaylı geçti bence bize ömür boyu yeter bunlar; Okul müdürü ve yurt müdürü ile tartıştın. Ne yaptıklarını söylememi ister misin? Onları şimdiki ben affetmedi sende affetme, affetmek bir erdem olabilir ama o erdem bize yakışmaz. Senden habersiz annenin seni alıp yetimhane önüne bırakması gibi onlarda sana sormadan naklini yatılı okula aldılar. Ya ne haddlerine dediğini duyar gibiyim ama merak etme bu sefer sessiz kalmadık onlara durmaları gereken yeri gösterip, haklarında şikayet dilekçesi yazdık. Umarım ki işlerine son verilmiştir bizim yaşadığımızı bir başkası yaşamasın değil mi?
Yeni okulumuzda da rahat durmadık daha geleli bir saat olmadan sınıfça okul bahçesinde tek ayakta durduk. Şunu da söylemek isterim ki Çağrı her zaman ki gibi bizi yanlız bırakmadı ve okulu yakma bahanesi ile yanımıza geldi. Umarım hiç keşkem olmaz hep iyiykimiz olarak kalır. Bu arada şunu da yazayım yeni okulumuzdaki herkes bizim gibi Kimsesiz tabi birde disiplin suçları var. Sanırım okuldaki çoğu kişi ile kafa yapımız aynı.
Yeni sınıfımızda ki herkes çok iyi ve samimi ama gözüm hala Sinanı, Aybükeyi ve diğerlerini arıyor onlar bir başkaydı. Burada sınıf arkadaşlarımız kaynaşalım diye karavanla haftasonu gezisine çıkalım dediler. Her şey çok iyi, hoş ama paramız eksik çıktığı için Çağrının ultrazeki fikri ile Cem, Kayra, Müslüm (yeni sınıf arkadaşlarımız) ve çağrı dilenci kılığına girerek cami önünde dilendiler. Müslüm gerçekten dilenci ruhluydu biran gerçekten dilenci olduğuna inanıyordum. Onlar dilenirken nasıl bir şanssa artık herifin teki geldi ve bilmem kaç deste parayı bizim dilencilere verdi. Ben hala buna inanamıyorum.
Kızlarla giderken (Zehra,Gaye ve Arya) o nefret ettiğimiz keko erkek gruplarından birine rastladık ve hiç şaşırtmayıp bize sataştılar. Merak etme hemen dalmadık ikinci kez bulaştıklarında iki grup arasında kavga başlattık. Ama mutlu son değil karakolluk olduk çünkü, inanılır gibi değil.
Yatılı okulumuza geri geldiğimizde pek birşey yaşanmadı ama şunları da sana anlatmadan yapamayacağım. Müslüm nefret ettiği hocasının arabasıyla drift attığı için burada, Çağrı okulu yakmaya çalıştığı için, Gaye LGS sınavını iptal ettirdiği için, Arya arkadaş kurbanı olduğu için, Kayra müfettişin kucağına düştüğü için ve Cemde hocasını merdivenden attığı için burada tabi biz ne yaptık diye sorarsan sözde Ardayı intihara sürüklemişiz. İnan benimde böyle birşey yaptığımızdan haberim yoktu.
Yeni okulumuzda ki müdür ayrılacağı için veda partisi düzenledi, zavallı adamın kızı bu okulda katledilmiş. Bu yüzden 3B bloğu kilitli, Zehra gibi, ay varya Zehra tam bir gizem şuan ben onu çözmeye çalışıyorum umarım sen bunları okurken onu çözmüş olursun. Ne yaşamış bilmiyorum ama ağır şeyler olduğunu hissediyorum umuyorum ki kimseyi incitmeden aradığın cevaplara ulaşırsın.
Bugün bolca eğlenceli geçti yeni ortama ne kadar alışmış gibi görünsemde hala tam bir bağ kuramadım. Dürüst olacağım bu okul içten içe beni tedirgin ediyor kim bilir belkide bir kızın katliamına şahit olduğu içindir. Başka olaylarda görüşmek üzere iyilikle kal!
Geçmişte ki Lavinia
Günlüğümü kilitleyerek bilekliğimi taktım ve ayağa kalkıp günlüğü yerine koydum. Hazır kızlar ışıkları kapatmamışken uyusam iyi olur. Yatağıma uzanarak üstümü örttüm tabi tonlarca düşüncenin beynime yığılması kaçınılmaz oldu. Uyumaya çalışıyordum resmen alışık olduğum ortam bu değil, genelde karşımda iki katlı mavi rengi solmuş bir ranza olurdu. Üst katında Emine alt katında da Elif olurdu, odamız genelde sıcak olurdu bu kadar ferah değildi, insanın içini daraltırdı ama içindeki dostluklarda insanın içini bir hoş ederdi. Rahatsızca diğer tarafa döndüm ve uyumak üzere olan Zehra ile göz göze kaldım.
Dudaklarında ufak bir tebessüm oluştu "Yerini yadırgıyorsun değil mi?" diye bana fısıldadığında, "Evet" diyerek onu yanıtladım. Burukça gülümseyerek elini tavana doğru kaldırdı ve lamba ile hizalayıp "Bende yıllardır yerimi yadırgıyorum" dediğinde bu sözlerinden ne çıkarmalıydım bilmiyorum ama sanırım kimsesizliğe alışmamıştı. Ne diyeceğimi bilemediğim için ona bakmakla yetindim, bir süre sessiz kaldıktan sonra "Evet bende seni yıllardır tanıyor gibiyim" diye yemekhanedeki konuşmalarımıza değindi. Havaya kaldırdığı elinin parmaklarını bir açıp bir kapatıyordu kendince ışığın yönünü değiştiriyor gibiydi.
"Aile olalım mı?" diye kendimden beklemediğim bir şekilde Zehraya teklifte bulundum. En son böyle bir teklifi küçükken Çağrıya etmiştim ve gerçektende kimi zaman abim kimi zaman babam olmuştu ama en çokta ailem olmuştu. Zehra biran gülecek gibi oldu ve alayla "Bana evlenme teklifi mi ediyorsun?" olayı nasıl evirip çevirdiğini anlamadım ama aynı şekilde bende alayla onu yanıtladım "Aynen ondan" dediğimde, bakışlarını bana çevirerek "O zaman kabul ediyorum" dedi şuan gerçekten küçük bir çocuk gibi görünüyordu. İstemsizce kendimi kıkırdarken buldum.
Uzandığı yerden bedenini bana doğru döndürüp elini uzattığında "Benim ailemde yalana yer yok" dediğinde elini sıkarak "Benim ailemde de ihanete yer yok" dedim ve ikimizin elini de boşlukta salladım. Sanırım geldiğim andan bu yana Zehra ilk defa bana içten bir şekilde gülümsemişti. Biran tüm bunların bir rüya olduğunu düşündüm ama avucumda ki elin sıcaklığı bana herşeyin gerçek olduğunu haykırıyordu.
Yavaşça elimi çektiğimde Zehra da elini çekti oflayarak pozisyonumu sırtüstü uzanarak değiştirdim. Kapının açılması ile bakışlarım o tarafa döndü, Elisa okul çantası ile bitkin bir halde odaya girdiğinda sağ tarafımda "Geldi bizim inek öğrenci" diye homurdanan Gayeyi işittim. Merak ettiğim bir şey vardı Elisa nasıl bir disiplin suçu işlemişti de şuan buradaydı. Geldiğim ilk an anlamıştım derslerine önem veren biri olduğunu. Bir türlü uyku tutmadığı için Elisayı izlemeye başladım, çantasını dolabına koyarak dolabından pijamalarını ve birkaç bakım ürününü çıkararak banyoya ilerledi.
Birkaç dakika sonra yüzüne sürdüğü maske ile banyodan çıkmıştı ışıkları kapatmak için ilerlediğinde "Işıkları kapatmasan olur mu?" diye ufak bir ricada bulundum. Bana ters ters bakıp aynı ters tavırla "Senin keyfine göre yaşayamam ben" dediğinde afalladım daha yeni gelmiştim ve bana bu kadar ters davranabileceği bir şey de yapmamıştım üstelik.
Tam cevap vereceğim esnada Zehra'nın sesiyle sustum "Bizde senin keyfine göre yaşayamayız Elisa" dediğinde fazlasıyla soğukkanlı ve umursamaz görünüyordu. Elisa soğuk bir şekilde gülerek "Zehra sen ışıktan nefret edersin" dedi ve ışıkları kapatarak karanlığa alışmak için biraz bekledi ve yatağına ilerledi. Zehra ona mesafeli bir şekilde yanıt verdi "Bugün ışığı sevesim geldi"
Karanlık şimdiden beni boğmaya başladığı için Sinan'ın bana aldığı minik el feneri charmın ışığını açtım ve yorganın altına girdim. Gülümseyerek bileğimdeki charma bakıyordum, Sinan bunu nereden bulmuştu bilmiyorum ama hem şık hemde benim için çok işe yarar bir şeydi, fazla ışık saçmıyordu ama yorganın altında olduğum için bana göre yeterliydi. Birden birinin üzerimdeki yorganı çekmesi ile afallayarak başımda dikilen Zehraya baktım. Işıkları yakmışlardı, alayla "Ölmek için yorganın altında nefessiz kalmaya çalışman berbat bir yöntem" dediğinde gözlerimi devirdim.
"Ne önerirsin? Yeniliklere açık biriyimdir yöntemini denerim" dedim ve alayla devam ettim "Hiç şüphen olmasın" bana sırtını dönerek yatağına girdiğinde sadece "Uyu artık geç oldu" dedi, net daha hızlı konu kapatan mezardadır. Çok tutarsız davranıyordu, gerçekten onu anlamak kördüğüm çözmekten daha zor.
Üzerimde hissettiğim bakışlarla istemsizce gözlerimi o yöne çevirdim ve Elisa'nın nefret dolu buz mavileri ile göz göze kaldım. Bakışlarını inatla üzerimde tuttuğunda bende ona bakmaya başladım. İkimizde hiç laf etmedik ama bakışlarımız çok şey anlatıyordu. Acaba onunla bir geçmişimiz mi var? Diye düşünmeden edemedim. Bana nefretle bakan gözleri annemi anımsatmaya başladığında bakışlarımı tavana çıkardım. Bakışlarını hala üzerimde hissediyordum.
Benden sebepsiz yere nefret ediyor olamazdı, peki nedeni neydi? Nefret çok güçlü bir duyguydur ve çoğu insan bunun farkında değil bence. Nefret kini doğururdu bu ikisi benim için asla basit duygular olamazdı. İnsanlar nasıl bu kadar kolay birinden nefret edebiliyordu anlamıyorum. Bu kadar basit olmamalı nefret etmek. Nefret bulaşıcı bir virüstür bana göre. Önce insanı içten içe ele geçirir, ki bence çoğu zaman insanların mantıklı düşünmesine de engel olur. Nefret öyle güçlü bir duyguydur ki tüketmeden durmaz, sürekli birilerini tüketmek ister. Kontrolü en zor duygulardan biri bile olabilir, o yüzden bana göre herkese veya bir şeye kolay kolay beslenmemesi gerekiyordu. Derler ya ateş düştüğü yeri yakar, nefret de düştüğü kalbi kül edene kadar yakar ama bu ona yetmez öyle bir boyuta gelir ki karşı tarafı da yakıp kül etmek ister.
Ve ben bu hastalıklı duyguyu anneme karşı besliyorum, belkide bu virüsü kendisi bana bulaştırdı.
••••••••
Selam aşklarım nasılsınız bakalım? Umarım sizin cephenizde herşey yolundadır.
Bu bölümden sonrası benim için baya bir can alıcı olacak çünkü artık olaylara yavaş yavaş giriş yapacağız.Bizi bekleyen çok şey var hazırlıklı olun🤪
Karakterleri az çok tanıdık favoriniz kim oldu?
Peki sizce Elisa'nın nefretinin altında ne yatıyor?
Sormadan edemeyeceğim kimin işlediği suç favoriniz oldu? Benim favorim kesinlikle Kayra.
Sizi yorumlarda bekliyor olacağım.
Allah'a emanet olun, kendinize dikkat edin bir sonraki bölümde görüşürüz artık. Öpüldünüz 💋
Yıldızlarımız sönmesin...⭐
Bölüm etkileşimi
