8. bölüm · KİM2ESİZ
Ve Gerçeklerin Ağırlığı
***
"Leo uyansana!"
"Leoo!"
"Lennart acaba fazlamı ağır geldi?"
"Ee nasıl ağır gelmesin? Kendi kardeşi onu bıçaklamış oldu."
"Bir dakika, Leo'yu Zeus mu bıçakladı?"
Lennart konuyu geçiştirmeye çalıştı çünkü Leo bunu sadece ona söylemişti.
"Yuna derdimiz bu mu şimdi?"
"Haklısın. Leo'yu uyandıralım."
"Hastaneye mi gitsek?"
"Bak gereksiz abartıyoruz şuan, çocuğun hastalığı yok ya."
"Yuna senin annen Türk değil mi?"
"Yani?"
"Bir Osmanlı tokadı yapıştırsana."
"Ciddi misin?"
"Evet."
Yuna Leo'ya tokat attı. Ama Leo uyanmadı.
"Ya Lennart Allah aşkına döverek mi uyandıracağız çocuğu?"
Lennart sesini alçalttı, neredeyse fısıldıyordu.
“Döversek uyanır ama sonra bizi de döver. Ona göre.”
Yuna gülmek istedi ama gülemedi. Eli hâlâ Leo’nun yüzünde duruyordu.
“Bu kadar şok olacağını bilmiyordum… Yani biliyordum da, bu kadarını beklemiyordum.”
Lennart başını salladı.
"Yılardır aradığı kardeşinin ona düşman olması evet yani bayılacak kadar ağır bir şey."
Bir süre sessizlik oldu. Sadece Leo’nun nefes alışverişi duyuluyordu.
Yuna aniden ayağa kalktı.
"Tamam. Plan değişti. Tokat işe yaramadı. Şimdi sen kollarından tut, ben bacaklarından."
"Dur Yuna bir şey deneyeceğim."
Cebinden telefonunu çıkardı, hızlıca bir şeyler yazdı. Sonra telefonu Leo’nun kulağına dayadı.
Telefondan yüksek sesle bir müzik patladı.
Yuna şaşkın şaşkın baktı.
"Ne yaptın lan?"
“En sevdiği şarkıyı açtım. Belki sinirlenip uyanır.”
"Lennart senin kafanı si-"
"Tamam hadi kalk kalk. Bir an önce uyandıralım çocuğu."
//
Zeus elindeki kalemi masaya bırakırken kaşları farkında olmadan çatıldı. İçinde garip, açıklayamadığı bir sıkışma vardı. Sanki göğsünün ortasına ince bir iğne batırılmış gibi.
Sandalyesinde hafifçe kıpırdandı. Omuzlarını silkmek istedi ama o sıkışma geçmiyordu.
“Ne oluyor lan…” diye mırıldandı kendi kendine.
Etrafına baktı. Her zamanki gibiydi. Kimse yoktu, bir tehlike de hissetmiyordu. Ama içindeki o rahatsızlık durmuyordu. Özellikle son birkaç dakikadır daha da artmıştı. Kalbi normalden biraz daha hızlı atıyordu, nefes alışverişi bile farkında olmadan değişmişti.
Bir elini göğsüne götürüp ovuşturdu.
“Saçmalama,” dedi kendi kendine. “Bir şey yok.”
Ama bir şey vardı.
Sadece ne olduğunu bilmiyordu.
//
Lennart Leo'yu sarsıyordu.
"Bir daha mı tokat atsak?"
Yuna bu sırada Leo'nun yüzüne soğuk su çarptı.
"Lennart işe yaramadı işte."
"Olsun denemekten zarar gelmez."
Lennart Leo'ya sert bir tokat attı, birazsonra Leo'nun gözleri yavaşça aralandı.
"Neredeyim ben?"
Lennart Yuna'ya bakıp sırıttı.
"İşe yaradı."
Yuna gözdevirdi. Leo'ya döndü.
"Bayıldın."
"Neden?"
Yuna Lennart'a işaret verdi. Lennart kağıdı alıp Leo'ya getirdi. Leo kağıtta yazanı okudu.
"Ne sonucu bu?"
Yuna gözlerini yere eğdi.
"Kardeşin."
"Kardeşim? Nasıl?"
Lennart Leo'ya döndü.
"Onu sana sormak lazım."
"Hayır. Zeus Alex olamaz."
Yuna Leo'ya başka bir kağıt verdi.
"Emin misin Leo?"
Kağıtta ipuçları birleşmiş, oklar Zeus'u gösteriyordu.
"Hayır… Nasıl olur?"
Lennart gözlerini Leo'ya dikti.
"Ben bir su getireyim."
Leo donup kaldı, kabullenemiyordu, ayrıca içinde derin bir boşluk ve hayal kırıklığı vardı, ölüyor gibi oluyordu ama ölemiyordu. Yaşıyordu ama nefes alamıyordu. Boğazında bir yumru oluştu. Bu sırada Lennart Leo'ya su verdi, Leo'nun elleri titriyordu.
"Ben bir dakikalığına çıkacağım." Dedi Yuna ve odadan çıktı. Koltuğa oturdu ve Nickolas'a mesaj yazdı;
"Leo'nun evindeyiz, sorun yok."
Gözleri dolmuştu, arkadaşının o hâli içini parçalıyordu. Gözlerini silip odaya geri döndü. Bu sırada Nickolas'tan mesaj geldi;
"Tamam bir sorun olursa haber verin."
Yuna içeri girdi.
"Ben kapıyı kırmıştım birini çağırayımda yapsın. Siz de bir sakinleşin tamam mı?"
Lennart başını Yuna'ya çevirdi.
"Tamam o iş bende."
Yuna tekrar odadan çıktı.
//
Leo'nun uyandığı sırada Zeus'un göğsündeki sızı da hafiflemişti, Zeus birşeylerin düzeldiğini anlamıştı fakat neyin düzeldiğini anlamamıştı.
"Deliriyor muyum lan?"
"Abi bir sıkıntı mı var sende bugün,?"
"Yok. Yorgunum herhalde."
"Yani…"
"Neyse işte hadi git sen."
//
Yuna'nın abisi Matthew kapıyı tamir ederken Lennart ve Yuna Leo'nun yanında oturuyordu. Leo boş boş yere bakıyordu. Yuna ve Lennart ise Leo'nun arkasından konuşmadan sadece birbirine bakarak kavga ediyordu. Yuna ayağa kalktı ve Lennart'ın kolunu sertçe tutup onu Leo'nun yanından uzaklaştırdı.
"Ne yapacağız? Çocuğun morali çöktü resmen."
"Yuna çocukta moral mi kaldı?"
"Haklısın da, sen birşey demiştin Leo'yu Zeus bıçakladı falan."
"Yoo."
"Sen beni aptal mı sanıyorsun?"
"Yok."
"Söyle o zaman delirtme beni."
"Tamam, dedim."
"Zeus bıçakladı yani."
"Evet Leo kendisi söyledi."
"Ah bee. Leo'nun neden bu kadar çöktüğü belli oldu."
"Yani."
Lennart ve Yuna geri döndü. Ama Leo yoktu. Lennart Yuna'ya baktı.
"Leo nerede?"
"Ne bileyim yanında mıydım sanki?"
Yuna abisinin yanına yaklaştı.
"Abi."
"Ne oldu?"
"Leo'yu gördün mü?"
"Biraz önce çıktı"
"NE!?"
Lennart Yuna'nın yanına geldi.
"Ne oldu Yuna?"
"Leo gitmiş."
"Nasıl bulacağız onu şimdi ya?"
"Sorun o mu s*lak?"
"Ne o zaman?"
Yuna dik dik baktı.
"Leo depresyon geçirmişti."
"Yani?"
"Yani koş! Ya kendine zarar verirse."
"Ananı s-"
Yuna Lennart'ın kolundan tutup onu dışarı çıkardı.
~★~
