Vaveyla Kitaplığı
Kayıp Ruhlar
- Bölüm
- 5
- Kelime
- 14.156
- Okunma
- 175
- Beğeni
- 8
- Kütüphane
- 4
- Yorum
- 1
Bölümler 5Okumak istediğin bölümü seç.
- 1 Giriş318 kelime
- 2 Mektuplar3.756 kelime
- 3 Kara Elmas3.908 kelime
- 4 Ruh Çocuk2.589 kelime
- 5 Kırmızı3.585 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hikâyeye ilk bakış
Kitap Hakkında
Keşkelerle başlayıp keşkelerle biten bu hikâyenin ne son ne de ilk keşkesiydim. Sadece birçok keşke sonucu ölüme kavuşmuş bir ruhtum. Hasta, hasta olduğu kadar da pişman bir ruh…
Pişmanlık keşkeleri de beraberinde getirir derlerdi hep. Keşkelerle doğmuş “ben” içinse bu cümle oldukça anlamsızdı, ta ki pişmanlığın ne demek olduğunu öğrenene ve keşkelerimin bile suratına bakamaz hâle geldiğim zamana kadar.
Hikâye, bu talihsiz hasta ruhu dünyaya getiren iki genç ama güçlü filizle başlıyor, bu iki filizin aşkından doğan iki tohumun da ölmesiyle sona eriyordu. İlkten bir masal gibi geliyordu bu hikâye. Sonlara yaklaştığımızda ise güvenin yarattığı korkunç canavar yürekleri ağlatıyor, tek bir canlı bile hikâyenin sonuna kadar dayanamıyordu. Her biri teker teker soluyor, filizlerin memleketi yavaşça çürürken ölülerin hükmü altında eziliyordu.
Hastalığından nefret eden bir ruhu anlatıyordu bu hikâye. Derdine ne kadar derman arasa da bir türlü bulamayan bu ruhu… Nafile ve hata dolu çabaları onu, arkasında acı dolu bir ölümün beklediği o karanlık kapıya ulaştırmıştı.
Bazı söylentiler vardır. Derler ki; vaktinden önce ölen ruhlar, başıboş bir şekilde dünyada dolaşır ecelin onları köprüden karşıya geçirmelerini beklerlermiş. Bu hasta ruh da beklemiş. Çok beklemiş. O kadar çok beklemiş ki ruhu dünyada yaşananları gördükçe kan ağlamış. Ecel onu alıp götürmeye geldiğinde ise ondan tek bir şans daha istemiş. Onun geçmişi olan bu geleceği değiştirebilmek için tek bir şans…
Eğer sevdikleri yaşayacaksa kendisi mutlu olmasa da olurmuş, onların yerine tonla acı çekmeye hazırmış, cezasını çekmesi de gerekirmiş zaten. Ancak onca masumun canını düşündükçe göğsü sıkışıyormuş. Heba olan onca can ona vicdan azabının âlâsını yaşatıyormuş.
Canını yaktığı kişilerin son bir kez yüzlerine bakabilmek istiyormuş. Her şeyi sil baştan yazmak ve memleketini, tüm sevdiklerini kurtarmak istiyormuş. Ağır bir yükmüş bu. Ruh henüz bu ağır yük altında tek başına dayanamayacağından habersizmiş…
