5. bölüm · Kayıp Parçam
Didova Çikolata
Eve vardığımda Adile Sultan çoktan kahvaltıyı hazırlamıştı. Birlikte kahvaltı ettik. Adile Sultan, konuşmaya başladı;
-Ne oldu deli kız? Ne bu mutluluk?
-Bir şey olmadı şekerim. Sabah erken kakınca insan bir enerjik hissediyor.
-Öyle oluyor tabii. Sabah yere melekler inermiş. Bereketi kaçar geç kalkanın evinin.
-Öyle tabii! Her sabah erkenden kalkıyorum artık.
Birlikte kahvaltıdan sonra televizyon izledik ve tüm günü evde geçirdik. Akşama doğru bizim müdürden bir mesaj geldi. Şirkete yarın önemli bir müşteri gelecekmiş. Yeni bir gıda markasıymış. Ön bir dosya hazırlayalım demiş. Bakalım kimmiş bunlar?
Şirketin ismi “Dülgeroğlu Gıda”ymış. Şirket herkesin bayıldığı “Didova Çikolata”nın sahibi oluyormuş. Biz de bunların yeni çikolataları için bir reklam filmi çekecekmişiz. Klasik bir işti. Bu yüzden en iyi şekilde dosyayı hazırladım. Her zaman yaptığımız kolay işlerden bir tanesiydi. Şirketin yönetim kurulunu, marka vizyonunu da araştırmaya çalıştım. Markanın hakkımızda kısmında Dügeroğlu Ailesi’nin el emeği olduğu gibi klasikleşmiş şeyler yazmışlar. Özellikle bir yönetim kurulu paylaşmamışlar. Dülgeroğlu Ailesi’ni araştırdığımda da pek bir şey bulamadım. Normalde pek medyatik pek sosyetik olur böyleleri. Belki de muhafazakar takılanlardandır. Hadi hayırlısı! Yarın göreceğiz artık.
Gece de birkaç film izleyip uyudum. Sabah erken kalkmaya hiç hevesim yoktu. Bu yüzden koşuya gitmedim. Yine kaçırdık Semih’ciğimi! Neyse gerçi o da dün işe girmişti. Onun da hâli yoktur bence. Ama süper insan gibi bir şey o ayol!
Boş ve gereksiz düşüncelerimi bir kenara bırakıp giyinmeye gittim. Siyah bir tulum giydim. Saçlarımı topladım ve biraz makyaj yaptım. Genelde sabahları Adile Sultan uyanmadan çıktığım için kahvaltı etmiyorum. Bu sabah da öyle oldu. Direkt arabaya geçtim ve şirkete sürdüm.
Şirketin önüne arabayı park ettim. İçeri geçtim. Güvenlik Durmaz Abi her zamanki yerindeydi.
-Günaydın Pırıl Hanım!
-Günaydınlar Durmaz Abicim!
-Bizim hanım sana kek yolladı yav! Sen yine açsındır. Al yukarıda çayla yiyiverirsin.
-Ay, ay! Hanife Ablamı çok öpüyorum. Ellerine sağlık bir tanemin.
-Onun da sana selamı var. Özledim kuzumu dedi sabah.
-Ben de onu özledim valla! Gelirim hafta sonu kahvaltıya.
-Adile Teyze’mi de getirin Pırıl Hanım.
-Olur, o da sizi soruyordu.
Duran Abi ve Hanife Abla bizim aile dostumuzdur. Zamanında ben daha bu şirkete yeni girmişken Duran Abi’nin başına birtakım kötü olaylar geldi maalesef. Ona iftira attılar. Ben de o dönem Duran Abi için şahitlik yaptım çok uğraştım. Çünkü biliyordum onun asla çalıştığı yerden çalmayacağını. En sonunda gerçek suçlular bulundu tabii. Ama Duran Abi gariban diye kimse onun yanında olmamıştı. Herkes eski müdürü savunmuştu. Ama bak işte Allah çıkarır böyle, ayağına dolanır. O dönem Duran Abi’nin maaşını falan kesmişlerdi. Duran Abi ve Hanife Abla’nın 3 kızları var. Ceyda, Melda, Leyla… Ben biliyordum o dönem zorlandığını Duran Abi’nin. Şirketin bilgi işlemcisi Doğukan var. Bana pek bir hayrandır. Kandırdım onu, aldım Duran Abi’nin adresini. Oturmaya geldim, yemeğe geldim, Adile Sultan kızları merak etmiş ayağına 3 ay boyunca onlara erzak taşıdım. Övünmek için söylemiyorum. Aramızdaki hukuku anlayın diye. Onlar öyle iyi insanlar ki içim el vermedi bunları yaşamalarına. Hâlâ babam ve annemden kalan maaşı kızlara yollarım. Bizim ihtiyacımız artık kalmadı. Babam ve annem de böyle olsun isterdi.
Neyse ne! Çıktım yukarı oturdum masama. Çikolatacılarla toplantıya daha vardı. Ben de diğer işlerimi halletmeye koyuldum. Bizim Genel Müdür bozuntusu Şahika Hanım da geldi. Ne şırfıntı kadın bu ay! Hiç sevmem kendisini. Bu tarafa doğru geldiğini gördüm:
-Pırıl Hanım, odama gelebilir misiniz?
Yine neye kuruldu Allah bilsin. Bakalım bugün hangi saçmalıkla uğraşacağız. Bir şey demeden gittim odasına.
-Buyrun, Şahika Hanım?
Oturmak için koltuğa yöneldim.
-Pırıl’cığım hiç oturma canım. Yolcusun çünkü.
Ne diyor bu deli yine?
-Anlamadım, Şahika Hanım.
-Didova’nın fabrikasına bekliyorlar seni.
-Ne alaka? Biz müşterilerimizin iş yerlerine gitmeyiz normalde.
-Normalde gitmeyiz, evet. Ben de biliyorum takdir edersin ki.
Yine başladı zırvalamaya…
-Neden gidiyorum o zaman ben?
-Seni çağırmışlar da ondan.
-Nasıl yani?
-Canım sen neden her şeyi sorguluyorsun? Şirket senin çalışmalarını beğenmiş. Bütün aşamaları görmeni ve buna uygun bir reklam çalışması yapmanı istiyorlar. Güzel bir ödeme yapacaklar. Tabii ki gideceksin! Her şeyi anlamanı bekleyemeyiz Pırıl’cığım! Sen yolda anlamaya devam edersin.
Benim çektiğim çileler… Başlarım senin şerefine, haysiyetine diyip masayı kafasına geçirmek vardı. Ama karnımızı nasıl doyuracağız? Çantamı, dosyalarımı toparladım. Tekrar arabaya geçtim. Şirketin verdiği adrese doğru yola çıktım. Fabrikanın kapısında beni karşıladılar. İçeride bana çikolataların yapım aşamalarını gösterdiler. Boş bol da çikolata ikram ettiler. Şahika’yla toplantı yapacağıma burada gezerim daha iyi! İyi ki ayaklarına çağırmışlar valla! Gezimiz bitince görevli kız CEO’larının üst kısımda beni beklediğini söyledi.
Teşekkür ettim ve merdivenlere yöneldim. Kimsenin de bana eşlik edesi yok galiba. Tek başıma çıkıyorum öyle. Yukarıda bir kapı gördüm. Tuhaf işlemelerle bezenmiş. Fabrikada bile böyle oda mı yaptırmış kendine bu CEO mudur nedir? Sıkıntı büyük… Böyleleriyle hiç uğraşılmaz. Neyse artık yapacak bir şey yok. Ekmek parası…
İçeri girdiğimde masada oturan bir adam gördüm. Nasıl olabilir?! Benim küpe hırsızım çikolataların prensi çıktı! İşte şimdi sıçtım!
