16. bölüm · KAYIP KÖKLER

15. Bölüm

Zeynep Zeynep

Ertesi gün okul koridorları benim için bir av sahası gibiydi. Kendi krallığımda, tahtımı tehdit eden o zavallı piyonun düşüşünü izlemek için sabırsızlanıyordum. Eleni sabah kahvaltısında bana tek kelime etmemiş, Sarp’tan gelen bir mesaja bakıp gülümsemişti. O gülümseme, kalbime atılmış bir kor parçası gibiydi ama biliyordum; o ateş bugün sönecekti.
Planın çarkları dönmeye başladı. Yoğunluktan nefes alacak vaktimiz yoktu ama her şey saat gibi işliyordu.
17. BÖLÜM - PİYONUN DÜŞÜŞÜ
Öğle arası geldiğinde kantin her zamanki gibi kalabalıktı. Eleni, Mete ile kütüphaneye geçmişti; bu bizim için en büyük fırsattı. Duru, planladığımız gibi en etkileyici haliyle Sarp’ın yanına yaklaştı. Ben ve Can, yukarıdaki balkondan onları izliyorduk.
1. Tuzak: Sadakat Testi
Duru, Sarp’ın oturduğu masaya daldı. "Sarp, şu matematik notlarını bir türlü anlamadım, Eleni senin çok iyi anlattığını söyledi. Yardım eder misin?" dedi, sesindeki o baştan çıkarıcı tınıyı kullanarak. Sarp önce şaşırdı, sonra Duru’nun ona olan yakın ilgisiyle omuzları dikleşti. Eleni’yi bir saniyede unuttu. Duru elini onun koluna koyduğunda, Sarp’ın o "saf" ve "sadık" maskesi çatır çatır döküldü. Duru’ya öyle bir hayranlıkla bakıyordu ki, iğrendim. Can yanımda kısık sesle güldü: "Bak şuna, Eleni’nin 'nazik' çocuğu Duru’nun elinde eridi."
2. Tuzak: Çıkmaz Sokak
Okul çıkışında Sarp’ı tenha arka kapıda Can ve ekibi karşıladı. Ben biraz uzaktan, gölgelerin içinden izliyordum. Can, Sarp’ın üzerine yürüyüp onu duvara yasladı.
"Duyduğuma göre Eleni Demir ile çok yakınmışsın," dedi Can, sesindeki o tehditkar tonla. "Onun babasının kim olduğunu biliyor musun? Eğer bu ilişki devam ederse, ailene ait o küçük dükkanın borçları bir gecede tahsil edilir. Babamın tek bir telefonuna bakar."
Sarp’ın rengi kireç gibi oldu. Korku, bir zehir gibi damarlarına yayıldı. "Ben... ben sadece arkadaştım," diye kekeledi. O "cesur" çocuk gitmiş, yerine titreyen bir korkak gelmişti.
Evdeki Gergin Sessizlik
Akşam eve döndüğümüzde atmosfer elektrik yüklüydü. Babam çalışma odasında içkisini yudumlarken beni yanına çağırdı.
"Kağan," dedi, gözlerini kısmış bir şekilde. "Eleni’nin arkadaşı bugün gelmeyecek mi? Onu çok sevmiştim."
"Sanmıyorum baba," dedim, sesimi en doğal tonda tutarak. "Sanırım Eleni ile aralarında bir anlaşmazlık çıkmış."
Babam gülümsedi. O da her şeyin farkındaydı ama müdahale etmiyordu. O, bu yıkımı izlemekten zevk alıyordu.
Eleni odasından çıktığında gözleri şişmişti. Elinde telefonu tutuyordu. Muhtemelen Sarp’a ulaşmaya çalışıyordu ama Sarp, Can’ın tehditlerinden sonra telefonlarını kapatmıştı. Merdivenlerde karşılaştık.
"İyi misin?" diye sordum, en samimi "abi" maskemi takarak.
"Sarp... cevap vermiyor. Okuldan da erken çıkmış," dedi fısıltıyla.
İçimden bir zafer çığlığı attım ama yüzümde sadece endişeli bir ifade vardı. "Belki de göründüğü kadar sadık biri değildir Eleni. İnsanlar bazen bizi hayal kırıklığına uğratır."
Son Darbe: İtiraf Dosyası
Gece yarısı Eleni’nin kapısının altından bir zarf bıraktım. İçinde, Mete’nin hazırladığı ve Sarp’ın sesine birebir benzeyen bir ses kaydı vardı. Kayıtta Sarp, "Eleni sadece bir bilet. Babasının gücünü kullanıp buradan kurtulacağım, o zengin kız sadece bir araç," diyordu. Yapay zekaydı ama Eleni bunu anlayamazdı.
Odama çekilip bekledim. On dakika sonra Eleni’nin odasından gelen hıçkırık seslerini duydum. O ses içimi parçaladı, evet. Ona bu acıyı yaşattığım için kendimden nefret ettim. Ama Sarp gibi bir piyonun onun kalbinde yer etmesine izin veremezdim.
Kapım yavaşça açıldı. Eleni kapıda duruyordu, gözyaşları yanaklarından süzülüyordu. "Kağan..." dedi titreyen bir sesle. "Sen haklıydın. O da diğerleri gibiymiş. Herkes yalan söylüyormuş."
Yatağımdan kalkıp yanına gittim. Onu kollarımın arasına aldım. Başını göğsüme yasladığında, planımın ne kadar kusursuz işlediğini gördüm. Sarp gitmişti. Sır perdesi biraz daha kalınlaşmıştı.
"Ben buradayım," dedim saçlarını okşayarak. "Seni asla bırakmayacağım."
Babamın koridordaki ayak seslerini duydum. Kapımızın önünde durdu, içerideki bu tabloyu gördü ve hiçbir şey söylemeden gitti. Planım, babamın planını da, Sarp’ı da, Eleni’nin şüphelerini de yutmuştu. Ama Eleni’ye sarılırken hissettiğim o gerçek aşk, bu yalanların arasında nasıl hayatta kalacaktı, işte onu bilmiyordum.
Sence Eleni bu sahte ses kaydını bir gün öğrenecek mi? Yoksa Kağan bu sırrı mezara kadar taşıyabilecek mi?