Bölüm 2: Yalnızlık

Yazar: Elif minel Şenay

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: Bölüm 2: Yalnızlık

“İnsanın bazen en çok, etrafı insanlarla doluyken yalnız hissederdi.”
İlk gecem, tahmin ettiğimden daha uzun ve garip geçmişti. Akasya Yatılı Koleji geceleri bambaşka bir yere dönüşüyordu. Gündüzleri öğrencilerin kahkahalarıyla dolan koridor ve bahçeleri, hava karardıktan sonra sessizliğin içinde kayboluyordu. Duvarlara asılı eski tablolar bile gece olunca daha farklı görünüyor sanki.
Uzun süre tavana bakarak uyumaya çalıştım. Pencerenin dışında ince ince yağmur yağıyordu. Damlaların cama vuruşunu dinlemek bana her zaman huzur verirdi. Belkide bu yüzden gözlerimi kapatır kapatmaz kendi çocukluğumda, odamın camının önünde otururken hayal ettim.
Tam uykuya dalmak üzereyken.
Dınnnnggggg…
Bir çan sesi…
Bir anda gözlerimi açtım.
Kalbim deli gibi atıyordu…
Derin bir nefes aldım.
“Rüyaydı…”
Kendi kendime fısıldadım.
Fakat uyumak benim için artık mümkün değildi.
Sabahın ilk ışıkları perdelerin arasından süzülüm odamı aydınlatırken, yan yatağa baktım Zümrüt odada yoktu. Benim uykuya daldığım on beş dakika içinde odadan çıkmış olmalıydı.
Tam bu esnada kapı açıldı.
“Nehirrrr!”
Zümrütün neşeli ve huzur veren sesi tüm odayı dolduruyordu… Elinde saç fırçası omuzunda havlu, ayağında biri pembe biri beyaz iki farklı çorap vardı.
“Günaydın.”dedim uykulu bir sesle.
“Hayırdır. Daha yeni uyandın sanki.”
Derin bir nefes aldım. “Öyle sayılır.”
Zümrüt çoktan ayna karşısına geçip saçlarını düzeltmeye başlamıştı.
“Bu gün ilk ders kütüphane. Geç kalırsak Yasin hoca biri kitapların arasına gömer.”
İstemsizce gülümsedim.
“Abartıyorsun.”
“Hayır o adam kiraplara bizden daha çok değer veriyor.”
Tam o sırada Sarışın, ela gözlü bir çocuk kapıyı aralayıp başını içeri doğru uzatıp.
“Hazır mısınız?”
Zümrüt kaşlarını kaldırıp;
“Sen kapı çalmayı bilmiyor musun?”dedi
“Biliyorum.”
“E ozaman?”
“Üşendim.”
Zümrüt elindeki yastığı çocuğa fırlattı.
Yağız son anda eğildi.
“Iskaladın!”
“Bir dahakine isabet ettirmeyi bırak çiğ çiğ yedirincem.”
“Tamam canım.”bir an durakdasadı. “Bu kim?”
“Bu değil onun bir adı var.”
“Adını bilmediğimden sordum zaten.”araya girdim.
“Nehir ben.”
“Bende yağız tanıştığıma memnun oldum güzel kız.”
“Bende memnun oldum yağız.”
Zümrüt araya girdi;
“Artık çıkmaya ne dersin Yağız bey.”
“Oha!”
“Ne oldu?”
“Bana çıkma teklifi ettin. Ne kadar ahlaksız bir teklif.”
“Yağız çık odadan!”
Yağız kapıyı kapatıp hemen kaçtı. Çok tatlılardı…
“Gelde öldürme.”
“Deme öyle eğlenceli birine benziyor.”
“Hı… ne demezsin ilk okuldan beri aynı okula gidiyoruz bıktım ondan.”
“Ya…” dedim ve ona imalı bir bakış attım.
“Canım arkadaşım daha okulun 2. Gününden infaz emrinin verilmesini istemiyorum.”
“Sustum…”
1saat sonra…
Yemekhaneye indiğimizde etraf oldukça kalabalıktı…
Yemekhaneyi saran menemen ve çay kokuları etrafta dans ediyorlardı. Tepsimi alım sıraya geçmiştim. Sıra bayağı uzundu. Nedense karnımda çok aç olmadığından bir simit ve çay alıp Zümrüt ve yeni tanıştığım Yağızın olduğu masaya doğru ilerledim.
Yağızın tabağını gördüğümde gerçekten şok olmuştum. Evet yapılı ve uzun bir çocuktu ama göbeği yoktu. Galiba yedikleri ona kas olarak geri dönüyordu…
Zümrüt Yağıza laf etmeden duramadı.
“Sen ne ara aldın o kadar yiyeceği.”dedi ve önündeki latte den bir yudum aldı.
“Göz açıp kapayıncaya kadar.” Ağızı dopdolu bir şekilde konuşuyordu ve daha ağızındakiler bitmeden poğaçasından bir ısırık daha almıştı.
“Yağız…”dedi Zümrüt.
“Efendim canım.”
“İki tabak menemen, üç tane poğaça, iki kutu meyve suyu… Bunların hepsini gerçekten yiyecek misin?”
Gayet yerinde bir soru…
“Hayır.” Yağızın ciddi sözüne karşı Zümrüt bir kahkaha patlattı.
“Demekki canın arkadaşınla paylaşacaksın.”
“Hayır.”
“Ee?”
“Bir tabak daha alacağım.” Zümrüt ve ben kendimizi tutamayıp kahkaha patlattık.
“Ne gülüyorsunuz ya sporcu adamım ben.”
“Ay hemde ne spor.”
“Spor tabi kızım.” Kaşlarını çattı.
“Tamam kızma.”
“Kızmam.”
“Aferin sana.”
“Aaa!”
“Noldu be manyak herif?”
“Karaca’m geldi. Aşkım hoşgeldin.”
Kafamı geriye doğru çevirdim ve arkamdaki 1.90 civarlarında boyu olan çocuğa baktım. Fiziği Yağıza çok benziyordu. Siyah, dalgalı saçlarına ve saçları ile aynı renk gözlerine baktım. Gözleri… çok garipti. Sanki beni içine çeken bir girdap gibiydi. Bana kafası ile selam verip boynuna sarılmış olan Yağızdan kurtardı.
“Aşkını sikeyim!”
“Öyle deme ama…” Yağız duygusal bir şekilde kafasını iki yana salladı.
“Hadi oturda yemeğini ye.”
“Sende otursana.”
“İyi peki çekilde oturayım.” Yağız kenara çekildi.
Ne kadar uyuz biri…
Zümrüt bana bakıp konuşmaya başladı.
“Bak Nehir bu sıkıcı ve uyuz çocuk Karaca. Karaca bu da güzeller güzeli kız Nehir.” Benimle aynı fikirde olan biri daha.
“Sıkıcı değilim. Uyuz hiç değilim.” Zümrüte sinirli bir bakış attı. Zümrüt ise sinir edercesine bir tebessüm etti.
“Pek öyle durmuyor ama neyse.”dedim
Eyvah sesli söyledim.
“Düşüncelerinle ilgilenmiyorum… Hobim dışı.”
“Bende sana düşüncelerimi ifade etmek için yalvarmadım bana hobilerini paylaşmana gerek yok.”
“Okey.”
Ay sinir. Bana geliyorlar yandan yandan.
Sessizlik masayı esir almış durumdaydı. Bu sessizlik Zümrütün huzur veren sesi ile kesildi.
“Sen okul kurallarını Biliyormusun?”
“Hayır.”
“O zaman artık bileceksin.”
“Ee?”
“1- 23:45 ten sonra dışarı çıkmak yasak.”
“Sebep.”
“Bilmiyoruz. Kimse bilmiyor.”
“Niye?”
“Bir kaç kez öğretmenlere sorduk ama hep söylemek yerine konuyu değiştirdiler.”
“Ee 2 ne?”
“2- Okulun arkasındaki terk edilmiş yatak haneye girmek yasak…”
Okulu bir anda Çan sesi ile çınlamaya başladı. Yine o his. Kalbim hızlandı sanki tüm sesler Çan sesinin içinde boğulmuştu nefesim hızlandı.
“İyimisin yeni kız?” Ses yağızdan gelmişti.
“Değilim.”dedim ve bir hışımla masadan kalktım ve tuvalete doğru ilerledim uzun ve loş ışıklı koridorun donundaki tuvalete girdim. İyi değildim. Hiç iyi değildim.
“Nehir!”
“Züm-Zümrüt.” Suratımı elleri arasına aldı.
“Tamam sakin ol her ne olduysa geçti gitti sakin ol.”
“Olamıyorum.”
“Olacaksın. Ben yanındayım. Hadi derin nefes alalım.”
Derin bir nefes aldım.
“Nefes al… ver… al … ver. Daha iyimisin?”
“İyiyim.” Yalan…
“Hadi gel kütüphane dersi başlayacak.”
Elini bana uzattı. Elini tuttum ve beni tuvaletten çıkarttı.
Koridorun sonunda bizi bekleyen Karaca ve Yağızla beraber merdivenlerden inip koca taş kaplı kapının önünde durduk.
“Eğer kendini iyi hissetmiyorsan derse girmeyebiliriz.” Ses yağızdan gelmişti.
“Teşekkürler ama gerçekten daha iyiyim.”
“Tamam ama kötü hissedersen bize söyleyebilirsin.”
“Teşekkürler.”
“Ne demek rica ederim.”dedi ve tatlı bir tebessümle kapıyı açtı. Yağız ve Zümrütün beni bu kadar sıcak karşılaması çok hoşuma gitmişti. Arkadaşlık duygusunu hiç hissetmedim ama galiba böyle bir duyguydu arkadaşlık… Karaca ise bir okadar soğuk ve mesafeliydi. İnsan çocukluğunda ne yaşadıda böyle taş kadar katı oldu bilmek istiyor ancak bu beni hiç ilgilendirmiyor. Açılan kapıdan içeriye girdiğimde burnumu kaplayan manolya kokusu ile karışmış kahve kokusu ufkumu açıyordu… Tahta raflarda eski basım kitaplar ve ansiklopediler dizilmiş, farklı figürler ile süslenmişti. Tahta çalışma masaları, tahta tabureler güzel bir şekilde dizilmiş adeta bir düzen içindeydi.
“Evet! Burası bizim kütüphanemiz Nehir.”dedi Zümrüt büyük bir coşkuyla.
“Çok güzel bir yer…” Evet büyükenmiştim, hemde ne büyülenmek…
“Ben burada ders dışında takılmam ama ders saatleri dışında burada çalışabilirsin her saat açık ancak gece 23:45 ten sonra girmen yasak.”
“Ya niye Herşey 23:45 te yasak.”
“Ah bir bilsek… maalesef kimse bize bundan bahsetmiyor.”
“Ama bu okulda okuyan öğrencilerin bunları bilmeye hakkı yok mu?”dedim büyük bir sinirle.
“Haklısın bir keresinde tüm öğrenciler gerçeği öğrenmek için saat 23:45 te öğretmenleri dinlemeyip bahçede saatin orada toplanmış ve saati taşladıkları söyleniyor ancak ne kadar doğru olduğunu bilmiyoruz.”
“Garip…”
“Öyle.”
Zümrüt bir anda sustu…
Konuşurken gözlerindeki neşe sanki bir anlığına kaybolmuş gibiydi. Tam o an efsaneyi soracaktım ki…
Kapının önünde ellili yaşlarının başında. Kirli sakallı esmer ve oldukça uzun bir adam duruyordu. Üstünde siyah bir takım elbise vardı. Siyah saçlarının arasına düşen beyazlıklar onun yaşını belli ediyordu. Yavaş adımlarla içeri girdi ve elindeki deri kaplı kitabı masanın üstüne bıraktı. Bir anda bütün öğrenciler sıralarına geçip ayakta beklemeye koyuldular. Bende refleks olarak ayağı kalktım. Adam ela gözleri ile tüm sınıfı süzdü. Sanki sadece yüzümü arıyordu. Göz göze geldiğimizde içimde garip bir ürperti belirdi. Neden bilmiyorum. Ama beni tanıyor gibiydi.
“Yeni öğrencimiz…”
Kalbim hızlandı.
“Adın Nehir…değil mi?”
Başımı onaylarcasına salladım.
“Güzel.” Rahatsız edici bir ses tonu vardı. Beni süzüp masaya bıraktığı kitabı kurcalamaya başladı.
Kitabın sayfaları sararmış ve bazı kısımları kıvrılmıştı. İnsanlar kitapları niye kıvırır ki saçmalık.
“Bu gün okul tarihinden bahsedeceğiz.” Yine o adam konuştu. Öğrencilerin çoğu sıkılmışa benziyordu. Öğretmen yavaşça konuşmaya başladı.
“Bu okul tam 153 yıl önce inşa edildi.” Vay be! Bir buçuk asırlık okul… “Kurucusu öğrencilerin güvenliği açısından bir çok kural koydu.”
İçimden “23:45” diye geçirdim.
Öğretmen tam o anda bana döndü.
“… ve bazı kuralların nedeni hiç bir zaman açıklanmadı… Belkide açıklanamadı.”
Elindeki tebeşiri tahtaya vurdu.
Tak…
Sınıf sessizleşti.
“Fakat…”
Bir an duraksadı.
“Bazı öğrenciler meraklarına yenik düştüler…”
O sırada önümde duran kumral kıza baktı…
Kumral kız ayağa kalkıp hırkasını ilikledi ve sınıftan çıktı…
Hassas bir kızdı belliki. Öğretmen kızı hiç takmadı ve derse devam etti… tahtaya büyük harflerle bir şeyler yazdı.
23:45…
Boğazım düğümlendi… Neydi bu 23:45?
Bütün sınıf sessizdi…
Sanki kimse nefes almıyordu…
Öğretmen bize bakmadan.
“Bu saati gördüğünüz yerde… kaçın.”
Tam o anda…
Koridorun derinliklerinden bir ses geldi
DİNGGG….
Çan sesi duyuldu…
Ama bu tenefüs zili değildi.
Daha boğuk ve yaşlı bir sesti
Kalp ritimlerimin bozukluğu arttı ve bende aynı kumral kız gibi sınıftan çıktım. Koridorda hızlı adımlarla yürümeye başladım… ve tuvalete girdim o an nutkum tutuldu…
Kumral kız yerde yatıyor ve kafasından kan geliyordu.
Olamaz…
Bu okul sıradan değil hemde hiç…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 3beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…