6. bölüm · KAYIP BAĞLAR

YALNIŞ ANLAŞILMA

Yunus Ciftci

Dosyayı masaya koyup dedemin elindeki hazır bekleyen kalemi alıp imzaladım. Dedemin seslice verdiği nefes beni endişeye sokuyordu. Aklında şeytanca planlar olduğu kesindi. Kokusu çıkar yakında.

Dedemin, "Tamam, çıkabilirsiniz." demesiyle önde Yaman abim, arkasından da ben çıktık. Boğucu odadan kurtulmamla derin bir nefes çektim içime. Yaman abim odasına doğru giderken adımlarımı hızlandırıp yanında yer aldım. Hafif bir şekilde öksürmemle bakışları beni bulmuştu. Yaman abime kaş göz işareti yapmamla bana anlamsız gözlerle bakıyordu. Ne demek istediğimi anlamayınca konuşmaya başladım. Konuşmamla Yaman abimin odasına girmiştik.

"Dedemi öldürmek istiyorsun."

Kap diye dönmemle Yaman abim dediğimle birlikte kaşlarını havaya kaldırmıştı. Birkaç adım atıp yanıma gelince,

"Sen ne saçmalıyorsun bilmiyorum ama saçma sapan düşüncelerini kendine sakla, Nora."

İnkâr etmesiyle birlikte sırıtmaya başladım. Yaman abimin yüzü iyice gerilmeye başlamıştı.

"Hadi ama, oradan. Sence aptal gibi mi duruyorum? Gözlerindeki o öldürme arzusunu gördüm. Onu öldürmek istediğin gayet açık bir şekilde belli oluyordu." deyip hafifçe gülümsedim.

Yaman abim arkasına dönüp cama doğru yürüdü. Verdiği sesli nefes, bugüne kadar sırtında taşıdığı yüklerin belirtisiydi. Bu koca evde ikimiz de Halit'ten çok çektik. Doğduğumuz andan itibaren bize verdiği saçma sapan, dolu dolu şeyleri yapmak zorunda kaldık.

"Hey, sana diyorum. Duyuyor musun beni?"

diyen Yaman abimle daldığım yerden çıkmamı sağladı.

"Odamdan çıkmayı düşünüyor musun artık, Nora?"

demesiyle başımı sallayıp kapıya doğru adımladım. Kapının kolunu kavrayıp odadan çıkacaktım ki Yaman abimin sesiyle arkama döndüm. Bakışlarım onu buldu. Camın önünden çekilip bana doğru yaklaştı.

"Yarın varisim olduğun açıklanacak. Damga faslı olacak."

demesiyle kafamı sallayıp odadan çıktım. Odalarımız karşı karşıya olduğu için birkaç adımda odama girmiştim. Rahat kıyafetler giyip yatağa girdim. Bütün gün odadan çıkmayı düşünmüyordum. Gözlerimi yumdum ve saniyeler içinde uykuya dalmıştım.

Kapımın çalma sesiyle gözlerimi açtım. Yataktan doğrulup "Gel." komutu verdim. Kapının açılmasıyla burnuma gelen güzel yemek kokusunu içime çektim. Kapıya doğru baktığımda hizmetlilerden biri gelmişti. Elini önde birleştirip konuşmaya başladı.

"Efendim, dışarıda bir beyefendi sizi soruyor."

Söylediği sözle birlikte düşünmeye başladım. Kim gelmişti acaba? Daldığım yerden çıkıp öksürdüm.

"Tamam, sen çıkabilirsin. Beyefendiye söyle, iki dakikaya geliyorum."

Yataktan kalkıp askılıktan hırka alıp odadan çıktım. Hızlı adımlarla merdivenden indim, salona giriş yapmıştım. Merdivenlerin salona çıkmasından nefret ediyorum. Herkesin bakışları bana dönmüştü.

Dedemin, "Hayırdır bu saatte?" demesiyle hemen savunmaya geçmiştim.

"Bir arkadaşım çağırdı da onun için."

dememle git işareti yaptı. Adımlarımı kapıya yönelttim. Kapıyı açmamla dondurucu soğuk tenime çarpıp geçti. Gözlerimle etrafı tarıyordum. Siyah arabaya yaslanmış, mezarlıkta bana yardım eden adam duruyordu.

Seri adımlarla adamın yanına vardım. Anında adamın yüzünün ortasına geçirdim yumruğu. Sinirle nefes alıp verdim. Nefes almamla içime dolan dondurucu soğuk ciğerlerimi yakıyordu. Adam, attığım yumrukla birkaç adım tökezledi. Ellerini dudağına götürüp kanayan yeri elledi. Çatık kaşlarıyla bana bakıyordu. Sinirim daha da körüklendi.

"Ne bakıyorsun lan? Hem beni evime kadar takip et sapık gibi, bir de yetmiyormuş gibi kapıma kadar gelip beni çağırıyorsun."

Adam elini yüzünden çekip konuşmaya başladı.

"Hanımefendi, bu yaptığınız kabalığa normalde muhatap olmazdım ama bende size ait bir eşyanız olduğu için sizinle muhatap oluyorum."

Bir defasına mahsus anlamaz gözlerle ona baktım.

"Nasıl sizde eşyam var, anlamadım."

Adam elini cebine götürüp bir telefon çıkardı.

"Bu telefon sizin herhâlde. Mezarlıktan çıktıktan sonra oturduğunuz yerde telefonu buldum. Size seslendim ama siz çoktan gitmiştiniz. Ben de arabamla size yetişip telefonu verecektim ancak bir işim çıktı. Bu saate kadar ancak getirebildim."

Adam konuşmasını bitirmesiyle çok mahcup oldum. Adamın suçsuz yere vurmuştum. Üstelik sapık diye suçladım. Adam telefonu uzatınca hemen aldım. Telefonu sıkıyordum.

"Ben çok üzgünüm. Yargısız infaz yaptım."

Adam gülüp dudaklarını gösterdi.

"Yargısız infazınız biraz pahalıya patladı ama."

deyip gülümsedi.

"Ben tekrar çok üzgünüm. Çok yanlış anladım sizi. Üst üste görünce aklıma beni takip ettiğiniz geldi."

Adam birkaç adım atıp elini uzattı.

"Sorun değil. Yanlış anlaşılmalar olabilir. O zaman tanışalım. Ben Altay. Memnun oldum sizinle tanıştığıma."

deyince gülümseyip elini sıktım.

"Ben de Nora. Ben de memnun oldum."

Elimi çekip tekrar konuştum.

"O zaman telefon için teşekkürler. Yanlış anlaşılma için de üzgünüm. İyi akşamlar."

Adam gülümseyip,

"Sorun değil. Size de iyi akşamlar."

dedi.

Merhaba,

Bu, büyük bir hevesle yazmaya başladığım ilk kitabım. Bu yüzden bazı yazım ya da mantık hatalarım olabilir. Yapıcı eleştirilere her zaman açığım; çünkü yazarken kendimi geliştirmeyi de öğreniyorum.

Şimdiden kitabıma bir şans veren ve okuyan herkese teşekkür ederim.

Keyifli okumalar...