3. bölüm · KAYIP BAĞLAR
ACININ TA KENDİSİ
Geldiğimi fark edince arabamın hızını düşürdüm. Arabayı kenara park ettim. Arabanın kapısını açıp dışarı çıktım. Karşımdaki mezarlığa baktım, derin bir nefes aldım. Birkaç adım atmamla gök bir anda gürledi, şimşekler çakmaya başladı. Bir anda yağmur şiddetli şekilde yağmaya başladı. Yağmurun yağmasıyla karanlık anılar birer birer aklıma düşmeye başlamıştı bile.
2017 Aralık ayının 18'iydi.
Daha sabah olmasına rağmen hava bir anda kararmaya başlamıştı. Kısa bir süre içinde yağmur yağmaya başlamıştı. Her yer toprak kokuyordu. İnsan kokladıkça tekrar koklayası geliyordu. Dakikalar içinde yağmur hızını artırmış ve her yeri su içinde bırakır gibi yağmaya başlamıştı. Gök gürlüyor, şiddetli sesler çıkarıyordu. Sanki kıyamet alametinin habercisiydi. Dışarısı kararmıştı bile. Beyaz bulutların yerini gri bulutlar almıştı.
Çoğu insan bu havanın keyfini pencere kenarında kahve içerek çıkarıyordu. Ama Nora için her şey çok farklıydı. Üstünü yorganla kapatmış, korkarak yağmurun ve gök gürültüsünün dinmesini bekliyordu.
Ama yağmurun hiç de dinmeye niyeti yoktu. Saatler peş peşe geçmeye başlamıştı bile. Nora ne kahvaltıya ne de akşam yemeğine inmişti. Onu kimse de çağırmamıştı. Kimse onun bugün orada olduğunu hatırlamıyordu bile.
Nora aşağıdan gelen kahkahaları duydu. Yavaşça kafasındaki yorganı kaldırıp yataktan kalktı. Korkak adımlarla odasından çıktı. Biraz ilerledikten sonra merdiven başında durdu ve yavaşça merdivenlere oturdu. Aşağıdan gelen sesleri dinliyordu.
Herkes büyük salonda oturmuş sohbet ediyor, gülüyordu. Kahkahalar evin içinde yankılanıyordu. Nora'nın gözleri dolmaya başlamıştı bile. Ne annesi ne de babası vardı. Abileri ise onu hiç sevmiyordu, aynı kuzenleri gibi.
Nora arkasından adım sesleri duyunca hızla başını çevirdi, kim olduğuna bakmak için. Gördüğü yüzle yerinden doğruldu.
"Ne yapıyorsun burada? Ne diye burada oturuyorsun sen?"
Nora, konuşan Yiğit abisiyle hemen konuşmaya başladı:
"Hiç abi, oturuyordum burada sadece."
Nora'nın dedikleriyle Yiğit başını olumsuzca salladı.
"Burada durma. Ayak altında dolaşma. Git odana. Çıkma odandan."
"Ama ben de sizinle aşağı inemez miyim Yiğit abi?"
Yiğit'in yüzü soldu, çene hatları belirginleşmişti. Dişlerini sıktığı çok belli oluyordu. Nora bunu anlayınca başını öne eğdi.
"Nora, odana git. Sakın aşağıya ineyim deme. İnsanlara verdiğimiz kayıpları hatırlatmaktan başka yaptığın hiçbir şey yok. Anladın mı beni? Sen bize sadece acı getirdin. Hiç doğmamış olsaydın bunların hiçbirini yaşamak zorunda kalmazdık. Sen bizden ailemizi çaldın. Sen ölmeyi hak ediyorsun. Dedemin seni bu eve getirdiğine dua et. Şimdi git odana ve sakın çıkma o odadan."
"Ama abi..."
"Sana odana git dedim ve bu evden gidene kadar o odadan çıkma, duydun mu beni? Aşağıdakilerin huzurunu kaçırma. Odana git."
Yiğit, Nora'yı olduğu yerde bıraktı ve merdivenlerden inmeye başladı.
"Abi, neden benden nefret ediyorsunuz? Neden bana böyle davranıyorsunuz? Ben sizin kardeşinizim. Neden bana bunu yapıyorsunuz?"
Nora'nın dedikleriyle Yiğit arkasına döndü.
"Nora, sen annemizin ve babamızın katilisin. Sen doğduğun gün bu eve sadece bir lanet bulaştırdın. Sen bizi mahvettin. Senin doğman bir hataydı. Sen doğmamalıydın. Sen bizim kardeşimiz değilsin. Seni hayatın boyunca kimse sevmeyecek çünkü sen katilsin. Sen annenin ve babanın katilisin. Bunu asla unutma."
Nora, Yiğit'in gitmesiyle yere çöktü ve ağlamaya başladı.
"Hayır, ben kimseyi öldürmedim abi. Ben kimseyi öldürmedim. Ben katil değilim. Ben yapmadım, ben hiçbir şey yapmadım. Ben katil değilim, değilim. Duyun beni, lütfen duyun beni. Ben katil değilim."
Yavaşça ayağa kalktım. Duvara tutunarak yavaş adımlarla odama doğru yürüdüm. Kapının yanına varınca kapı kolunu tutup açtım, odama girdim ve kendi evime gidene kadar akşam yemekleri hariç o odadan çıkmadım. Kimseye görünmedim, ayak altında dolaşmadım. Aynı Yiğit abimin dediği gibi. Birkaç hafta sonra Amerika'ya geri dönmüştüm.
2026
Aklıma birer birer gelen anılarla boğuluyormuş gibi hissetmeye başlamıştım. Derin bir nefes alıp mezarlığa doğru adımladım ve onların mezarlarına doğru yürümeye başladım.
Durduğum mezar taşlarının önünde üzerindeki isimlere baktım:
Hakan SancarYosun Sancar
Doğum tarihleri:Hakan Sancar - 1965Yosun Sancar - 1968
Ölüm yılları:Hakan Sancar - 2003Yosun Sancar - 2003
