7. bölüm · Kayıp Asa
Taş Yolu ve İlk Bilmece
Ormandan çıktıklarında Elif ve Asya, hafif rüzgârın ve kuş seslerinin verdiği huzuru hissederek durdular. Ama ikisi de biliyordu ki asıl macera hâlâ devam ediyordu. Taşların ve sembollerin yolu, ormandan çıktıktan sonra bile gözlerinin önünden gitmiyordu; sanki bir sonraki ipucu onları bekliyordu.
“Bence bir sonraki adımı bulmamız lazım,” dedi Elif, taşları dikkatle inceleyerek. “Her sembol, her parıltı bir anlam taşıyor olabilir.”
Asya, parlayan taşları birer birer takip etti. “Bu yol bizi bir göreve veya bilmeceye götürecek gibi,” diye fısıldadı. “Dikkatli olmalıyız, orman bize hâlâ göz kırpıyor gibi…”
Bir süre ilerledikten sonra, taşların ve yaprakların oluşturduğu desen bir levhaya dönüştü. Üzerinde eski yazılar ve hafif parlayan semboller vardı. Elif, hafifçe dokunduğunda levha titredi ve bir ses geldi sanki:
“Işığın altındaki kalp, yolun anahtarıdır. İlk adımı doğru at, sırlar açığa çıkar.”
İkisi birbirine baktı; bu, hem heyecan verici hem de biraz korkutucuydu.
“Demek ilk bilmece karşımızda,” dedi Asya. “Bakalım çözebilir miyiz?”
Levhanın önünde dururken taşların hafifçe titreştiğini fark ettiler. Yanlış bir adım atarlarsa taşlar sanki geri çekilecek, doğru adımda ise parlayarak yolu gösterecekti.
Elif derin bir nefes aldı. “Tamam, dikkatli olacağız. Birlikte hareket etmeliyiz.”
Asya başını salladı. “İlk adım… ve belki de sırlar bundan sonra açılacak.”
Taş yolunun üzerindeki ilk sembol parladı ve ikisi, hafif bir gerginlikle ama cesaretle adımlarını attılar. Yol, onları hem yeni ipuçlarına hem de bir sonraki bilmeceye doğru yavaşça yönlendiriyordu…
