2. bölüm / 2
KATLİAM2. BÖLÜM
Bölümler 2Şu an: 2. BÖLÜM
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Üzgünüm ama hastamızın hafızasını geri alabileceğini düşünmüyoruz. Çok düşük bir ihtimal."
Serkan içten içe üzülüyordu genç kıza. Haketmemişti bunların hiç birini. Fakat Gökalp işte, anlamıyodu ki laftan sözden.
Serkan bakışlarını genç kızın içerisinde olduğu odanın kapısına çevirdi. "Peki ne zaman uyanır?"
Doktor "Birazdan uyanmaya başlar. Tekrardan geçmiş olsun." diyerek yanlarından uzaklaştı.
LARA DÖNMEZ :
Burnumu sızlatan yoğun koku ile gözlerimi zor da olsa açtım. Bembeyaz duvarları olan bir hastane odasındaydım. Üzerimde ise mor hastane elbiselerinden vardı. Peki ben neden buradayım. İçimde kendimle çelişirken kapı açıldı ve içeri iki tane adam girdi. İçlerinden mavi gözlü sarı saçlı olan yanıma gelerek ellerimi elleri içerisine aldı.
"İyi misin aşkım?" Ne-ne aşkımı ya? Ne saçmalıyor bu adam.
Titrek bir nefes vererek ellerimi elleri arasından çektim. "Be-beyefendi ne saçmalıyorsunuz siz? Siz kimsiniz?" dediklerim ile hafif sırıttı ama hemen sırıtmasını sildi yüzünden.
"Nasıl yani? Biz evliyiz ve sen benim karımsın. Bunları nasıl hatırlamazsın." Gözlerim dedikleri ile dehşet bir şekilde açılırken arka taraftaki kahverengi saçlı mavi gözlü adam yanımıza yanaştı.
Elini önümde ki adamın omzuna koydu ve hafif sıktı. "Abi hatırlamıyor işte niye inat ediyosun."
Anlamadığımı belli ederek gözlerimi ikisi üzerinde gezdirdim. "Burada neler oluyor? Lütfen birileri bana anlatabilir mi?"
Önümdeki adamın omzuna elini koyan adam bana döndü. "Hafızanı kaybettiğin için hatırlamıyorsun ama ben Ser-" bana kocam olduğunu iddia eden adam kaşlarını çatarak onun sözünü böldü.
"O Sergio 25 yaşında, bende kocan yani Daniel 26 yaşındayım." isimlerinin yabancı olmasına şaşırmıştım. Bi dakika... Benim ismim neydi!?
"Peki... Benim ismim ney? Ve neden isimleriniz yabancı?" Daniel denen adam iyice dibime girdi ve ellerimi elleri arasına hapsetti.
"Senin adında Emma karıcım, 22 yaşındasın. Ve üçümüzde İtalya'da doğduğumuz için adlarımız yabancı." Evet, şimdi söyledikleri biraz anlam kazanmaya başladı.
"Hatta iki tane de oğlumuz var. Edoardo ve Callisto, 3 yaşındalar. İkizlerimiz evimizde bizi bekliyorlar." dediği şeyler ile gözlerim dolmuştu. Benim iki tane oğlum varmış. Hemde ikiz.
"Pe-peki bana ne oldu? Niye hiç birşey hatırlamıyorum."
"Aniden başının dönmesiyle merdivenlerden yuvarlandın." Sergio denen adamın dedikleri ile kafamı onaylar biçimde salladım.
"Peki burdan ne zaman çıkabilirim?" Daniel hızla bana baktı.
"Hemen, hemen şimdi çıkabiliriz." deyip Sergio'ya kapıyı işaret etti.
Sergio odadan dışarı çıktıktan sonra yanıma yaklaştı ve yavaş bir şekilde yataktan kalkmamda yardımcı oldu.
"Eveet, şimdi evimize gitmek üzere yola çıkıyoruz." sesinde çok garip birşey fark etmiştim.
İçim hiç rahat değil, bu adamda kesin bir şeyler var.
Koluma girmesi ile birlikte odadan çıktık. Birkaç dakika sonra hastaneden çıktığımızda siyah bir araba bizi karşıladı. Arabanın arka kapısını açarak ilk önce benim bitmedi bekledi, daha sonra da kendisi bindi ve kapıyı kapattı. Ardından öne eğilerek şoföre arabayı çalıştırmasını söyledi.
Ama daha arkadaşı gelmedi ki. "Şeyy, arkadaşını da beklememiz gerekmiyor mu?"
"Hayır hayatım, Sergio'nun başka bir yerde işi varmış." gülümseyerek konuşmasından sonra gözlerimi kafamı cama yasladım.
Ve gözlerim yorgunluktan yavaş yavaş kapandı.
Araba durduğunda Daniel'ın adımı söylemesiyle uyandım.
"Emma, uyan hadi artık. Evimize geldik."
Ellerimle gözlerimi ovuşturup arabadan inmesini bekledim ve arkasından da ben indim.
Karşımda etrafı korumalarla çevrili güzel bir villa vardı. Olduğum yerde durup etrafımı incelerken bir anda elimden tutup kendiyle beraber eve doğru yürütmeye başladı beni de.
Kapıyı çaldıktan birkaç saniye sonra çok alımlı bir genç kadın kapıyı açtı.
"Hoş geldiniz Gökalp beey." Gökalp mi...? Ne diyo yaa bu kadın.
Anlamaz gözlerle Daniel'a bakarken o kadına içeri gitmesini söyledi ve bana döndü.
"Sen bana adının Daniel olduğunu söylemiştin... O kadın neden sana Gökalp dedi."
"Hayatım şöyle ki benim bir ikizim vardı. Ve evet onun adı da Gökalp'ti. Hizmetçi de beni o sanıyo işte. Anlamıyo bir türlü o olmadığımı." dediğinde anlamazlıkla kaşlarımı çattım.
İkizi neredeydi peki? "Ee peki ikizin nerde? Yani yurtdışında felan mı kalıyo?"
"Evet evet yurtdışında kalıyor. Neyse hadi biz çocukların yanlarına gidelim." diyerek elimden tutup ev içerisinde ki asansöre doğru yönlendirdi beni. Asansörün 2. Kat düğmesine basarak durmasını bekledik.
Asansörün aniden durmasıyla yere düştüm. Aynen benim gibi Daniel'da yere düşmüştü.
Bir anda bağırmaya başlaması ile olduğum yerde sıçramadan duramadım. "Noluyo lan burda? Bana bak kimsen bunun bedelini en acı şekilde ödeyeceksin! " Ardından hemen bana dönüp elimden tutarak kaldırdı.
"Hayatım sen iyi misin? Merak etme bunu yapanlara bedelini çok ağır bir şekilde ödeteceğim. Sen hiç merak etme!" ne yapacağını gerçekten çok merak ediyorum şuan...
Asansörün sarsılarak yeniden çalışması ile Daniel'a döndüm.
"Neler oluyor burda?" konuşurken sesimin titremesine engel olamamıştım.
Hemen yanıma yaklaşıp ellerimden tuttu ve beni asansörün en köşesine oturttu.
Önüme düşen saçımı kulağımın arkasına itti. "Sakın ol tatlım. Hiç birşey olmadı merak etme. Bazen böyle arızalar çıkabiliyor ve büyük ihtimalle düzelttiler."
Bu sözleri hiç inandırıcı gelmiyordu ama neyse.
Korkudan ağzımı açıp tek bir kelime edemediğim için kafamı aşağı yukarı salladım. Ellerimi bırakarak ayağa kalktı. Ardından telefonunu cebinden çıkartıp bi kaç şeye bastıktan sonra kulağına götürdü. Birkaç dakika sonra konuşmaya başladı.
"Serkan hemen buraya gel oğlum, sanırım bask-" bir anda durak sayarak gözlerini bana çevirdi ve devam etti. "Sanırım birkaç misafirimiz gelmiş. Karşılamak için seninde yardımına ihtiyacım var."
Biraz karşı tarafı dinledikten sonra yeniden konuştu.
"Aah, kahretsin! Şimdi diyorum Serkan. Hemen şimdi buraya geliyorsun ve bizi kurtarıyorsun!"
Telefonu kulağından çekip asansör kabininin duvarına doğru sertçe fırlattığında çıkan parçalanma sesleri ve etrafa dağılan telefon parçaları ile irkildim.
Ellerini yumruk yapıp sinirle kafasına vurmaya başladığında iyice yerime sindim. Ne oldu da böyle davranıyor bu adam. Asansörün yeniden çalışmaya başlamasıyla deliye benzer hareketleri bir son buldu.
Gözleri asansörün içerisinde dolaşırken bir anda beni buldu ve gözlerimde nasıl bir korku gördüyse yanıma doğru adımladı. Bense, sanki daha fazla uzaklaşabilecekmişim gibi kendimi duvara daha çok yasladım. Bu hareketim ile gözlerini sımsıkı kapattı ve dişlerini sıktı. Öyle sıktı ki dişlerini, bir an kırılıp parçalanacaklar gibi geldi.
Gözlerini açarak tekrardan bana baktı ve yanıma geldi. Sert bir şekilde kolumdan tutarak ayağa kaldırdı beni, diğer eliyle de çenemi sıkarak konuşmaya başladı.
"Bana bak, uslu bir kız olucaksın ve yanımdan ayrılmayacaksın tamam mı?" o kadar korktum ki cevap bile veremedim.
İstediği cevabı alamadığında ise kükremeye başladı. "Duydun mu beni!? Yanımdan bir santim bile ayrılmayacaksın!"
Çenemin acısı da korkuma karışırken titrek bir nefes alarak zar zor da olsa onayladım.
"Ta-tamam..." cevabım üzerine çenemi sert bir şekilde bıraktı ve beni de arkasından çekiştirerek asansörü kapısının önünde durdu.
Üst üste düğmeye basması ile kapı açıldı, ama hesaplamadığı bişeyler vardı. Silahlarını bize doğrultusunda bulunan adamlar. Ve sanırım tam önümüzde duran adamda onların patronu.
Bölüm etkileşimi
