1. bölüm / 2
KATLİAM1. BÖLÜM
Bölümler 2Şu an: 1. BÖLÜM
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
2 Yıl Önce - 28 Şubat 2019 - Saat 19.47
Son dakika kafasına vurduğum vazonun parçaları etrafa saçılırken, kan akan kafasına elini götürdü. Elini gözlerinin hizasına indirdikten sonra yavaş bir biçimde kafasını kaldırdı ve bana baktı.
Gözlerinde ki şeytani parıltı içten içe daha çok korkmamı sağladı. Bana doğru bir adım attığında bende geriye doğru bir adım attım. Bir daha, bir tane daha, ve bir tane daha.
Bir anda ayağının yere takılması ile yere düştü. Bende bunu fırsat bilip merdivenlere koştum. Arkamdan bağırmaya başlayan Gökalp ile ayağa kalktığını anladım. Merdivenleri ikişerli üçerli çıkarak çatı katına geldim. Hemen kapıya doğru koştum ve kapıyı arkamdan kilitlediğimde artık dışarıdaydım. Ama şuan da gidebileceğim bir yer yoktu. Şiddetle esen rüzgar ile saçlarım bir o yana bir bu yana savruluyorlardı.
Bir anda kapıya uygulanan kuvvet ile korkarak gerçi çekildim. Bir kez daha aynı kuvvet uygulandığında daha da geri, kapıdan en uzak olan bölgeye geçtim. Ve bir anda kapı kırılarak yere düştü. Karşımda, çok öfkeli bir şekilde bana doğru yürüyen bir Gökalp ve geri geri adımlayan bir ben vardım.
Öne atılarak bileğimden tutmasıyla güçlü bir çığlık attım. Beni de kendisiyle beraber binanın tam uç köşesine getirdi. Birkaç adım uzaklaşmaya çalıştığımda kolumda ki elleri buna engel oldu.
"Bi-bi kez daha çığlık atarsam seni bulurlar."
"Evet, beni bulurlar ama seni asla bulamazlar. O yüzden çığlık atmayı aklından bile geçirme. Sadece konuşucaz, sakin sakin."
Ben içimden buna saydırırken o yeniden konuşmaya başladı.
"Öncelikle hayatım, bugün akşam dinî nikah kıyıcaz, yarın ise düğün yapıcaz."
Dedikleri ile şok içerisinde ona baktım, neyden bahsediyo bu!?
"Se-sen neyden ba-bahsedi-iyosun?"
"Hadi gelde gelinlik seçelim sana."
Elini, kolumdan elime kaydırdı ve elime sarıldı. "Hayır! Olmicak böyle bişey. Sevmiyorum ben seni! Evlenmem seninle. Aslaa!"
Yukarı doğru kıvrılan dudakları ile ilk önce sırıttı, sonra ise kahkaha atmaya başladı. Ve bir anda durdu. Ciddi bir hâl aldı ve gözlerinde ki psikopatlığı bütün görünürlüğüyle ortaya sundu. Yanıma yaklaştı, yaklaştı ve yaklaştı. Bedeni bedenime, dudakları kulağıma değecek kadar dibime girdi. Kulağıma hafifçe üfledi.
"Biliyo musun sevgilim. Sen beni haketmiyorsun... Sen ölümü hakediyosun!" Ve son cümlelerini söyleyerek omuzlarımda ki elleri ile bedenimi geriye doğru itti.
Hani birşey vardır. İnsan ölürken, sonsuz bir huzura erişirmiş gibi hisseder ya... Ben öyle hissetmiyorum. İnsan tüy kadar hafif hisseder o zaman. Ben üzerimde ki yükler yüzünden kalkamıyorum. Ben beyaz ışığa değil de, bilinmezlik içinde ki bir kara deliğe düşüyorum...
YAZARDAN :
Gökalp hayatında ikinci kez böyle duygular hissediyordu. Karşısında ki kız çok güzeldi ve o buna dayanamıyordu. Karşısında ki kızın kendisini sevmiyor olması ve bunu şiddetle dile getirmesi onu oldukça sinirlendiriyordu. Ve Gökalp sonuç olarak kızın ya kendisiyle evlenmesi, ya da ölmesi kanısına vardı. Gökalp hissettiği şeyin aşk olduğunu sanıyırdu fakat böyle aşk olmazdı. Gökalp'in yaptığı şey düpedüz takıntıydı. Karşısında ki kızı aşk diye takıntı haline getirmişti. Ve bunun sonu da ölüme bağlanacaktı.
Çatıdan, aşağıya doğru baktığında dördüncü kattan itmiş olduğu kızın kanlar içerisinde olduğunu gördü. Bunu kendisi mi yapmıştı, aklı almıyordu. Tek istediği şey o kızın kendisinin olmasıydı ve isteği gerçekleşene kadar da durmayacaktı. Ve bunun olması içinde kızın yaşaması gerekiyordu.
Hemen binadan çıkıp kızın yanına gitti ve nabzını kontrol etti. Atıyordu. Nabzı atıyordu. Kızı hemen kucağına alıp arabasının yanına gitti ve tek dizine yaslayarak arabayı açıp arka koltuğa yatırdı. Kapıyı kapattıktan sonra kendiside hızla sürücü koltuğuna oturdu. Konumuna en yakın olan hastaneye sürerken aynı zamanda da en yakın arkadaşı olan Doktor Serkan'ı aradı.
"Alo Serkan."
Serkan, Gökalp'in sesinden bişeyler olduğunu anladı. "Efendim abi?"
"Yardımına ihtiyacım var."
"Abi, iyi misin noldu?"
"Hemen ........... da ki hastaneye gel."
"Dıt dıt dıt!"
Serkan aniden suratına kapatılan telefon ile telaş içerisinde arabasının anahtarını aldı ve evinden ayrıldı.
O sırada Gökalp hastaneye varmış doktorları genç kızın başına toplamıştı. Doktorlar kızı sedyeyle yatırıp ameliyathaneye doğru götürürken o da peşlerinden gitti.
"Hastanın durumu nasıl?"
"Stabil tutmaya çalışıyoruz hocam. İç kanaması var ve kafasına darbe yemiş."
"Hemen 6. Ameliyathaneyi hazırlayın! Çocuklar sizde hemen götürün hastayı ve ilk müdahaleyi yapın."
"Tamam hocam."
Genç kız sedye üzerinde, doktorlar eşliğinde ameliyathaneye girerken Gökalp kenarda ki koltuklardan birine oturdu.
Bir süre sonra Serkan hastaneye ulaştı ve Gökalp'in yanına gitti. Sert bir şekilde kolundan tutarak hastanenin bahçesine çekiştirdi fakat, Gökalp o kadar rahat davranıyordu ki bu onu daha çok çileden çıkarıyordu.
Hiddetle arkadaşının karşıaına geçen Serkan konuşmaya başladı.
"Naptın sen, naptın oğlum sen naptın!? Ne bok yedin yine Allah aşkına?"
Gökalp pişkin pişkin sırıtarak arkadaşına baktı. "Napmışım ki? Ben hiçbir şey hatırlamıyorum... Allah'ın işine bak sen yaa(!)"
Arkadaşının onu alaya alması Serkan'ı iyice sinirlendirmişti. Tam suratının ortasına yumruğu indirecekken bir hemşire yanlarına geldi.
"Lara Dönmez'in yakınları siz misiniz?"
Gökalp hemen sahte bir telaşla cevap verdi. "Evet benim, ne oldu iyi mi?"
Hemşire gülümseyerek cevap verdi. "Evet, hastamızın durumu iyi. Şuan da odaya aldık, 4. Kat 357 numaralı odada kendisi. Gidince doktorumuz Ömer Bey'den detaylı bilgileri alırsınız."
Serkan mahçubiyetle konuştu. "Çok teşekkürler hemşire hanım."
"Ne demek, görevimiz." Baş selamı vererek yanlarından ayrılan hemşire ile Serkan homurdanarak Gökalp'in yanına yaklaştı.
"Senin telaşını sikiyim emi Gökalp."
İkisi beraber hastaneye girerek Işık'ın bulunduğu odaya gitmek amacıyla asansöre ilerlediler. Katta olan asnsörlerden birinin içerisine girip düğmeye bastılar. Tam o sırada dışarıdan bir kadın koşarak asansöre yaklaştı.
"Bakar mısınız? Asansörü durdurabilir misiniz acaba."
Serkan kapıların açılması için başka bir düğmeye bastığında kadın içeriye girdi ve derin bir nefes aldı.
"Sağolun beyefendi."
Serkan başını önemli değil der gibi salladı ve göz ucuyla Gökalp'e baktı. Tam da tahmin ettiği gibi, Gökalp her zamanki yaptığı gibi bu sefer de bu kadını süzüyordu. Ne kadar güzel bir kadın diye geçirdi içinden Gökalp. Küçüklüğünden beri böyleydi o. Çok çapkındı, fakat iyice sınırı aşmıştı.
Asansör 3. Katta durduğunda kadın asansörden çıktı. Serkan hemen Gökalp'e döndü.
"Sen ne kadar aşağılık bir herifsin. Seviyom dedin tamam dedik. Ama seninki sevmek değil Gökalp, seninki takıntı haline getirmek. Olduramadığın bir şeyi oldurmak için insanların canını yakmak. Sevmek böyle olmuyo. Seven insanın gözü dışarda gezmez."
Gökalp Serkan'a bu konuşmasından sonra alayla baktı. "Sen mi anlatıyosun bunları bana? Sen bugüne kadar kimi sevdin de bana bunları anlatıyosun. Ya sen sevdiğin kadını evleneceğiniz gün başka bir kadınla aldatıp, sizi bastı diye öldürmedin mi ha?"
Parmağıyla Serkan'ı göğsünden itekledi. "Sen konuşma Serkan. Hele benim hakkımda hiç konuşma. Bundan sonra da konuşmazsın diye umuyorum."
Serkan, Gökalp'in dediklerinin şokunu yaşarken asansör 4. Katta durdu. Asansörden inip odaların olduğu tarafa doğru yaklaştılar. Görüş açılarına giren 357 numaralı oda ile Gökalp önden gitmeye başladı.
Tam o sırada doktor, odadan çıktı ve yavaşça kapıyı kapattı. Gökalp ve Serkan'ın kendisine yaklaştığını fark edince onlara doğru döndü.
"Lara hanımın yakınları siz olmalısınız."
Serkan Gökalp'e fırsat vermeyerek konuştu. "Evet doktor bey biziz, durumu nasıl?"
"Hastamızın durumu iyi, iç kanamaya hemen müdahale ettik. Fakat kafasına aldığı darbe sonucu hafızasını kaybettiğini düşünüyoruz."
Gökalp duydukları ile sırıtarak doktora döndü. "Peki doktor bey, ne kadar bir süreden bahsediyoruz. Ne zaman geri gelir hafızası."
Bölüm etkileşimi
