2. bölüm · Kasırga ve Kaptan Ego

Kafe yolu

Gözde Erdal

Ertesi gün boyunca aklımda tek bir düşünce vardı.Gitmesem ne olurdu?Sonuçta Damian'a hiçbir şey borçlu değildim.Hem bu fikir tamamen saçmaydı.Bir kahve.Onunla.Baş başa.Bu bile kulağa yanlış geliyordu.Telefonum tam o sırada titredi.
~Damian: "Geç kalma."
Gözlerimi devirdim.
~Jade: "Daha iki saat var."
~Damian: "Sadece hatırlatıyorum."
~Jade: "Merak etme. Unutmam."
Mesajı gönderdikten sonra birkaç saniye ekranıma baktım.İkimiz de ne demek istediğimi anlamıştık.Çünkü son unuttuğum şey onun maçıydı.Bu yüzden cevap beklemiyordum.Ama yine de geldi.
~Damian: "Bu iyiydi."
Dudaklarımın kenarı istemsizce kıvrıldı.Lanet olsun.Bu kadar komik olmaması gerekiyordu.Akşam olduğunda kendimi söz verdiğim kafeye giderken buldum.Kapıyı açar açmaz kahve kokusu burnuma doldu.İçeri göz gezdirdim.Ve onu gördüm.Damian köşedeki masalardan birinde oturuyordu.Siyah bir tişört giymişti.Kollarını sıvamıştı.Telefonuyla ilgileniyordu.Bu kadar normal görünmesi garipti.Onu genelde ya ringde ya da beni sinir ederken görüyordum.Damian başını kaldırdı.Gözleri benimkilerle buluştu.Ve o tanıdık sırıtış yüzünde belirdi.
~"Beş dakika geç kaldın."
~"Dört dakika."
~"Saydım."~
"Elbette saydın."
Karşısındaki sandalyeye oturdum.Garson siparişlerimizi aldıktan sonra kısa bir sessizlik oldu.Bu da garipti.Biz sessiz kalan insanlar değildik.Genelde birbirimize laf yetiştirirdik.Ama bu kez ikimiz de ne söyleyeceğimizi bilmiyor gibiydik.Sonunda Damian sessizliği bozdu.
~"Bugün antrenmandan sonra çocuklar bana bir şey sordu."
~"Ne sordular?"
~"Benden neden sürekli bahsettiğini."
Neredeyse kahvemi üzerime döküyordum.
~"Ne?"
~"Ben de onlara senin benden takıntılı şekilde hoşlandığını söyledim."
~"Damian!"
Kahkahaya boğuldu.Salondaki birkaç kişi dönüp bize baktı.Ben ise ona masadaki peçeteyi fırlattım.
~"Sen gerçekten dayanılmazsın."
~"Farkındayım."
Bir süre güldü.Sonra gülümsemesi hafifçe soldu.Yüzünde alışık olmadığım bir ifade belirdi.Daha sakin.Daha gerçek.
~"Şaka bir yana..."
Kaşlarımı kaldırdım.
~"Şaka yapmadığın kısmı da mı var?"
Bu kez gülmedi.
~"Seni tribünde görmek hoşuma gidiyor."
Sözleri beklemediğim kadar dürüst gelmişti.Bir an ne diyeceğimi bilemedim.Damian da bakışlarını kaçırmadı.
~"Çünkü sen hep oradasın, Jade."
Kalbim rahatsız edici bir şekilde hızlandı.Ve ilk kez, çocukluğumdan beri tanıdığım Damian Walker'a bakarken kendimi hiç hazırlıklı hissetmedim.Bakışlarımı hızla kahveme çevirdim.Bu his hoşuma gitmemişti.Çünkü Damian'ın yanında her zaman ne söyleyeceğimi, nasıl davranacağımı bilirdim.Onunla tartışırdım.Onunla dalga geçerdim.Sinir olurdum.Ama şu an...Şu an farklıydı.
~"Neden bana öyle bakıyorsun?"
diye sordum.Damian hafifçe gülümsedi.
~"Nasıl bakıyorum?"
~”Garip."
~"Belki sen garipsindir."
~”İşte tanıdığım Damian geri döndü."
Kahkahası kafede yankılandı.Bir anlığına her şey normalleşmiş gibiydi.Ta ki telefonunun çalmasına kadar.Damian ekranına baktı.Yüzündeki ifade değişti.Çok kısa sürdü ama fark etmiştim.
~”Bir sorun mu var?"
diye sordum.
~”Yok."
Yalan söylüyordu.Çocukluğumuzdan beri onu tanıyordum.Yalan söylediğinde çenesini hafifçe sıkardı.Tıpkı şimdi yaptığı gibi.Ama üzerine gitmedim.Gitmemeliydim.Bu benim işim değildi.Değil mi?Telefonu tekrar çaldı.Bu kez Damian aramayı reddetti.Sonra bir kez daha.Ve bir kez daha.Kaşlarımı çattım.
~”Damian."
~"Jade."
~"Kim arıyor?"
~"Kimse."
~"Kimse seni dört kez aramaz."
Derin bir nefes verdi.Başını koltuğa yasladı.Sanki bütün gün dövüşmüş gibi yorgun görünüyordu.Belki de gerçekten yorgundu.
~”Babam."
Şaşkınlıkla ona baktım.Damian ailesi hakkında neredeyse hiç konuşmazdı.Özellikle de babası hakkında.
~”Hâlâ konuşmuyor musunuz?"
Yüzündeki ifade sertleşti.
~"Hayır."
~”Anladım."
Aslında anlamıyordum.Ama daha fazla soru sormadım.Çünkü gözlerinde ilk kez görmeye alışık olmadığım bir şey vardı.
Kırgınlık.Ve Damian Walker kırgın görünmeyi sevmezdi.Bu yüzden konuyu değiştirdim.
~”Bu arada."
Başını kaldırdı.
~”Antrenmandaki çocuklara benden hoşlandığını söylediğini duyarsam seni öldürürüm."
Bir an sessiz kaldı.Sonra yüzündeki gerginlik dağıldı.
~"O zaman öğrenmelerine izin vermem."
~”Neyi?"
Dudaklarının kenarı yavaşça kıvrıldı.
~"Benden hoşlanan kişinin ben olmadığımı."
Elimdeki peçeteyi tekrar ona fırlattım.Damian kahkahaya boğulurken ben de istemeden gülümsedim.Belki de sorun buydu.Ne kadar uğraşırsam uğraşayım...Onun yanında gülümsemeyi bırakamıyordum.
Kafeden çıktığımızda hava kararmıştı.Sokak lambaları yanıyor, kaldırımlar sarı ışıklarla aydınlanıyordu.Damian ellerini ceplerine sokmuş yanımda yürüyordu.Bu da garipti.Normalde birbirimizi gördüğümüz ilk beş dakika içinde tartışırdık.Ama bu kez sessizlik rahatsız edici değildi.Aksine...Huzurluydu.Bu düşünceyi aklımdan hızla attım.Damian'la huzurlu olmak mı?Saçmalık.
~"Ne düşünüyorsun?"
diye sordu.
~"O kadar da önemli değil."
~"O zaman kesin benimle ilgili."
Gözlerimi devirdim.
~"Kendine hayranlığın bir gün sonunu getirecek."
~"Muhtemelen."
Hiç düşünmeden söylediği cevap yüzünden istemsizce güldüm.Damian da bana baktı.Birkaç saniye.Sonra birkaç saniye daha.Kalbim saçma bir şekilde hızlandı.
~"Neden öyle bakıyorsun?" dedim.
~"Bakmıyorum."
~"Bakıyorsun."
~"Belki."
Lanet olsun.Tam cevap verecekken karşı kaldırımdan bir kızın sesi duyuldu.
~"Damian!"