Emma

Vaveyla Yazarı: Yazar Kız

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: Emma

Bütün gece uyumamış ve en sevdiğim serinin yeni çıkan filmi hakkındaki tweetlerini okumuştum.

'Oh, Tanrım!' Annem de kapıyı birden açıp beni görünce yine şok olmuştu. 17 yıldır beraber yaşıyorduk ama bazı insanlar uyum sağlamakta zorlanır işte.

'Hadi ama anne, kapıyı çalman konusunda otuz kez konuşmuştuk.'

'Lanet olsun neden okulda değilsin?'

'Dersimin başlamasına iki saat var.'

Elimdeki telefondan başımı kaldırmadan konuşmaya devam ettim. Bir süre ses gelmediğinde telefonu kapatarak ona döndüm.

'Ne istiyorsun anne?'

'İçki dolabının anahtarını. Lütfen Emma sadece birkaç yudumcuk.'

'En son 'birkaç yudumcuk' aldığında ne olduğunu biliyor musun sen?' İşaret parmaklarımı havaya kaldırarak vurgu yapmayı amaçladım.

'Hayır aşırı sarhoştum.' Pis bir gülümsemeyle bana bakmaya devam ettiğinde elimle başımı ovaladım.

'İnan bana seni abuk subuk yerlerden toplamaktan yoruldum. Benim yerimde olsan sende içki içmekten vazgeçerdin.'

'Lütfen Emma, başka almayacağım söz veriyorum. Dolaptakiler bittikten sonra yeni içki yok ama önce onları bitirmeme izin ver lütfen.'

'Başka içki alamazsın zaten. Paran yok.'

'Param var tamam mı?'

'O zaman önce elektrik faturasını öde.' Yataktan kalktım ve komodinin üzerinde duran faturayı alarak anahtar için uzattığı eline tutuşturdum. Suratını asarak kağıdı elinde buruşturduğunda gülümsedim ve odadan çıkışını izledim. Saat henüz 7 bile değildi. Üzerimi çıkararak sütyenimin içindeki anahtarı kalemliğimin içine atıp çantama koydum ve duşa girmek için havluyu etrafıma sararak odadan çıktım.

Zamanı unutarak biraz fazla oyalandığım için neredeyse otobüsü kaçıracaktım. Duştan çıkıp hemen odama koştum ve hızlıca giyinmeye başladım. Çantam dün geceden hazırdı. Çabucak saçlarımı sallayarak komodinin üzerinden kalemliğimi aldım ve çantama koydum. Çantayı koluma geçirip koridora çıkarken eteğimi tekrar düzelttim ve anahtarımı aldım.

'Anne ben çıkıyorum, dolapta yemek var. Dışarı çıkmadan önce anahtarını almayı unutma sakın geç dönerim!'

O bana bir şeyler mırıldanırken kapıyı çekip çıktım. Cuma günü çoğu zaman sevgilisine giderdi. Eğer araları bozuksa annem gitmez, o da cumartesi sabahı onu evden almaya gelirdi. İlk başlarda Daniel bana harçlık vermek istediğinde reddederdim. Daha sonra eğer ben almazsam parayı anneme vereceğini, onun da muhtemelen alkol alacağını söyledi. Bende parayı alarak günlüğümün arasına sıkıştırmaya başladım. Onun parasını harcamak istemiyordum.

Annem alkolikti, arkadaşlarımın aileleri ile kıyasladığımda iyi bir anne diyemezdim. Ama arkadaşlarım ona imreniyordu. Hâlâ çok genç, gösterişli, genç ve güzel bir kıza sahip bekar bir anne ve istediği gibi yaşayabildiği bir hayat. Bu benim için de öyle gibi duruyordu. Okul çıkışı kimi zaman gece mesaisine kaldığım yarı zamanlı işler ve yetiştirmek zorunda olduğum faturalar dışında öyleydi de. İstediğim yerde gezebilirdim, istediğim mekanda oturup alkol alabilirdim, istediğim erkekle beraber olup geceyi istediğim arkadaşımda geçirebilirdim. Kendimi bildim bileli bana sadece tek bir uyarısı vardı.

'Asla hamile kalma Emma, eğer bir çocuk doğurursan hayatın bitmiş demektir. Eğer birisiyle yatacaksan temiz olduğundan emin ol ve korunmayı unutma.'

O uyarıyı boşverdim çünkü bu benim istediğim hayat değildi. Ki zaten bu uyarı da değildi. Annemin bana kibarca, hayatımı mahveden şey sensin, deme şekliydi. Otobüste nadiren rastalayabilidiğim o boş koltuğa oturdum ve telefonumu açtım.

Ashh

Tanrımmmm
İnanamayacaksın
Aşırı yakışıklı birisi şu an tam da senin yerinde oturuyor
Ona kalkmasını sen söyle diye ellemedim
Tanrım bu çocuk seni gördüğü an aşık olacak
Tam senlik
Ah
Sanırım yanlış sınıftaymış
Bu bizim için sorun değil tatlı Emma
Onu bulacağıma yemin ediyorum sevgili dostum
Onu bulacağım ve bu yakışıklıyla sevgili olmanı sağlayacağım
En azından başka bir yakışıklıya denk gelene kadar
Hadi ama neredesin?

Sakin olsana
Ashley sen ciddi olamazsın
Gördüğün herkesi bana ayarlamaya çalışmaktan vazgeç

Eğer benim varsa senin de güzel bir ilişkin olmalı
Çabuk gel neredesin?

Senin ilişkin güzel değil
İğrenç
Otobüsteyim

Kes sesini
Benim ilişkim bir harika

Görüldü :)

Kıçına sok
:)

Gülümseyerek telefonu kapattım ve bileğimdeki tokayla yavaşça saçlarımı topladım. Bugün hava güneşli olduğu için muhtemelen ilk dersin sonuna kalmadan saçlarım kurumuş olurdu. Okulun önünde indiğimde iki kız beni kapıda karşıladı.

'Merhaba, Emma öyle değil mi?'

'Beni nereden tanıyorsunuz?' Muhtemelen benden küçüklerdi. Hatta okul formalarının özenilmiş ütülerine bakacak olursak henüz 9. sınıflardı. Gözleri ışıl ışıl aynı zamanda alayla parlayan kız tahmin ettiğimden daha yumuşak bir sesle konuştu.

'Jacob'ın sevgilisisin. Seni herkes tanır.'

'Tanrım ciddi olamazsınız. Bunu o mu söyledi?'

'Evet tatlım bizde inanamadık. Jacob ve...' gözlerini üzerimde tiksintiyle gezdirdi. 'Senin gibi bir kız. Sevgili değilsiniz öyle değil mi? Onu tehdit mi ettin?'

Kısa bir kahkaha atarak yürümeye başladım. Onları umursamadan ilerlerken bana doğru gelene baktım. 'Bakın burada kim varmış.'

'Emma,' derin bir nefes alarak karşımda durdu. Kollarımı göğsümde birleştirerek kaşımı kaldırdım.

'Çok özür dilerim. Ben sadece sana çıkışta kahve içmeyi teklif edecektim. Yemin ederim diğer her şeyi onlar uydurdu.' Derin nefes alarak heyecanla konuşmaya devam edecekken onu durdurmak için konuşmaya başladım.

'Sorun yok Jacob.' Elimi omzuna koydum ve 'Belli ki senden hoşlanıyor. Bence çıkışta onunla bir kahve iç.' diyerek elimi çektim.

'Hayır Emma, o benim kız kardeşim. Tanrım lütfen ona kulak asma.'

'Oh, pardon. Her neyse Jacob daha sonra konuşalım olur mu?' Gülümseyerek yanından geçtim. Okula doğru yürürken Ashley karşımda gülme krizine giriyordu.

'Okulun en popüler erkeklerinden birisi senden hoşlanıyor öyle mi?' Onu itekleyerek yürümeye başladığımda gülmeye devam etti. 'Yanlış suda yüzdüğünü öğrendiği iyi oldu. Seni böyle etkileyebileceğini sanması çok kötü.'

'Hadi ama, Jacob ve Lawrence arasında kalsam gözüm kapalı onu seçerdim. Jacob senin popüler sevgilin gibi ukala değil. Ayrıca daha yakışıklı.'

'Neyse ki Lawrence ve Jacob arasında kalmayacaksın.' Gülerek koluma girdiğinde bende güldüm, saçımdaki tokayı kibarca sıyırdı ve sınıfa doğru yürümeye devam ettik.

Çantamı sınıfa bırakarak lavaboya gidecektim. Bunu her zaman yapardık ama son zamanlarda Ashley ders başlayana kadar sevgilisiyle kalmak istiyordu. Lawrence ile aralarında gerçekten aşk var mıydı emin değilim ama sadakat olduğu kesindi. Çıkmaya başladıkları günden beri ikisinin de yanında başka birisini görmemiştim. Dahası Ash yakışıklı oyunculardan sevgilim diye söz etmeyi bile bırakmıştı.

Lavaboya girip kapıyı kilitleyerek eteğimi düzelttim ve sensörlü makinenin altında hızlıca saçlarımı kurutmaya çalıştım. Sadece biraz ıslaklığı gitse yeterdi. Birisi kapıyı açmaya çalıştığında kilidi açarak yavaşça geri çekildim.

'Sen burada mıydın?'

'Beni mi arıyordun?' Yana doğru ilerledim ve parmaklarımı saçlarımda gezindirip şekil vermeye çalıştım. Ona bakmadan konuşmam gerekiyordu. Herhangi birinin bizim konuştuğumuzu düşünmesini istemiyordum.

'Sana sakız getirsem satabilir misin?'

'Bunu neden yapayım?'

'Çünkü bunu yapmak istemiyorum. Merak etme birine bağlı çalışmıyorum.' Yanıma geçerek aynada rujunu tazelemeye başladı.

'Bundan emin değilim. Son konuşmamızda kavga ediyorduk.'

'Ve hatırlarsan seni bu işe bulaştırmamıştım. İsmin hiçbir yerde geçmemişti. Şimdiyse tamamen güvenli.'

Ruju kapatarak elini göğsüne uzattı. Kızlar sütyenlerinde tahmin edilenden daha fazla şey saklıyordu, benim ara sıra attığım küçük anahtarımın aksine çok daha fazla şey. Aynada saçlarını düzeltmeye başladığında bende uzanıp ellerimi yıkamaya başladım.

'İstemiyorum Linda.'

'Yapma Emma. Sana çok ucuza satacağım. Zarara uğrayacağım hatta ama artık yeter. Annem öğrendi ve bunu daha fazla devam ettirmek istemiyorum. Bu yüzden elimde olanları satacağım sadece.'

'Madem zarara uğrayacaksın neden bunu yapıyorsun?'

Ellerimi sensörlü makinenin altında kurutmaya başladığımda lavaboya girdi. 'Eğer annem odamda bir sürü sakız pakedi bulursa başım daha büyük belaya girecek çünkü.' Kapının ardından olabildiğince kısık konuştu.

'Yarın alırım.' Ellerimi salladım.

'Benim evin yakınlarında buluşuruz. Sana konum atarım.' Kapının arkasından gelen sese dönerek sanki görecekmiş gibi başımı salladım.

Sifon sesi geldiğinde lavabodan çıkarak sınıfa doğru yürümeye başlamıştım. Okul birincisi değildim. Abartılacak kadar çalışkan da değildim. Resme ilgim yoktu, müziğe de ilgim yoktu. Okulda popüler değildim. Ponpon kız takımında değildim ya da okul takım kaptanıyla da sevgili değildim. Yine de bana ihtiyacı olanlar vardı. Ama kimse hakkımda konuşmazdı. Çünkü ben bu okulun yer altıydım. Birileri yakalanır, birileri ceza yer, birileri rezil olurdu. Ben sadece klasik öğrenci olurdum. Kimse benim ne yaptığımı ya da neden yaptığımı bilmezdi. Uygun anı yakaladığım an her şeyi yapabilirdim.

Eğer anneniz hiçbir şeyi umursamıyorsa yaşamak için çabucak para kazanmanız gerekebiliyordu.

Tamam sanırım annemden çok fazla bahsettim. Belki de şu sıralar birbirimizden daha uzaktık. Zaten hiç konuşmazdık ama şu sıralar sarhoşken yaptığı zevzeklikleri de özlediğimi hissediyordum.

'Emma sana diyorum.'

Gözlerimi daldığım yerden çektim ve yanımda oturan, daha doğrusu Lawrence'ın kucağında oturan Ash'e çevirdim.

'Duymadım.' Çember şeklindeki çardaklarda oturuyorduk. Okul çıkışı hava güzel olduğu için biraz zaman öldürmek istemiştik ve Lawrence sevgilisini yalnız bırakmamıştı. Uzun süredir yalnız bile kalamadığımızı farkettim. Her anımda yanımda birini ister miydim bilmiyorum. Onun adına mutluydum ama ben böyle bir ilişki istemezdim sanırım.

'Bu gece bende kal diyorum. Annemler yok ve yalnız kalmak istemiyorum.'

'Annemle konuşmam gerekiyor Ash.'

'Onu bize geçtikten sonra arayabilirsin. İzin vereceğini biliyorsun.'

'Yine de eve uğrayıp ona baksam iyi olacak. Daniel'e gitmemiş olabilir, en son tartıştıkları için ağlamakla meşguldü.' Yerde duran çantamı tutup ayağa kalktım. Ash sevgilisine bir öpücük daha verdikten sonra kucağından indi ve yerdeki çantasını alarak koluma girdi.

'Arabam kapıda, geçerken seni de eve bırakmamı ister misin?'

'Teşekkür ederim Lawrence, hiç gerek yok.'

'Yapma Emma, yürüme işte bizimle gel.'

'Hayır çocuklar kafam çok bulanık. Siz gitseniz daha iyi olur biraz yürüyeceğim. Hatta, aman tanrım bugün prova vardı, kuliste yardım edeceğime söz verdim. Hoşçakalın!'

Ona sarılarak uzaklaşmaya başladım. Okul sonu fotoğraf kulübünün çekimleri, tiyatro kulübünün de provaları vardı. Ben bahçede oturduğumuz yerden koşarak okula doğru ilerlediğimde onlar muhtemelen çoktan çıkmıştı.

Fazla vakit kaybetmeden tiyatro salonuna gittim, öğretmenlerle konuşarak kuliste oyunculara yardım etme görevini üstlenmiştim. Okul sonu provalarını izlemeyi çoğu kişi seviyordu. Bugün son sahnenin provası yapılacağı için daha fazla kişi kalmıştı. Konu neydi hatırlamıyorum ama son sahnede prens ölmek üzere olan prensesi öpüyor ama onun ölümüne engel olamıyordu. Sahne arkasına geçmeden önce koltukların arasından geçerken duraksadım. Şu an bir bahis hiçte fena olmazdı.

'Prens onu öpmeyecek. 50 dolarına bahis açılmış.'

'Şaka yapıyorsun.'

'Cidden mi? Bu bahisleri kim açıyor.'

'Öpecek. 50 dolar. Kime vereceğim?'

Elimi hafifçe kaldırdım. 'Ben toplayabilirim. Tamam o zaman gençler. Öpmeyecek diyenleri sol, öpecek diyenleri sağ cebime topluyorum. Bahisler 50 dolar.' Gülümseyerek bana para uzatanlara göz gezdirdim.

'Ne bahsi?' Öndeki çocuk geriye dönerek sorusuna yanıt bekledi.

'Prensin onu öpmeyeceğine kaç dolara bahse girersin?'

'Şaka mısınız siz, prens sahneyi tam oynamalı. Kesinlikle öpecek.'

Başımı sallayarak uzattığı parayı aldım ve sağ cebime koydum. Hafızam kuvvetliydi ama okulum aptal kaynıyordu. Öpmeyeceği üzerine bahis açıldığı için herkes öpmeyeceğine emindi. Öpecek diyen şu an sadece üç kişiydik.

'Emma, kulise bakabilir misin? Şimdi başlayacağız.'

'Pekâlâ gençler bahisler kapandı. Prova sonu beni çıkışta bekleyin.'

Koşarak perde arkasına geçtim ve kıyafetleri kontrol ettim. Herkes hazır olduğunda prova başlamıştı. Oyuncuların kim olduğunu her seferinde unutuyordum çünkü umurumda olan şey onlar değildi.

Sahne sonuna yaklaştığımızda prensin Dorian olduğunu farkettim. Perdenin arasından izlerken beni gördü. Kucağında okulun resmen en güzel kızı vardı. Koca salon şu an Dorian'ın o kızı öpmesini bekliyordu. Eğer öperse üç kişi bölüşecek olsak bile 150 dolardan fazlası cebime kalıyordu. Dorian okulun yetenekli öğrencilerindendi. Güzel bir yüzü, yüzünden aşağı kalır yanı olmayan bir sesi vardı. Bahsi kazanacağım için keyiflenmiştim.

'Bayan Gordan, yapamayacağım. Afedersiniz.'

'Sorun yok tatlım. Ama bu sahneyi oynamak zorundasınız. Bunu son provaya bırakalım olur mu?' Gülümseyerek ayağa kalktı, başını salladı ve yerde uzanan kıza elini uzattı. Arkasını dönüp perde arkasındaki bana baktı ve kibarca gülümsedi.

Yani.

Öpmedi.

Ve ben cebimdeki 50 doları heba etmiş oldum.

'Evet adamım, bunun için bahis oynamıştık!' Arkadaşları gülerek Dorian'ın yanına geldiklerinde perdenin arkasından çekildim ve çıkışta bekleyenlere parayı dağıttım.

'Emma!'

Kuliste çantamı ararken duyduğum sesle arkamı döndüm. Şu an ne düşünmem gerektiğini bile bilmiyordum. Son paramı kaybetmiştim. Bu kaybettiğim ilk bahisti.

'Selam.'

'Selam Dorian.'

Kiraya kaç gün kalmıştı? Tanrım ne kadar vardı şu an elimde? Annem umarım faturayı ödemiştir. Dorian'ın derdi neydi öyle. Okulda öpüşmediği kişi kalmamıştı ve şimdi bir rolden mi çekiniyordu? Lanet çocuk.

'Ne arıyorsun?'

'Çantam. Sırt çantamı bulamıyorum.'

'Ah, bu mu?' Arkama dönerek elinde tuttuğu çantaya baktım.

'Tanrım teşekkür ederim. Bütün okul dağıldı son otobüse geç kalacağım.' İlerleyerek çantama uzandığımda onu geri çekti.

'Öncesinde senden bir şey istesem.'

'Sırası değil Dorian, gerçekten otobüsü kaçıracağım.' Ona doğru ilerledim.

'Sorun yok arabam var. Seni bırakabilirim.' Geriye doğru bir adım daha attı.

'Eğer çantamı şimdi verirsen beş dakika içinde yetişebilirim. Buna gerek yok teşekkürler.' Ben adım attıkça geri çekiliyor, çantayı daha geride tutuyordu. Uzanmaktan vazgeçerek durdum ve derin bir nefes aldım. 'Ne istiyorsun?'

'Sadece bir öpücük.' Yüzüne bir gülümseme yayıldı. Hiç hoş olmayan bir gülümseme. Pisti. Ve iğrenç. Hatta çirkindi. Tanrım bu kadar çirkin olduğunu hiç farketmemiştim bile.

'Geri bas bok torbası. Çantamı ver ve burdan defol!'

Geride tuttuğu elini birden açarak çantamı yere düşürdü. Hızla üzerime gelerek kolumu tuttuğunda çığlık atacaktım ama elini hızlıca ağzıma bastırdığında beni geriye doğru itmeye başladı. Boşta kalan elimle kolunu çekiştirsem de başaramadım, gerçekten çok güçlüydü. Elini ağzımdan çekerek kolumu sıkıca tuttu ve beni duvara yasladı.

'Eğer böyle bir şey yaparsan seni polise şikayet ederim ucube!'

'Oh, denemek ister misin?'

Dudakları yüzüme doğru yaklaştığında başımı yana doğru çevirdim. Tuttuğum nefesimi bırakarak son gücümle konuşmayı denedim. Nefesi boynuma değiyordu. Korkudan titrediğimi far ettiğimde gözlerim dolmaya başlayacaktı.

'Kamera burayı görüyor aptal.'

'Siktir.' Hızlıca geri çekildi.

'Sana inanamıyorum!' Hemen o tarafa yürüyerek çantamı yerden aldım. Arkamdan gelse de ondan uzakta duruyordum.

'Emma özür dilerim, ben sadece...'

'Kes sesini! Bunun hiçbir açıklaması yok tanrım biz seninle hiç konuşmadık!'

'Beni reddettin!'

'Daha bir teklif bile sunmadın!'

'Eğer seni öpersem bana aşık olacağını söyledi!'

'Siktir git Dorian, kim böyle bir şey söyler ki?'

'Lawrence! Ona Ashley ile nasıl sevgili olduklarını sordum ve o da öyle dedi. Onu bir gün birden öpmüş ve Ashley şu an ona sırılsıklam aşık!'

'Dorian aynı şey değil! Ashley ile birbirlerinden hoşlandıkları çok açıktı ve Ash onu öpmesi için izin vermişti. Senin yaptığın, tanrım bu suç!'

'Seni zorlamak istememiştim! Yemin ederim bu iş tamamiyle çığrından çıktı. Ben bunu düşünmedim.' Bana doğru bir adım attığinda geri çekildim.

'Uzak dur benden!'

'Lütfen Emma, özür dilerim. Seni eve bırakmama izin ver.'

'Bana tekrar saldır diye mi? Asla olmaz!'

'Emma?'

Salonun kapısı açıldığında kapıda kim olduğunu göremedim. Sesi tanıdık mı bilmiyordum ama şu an daha güvende hissediyordum. Üzerimizdeki ışığın etkisinden çıkmak için hemen sahneden indim. Bana doğru gelen kişiyi sonunda seçtiğimde kim olduğunu hatırladım.

'Burada ne yapıyorsunuz?'

'Seni ilgilendirmez dostum. Bu ikimizin arasında. Hadi gel Emma, seni eve bırakayım.'

Onun arkasına geçerek Dorian'a doğru parmağımı savurdum. 'Sakın bana bir daha yaklaşmaya kalkma.'

'Ondan uzak dursan iyi edersin çocuk.'

Dorian sahneden indi. Bize doğru yaklaştığında elini arkaya doğru uzatarak beni tam arkasına geçirdi.

'Yoksa ne olur?'

'Kamera görüntülerini bütün okula ifşa ederim.'

Dorian'ın yüzü bir anda düştü. O hızlıca salondan çıkarken Jacob bana döndü.

'Tanrım sana bir şey yaptı mı?'

'Hayır, hayır tam vaktinde yetiştin.'

'Derdi ne bu göt herifin?'

'Onu reddettiğimi düşünmüş, sinirlendi sanırım.'

'Sana çıkma teklifi mi etmişti?'

'Hayır, sadece bu sabah yanıma oturmak istemişti ve ben tek başıma daha rahat olduğumu söylemiştim, sanırım bahsettiği şey de bu.'

Sırtımı duvara yaslayarak ellerimi saçımda gezdirdim. Jacob kolumu sıvazlayarak gülümsedi. 'Ona bulaşma, bu işi ben halledeceğim tamam mı?'

'Hayır Jacob, büyütülmesini istemiyorum. Konu kapandı. Yardımın için teşekkür ederim.' Çantamdan çıkarıp telefona baktım. 'Ve sayesinde otobüsü de kaçırdım.'

'Beraber yürümek ister misin? En azından daha güvende hissetmen için.'

Gülümseyerek başımı salladığımda salondan çıktık ve yürümeye başladık. Uzun bir süre sessiz kaldığı için konuşmak istemedim. Sonunda ise sessizliği bozan o oldu.

'Bahis oynadığını duydum.'

'Kimden?'

'Bizim çocuklar da oynamış. Kazanmışlar.'

'Ben kaybettim.' Tekrar suratım asıldığında gülmeye başladı.

'Bu da sana ders olsun o zaman. Bahisler tehlikelidir. Ben asla oynamam.'

Suratını asmaya devam ettim. Tamam belki de 50 dolar o kadar önemli değildi. Telefonumdan gelen sesle ekranı açıp bildirime tıkladım.

Ashh

Neredesin?
Çoktan eve gitmiş olman gerekiyordu.

Ufak bir işim vardı
Şu an yanımda Jacob var
Eve yürüyoruz

NEEEEE
ne
Tanrım bana bir saniye ver

Derin bir nefes aldım. 'Tanrım Ashley beni öldürecek.'

Gülerek yanıma sokuldu. 'Bu akşam bir planın var mı? Kız kardeşimin doğum günü var. İkinizi de alabilirim.' Kolundaki saate baktı. 'Saat 8'de alabilirim hatta.'

'Ah, teklif için teşekkür ederim. Bunu ona da bir sorayım.' O başını salladığında tekrar telefona döndüm.

Ne demek ya
Ne işi var şu an yanında
Yoksa
YOKSA BANA HABER VERMEDEN KAHVE TEKLİFİNİ KABUL MÜ ETTİN?
Tanrım sanırım ağlayacağım
Bak şu mesaja

Kes sesini Ash
Okul provalarına yardım ediyordum
Ne olduğuna inanamayacaksın
Sana anlatacağım
Jacob şu an sadece küçük bir ayrıntımız

Peki
Sana inanıyorum

Bizi kız kardeşinin doğum gününe davet ediyor
Gelmek istiyor musun?
Akşam sekizde bizi alabileceğini söyledi

O zaman hemen bize geliyorsun
Ve burada hazırlanıyoruz

Tamamdır

Telefonu kapatıp çantama attım ve yürümeye devam ettik. Havadan sudan konuştuktan sonra yollarımız ayrıldığında adımlarımı hızlandırarak Ash'in evine ilerledim ve anneme eve gelmeyeceğime dair bir mesaj attım. Sanki çok umurundaydım ya.

'Uf, bebeğim karşımda bir afet var.' Kapıyı açan çocuğa döndüm. Ashley'in küçük bir erkek kardeşi vardı. Aramızda çok fazla diyalog geçmezdi ama küçük çocuğun beni sevdiğini farketmemek için aptal olmak gerekirdi. Aşk değildi tabii. Sadece beni kendine belki de ablasından bile yakın gördüğünden emindim.

'Aman tanrım, böyle bir yakışıklıdan iltifat aldığım için çok memnun oldum.' Gülümsediğimde kenara çekildi ve gülerek beni içeri davet etti.

'Hoş geldin Emma, geleceğini bilmiyordum. Yoksa seni her zaman en güzel takım elbiseyle karşılarım biliyorsun.'

Kollarımı açtığımda kapıyı arkamdan kapattı ve bana sıkıca sarıldı. 'Bende seni özledim afacan. Ablan nerede?'

'Odasında. Yine yanınıza gelmeme izin vermeyeceksiniz öyle değil mi?'

'Evde kalmayacağız Nick.' Koluma girdiğinde merdivenleri yavaşça çıkarak odaya doğru ilerledik.

'Nereye gidiyorsunuz? Anneme haber verdi mi?'

'Onu bilmiyorum. Bir arkadaşımın davetine. Kız kardeşinin doğum günü. Sanırım seninle aynı yaşta, gelip onunla tanışmak ister misin?'

'Hayır Emma. Hayatıma senden başka kadın sokmak istemiyorum bebeğim.' Gülmeye başladığımda güldü. Henüz yeni liseye geçmişti. Çok hiperaktif ve fazla eğlenceli bir çocuktu. Sürekli komiklik yapar, bana her zaman iltifat ederdi. Tek kötü yanı sigara kullanmasıydı. Henüz küçük olsa da Ashley ona sözünü dinletemiyordu. Ne annesini ne de babasını dinliyordu zaten.

Odanın kapısını açmadan önce ona döndüm. 'Sigarayı bıraktın mı?'

Başını mahçup bir ifadeyle yere eğdi. Tam o sırada Ash kapıyı açtı. Gülümseyerek hoşgeldin dedikten sonra sıkıca bana sarıldığında Nick omzuma elini bıraktı. 'Size iyi eğlenceler hanımlar. Ben muhtemelen erken uyuyacağım, anahtarını almayı unutma Ash.'

O başını salladığında hemen içeri girdik. Ben çantamı yere bırakarak yatağa oturduğumda o da bana kıyafetlerini gösteriyordu.

'Dorian beni öpmeye çalıştı.'

'Ne!?'

Elimdeki kıyafetleri bırakarak hemen yanıma oturdu.

'Tanrım neler söylüyorsun!'

'Çok ani oldu. Sırt çantamı arıyordum ve o elinde tutuyordu. Ona çantamı vermesini yoksa otobüsü kaçıracağımı söylediğimde sadece bir şey istediğini söyledi. Beni öpmeye çalıştı Ash, eğer kameralar bizi görüyor olmasaydı başıma ne gelirdi bilmiyorum ama daha fazla utanırdım çünkü içeri birden Jacob girdi.'

'Aman tanrım, bu yüzden mi onunla yürüyerek geliyordun?'

'Beraber yürümek iyi hissettirir diye düşündüm. Dorian'ı kamera kayıtlarını ifşa etmekle tehdit etti. Yolda gelirken de bizi partiye davet etti.'

Ash beni dikkatlice dinledikten sonra sıkıca sarıldı. 'Bütün gece uyumamıştın öyle değil mi?'

Başımı salladım. Gerçekten uykum vardı. Geriye çekilerek beni itekledi ve başımı yastığa koydum.

'Sen biraz uyumayı dene, ben ikimize de harika bir kombin hazırlayacağım.' Gülümseyerek gözlerimi kapattım. Gerçekten uyumaya ihtiyacım vardı. Yataktan kalktığını hissettiğimde arkamı döndüm ve uyumaya çalıştım.

Gece keyifli geçmişti. Doğum günü çok eğlenceliydi ve çok fazla dans etmiştik. Jacob'ın babası büyük bir restoran zincirinin sahibiydi. Bu yüzden maddi durumları gayet yerindeydi ve çocuklarını da okula korumaları bırakırdı. Partide bize hizmet etmesi için fazladan görevli bile alınmıştı.

Eve girdiğimizde Nick uyuduğu için sessiz olmaya özen göstererek odaya çıktık. O gece orada kaldıktan sonra ertesi gün erkenden evime gelmiştim. Annem evde yoktu, muhtemelen Daniel ile beraberdir diyerek umursamadım. Üzerimden Ashley'den aldıklarını çıkardım ve çamaşır makinesine attım. Çantamı yatağımın kenarına bırakarak duşa girdim. Ilık duş sonrası bornozumla oturmayı seviyordum. Üzerimdeki bornozla beraber yatağa uzandığımda Linda mesaj atmıştı.

Sakızcı

Konum📍
Saat 19:00'da burada olursan sevinirim, sabah işlerim var ve ancak bu saatte çıkabilirim.

Tamamdır.

Attığım mesaj anında görüldü olduktan sonra yatakta uzanmaya devam ettim. Henüz yedi saatim vardı. Telefonda biraz daha oyalandıktan sonra kalkarak üzerimi giyindim ve mutfağa geçtim. İçki dolabı açıktı.

'Siktir, anne!'

Evde kimse olmasa da bağıra çağıra anneme kızmaya başlamıştım. Anahtarı aldığını hiç farketmemiştim, tanrım çoktan sarhoş olmuş olmalıydı. Dolap bomboştu. Oturma odasına ilerlediğimde tahmin ettiğim gibi her yer dağınıktı. Tekrar mutfağa giderek bir çöp poşeti çıkardım ve içeri dönerek bütün şişeleri poşete attım. Masanın üzerinde geldiğimde ilk şişeyi elime aldım, İçinde hâlâ alkol vardı. Hatta sanırım hiç içilmemişti. Onu kenara bırakarak yerdeki çöpleri toplamaya devam ettim. Masanın üzerindeki kağıtları da buruşturarak poşete attım. Yere düşen kağıdı almak için eğilirken başımı masaya vurduğumda hâlâ ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Sandalyeden inerek yere oturdum ve dizlerimi kendime çektim.

Asla akıllanmayacaktı. Hayatım boyunca ona sahip çıkmak zorunda kalacaktım, sürekli sarhoş olacaktı, belki birkaç hafta sonra Daniel'den ayrılacak ve depresyona girecekti, başka bir erkek aramaya başladığındaysa işler daha da sarpa sarıyordu. Bu senaryoları daha önce yaşamıştık. Bu eziyeti daha önce zaten çekmiştik. Neden hâlâ akıllanmamıştı? Neden hâlâ küçük bir ergen gibi davranıyordu?

Hıçkırıklarımı tutamadığımda kendimi zorlamaktan vazgeçtim. Annemi kontrol etmesi gereken ben değildim ki. Onun bana sahip çıkması, bana değer vermesi gerekmez miydi? Aç mıyım ya da bir sorunum var mı diye merak etmesi gereken oydu. Bundan üç yıl önce benden sevgilisini gizleyen anneme ona karışamayacağımı ve eğer mutlu olacaksa birisiyle sevgili olabileceğini ben anlatmıştım. Bunları benimle paylaşmasını istediğimi ben söylemiştim ona. Herkese hemen güvenmemesini ve kendini kaptırmaması gerektiğini ben hatırlatıp durmuştum. Üç yıl önceydi. Ben sadece 14 yaşındaydım. 14 yaşında bir kız çocuğu değil de sanki bir anneydim ona karşı. Çevremde artık ailelerini umursamayan çok fazla kişi vardı. Ailesiyle konuşmayan, annesini önemsemeyen ya da sadece aldıkları harçlıklar için onlara 'tahammül' ettiğini söyleyenler ve nicesi. Ben ondan uzaklaşmak istememiştim. Ben annem olarak kalması için çırpınmıştım. Anneme annelik yapan bendim. Belki de böyleydi. Belki de o kadar sabretmeye gerek yoktu ve bazen ipleri bırakmak gerekiyordu.

Gözyaşlarım durulduğunda biraz daha sakinleşmiştim. Hoş, aradan bir saat geçmişti zaten. Ellerimin tersini kurumaya başlayan yaşlara sürerek ayağa kalktım. Burnumu çekerek doldurduğum poşeti elime aldım ve kapının önüne çıkardım. Linda'ya gideceğim zaman onu dışarı bırakabilirdim.

Mutfaktan küçük bir buz alarak gözlerime sürmeye başladım. Muhtemelen gözaltlarım şişmişti. Banyoya giderek kızaran gözlerime baktım uzun uzun. Bence kendimi fazla yıpratıyordum. Sonuçta o yetişkin bir kadındı. Kendi başının çaresine bakabilirdi. Artık on beşinde bir ergen ya da yirmilerinin ortasında bir genç değildi. 33 yaşına gelmişti. Anne olduğunu kabullenmese bile olgun bir kadın olduğunu kabullenmeliydi. Ondan hiçbir zaman büyük beklentilerim olmamıştı zaten. Yine bir hayal kırıklığı mı yaşamak istiyordu, buyursun. En alâsını yaşayabilirdi. Artık ona nasihat vermeyecektim.

B Ö L Ü M S O N U . . .

İlk bölüm hakkında ne düşünüyorsunuzz

Yorum yapmayı ve oy atmayı unutmayınn💛💛

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2.500okunma 0beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18