4. bölüm / 4
Karmaşık NetlikYakınım mısın? Yabancı mı?
Bölümler 4Şu an: Yakınım mısın? Yabancı mı?
- 1 YANLIŞ ARABA2.708 kelime
- 2 Mühürlü Mektup2.311 kelime
- 3 Ortak Düşman1.999 kelime
- 4 Yakınım mısın? Yabancı mı?1.352 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm şarkısı
Senden Daha Güzel(Duman)
Bu şarkı ikimiz içindi .Bu bizim şarkımızdı...
***
Gözlerimi beyaz bir tavana açtığımda zihnim allak bullaktı. Yatakta doğrulmaya çalışırken Kuzey'i gördüm. Başımı eğdiğimde hemen kaldırdım.
Kuzey'in burada ne işi vardı?
Ve benim burada olduğumu nasıl öğrendi?
Burası bir hastane odasıydı. Kalp ritimlerim makineden duyulurken Kuzey'e bakıyordum. Her yeri kan revan içindeydi, beyaz gömleğinde kurumuş olan kanlar çok kan döktüğünü söylüyordu. Uyuyordu... Saçlarını hınçla karıştırmış gibi dağınıktı. Yorgunca başını arkaya doğru koymuştu.
Onu izlerken ses çıkarmamaya çalışıyordum ama onu gören kalbimin ritmi hızlandığı için uyanmıştı.
Bnaa bakarken daha yeni yeni uyanıyormuş gibiydi.
"Uyanmışsın."
"Bana ne oldu?"
"Hatırlamıyor musun?"
"Bazı şeyleri hatırlıyorum işte arkamda siyah arabalar varken Aren'i aradığım sonra 6 kişiyi silahla vurup 4 kişiyle dövüştüğümü ve son iki kişinin biri boğazımı sıkarken diğerinin bana vurduğu sonra da Aren geldi ve ben vuruldum."
"Aren mi? Bu senin düşmanın olan Aren Kayahan mı?"
"Evet, o"
"Neden ben değilde o?"
"Nasıl sen değilde o?"
"Yani neden ben değilde onu aradın?"
Bana kızmıyordu sadece o gri gözlerinde kırgınlık vardı. Ona anlatmamın zamanı gelmişti.
"Onu aramamın sebebi iki hafta önce bana 'sen bana bir şey yapamadan ölmüş olacaksın' demişti ve bende beni öldüreceği plan bu sandım."
Bana bakarken inanmamış gibiydi.
"Peki, bunu duyunca neden beni aramadın?"
"Bilemiyorum, hem ben burada şimdiden daraldım buradan çıkar beni."
Başını salladıktan sonra "bir süre daha burada kalacaksın" dedi.
Tam konuşmaya başlayacakken "işini sorun etme ben halledicem" dedi ve odadan çıktı.
Üzülmüş müydü?
Ama ben haklıydım.
Yoksa o mu haklıydı?
***
3 Gün Sonra
"Kuzey Bey beni buradan çıkaracak mısınız artık?"
"Hayır, biraz daha kalmalısınız"
"Ama 3 gün oldu ben çıkmak istiyorum yaram da iyileşmeye başladı zaten."
"Olmaz diyorsam olmaz."
"Ama Kuzey Bey ben çıkmak istiyorum eğer çıkarmazsanız ben kendim çıkarım."
"Kapıda o kadar koruma varken mi?"
Biliyordum kapıda korumalar vardı ama onları geçebileceğimi düşünüyordum sonuçta on kişiyle tek başıma dövüşmüştüm.
"Onları atlata bileceğimi biliyor olmalısın."
"Hmm, galiba biliyorum ama 3 gün boyunca böyle dedin fakat çıkmak için çaba göstermedin, neden?"
"Bilemiyorum, kütüphaneden bulduğumuz şeyle ve babamdan öğrendiğim gerçekle galiba dinlenmek istiyorum."
"Babandan hangi gerçeği öğrendiğini sorabilir miyim?"
"Aslında babamın bana yaptığı şeyi defterimden öğrendim."
Sertçe yutkunurken "ne öğrendin?" dedi.
"T-tecavüz edildiğimi"
Telefondanilk önce ses gelmedi ama sonradan çok büyük bir gürültü koptu.
Sonrada bana "baban mı?" dedi.
Ne zaman ağlamaya başladığımı bile bilmiyorken "evet, ama ona birşey yapma" dedim.
Sinirli çıkan sesiyle "ona birşey yapmayacağım, bir sürü şey yapacağım."
Babama bir şey yapmazdı değil mi?
Neden umursuyordum ki?
Onu babam olarak görmemeliydim...
"Lütfen, ona cezasını ben vermeliyim."
"Tamam, senin için birkaç parça bırakacağım."
"Hayır, ben onu bütün haliyle istiyorum."
Telefonu yüzüme kapatınca derin bir nefes alıp eşyalarımı toplamaya başladım.
Bugün ne olursa olsun buradan gidecektim!
***
Anneme ne olduğunu bilmiyorken tek ailem babam sanmıştım. Ama o benim hiçbir zaman ailem olmamış.
Ben onu koruyucum sanarken beni sırtımdan bıçaklayacak bir yer arıyormuş. Bir dakika babam bir keresinde bana 'kendinden başka hiç kimseye güvenme Elva seni sırtından bıçaklayabilirler' demişti.
Bana böyle yaptığı için mi demişti?
Yoksa daha bilmediğim şeyler mi vardı?
Telefonu kapattıktan sonra çantamı hazırlamış ve hastaneden çıkmıştım. Korumalar bana itiraz etmek yerine arkamdaki ve önümdeki arabalarla bana eşlik ediyorlardı.
Kendi korumlarımı almaya gerek duymamıştım sonuçta yanımda bir ordu dolusu koruma vardı.
Hem bu korumlar daha eğlenceliydi.
"Hey, sen iri ve yakışıklı olan"
Yanımdaki koruma böbürlenip "buyurun Elva Hanım" dedi.
Bense ona aldırış etmeden ön koltukta oturan adama seslendim.
"Sana diyorum."
Koruma arkasına dönüp bana "bana mı diyorsunuz Elva Hanım?" dedi.
"Tabiki sana diyorum burada senden yakışıklısı var mı?"
Yanımdaki koruma bana alınmış bir şekilde bakarken eliyle onu göstererek "Akın mı yakışıklı? O yakışıklıysa biz neyiz?" dedi.
Bense biraz alayla "siz güzelsiniz, o yakışıklı"
Koruma gözlerini fal taşı gibi açıp "güzel mi? Elva Hanım ayıptır sorması ama sizin güzel bizim yakışıklı olmamız gerekmiyor mu?"
Rahatlığımdan ödün vermeyerek "bana göre sizde güzelsiniz hem adın neydi bu arada?" dedim.
Benimle başa çıkamayacağını anlayınca homurdanıp "Selim" dedi.
"İsmin gibi sende güzelsin pardon yakışıklısın."
Selim bana cin görmüş gibi bakarken kendimi durduramayıp güldüm. Eve vardığımızda bu sefer ben şaşırmıştım.
Evin her tarafı korumalarla doluydu!
Şüphesiz 60 tane koruma vardı!
Ve bendekilerle bir her yer koruma oluyordu!
Hala şaşkınken Kuzey'i aradım.
"Bir şey mi oldu?"
"Bu korumlar ne?"
"Koruma işte."
"Koruma olduklarını bende biliyorum neden bu kadar fazla?"
"Bana az gelmişti ama..."
"Ne azı Kuzey sen gerizekalı mısın? Ev zaten küçük bu kadar korumaya ne gerek var?"
"Hmm, peki düşmanların evin küçük diye seninle uğraşmıyorlar mı?"
"Yani, orası doğru ama bu kadarına ihtiyacım yok kendi korumlarım yetiyor."
"Kendi korumaların yettiği için mi saldırıya uğradın?"
Sinirden şakaklarımı ovuştururken "haklısın, tamam, ama benimkiler zaten bana yetiyor bu kadarına gerek yok."
"Güzelim, bak ne kadar çok korunursan o kadar iyi başka sorun var mı?"
Bana güzelim mi demişti o?
Onun güzeli miydim?
Yoksa lafın gelişi mi söylemişti?
Sanki beni görebilecekmiş gibi başımı salladım ve "başka sorum var, artık şirkete gitmek istiyorum"
Çok bilmiş sesiyle "böyle yapacağını bildiğim için sen iyileşene kadar onlarında patronu benim" dedi.
Ben iyileşisiye kadar bana hiç birşey yaptırmayacaktı dimi?
Hem o benim işlerimden ne anlardı?
***
Akşam olmuş balkonumda kahve içerek oturuyordum. Elimdeki defterimi bırakmaya çalışıyordum. Ama bırakmak içimden gelmiyordu.
O günkü benş yanlız bırakmak istemiyordum.
Çok yalvardım.
Dur dedim.
Ama durmadı.
Ellerim titrerken defteri sımsıkı tutuyordum. Derin bir nefes alıp defteri yanımdaki sehpaya bırakıp telefonumu aldım.
Her yarım saatte bşe Kuzey'i arayıp sinir ediyordum. Pek fazla sinir olmuyordu ama onunla uğraşmak hoşuma gidiyordu. Kuzey'i arayınca yine hep yaptığı gibi tekte açtı ama sesi bıkkın gibiydi.
Gibisi az kalırdı.
Bıkmıştı...
"Suyun mu bitti? Yoksa yine korumalar gıcık mı etti? Tamam kesinlikle saat kaç diye soracaksın."
Benim gülmekten karnım ağrırken o halinden memnun değildi.
Sonunda gülmeyi bırakıp "bu sefer ne yapıyorsun diye aramıştım" dedim.
"İşlerle uğraşıyorum, şirketteyim"
Doğru söylemediği belliydi.
"Bu saatte mi?"
"Evet, bu saatte ne varmış saatte?"
"Kuzey saat gecenin biri ne yapıyorsun bu saatte?"
"İmzalanacak evraklar varmış ondan geldim."
"Sabahı bekleyemedin mi?"
"Önemli evraklar Liya."
Bir dakika neler oluyordu burada?
Öğrenmiş miydi?
"Liya mı?"
"Eee şey pardon onunla çok benziyorsun, bir daha olmaz merak etme"
"Hayır, sorun değil sadece neden dediğini merak etmiştim, yani öyle seslenebilirsin."
"Tamam, şimdi kapatmam gerekiyor işlerim var sonra görüşürüz."
"Görüşürüz"
Telefonu kapattıktan sonra kitabımı geri aldım ama yoldan geçen arabanın içindençalan müzik hareketsiz kalmamı sağlamıştı.
Senden Daha Güzel çalıyordu.
Bilerek mi açmışlardı?
Gittikçe ses ve araba uzaklaştığı için kitabıma geri döndüm.
Tabi daha bir satırı okuyamadan o araba tekrar geçiyordu.
Bir de geçerken kaplumbağa gibi geçiyordu.
Son ses müzikte nakarat çalıyordu.
"Kimseyi görmedim ben, senden daha güzel
Kimseyi tanımadım ben, senden daha özel
Kimselere de bakmadım, aklımdan geçen
Kimseyi tanımadım ben, senden daha güzel"
Bu şarkı aslında bşr nevi benle Kuzey'i anlatıyordu. Klabine Liya'dan -benden- başkasını almamıştı.
Bilmese de ilk günden beri birşeyler seziyordu.
İlk günde beni Liya'ya benzetmişti.
Aslında sadece bir belirti bekliyor gibiydi.
Emin olmak için...
Araba üçüncü kez tekrar geçti ama bu sefer şarkının farklı bir yeri çalıyordu.
"Sana nerden rastladım?
Oldum derbeder
Kendimi sana sakladım
Senden daha güzel"
Bu şarkıyı Kuzey'in açtığına o kadar eminim ki...
Ağlamayı bırakmış yüzümde gülümsemeyle Kuzey'i aradım.
"Bil bakalım bu sefer ne için aradım?"
"Hmm, galiba sokağın önünden geçen araba yüzünden"
Nereden biliyordu?
Nereden bilecek kapıdaki 60 tane korumadan!
"Evet, aslında ondan aradım ama bir araba geçtiği için değil arabada senin açmış olabileceğin bir şarkı yüzünden"
"Hangi şarkıymış o?"
"Senden daha güzel, tam bizi anlatıyor dimi?"
"Evet de o şarkıyı benim açtığımı nereden bildin?"
Hafif kıkırdayıp "sen böyle diyesiye kadar sadece bir tahmindi, kendi kendinizi ele verdiniz Kuzey Bey" dedim.
Kısık sesle küfredip "siktir lan ben kendimş kurnaz sanardım sen benden de betermişsin" dedi.
Bol bol gülerken "tepkin çok komikti neyse yarın seni yemeğe bekliyorum"
"Yarın beni yemeğe davet etmiyorsun."
"Hayır ediyorum yarın saat tam 7'de seni bekliyor olacağım, görüşürüz"
Bir şey söylemesine izin vermeden telefonu kapattım. Ama yüzümdeki gülümseme hala silinmemişti.
Balkondan çıkıp yatağıma yattım. Tabi bildirim gelmeseydi uyuyacaktım.
Telefonumu alıp bildirime baktım.
-Bilinmeyen Numara: Gülümsemen çok güzel.
Bu da neydi şimdi?
Kimsin?
Mesaj anında görüldü ve cevap yazıldı.
-Bilinmeyen Numara: Hem senin çok uzağınım ama attığın her adımı bilecek kadar da yakınınım.
⭐
Selamlarr👋
Ben geldimmm❄️
Nasılsınız?
Karmaşık Netlikte yeni bölümle sizlerleyim inşallah beğendiğiniz bir bölüm olmuştur.
Beğendiğiniz beğenmediğiniz neler varsa hepsini bana yazabilirsiniz🤭
Sizi fazla tutmayacağım desteklerinizi esirgemeyin
Yeni bölümde görüşmek üzere👋❤️
Bölüm etkileşimi
