Bölümler 2Şu an: 1.Bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah çalan alarmın sesiyle yine tatlı rüyamdan uyanmak zorunda kalmıştım. Daha sabah saat 05:30 neden alarmı bu kadar erken kurmuştumki. Herhalde yanlışlıkla oldu.
05:40
"Bu alarm niye susmuyor!" diyerek bir kez daha bu can sıkıcı sesle uykumdan uyandığımda gözüm saatin altındaki tarihe kaydı uykudan yeni uyandığım için henüz boğuk çıkan sesimle yüksek sesli bir nida çektim.
Bu gün okulun ilk günüydü. "Olamaz yine başlıyoruz!" diye kendi kendime konuşmaya başladım, "Neden bu kadar çabuk oldu herşey". Neyse birde olaylara iyi tarafından bakalım nede olsa bu benim okuldaki son senemdi.
Sınıftaki zorbalarımın bana bu seneyi zehir edeceyini bildiyim için yataktan hiç çıkmak istemiyordum. Ama ilk günden okula gitmezsen akşama sözde babam olacak o herif ve karısının bana bu günü zehir ediceyini bildiğim için kendimi zorlayarak yataktan çıktım "Sabahları bu yataklar neden bu kadar yumuşak oluyorki!".
Babamın karısı dememin sebebi üvey annem olmasıydı. Karı koca çok güzel bütünleşmişlerdi: ikiside şerefsizin tekiydi!
Hemen bir duş almam lazımdı yoksa bu ayılmamış tipimle okula gitmek zorunda kalacaktım! Banyoya girdikten sonra hemen bir duş alıp dişlerimi fırçaladım. Ben duşa girip çıkana kadar saat 06:00 olmuştu.
Duştan çıktıktan sonra hemen dolabımın önüne geçip bu gün giyineceğim kıyafetleri çıkarmaya başladım. Bu gün hava yağmurlu ve serindi yani anlayacağınız klasik Rusya havası.
Altıma bol paça lacivert renk bir jean üzerimeyse siyah bir sweatshirt giymiştim ayağıma klasik beyaz spor ayakkabılarımı giyinecektim. Duştan çıktıktan sonra hafif bir makyaj yaptım babam rus olsada annem türk olduğu için sarışın deyildim.
Siyah uzun düz saçlarım ve insanların deyimiyle buz mavisi gözlerim vardı. Beyaz tenli olduğum için çok fazla makyaj yapmıyordum okula giderken, sadece maskara dudak kalemi gloss ve hafif allık kullanıyordum. Saçlarım zaten düz olduğu için düzleştirme gereği duymadım sadece
taradım ve sıkı bir at kuyruğu yaptım, uçlarını ördükten sonra mutfağa gittim sabahları sadece kahve içmeyi sevdiğim için sadece bir bardak kahve içtim. Sonrasında ceketimi aldım ve beyaz spor ayakkıbılarımı giyinip evden çıktım.
Evde her zamanki gibi kimse yoktu babam olucak herif Allah bilir yine nerede sızıp kalmıştı karısıda zaten evli kızının yanına gittiği için evde bir tek ben vardım. Bu yüzden kimseye söylemeden çıkmıştım evden.
Yaşadığım yer okula tahminen 1 saat uzaklıktaydı bu gün erken kalktığım için okula yürüyerek gitmek istemiştim. Yağmur çok şiddetli olmasada eğer şemsiyemi almasam okula kadar su içinde kalmış olurdum.
Hava serinde ama fazla soğuk değildi böyle havaları çok seviyordum. Yağmurun toprağı ıslatırken çıkardığı kokusu ciğerlerime dolarken bu hayattaki en sevdiğim kokulardan birini soluyordum.
Yağmurun çıkardığı sesse adeta bir terapi gibi yaşadığım her şeyi bir anlıkta olsa unutturuyordu. Bu şekilde düşünerek yürürken yolu neredeyse yarılamıştımki karşıma yavrularıyla beraber bir ağacın altına sığınıp bekleyen bir kedi gördüm.
Hemen yanlarına gidip çantamda taşıdığım kedi mamasını çıkardım ve önlerine koydum onlar karınlarını doyururken bende yavaş yavaş hepsinin başını okşuyorken kediler hakkında yaşanan olayları düşündükçe gözlerim doluyo içim acıyordu gerçekten bu minicik hayvanlara nasıl kıyıyorlardı anlamıyorum.
Bunları hakkedicek kadar ne yapmış olabilirlerdiki. Gerçekten insanlar artık o kadar vicdansızlaşmıştıki küçücük hayvana bile tecavüz ve işkenceler ediyordular.
Biraz daha burda beklersem oturum hüngür hüngür ağlayacağımı bildiyim için yoluma devam etmeye başladım. Artık okula gelmiştim. Henüz saat 07:30 olduğu için sınıfta kimse yoktu. Bunu bir fırsata çevirerek hemen arkadaki camın kenarına oturdum ve telefonumu çıkarıp ve Instagrama atmak için bir fotoğraf çektim:
"Bulutlar bile ağlıyor okul açıldığı için biz ne yapalım😞"
Diye bir açıklama ile fotoğrafı paylaştım. Instagramı üç yıldır kullanıyordum ve 20K takipçim vardı. Fotoğrafı yükledikten sonra watpad e girip biraz kitap okumaya başladım.
Kitap okumayı çok seviyordum çünki okurken adeta gerçek dünyadan kopup bütün dertlerimi unutuyordum. Biraz kitap okuduktan sonra Sınıfa girmeye başlayanlarla telefonu kapatmıştım. Bir süre sonra herkes gelmişti.
Herkesin yanında biri oturuyorken benim yanım yine boştu çünki herkes benim yalnız oturmayı sevdiğimi biliyordu. Zil çaldıktan sonra hocada sınıfa girmişti. Hoca sınıfa girdiyi gibi herkes ona bakmaya başlamıştı çünki yanında bizimle yaşıt bir kız vardı.
Sarışın yeşil gözlü bir kızdı ve dalgalı saçları vardı aynı zamanda çok güzel bir fiziği vardı. Herkesin merakla o kıza baktığını görünce hoca kızı tanıtmaya başladı: "Çocuklar tanıştırayım yeni sınıf arkadaşınız Alisa. "
"Alisa Kaliningrada bu sene geldi." gözlerini bizden ayırıp bakışlarını Alisanın üzerine çıkardıktan sonra "İstediğin yere otura bilirsin kızım" diyerek kendi masasına doğru ilerledi.
Sınıfta bir çok kızın yanı boştu benim yanıma oturmaz zaten diye düşündüğüm için yüzümü cama taraf çevirmiştimki üzerimde hissettiyim bakışlarla başımı sağ tarafıma çevirip omzumun üzerinden gelene baktığımda Alisanın başımın üzerinde durup bana baktığını görünce hafifçe bir tebessüm edip "Merhaba" dedikten sonra oda konuştu "Merhaba ben, Alisa. Senin içinde bir sakıncası yoksa yanına otura bilirmiyim?" Dediyinde açıkçası şaşırmadım değil.
Ama bozuntuya vermeden "Tabii gel otur bende Yelena bu arada" dedim. Gülümseyip yanıma oturdu. Açıkçası tatlı bir kıza benziyordu. İlk ders matematikti. Sözün tam anlamıyla nefret ediyordum bu dersden sayısala gram kafam basmadığı için hiç sevmiyordum. Ama notlarım düşmesin diye hocanın söylediklerini yapmaya çalışıyordum.
Gerçekten sayısalı denemiştim ama ne yaparsan yapayım anlayamıyordum. Zilin çalmasına rağmen hoca hala bir şeyler anlatmaya devam ettiği için bazılarımız hala sınıfta oturmuş dersi dinliyordu.
Bende dinleyenlerin içindeydim. Sonunda hoca sınıftan çıktığında rahat bir nefes almıştım. Zaten kısacık bir süre tenefüs veriyorlardı, onuda hocala yarım kalan derslerini anlatmakla harcıyorlardı. Bu dersten sonraki derslerde bitmişti.
Artık sınıfta birkaç öğrenci dışında hiç kimse yoktu. Zaten diğerleride faha hazırlanmadıkları için sınıftalardı. Alisada daha çıkmamıştı.
Ben ders bittikten sonra telefonumu çıkardım. Telefonun ekranını yeni açmıştım ki, duyduğum sesle kafamı kaldırdım. "Sen neden çıkmıyorsun?" konuşan Alisaydı.
Çantasını koluna takmış bana bakıyordu. "Bende çıkıcam şimdi telefpnda birkaç işim var" dedim sakin ama hafif tatlı bir ses tonuyla konuşmaya çalışarak.
"Anladım. Sen hangi tarafta kalıyordun bu arada?" diye sordu şimdide. "Ben biraz uzakta kalıyorum ya" diye cevap verdim. "Anladım yakındaysan belki birlikte gideriz diye düşünmüştüm"
"Bende çok isterdim ama uzakta kalıyorum" diye cevap verdim, hafif tebessüm ederek. "Tamam o zaman, yarın okulda görüşürüz" dedi, bana kıyasla daha büyük bir tebessümle.
"Görüşürüz" dedim, iki gözümü hızlıca kırpıp hafifçe tebessüm ederek. Bana el sallayarak arkasını dönüp sınıftan çıkarken, bende ona el sallamıştım.
Tatlı bir kıza benziyordu. Belkide bu sefer gerçekten iyi bir kızdı. Sanırım yeni geldiği için arkadaş olmaya çalışıyordu. Ama artık kimseyle arkadaş olmak istemiyordum.
Şu 11 yılda yeterince çekmiştim bu sınəf arkadaşlıklarından. Geri kalan 17 yıllık hayatımdakilerde cabası. O yüzden fazla kanmamaya çalışıyorum.
Bu kadar düşünmek yeter akşama kadar sınıfta oturamazdım sonuçta değil mi? O yüzden son kez instagrama attığım posta bakıp sınıftan çıkmak için telefonumun ekranını açtım.
Hemen instagrama girdim. Şunca zaman içinde sadece 1K like ve 20 yorum gelmişti. Muhtemelen herkes okulda olduğu içindir, birazdan buda tutucaktır.
Baktıktan sonra çantamı toplayıp sınıftan çıktım. Okuldanda çıktıktan sonra havadaki yağmurun durduğunu gördüm. Aslında bir bakıma iyi olmuştu.
Çünki biz evde uzanıp sıcak kahvelerle yağmurun tadını çıkarırken, evsiz insanlar ve hayvanlar dışarıda üşüyordu ve açtı.
Okuldan çıktıktan sonra yine yürümeye başladım. Ama bu sefer eve doğru değil. Bu havalarda gitmeyi en sevdiyim yer kitap kafeleriydi. Bu civarlarda çok sevdiyim bir kitap kafesi vardı.
Şimdi oraya gidiyordum. Tahmini 15-20 dakikalık bir yoldu. Bu zaman boşa gitmesin diye çantamdan kulaklığımı çıkardım ve en sevdiyim şarkılardan birini açıp dinlemeye başladım.
В камине в шесть утра фотография твoя
Горят воспоминания о тебе
У камина в шесть утра разбитая душа
Bu şarkı bana gerçekten huzur veriyordu ve dinledikçe kemdimden geçiyordum resmen.
И все твои обещания - пустота
В камине в шесть утра фотография твоя
Горят воспоминания о тебе
У камина в шесть утра разбитая душа
Şarkıyı dinleyerek hedefe varmıştım. Yani artık kitap kafesine gelmiştim. Burayı çok severdim. Aslında kitap okumayı çok severdim. Çünki kitap okurken sanki dünyanın tüm bu kötülüklerinden, adaletsizliyinden uzaklaşıyordum.
Kendimi o kadar kaptırıyordum ki, bazen gerçekten dünyadan kopup saatlerce kitap okuduğum oluyordu. Sanki iyikeşdiriyordu beni kitap okumak.
////////////
Bu günlük bu kadar yeter diye düşündüm. Bölüme oy vermeyi, takip etmeyi ve yorum yapmayı unutmayın, çünki ileride çok güzel bölümler bizi bekliyor... Görüşmek üzere🌺
Bölüm etkileşimi
