5. bölüm · KARANLIK ÖNCESİ
0.5
Afradan...
Kızın gözlerini açın dedi tanımadığım ses, gözlerimi açtılar, gözümü açan koruma beni buraya getiren koruma değildi "benden ne istiyorsunuz? Derdiniz ne benle Ayça mı kaçırttı beni?" Diye sordum saçlarım önüme geliyordu "yardım edin diye bağırmaya başladım onlarsa gülüyordu, Siyah yakım elbiseli patronları olduğunu düşündüğüm adam "çıkın dışarı!" Diye emiretti. Bütün korumalar çıktı siyah takımlı adam bana doğru ilerliyordu Adam ne kadar beni kaçırtsada yinede çok tanıdık geliyordu
Kimdi bu adam?
"Uzak dur benden"
"Neden korktunmu, ben olsam bende korkardım"
"Benle derdin ne Ayçanın adamı mısın?"
"Beni tanıyorsun"
"Yani ayçanın adamısın"
"Ben kimsenin adamı değilim biri birinin adamıysa anca o benim adamım olur ama onuda olamaz"
"Seni tanımıyorum!"
"Tanıyorsun"
"Siz hepiniz delisiniz"
"Ben çetin turak küçüklüğünden beri seni tanıyorum ceren"
"Ne- ne saçmalıyorsun benim adım afra"
"Annen ölmeden önce adın afra değildi ama ceren annen ölmeden istanbulda da yaşamıyordun sence artık gerçekleri öğrenmenin vakti gelmedi mi?"
Büyük bir kahkaha attım yok benim adım cerenmişte yok annem ölmüşte bu adam aptalın tekiydi, daha efenin doğum gününden önceki gün görmüştüm onu
"Bak ceren sen şu an benim deli olduğumu düşünüyorsun biliyorum ama asıl deli sensin çünkü su ve ayça seni yalanlarıyla kandırdı ve sen kendini başka biri olarak biliyorsun. Senin anneni koray ve ayça öldürdü!"
Bu adam ne saçmalıyordu, kimdi bu?
Beni nerden tanıyordu veya adımı bilerek beni tanıdığını mı sanıyordu? Yoksa bu ayçanın bana oynadığı bir oyun muydu?
Göz devirdim ve "of ne saçmalıyorsun, 2 gün, bak 2 gün önce annem yanımdaydı onla konuştuk" dedim tam devam edicekken sözümü kesti.
Elleriyle gömleğini sıvazlarken "Sonra koray ve Ayça gerçeğini öğrendin yalan mı?"
Ne! bunu nereden biliyordu? Yoksa, evet kesinlikle eminim kapıdaki adamlar gelen çiçek hepsi bu adamın oyunuydu.
"Bunu bilmek çok zor birşey değil, olan herkesin içinde oldu zaten" dedim
Onun cevabı ise "Ben senle ilgili herşeyi biliyorum Ceren" oldu ve devam etti. "Tamam sana ceren dememi istemiyorsan demicem ama bil ki sen Afra değilsin sen Ceren'sin, istediğin kadar inkar et Geleceğini değiştirebilirsin ama geçmişini Asla" dedi ve cebinden cüzdanını çıkardı.
Noluyordu? Kaşlarımı çatıp izlemeye başladım. Cüzdanından bir fotoğraf çıkardı, fotoğrafı önüme koyup
"sana hiçbirşeyi kanıtlamak zorunda değilim ama küçük cerene sözüm var" diyip çıktı.
Fotoğrafı alıp bakmaya başladım kimdi bu kız ve erkek çocuk? Kız kumral saçlı yeşil gözlüydü boyundan bakılırsa yaşı 10 civarlarındaydı. erkek çocuk ise kumral kahverengi gözlüydü o ise 14 yaşlarında gözüküyordu görünene göre fotoğraf bir hastanede çekilmişti, bir hastane bahçesinde çok tanıdık bir hastane bahçesinde...
İçeri 2 tane adam girdi. Sessizce elimi ve ayağımı bağlayıp çıkartılar onlara saldırmama bile vakit vermemişlerdi.
Birden içerden "Ceren" diye ses gelince ayağa kalktım ve etrafa baktım. Acaba başka birileri de mi vardı.
"Ses hopörlerden geliyo ceren. Şimdi senle bir oyun oynicaz hazır mısın? Eğer sen kazanırsan ışıklar yanar ve seni serbest bırakırım ama eğer ben kazanırsam-"
"Kabul" dedim direk bana en fazla ne yapabilirdi ki? Oyunu kazanıp evime dönücektim.
Kabul ettiğimi duyduğu an küçük bir kahkaha attı. Bu adamı ilk kez gülerken duymuştum ve bu benim çok sinirimi bozmuştu. Birden kapı açıldı ve içeri deminki adamlar tekrar girdi ve gözlerimi bağladı "cidden mi kör ebe mi oynicaz" diye sordum gülerken.
"Herşeyi unutmuşsun ama bunu unutamamışsın ceren" dedi hopörlerdeki ses arkamdaki adamlar "Çetin beyim çıkıyoruz" demesiyle çetin oyunun kurallarını anlatmaya başladı.
Ellerim bağlı olmadığı için gözlerimi açmam yasaktı. Bu karanlıkta beni nasıl görücekti merak ediyordum.
Neyse kısacası oyun şöyleydi; o aklım karışsın diye bir şarkı açıcaktı ve ben 5 farklı yerden 5 misket bulucaktım ama asıl zor olan bu değil zor olan bunlari 15 dakikada bulmak olucaktı.
İlk şarkıyı açtı. şarkı eski bir şarkıydı. Peki ben bu misketleri nerde arayacaktım? Her misket için 3 dakikam vardı.
Şarkıda:Bir cümlenin ucunda durduk
Devamı vardı, söylemedim
Tozlanan bir yerde bıraktım
Elim değdi, geri çektim
Diyordu. Tozlanan biryer olabilir miydi? Neden olmasın dokuna dokuna tek tek raflara baktım raflarda yoktu. Bende hemen çekmecelere bakmaya başladım. çekmeceleri tek tek açıyordum. Çekmecede elimin gezdirdiğim sırada bir kağıt benzeri birşey vardı onu alıp cebime koydum ve alt çekmeceyi açtım ve evet bulmuştum. Hemen elime aldım ve yere fırlattım.
Hopörlerden "kaldı 4" diye bir ses çıktı. Bu çetinin işsizden başka birşey olmadığına emindim bana saçma salak oyunlar oynatıyordu.
2. Şarkı açıldı fakat bu şarkı yabancı bir dildeydi ve benim türkçeden başka bildiğim bir dil yoktu! Oturduğum yerden ayağa kalktım.
"Bari nereye gidiceğimi söyle" dedim sinirle ellerim heryere dokunuyordu ama hiçbirşey bulamamıştım ilerlerken ayağım takıldı ve rafa çarptım. Misket raftan düşmüştü ve ben önceki turda rafı ararken bunu bulamamıştım.
Canımın acımasıyla elimi kafama koydum bir ıslaklık vardı. Evet başım kanıyordu ve acıyordu fakat ben bunu belli etmemeye çalışıyordum "çünkü ben acılarımla sadece içimde savaşıyordum."
"Ceren iyimisin hemen geliyorum bekle" dedi çetin denilen varlık.
"Gelme, küçük bir yara geçer" dedim. Oyuna devam edip herşeyin bitmesini istiyordum artık.
"Zaten başına ne geldiyse hep böyle düşündüğün için geldi ceren." Dedi çetin ses tonu değişmişti sanki biraz sinirli gibiydi.
"Artık devam mı etsek mağlum dakikalarımı bitiriyorsun" dedim sinirle
"Ben sana zaman verebilirim ama onlar senin geri dönemeyeceğin kadar yıllarını aldırdılar şuan benim kim olduğumu hatırlamıyorsan suçlusu onlardır" dedi. artık sinirlendiğine emindim ama kimin umrunda bu adamın kendine bile hayrı olmadığına eminim
Cevap vermedim. Cevap vermediğimi görününce oyuna geri döndü bu 2 tur şarkıyla değil dedi ve anlatmaya başladı o bana bilmece sorucaktı ve sıcak soğuk dicekti, ben ise cevabı bulup misketi alacaktım.
"Kendimi çocukluğumda gibi hissediyorum" diye mırıldadım oysa çocukluğuma dair hatırladığım tek şey o bank ve bana sarılan kişiydi.
"Başlayalım mı?" Diye sordu çetin.
"Başlayalım" dedim sessiz bir tınıda.
"Renk renk nakışları var, yerde sürünür yatar"
Bu nasıl bir bilmece diyip güldüm. Ayağımı yere sürte sürte halıyı buldum ve eğilip halıyı kaldırdım evet 3. Miskette bulunmuştu. Elimle misketi alıcakken elime başka bir misket daha geldi cidden mi iki miskette burdaydı ve sona sadece 1 misket kalmıştı.
"Tebrikler 3.,4. Misketi de buldun. 5. Miskette bilgisayarın içinde" dedi çetin.
"Sen iyimisin cevabı vermiş oldun, şimdi hiç eğlencesi kalmadı bu işin." Dedim ve güldüm. Onu sinir ettiğime emindim.
"Cevabı falan söylediğim yok! Şimdi yapacağın şey bilgisayarı bulmak ve hiçbir yardım almadan, sana kolay gelsin bilgisayarı ararken lütfen dikkatli ol çünkü canın acırsa çok mutlu olurum" dedi çetin.
Bu adamın deli olduğundan şimdi daha emin olmuştum.
"Demin pek eğlenmiyordun ama" dedim ve göz devirdim.
"Ne?" Dedi
Her zamaki rolümü oynadım ve cevap vermedim ayağa kalktım ve kenarlara ilerledim elimin deydiği her dolabı açtım ama hepsinin içi boştu son 1 dakikam kalmıştı hopörlerden 30'dan geriye saydıklarını duyuyordum. Çığlık atmamak için içimden kendimi teselli ediyordum elimi duvarlarda gezdiriyordum ve en son sinirden tablo tarzı birşeye yumruk attım.
Tablo ve tabloyla beraber birşey daha düştü hemen yere çöküp ne olduğuna baktım evet oydu bilgisayar "umarım kırılmamıştır" diye dua etmeye başladım.
"Gözlerini açabilirsin!" Dedi çetin.
Hemen ellerimi gözlerime getirdim ve hemen çıkardım. Kazanmıştım, evet kazanmıştım "kazandım" diye bağırdım ayağa kalktım ve o anın heycanıyla "Sen kaybettin ben kazandım" diye bağırdım.
Hiç birşey söylemiyordu o beni yukarıdan dinliyor ve izliyordu fakat benim umrumda bile değildi. Birden ışıklar yandı aslında bura hiç beklediğim gibi biryer değildi sipsiyah duvarlı, led ışıklı bir odaydı. Tabi bunlar benim gitmek istediğimi değiştirmez.
"Hadi görüşürüz ben gidiyorum" dedim ve cebimdeki fotoğrafa hiç bakmadan koltuğa fırlattım ve kapıya doğru ilerledim.
Ellerim heyecanla kapıya gitti. bu deli adamdan ve ruh hastası oyunlarından kurtulmuştum.
Yada öyle sanmıştım.
"Anlaşmıştık kapı niye kitli?" Diye bağırdım.
O ise sadece "Bilgisayarı aç, şifre 201211 aç ve izle. Hafızandan sildirdiğin gerçeklerle yüzleş Dedi çetin.
|BÖLÜM SONU|
