3. bölüm · KARANLIK ÖNCESİ

0.3

Sumey Wwd

Bartunun Efeye kafa atmasıyla sol taraftan koşa koşa koray geldi. Burdamıydı ben niye görmemiştim onu şuana kadar hiç fark etmemiştim. Arkasındanda mavi kısa elbise giymiş beyaz ayakkabılı kumral saçlı Ayça geldi
Ben ne olduğunu anlamadan herkesin birbirine silah çektiğini fark ettim. Şu ana kadar sesini çıkarmamış olan Efenin babasının sesini çıkarası gelmiş olucakki
"Bırakın şu silahları elinizden" diye bağırdı
Bartu dışında herkes silahını bırakmıştı Efenin babası Bartu sende diye bağırdı fakat bartu bırakmak yerine efenin boğazına yapışıp onu duvara yasladı ve kulağına birşeyler fısıldayıp bıraktı.

Efe arkasından sadece göz devirdi ama asıl konu şuan bu değildi asıl konu Ayçanın korayın elini tutmasıydı bu sefer bağıran ben olmuştum sinirden damarlarımın çıktığını hissettim "ne oluyor burda" dedim yüksek bi tonla ilk kez kimseyi umursamıyordum koray ayçanın elini bıraktı ama ayça korayın kini bırakmadı, ikiside cevap vermemişti bende
"Ne o ayça escortluğu bıraktın enişteciliğe mi başladın" dedim. Ayçanın bir anda gözleri açıldı herkes etraftaki herkes aralarında birşeyler fısıldaşıyorlardı Ayça eliyle kes sesini dedi umrumda bile değildi daha yüksek bir tonda aynı şeyi tekrar söyledim evet ayça okuldaki çocukların yasısıyla olmuş bi kızdı. Herkesin elinden sevgilisini almış biri.

"Neler yapabiliceğimi tahmin bile edemezsin" dedi ayça

"En son aynı şeyi dediğinde ne olduğunu gördük ayça kes o yüzden"dediğimde ayça korayın elini tuttu ve havaya kaldırdı gözleri fal taşı gibi açıktı evet herkes duysun ben yıllardır korayla sevgiliyim ve asıl benim sevgilimle sevgili olan bu kız
Diye bağırdı sınırlarımı çok zorlamıştı dayanamadım ve saçından tutup çekmeye başladım "sen ne saçmalıyorsun" dedim saçını çekerken koray belimden tuttu ve beni çekti "ikinizinde yaptığı şuan hiç doğru değil" dedi koray sürekli etrafa bakıp duruyodu.
"Senin yaptığın çok mu doğru gerizekalı madem sevgilim var benle niye sevgili oldun" dedim ve sert bi tokat attım.
Ayça korayın arkasından "senle oyun oynamak istedi canımız zavallı bi kızla oynadık ve bitti dedi ve ekledı sakın birdaha koraya sevgilim demeye kalkma o birtek benim
İnanmak istemiyordum
Koray gerçek mi bunlar? Diye sordum göz yaşlarımın içinde koray kafa salladı bunu gören ayça hemen gülümsedi ve korayın elini tutup onla birlikte çıktılar
Bir yandan deliricektim
Bir yandanda baştan beri birşey olduğunu anlamıştım
Ama bahaneleri hiç gerçekçi gelmemişti

Hızla bahçeye çıktım ve derin bir nefes aldım boğuluyor gibiydim düşüncelerin arasında yok oluyor gibiyken omzumda bir elle irkildim

"Hani sana tanışmışmıydık diye sormuştum ya" dedi ateş

"Ateş hiç sırası değil" dedim yandaki elektirik direğine tutunurken

"Biz bi sabah okulda çarpışmıştık hatırladım seni o an beni ne kadar kötü biri olarak düşünsende inan ben koray kadar kötü değilim" dedi Ateş

Tam anlamıyla yaraya tuz basmak değimini yaşıyorduk

Ben saçlarımı toplarken Ateşte bana içerde pek şaşırmışa benzemiyordun dedi
"Galiba"dedim

"onlar hep arkadaşız ayağına gizli gizli birbiriyle buluşan yazışan kişiler akılları sıra beni kandırdılar sadece verdikleri sebep canımı çok sıktı" dedim sanki hiç ayçanın saçını yolmamış gibi.

Ateş elini omzuma koydu "seni evine bırakmamı istermisin?"diye sordu
"Gerek yok kendim giderim" dedim elini omzumdan indirirken.
"Ama su'da geliyo bak emin misin?" Dedi gülerek bende "Su varsa bende varım" dedim ve hiç konuşmadan bizi eve bırakıp gittiler.

4. Katta oturuyordum merdivenleri koşa koşa geçtim ve kapıyı açar açmaz odama koştum ve boy aynamdan kendime baktım tektim her zaman tek orta boydaki saçlarım önüme geliyordu sürdüğüm rimelim akmıştı her ne kadar reddetsemde yalnızlık beni deli ediyordu annem bile arada gelip gidiyordu
Su bana kolay kolay yazmazdı sadece okulda tam anlamıyla konuşurduk tektim ve kimsem yoktu beni seven kimse yoktu insan kendini sevebilirmiydi. küçüktüm bir lambanın altında oturuyordum yanımda biri vardı ama kim olduğunu bilmiyordum
Birbirimize sımsıkı sarılıyorduk ben ağlıyordum o ise hiç konuşmuyordu sadece sarılıyorduk

O gün ne neden ağladığımı biliyordum nede yanımdakinin kim olduğunu ama yanımdaki kişinin kim olduğunun ne önemi vardı ki o kişi size değer vermese niye yanınızda dursun niye sarılsın o zamanlar çok arkadaşım yoktu hatta hiç arkadaşım yoktu çünkü annem kolay kolay dışarı çıkmamıza izin vermezdi şimdi çok dostum var ama teselli edicek tek kişi yoktu yanımda.

Düşüncelerin arasında kaybolurken tam iki kere zil çaldı tipimi umursamadan kapıyı açtım gelen kişi kargocuydu
"Afra kurtay siz misiniz?" Diye sordu kafamı salladım bana bi çiçek verdi ve gitti hemen içeri geçtim ve çiçeği koltuğa fırlattım içinden bir tane kart düşmüştü hemen eğilip kartı aldım üstünde

"Bu çiçekler işin parçası
Yarın sabah güneş batmasın
Şimdi git uyu
Yarın yılların hesaplaşması"

Bu ergence şeyi kesinlikle ayça yazmıştı bunu yaparak gözümü korkutabiliceğini sanmıştı fakat nafile çiçekleri ve notları aldığım gibi çöpe attım bu kadar ucuz şakaya tahamülüm yoktu korayla çıkaramadığı yılları benden mi çıkarmaya çalışıyordu tek başıma bile yerdim ben onu
Saat çok geç olmuştu bu saatte katgocunun gelmesi bir an bana tuhaf hissettirmişti ama umursamadım kapımı kitleyip odama döndüm ilk makyajımı sildim sonrada rahat pijamalarımı giyip yatağa uzandım zaten zar zor uyuyacağım yetmiyormuş gibi birde su mesaj atmıştı

Su: afra bu tam kafa çocuk kaç saattir konuşuyoruz yaa hatta biliyormusun biz küçükken aynı parkta oyun oynamışız

Afra: ne güzel keşke nasıl olduğumu da sorsan

Su: aslında kafan dağılır diye yazmıştım ama iyimisin

Afra:bilmiyorum ama bir süre lütfen yazma kendimi toparlamak istiyorum

Su: tamam birtanem lütfen dikkat et kendine

Telefonu kenara bıraktım ve gözlerimi kapattım tek birşey istiyordum oda sadece uyumaktı saatler geçtikçe göz kapaklarım yavaş yavaş kapandı

Sabah uyandığımda saat tam 1di overthink için her ne kadar güzel olsada telefonumda Su'dan tam 20 tane mesaj vardı mesajlara bakmak yerine Suyu aradım ilk aramada açmadı ama sonra kendi aradı ne olduğunu sorduğumda dün gece biz konuştuktan sonra Ateş ve bartunun gece araba yarışında kaza yaptığını söyledi

Tam anlamıyla
"Afra her ne kadar tanımasakta yinede gitsek mi kötülüklerimizi istediklerini sanmıyorum" dedi

Odama gittim ve pantalon ve kazak giydim çantamı da alıp çıktım ve hemen bir taksi çevirdim geçen günkü adamlar hâla burdalardı.
Taksiye yeri tarif ettim ve bindim 20 dakika sonra hastaneye varmıştım taksiciye parasını ödeyip indim ve hemen girişteki danışmana yerlerini sordum ve hemen 120 numarayı odaya gittim kapıyı bile çalmadan daldım.

"İyimisiniz?" Diye sordum girer giremez.
"İyiyiz iyiyiz" dedi Ateş ama kolu sarılıydı
"Bana bak ateş benimkinin yanında sakın öyle birşey demiyorsun" dedi bartu
Kaşlarımı çattım ve dediği kelimeyi tekrar ettim "benimki?"
"Yaa afraa anla işte halimizden ya ben bu kızın peşinden kumlu parkta gözüme kum attığından beri koşuyorum fark etmeyen sizsiniz" dedi bartu
Bense sadece güldüm ve klişe dedim.
"Afra senden birşey isteyebilirmiyim?" Diye sordu ateş; dikleşmeye çalışarak
"Buyur" dedim kaşlarımı çatarak
"bi bardak su" dedi ateş ve ekledi "rica etsem"
Ardından bartuda "afo banada bi tane" dedi ve güldü. Göz devirip çıktım kapıda Su ile karşılaştık
"Afra nereye"
"Su istediler"
"Tamam hızlı"
"Tamam"

Tam ilerlerken 133 numaralı odadan gelen seslerle yerimde durdum. Bu ses çok tanıdıktı
Bu ses ayçanın sesiydi
Çingene gibi bağıyordu. Ne olduğunu çok merak etmiştim ve sessiz bir şekilde kapıyı dinlemeye başladım

~bakın sevgili doktorum nasıl bir saçmalık bu beni nasıl psikoloğa yönlendirirsiniz size güvenerek anlattım bütün sırlarımı

~bak ayça senin bana anlattığın şeyler hiç normal şeyler değil kızım ben normal bir doktorum ve anlattığın şeyleri bir başkasına anlatsan seni akıl hastanesine yatırırlar

~ ne saçmalıyorsun sen?

~ bak kızım belki ben senin gerçek annen değilim ama en azından doktorun olarak dinle beni, koraydan hoşlanmanı anlayabiliyorum ama senin yaptığın şey bencillik ne kadar küçük olursan ol sen o kızın ailesini öldürdün ve bu çok büyük bir suç

~ ya bir dakika yani tek suçlu ben miyim? Çarpan koraydı

Dedi ayça

"Vayy, demek birileri kapı dinlemeye başladı "

Arkamdan gelen sesle yavaşça arkamı dönmem bir oldu arkamfa 1.90 boylarında esmer 2 tane adam vardı beni tanıdıkları belliydi ama ben onları tanımıyordum çıkarmısınız önümden dedim fakat onlar çıkmak yerine önümü daha fazla kapattılar ve gitmeme izin vermediler .
Ya bi çıkın diyip ikisini de ittim tam gidicektim ki adamlardan biri "çetin beyin selamı var" diyip belimdeki silahı çıkartıp beni bayılttı.

Bölüm sonuu
Beğeni+yorum🤍