3. bölüm / 4
Karanlık Noktası3.Bölüm
Bölümler 4Şu an: 3.Bölüm
- 1 1.Bölüm:Görev1.127 kelime
- 2 2.Bölüm698 kelime
- 3 3.Bölüm867 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4.Bölüm477 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Maşallah İstanbul'un yarısı buradaydı. Dikkat çekmeyecek şekilde Aren'i aramaya başladım fakat bulamadım. Etrafa böyle bakmaktansa sakin bir yere geçmeyi tercih ettim ve barmenlerin olduğu tarafa yürümeye başladım.
Boş bulduğum yere geçip oturdum. O sırada barmen bana doğru gelmeye başlamıştı. "Ne istersiniz?" diye sorduktan sonra cevabımı beklemeye başladı.
"Bana önerdiğin hafif ve alkolsüz bir şey var mı?" diye sordum çünkü alkollü bir şey içmiyordum. "Portakal suyumuz var isterseniz ondan verebilirim veya vişne suyu verebilirim." dedi. "Portakal suyu alabilir miyim?" dediğim sırada kürkümü çıkarıyordum. "Tabikii hemen getiriyorum." dedikten sonra
gitti ve bende artık kolay bir şekilde etrafa bakmaya başladım. Bazıları kendini şarkıya kaptırıp dans ediyordu bazılarıysa bir şeyler içiyordu.
Aren'i bulamadığım için vazgeçiyordum ama tam o an tezgahın solunda benim ise sağımda olan üçlü koltukta olduğunu gördüm. Tezgahların solundan başlayan üçlü koltuklar vardı ve bende en sonda olduğum için direk diplerindeydim. Çok şükür Görkem tek değildi, Arenle beraber gelmişti. İkisi de oturuyordu. Fazla bakarsam dikkat çekeceğimi bildiğim için önüme döndüm. Onlara bakmam 2 dakika sürmüştü. Aren'in pek keyfi yok gibiydi zorla mı gelmişti acaba yoksa canını sıkan şeyler mi vardı. Bir kez daha baktığımda telefonunu çıkarıp birine yazdığını gördüm. Görkemde kendi halinde takılıyordu. Barmenin önüme içeceğimi koymasıyla önüme döndüm. "Afiyet olsun." dedi. Teşekkür ettikten sonra yanımdan ayrıldı. Goncalara haber vermek için telefonumu çıkardım ve yazmaya başladım.
BEN: Arkadaşlar görev başarılı Aren burada.
GONCA: Gerçekten mi? Çok şükür şimdi ne yapacaksın?
BEN: İşte orasını bende bilmiyorum. Neyse ben kapatıyorum bir şeyler öğrenirim inşallah yazarım size görüşürüz.
Sohbetten çıktıktan sonra 'BAY BİLİNMEZ' mesaj attığı için mesajlarını okumaya başladım.
BAY BİLİNMEZ: Engellemeyecek misin?
BAY BİLİNMEZ: Ben engellersin sanıyordum.
BAY BİLİNMEZ: Vera cevap vermeyecek misin?
BAY BİLİNMEZ: Vera iyi misin az önce buradaydın. Bir şey mi oldu?
BAY BİLİNMEZ Yoksa yazmamı istemiyorsun da söylemek yerine bakmamayı mı seçiyorsun?
BAY BİLİNMEZ: Söyleyebilirsin Vera.
Şuan saat 21:30'du. O ise bu mesajları saat 21:15 geçe atmıştı. O sırada telefonum sessizdeydi. Yazıp yazmamak arasında kalmıştım o sırada telefon elimde titredi. O yazmıştı.
BAY BİLİNMEZ: Sonunda bakabilmişsiniz majesteleri. Yazmayı düşünüyor musun?
BEN: Müsait değildim kusura bakma:)
BAY BİLİNMEZ: Sorun değil.
BEN: Şimdi sorduğun sorulara gelirsek, bir şey olmadı , engellemeyeceğim çünkü hayatta küçük değişiklikler lazım sen olmazsan sıkıcı olur diye düşünüyorum.
Mesajımı gönderdikten sonra Aren'in olduğu yere baktım fakat yoktu. Nereye kaçmıştı bu adam 2 dakika da -tamam 2 dakikadan fazla olabilir ama 5 dakikayı geçmemiştir-. Hızla etrafıma bakındım. Oradaydı... Bana bakıyordu. Göz göze gelmiştik. Dikkat çekmemek için hemen önüme döndüm. Zaten 'BAY BİLİNMEZ' yazmıştı.
BAY BİLİNMEZ: Engellememene sevindim. Bende senin gibi düşünüyorum hayatta bazen küçük değişiklikler olmalı:)
Şuan işime odaklanmam gerekiyordu bu yüzden sohbete son vermeyi düşündüm.
BEN: Şuan pek müsait değilim bay bilinmez sonra konuşsak olur mu?
BAY BİLİNMEZ: Siz nasıl isterseniz majesteleri sonra görüşürüz.
BEN: Görüşürüz.
Mesajımı gönderip telefonumu kapattım, istemesem de kapatmak zorundaydım çünkü yanıma biri gelmişti.
"Selam güzellik" diyerek solumdaki koltuğa oturdu. Yine aynı klişeydi ama ben kolay lokma değildim. Şirkette kendimizi nasıl korunacağımızla ilgili dövüşler almıştım. Kendimi koruyabilirdim. Aren'e göz attım, koltuktaki yerine geri geçmişti ve Görkemle konuşuyordu daha doğrusu Görkem'i dinliyordu. Aslında dinlemiyordu çünkü dinlediği şeyden bıkmış gibiydi. Yani kolaylıkla dikkatini buraya çekebilirdim.
Adama dönüp kaşlarımı kaldırdım ve "Selam? Tanışıyor muyuz?" Tanışmıyorduk aslında sadece zaman kazanmaya çalışıyordum. " Tanışmıyoruz ama tanışalım hemen ben Yusuf Çelik" diyerek elini uzattı. İşte şimdi çıkışma zamanıydı "KİMSİNİZ YA SİZ, GİDER MİSİNİZ!" diyerek ayağa kalktım. "Sakin ol güzellik zarar vermem merak etme" diyerek gülümsedi. Çantamı alıp ona arkamı döndüm. "Nereye" diyerek kolumu tuttu ve kendine döndürdü eli hâlâ kolumdaydı. Bende bunu bekliyordum:) "Sanane ya bırak" kolumu ondan kurtarmaya çalıştım. "Bırak kolumu!" "Öylece çekip gidemezsin"
"Ya sapık mısın bırakk dedim." Tam o sırada karşımdaki adamın kolumdaki eli ters çevrildi. Kim olduğunu görmek için başımı kaldırdım.
Tahmin ettiğim gibi Aren'di. "Sağır mısın kardeşim kız bırak dedi niye hâlâ tutuyorsun" diye çıkıştı. Adamın kolunu ters çevirdiği için adamın kolu mosmor olmuştu. Yusuf elini Arenden kurtardı. "Sanane be sen kimsin?" Aren Yusuf'a cevap vermek yerine bana döndü.
Korktuğuma inandırmak için titriyor numarası yapıyordum ve evet bu da planımın bir parçasıydı. "İyi misiniz?" diye sordu. Başımı salladım ve kekeleyerek "E-Evet iyiyim" dedim. Kafasını aşağı yukarı salladı ve önüne dönüp sağ eliyle önüme engel olacak gibi tuttu.
Yusuf "Ne o korktun mu prenses?" diyerek kahkaha attı. o an bütün insanların bizi izlediğini fark ettim. O cümleden sonra Aren Yusuf'a yumruğunu geçirmişti. İrkilerek arkaya doğru adım attım bu yaptıklarımın hepsi roldu. Dikkatli bir şekilde baktığımda Yusuf'un kafası kanıyordu. Aren yumruk attığı zaman kafası tezgaha gelmişti. Şuan ise Aren onun yakasından tutup kaldırdı.
Yusuf ise sanki bundan keyif alıyormuş gibi gülüyordu. Müziğin sesi hâlâ bitmemişti, benden uzaklaştıkları için ne konuştuklarını duyamıyordum. Aren Yusuf'a "O elini kırarım." dediğini duymama gerek yoktu çünkü ağzını okumuştum. Yumruklamaya devam etti. Planımı devreye sokma zamanıydı. Derin nefesler alıp verdim. Tam da müziğin bitiş kısmına geldiği için seviniyordum. Aren'in bana bakması için sanki başım dönmüşte tutunacak yer bulurken ayağım sandalyeye çarpmış gibi yaptım beklediğimden daha sesli olmuştu ama olsun sonuçta Aren bana doğru dönmüştü. Bir elim kalbimi bir elim de sandalyeyi tutuyordu. Kekelememe dikkat ederek 'B-ben...' diye başladığım cümlenin devamını getirmeden kendimi karanlığın içine bırakmıştım. Tabiiki bayılmadım bayılmış gibi yapıyordum. bayılmadan önce gördüğüm şeyse Aren'in koşarak yanıma gelip bedenimi yere düşmeden kucaklamasıydı.
★★★
Evettt bir bölümün daha sonuna geldikkk okuduğunuz için teşekkür ederim ve inşallah beğenirsiniz
Nasılsınızz umarım iyisinizdir💕
SEVİLİYORSUNUZZZZ💗
Bölüm etkileşimi
