5. bölüm · Karanlığın mirası
5. Bölüm
KARANLIĞIN MİRASI
5. BÖLÜM — GEÇMİŞİN GÖLGESİ
Lina o gece uyuyamadı.
Odası karanlıktı ama zihninin içindeki düşünceler, karanlıktan çok daha ağırdı. Babasının yüzündeki korku hâlâ gözlerinin önündeydi.
Kemal'in sakladığı bir şey vardı.
Ve Lina artık bunun ne olduğunu öğrenmek istiyordu.
Yatağından sessizce kalktı. Koridorda ilerlerken evin içindeki sessizlik onu rahatsız ediyordu. Her şey normal görünüyordu.
Ama artık hiçbir şey normal değildi.
Tam babasının çalışma odasının önüne geldiğinde içeriden bir ses duydu.
Lina durdu.
Kapının arkasında biri konuşuyordu.
“Hayır... Ona henüz söyleyemeyiz.”
Bu babasının sesiydi.
Lina'nın kalbi hızlandı.
Kapıya biraz daha yaklaştı.
“Eğer gerçeği öğrenirse, onu durduramayız.”
Bir an sessizlik oldu.
Sonra başka bir ses duyuldu.
Lina bu sesi tanımıyordu.
“Er ya da geç öğrenecek, Kemal.”
Lina'nın nefesi kesildi.
Kim vardı içeride?
Kapının koluna uzanacakken arkasından bir ses geldi.
“Burada ne yapıyorsun?”
Lina hızla döndü.
Karşısında Niyap vardı.
Lina birkaç saniye hiçbir şey söyleyemedi.
“Ben sadece...”
Niyap gözlerini kıstı.
“Babamın çalışma odasının önünde gece yarısı dolaşırken daha iyi bir bahane bulabilirdin.”
Lina sinirle fısıldadı.
“İçeride biri var.”
Niyap'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.
Sanki Lina'nın söylediği şeyden korkmuştu.
“Kim?”
“Bilmiyorum. Babam biriyle konuşuyor.”
Niyap kapıya baktı.
İçeriden artık ses gelmiyordu.
Bu daha da garipti.
Niyap, Lina'nın kolundan tutarak onu koridorun diğer tarafına çekti.
“Buradan git.”
“Hayır.”
“Lina.”
“Bana ne olduğunu söyleyeceksin.”
Niyap sessiz kaldı.
Lina onun gözlerine baktı.
“Sen biliyorsun, değil mi?”
Niyap başını çevirdi.
Bu cevap Lina için yeterliydi.
“Biliyorsun...”
“Bilmediğim şeyler var.”
“Peki bildiklerin?”
Niyap derin bir nefes aldı.
“Bazen bazı gerçekleri bilmemek daha iyidir.”
Lina öfkeyle güldü.
“Herkes bana aynı şeyi söylüyor. Babam susuyor, sen susuyorsun... Aras bile bazı şeyleri biliyor gibi davranıyor.”
Aras'ın adını duyunca Niyap bir anda Lina'ya döndü.
“Aras mı?”
Lina şaşırdı.
“Ne var?”
“Aras sana ne söyledi?”
“Hiçbir şey.”
“Yalan söyleme.”
Lina'nın kaşları çatıldı.
“Sen bana yalan söylememi mi öğretiyorsun?”
Niyap bir an sustu.
Sonra daha alçak bir sesle konuştu.
“Aras'a güvenme.”
Lina'nın kalbi hızlandı.
“Neden?”
Niyap cevap vermedi.
Tam o anda çalışma odasının kapısı açıldı.
İkisi de hızla döndü.
Kemal kapının önünde duruyordu.
Ama Lina'nın dikkatini çeken şey babası değildi.
Çalışma odasının içi boştu.
Az önce duyduğu diğer kişi...
Ortada yoktu.
Kemal'in yüzü sertleşti.
“Burada ne yapıyorsunuz?”
Lina babasına baktı.
“İçeride kiminle konuşuyordun?”
Kemal'in yüzü dondu.
Niyap hemen araya girdi.
“Baba—”
“Sen karışma.” dedi Lina.
Kemal birkaç saniye kızına baktı.
Sonra yavaşça konuştu.
“Yalnızdım.”
Lina başını salladı.
“Hayır.”
“Lina.”
“Yalan söylüyorsun.”
Koridordaki hava bir anda ağırlaştı.
Kemal'in gözlerinde yine o tanıdık korku belirdi.
Lina bunu fark etti.
Babası sadece bir şey saklamıyordu.
Bir şeyden korkuyordu.
Kemal sessizce kapıyı kapattı.
Sonra Lina'ya yaklaştı.
“Odana git.”
“Hayır.”
“Bu bir rica değil.”
Lina ilk kez babasının sesinde bu kadar sert bir ton duyuyordu.
Ama geri adım atmadı.
“Benden ne saklıyorsunuz?”
Kemal cevap vermedi.
Lina'nın gözleri dolmaya başladı ama ağlamadı.
“Ben sizin neyinizden kaçıyorum? Neden herkes benden bir şey saklıyor?”
Kemal'in yüzü değişti.
Tam konuşacakken...
Evin ışıkları bir anda söndü.
Her yer karanlığa gömüldü.
Lina irkildi.
“Niyap?”
Cevap gelmedi.
“Niyap!”
Koridordan bir ses duyuldu.
Bir şey düşmüştü.
Lina'nın kalbi deli gibi atıyordu.
Telefonunu çıkardı ve ışığını açtı.
Koridor bomboştu.
Niyap yoktu.
Babası da yoktu.
Az önce ikisi de yanındaydı.
Ama şimdi...
Lina tamamen yalnızdı.
Telefonunun ışığını koridorda gezdirdi.
Sonra yerde bir şey gördü.
Yavaşça yaklaştı.
Yerde eski, siyah bir fotoğraf vardı.
Lina fotoğrafı eline aldı.
Fotoğrafta genç bir adam, genç bir kadın ve küçük bir çocuk vardı.
Lina önce fotoğrafa anlam veremedi.
Sonra kadının yüzüne dikkatlice baktı.
Kalbi duracak gibi oldu.
Bu kadın...
Annesine çok benziyordu.
Fotoğrafı çevirdi.
Arkasında sadece tek bir cümle yazıyordu.
“Gerçek, sandığından daha yakın.”
Lina'nın elleri titremeye başladı.
Tam o anda telefonuna bir mesaj geldi.
Bilinmeyen numaradan.
Lina ekrana baktı.
Mesajda sadece şu yazıyordu:
“Fotoğrafı babana gösterme.”
Lina'nın gözleri büyüdü.
İkinci mesaj hemen ardından geldi.
“Eğer gerçeği öğrenmek istiyorsan, yarın gece tek başına gel.”
Ve son mesaj...
Lina'nın kanını dondurdu.
“Aras'a da güvenme.”
Lina yavaşça başını kaldırdı.
Koridorun en ucunda...
Karanlığın içinde bir siluet duruyordu.
Lina telefonunun ışığını ona doğrulttu.
Ama siluet...
Bir anda yok oldu.
Ve o gece Lina ilk kez şunu anladı:
Ailesinin sakladığı sır, sadece geçmişiyle ilgili değildi.
Bu sır... hâlâ onun peşindeydi.
