Karanlığın Mirası kitap kapağı

6. bölüm / 6

6. Bölüm

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 6. Bölüm

Otoparkta yaşanan saldırının ardından malikânede ve Karahan Holding’de güvenlik önlemleri ciddi şekilde artırılmıştı.

Giriş çıkışlar kontrol ediliyor, araçlar değiştirilerek kullanılıyor, Kartal ve Hazar'ın güzergâhları önceden belirleniyordu.

Birkaç gün boyunca herhangi bir sorun yaşanmadı.

Neva, Kartal, Hazar ve Sancar her sabah birlikte ofise gidiyor; akşamları ise yine aynı güvenlik önlemleriyle malikâneye dönüyorlardı.

Kartal dışarıdan sakin görünse de çevresindeki her ayrıntıyı takip etmeyi bırakmamıştı.

Masanın bir ucunda Nevin Hanım ve Ferman Bey, yanlarında Süreyya Hanım oturuyordu.

Kartal ile Neva yan yana yerlerini almış, Hazar ise biraz daha sessiz bir şekilde kahvesini içiyordu.

Alya mama sandalyesinde oturmuş, önündeki küçük tabağa uzanmaya çalışıyordu.

Orhan, Sancar’ın tabağından bir zeytin alırken yakalandı.

“Senin tabağın nerede?” diye sordu Sancar.

Orhan hiç istifini bozmadı.

“Ben paylaşmayı seven bir insanım.”

“Ben paylaşmayı sevmiyorum.”

“Bu yüzden hayatında hiç huzur bulamayacaksın.”

Sancar elindeki çatalı masaya bıraktı.

“Seninle aynı masada oturmak zaten başlı başına bir sınav.”

Orhan zeytini ağzına attı.

“Bak, yine de beni seviyorsun.”

“Ben sabırlı bir adamım.”

Ferman Bey gülerek araya girdi.

“Bu ikisinin her sabah tartışması artık alışılır olmuş.”

Nevin Hanım başını iki yana salladı.

“Bence bunlara ayrı bir masa kuralım. Kahvaltı boyunca bizi de rahat bırakırlar.”

Süreyya Hanım kahkahasını tutamadı.

Neva da Alya’nın önündeki küçük bardağı düzeltirken gülümsedi.

Kartal ise kahvesinden bir yudum alıp Sancar’a baktı.

“Sabah sabah neyin kavgası bu yine?”

Sancar hemen toparlandı.

“Bir şey yok Kartal Abi. Orhan yine insanlığın sınırlarını zorluyor.”

Orhan elini göğsüne koydu.

“Abi, Ben burada haksızlığa uğruyorum.”

Kartal’ın dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı.

“Senin haksızlığa uğraman için önce haklı olman gerekiyor.”

Masa bir anda kahkahaya boğuldu.

Hazar bile başını eğerek gülümsedi. Neva, Kartal’ın koluna hafifçe dokundu.

“Bence bugün ofiste biraz daha sakin olmalısın. Sabah sabah herkesi susturuyorsun.”

Kartal ona döndü.

“Ben kimseyi susturmuyorum, Avukat. Sadece gerçekleri hatırlatıyorum.”

Alya tam o sırada küçük bir ses çıkarıp ellerini masaya vurdu. Süreyya Hanım hemen ona yöneldi.

“Benim güzel kızım da annesine katılıyor galiba.”

Ferman Bey gülerek başını salladı.

“Bu evde en son sözü yine Alya söyleyecek, belli oldu.”

Kartal kızına baktı. Yüzündeki sert ifade bir anda yumuşadı.

“Onun söylediği her şey başımın üstüne.”

Neva, Kartal’ın bu hâline gülümseyerek baktı. Birkaç gündür yaşanan gerginliğin ardından bu kalabalık sofra, ikisine de ihtiyaç duydukları huzuru veriyordu.

Ancak masadaki herkesin bilmediği bir şey vardı.

Karahanların hayatına çok yakında yeni biri dahil olacaktı.

Ve bu kez mesele ne şirket hisseleriydi ne de eski aile hesapları...

___

Hazar, siyah takım elbisesiyle aracından indi. Yanında yürüyen Sancar, günün programını anlatıyordu.

“Öğleden sonra toplantınız var. Neva Hanım da yeni dosyaları hazırlamış. Bir de hukuk departmanına yeni bir asistan başlayacakmış.”

Hazar telefonunu cebine koydu.

“Peki.”

Tam binanın girişine yöneldikleri sırada köşeden hızla çıkan genç bir kadın Hazar’a çarptı.

Elindeki kahve, Hazar’ın ceketine döküldü.

“Allah kahretsin! Önünüze baksanıza!”

Hazar ceketine baktı, ardından kadına döndü.

“Sanırım önce sizin önünüze bakmanız gerekiyor.”

Kadın mavi gözlerini kısarak ona baktı.

“Pardon? Bir de üstüne haklı mı çıkacaksınız?”

“Üzerime kahve döktünüz, hâlâ tartışıyor musunuz?”

“Çünkü özür dilemek yerine beni suçluyorsunuz!”

“Özür dilemesi gereken kişi sizsiniz.”

“Ben mi? Siz koca bir duvar gibi önümde duruyordunuz!”

Sancar başını yana çevirdi.
Dudaklarını ısırıyor, kıkırdamamak için kendini zor tutuyordu.

Hazar sertçe kadına baktı.

“İnanılmazsınız gerçekten.”

Kadın kahve bardağını gösterdi.

“Benim için de aynı şey geçerli. Günümün içine ettiniz!”

“Bir kahve için bu kadar yaygara koparmaya değer mi?”

“Bir ceket için bu kadar surat asmaya değer mi?”

Sancar artık dayanamayıp hafifçe kıkırdadı.

Hazar ona döndü.

“Sancar, komik bir şey mi var?”

“Yok Hazar abi, kesinlikle yok.”

Kadın çantasını omzuna taktı.

“Arkadaşınızın mizah anlayışı varmış. Biraz da siz örnek alsanız keşke.”

Hazar cevap verecekken kadın arkasını dönüp binaya yöneldi.

“İyi günler, asık suratlı beyefendi!”

Hazar arkasından seslendi:
“Umarım bir daha karşılaşmayız!”

Kadın dönüp gülümsedi.

“Ben de aynı dilekte bulunuyorum!”

Hazar ve Sancar asansöre bindi. Tam kapılar kapanırken aynı kadın son anda araya girip içeri süzüldü.

Hazar gözlerini kapattı.

“Şaka olmalı…”

Kadın ona baktı.

“Merak etmeyin, ben de sizinle aynı asansöre binmek için can atmıyordum.”

Sancar dudaklarını birbirine bastırdı.

Kadın kat düğmelerine uzandı.

Hazar’ın bastığı katı görünce kaşlarını kaldırdı.

“Ne tesadüf! Aynı kata çıkıyoruz.”

Hazar soğukça cevap verdi:
“Umarım aynı yerde de çalışmıyoruzdur. Aksi halde bu sizin çeneniz çekilmez”

“İnanın, ben de sizinle aynı ortamda bulunmak istemem.”

“Güzel. En azından bir konuda anlaşabiliyoruz.”

Kadın kollarını göğsünde birleştirdi.

“Bu arada, ceketiniz için tekrar geçmiş olsun. Umarım atlatabilirsiniz kritik saatleri.”

Sancar başını öne eğdi. Omuzları gülmekten sarsılıyordu.

Hazar dişlerinin arasından konuştu:
“Bütün gün böyle mi konuşacaksınız?”

Kadın hiç beklemeden cevap verdi:
“Hayır. Bazen bundan daha da kötü olabiliyorum.”

Asansör kapıları açıldı.

Kadın kendinden emin adımlarla dışarı çıktı.

Koridordaki hukuk departmanı tabelasını görünce çantasını düzeltti.

Tam o sırada Neva, elinde dosyalarla koridordan geliyordu.

“Günaydın! Meyra'cım hoş geldin canım.”

Kadın gülümseyerek başını salladı.

“Günaydın Neva'cım!”

Neva’nın yüzü aydınlandı.

“Meyra! Seni burada görmek ne güzel!”

İkisi sarılıp birbirlerine gülümsediler.

Hazar ve Sancar birkaç adım geride durmuştu.

Neva, Meyra’yı yanına alıp Hazar’a döndü.

“Bu arada tanışmışsınız sanırım. Kartal Karahan'ın kuzeni Hazar bey, yeni hukuk asistanımız Meyra.”

Meyra başını yavaşça Hazar’a çevirdi. Dudaklarında kocaman bir gülümseme vardı.

“Maalesef tanıştık.”

Hazar çenesini sıktı.

“Evet… unutulmaz bir tanışmaydı. Kendileri biraz daha kimlerle nasıl konuşacaklarına dikkat ederlerse..”

Sancar bu kez kahkahasını tutamadı.

Neva ikisine şaşkınlıkla baktı.

“Ben bir şey mi kaçırdım?”

Meyra hemen cevap verdi:
“Hiçbir şey. Sadece ilk iş günümde patronlardan birinin ceketini kahveyle mahvettim, gördüğüm kadarıyla da kendini en bişey sanana çarpmışım..”

Hazar gözlerini ona çevirdi.

“Bir de bunu gururla anlatıyor.”

Meyra gülümsedi.

“Ne yapayım? Başarılarımı saklamayı sevmem Hazar Bey, ünvan arkasına sığınmıyorum.”

Neva kahkaha attı.

Sancar ise Hazar’ın kulağına eğilip fısıldadı:
“Geçmiş olsun Hazar Abi. Sanırım bu sefer gerçekten kurtuluşunuz yok.”

Hazar gözlerini Meyra’dan ayırmadan cevap verdi:
“Sen sus Sancar.”

Meyra uzaktan seslendi:
“Bence bugün herkes biraz susmayı öğrenmeli!”

Sancar yeniden kıkırdadı.

Hazar ise içinden tek bir şey geçirdi:

Bu kızla aynı katta çalışmak zorunda mıydı gerçekten?

Hukuk departmanının koridorunda Neva, Meyra’yı odasına götürürken Hazar hâlâ arkasından bakıyordu.

Sancar, yanına yaklaşıp sesini alçalttı.

“Abi, bir şey söyleyeceğim ama kızmayacaksınız.”

Hazar gözlerini ona çevirdi.

“Söyle.”

“Bence ceketinizin kuru temizleme masrafını şirketten talep edin. Psikolojik hasar da var sonuçta.”

Hazar kaşlarını çattı.

“Sancar.”

“Efendim?”

“Bugün benimle konuşmamaya çalış.”

Sancar başını salladı.

“Emredersiniz. Ama gülmemek için de garanti veremem.”

Hazar cevap vermeden yürümeye başladı.

Neva’nın odasında Meyra, karşısındaki koltuğa oturmuş, çantasından not defterini çıkarıyordu.

Neva gülümseyerek ona baktı.

“İlk günün nasıl geçiyor bakalım?”

Meyra derin bir nefes aldı.

“Şu ana kadar bir kahve, bir sinir krizi ve oldukça kendini beğenmiş bir adamla tanıştım. Sanırım verimli başladı.”

Neva kahkaha attı.

“Bahsettiğin kişinin Hazar olduğunu tahmin edebiliyorum.”

“Neva, o adamın yüzündeki ifadeyi görmen gerekiyordu. Sanki ceketine kahve değil de şirketin bütün hisselerini dökmüşüm gibi baktı.”

“Sen de pek altta kalmamışsın anlaşılan.”

“Ben haksızlığa gelemem.”

Neva başını iki yana salladı.

“Burada bu özelliğin sana çok lazım olacak.”

Tam o sırada kapı çalındı.

Hazar içeri girdi. Arkasında da elinde dosyalarla Sancar vardı.

“Neva, öğleden sonraki toplantının dosyalarını getirdim.”

Neva ayağa kalkarak dosyaları aldı.

“Tam zamanında geldiniz. Meyra, seninle de konuşmam gereken bir konu vardı.”

Hazar’ın bakışları istemsizce Meyra’ya kaydı.

“Dinliyorum.”

Neva masanın üzerindeki dosyalardan birini açtı.

“Yeni bir şirket devri dosyamız var. Belgelerde bazı tutarsızlıklar bulunuyor. Ben dosyanın ön incelemesini yaptım ama ayrıntılı hukuki değerlendirmeyi birlikte yürütmenizi istiyorum.”

Hazar’ın kaşları hafifçe çatıldı.

“Birlikte derken?”

Neva gayet sakin bir şekilde cevap verdi.

“Sen ve Meyra.”

Bir saniyelik sessizlik oldu.

Sancar başını eğdi.

Meyra’nın dudaklarında küçük bir gülümseme belirdi.

Hazar ise Neva’ya baktı.

“Neva, emin misin?”

“Gayet eminim. Meyra’nın bu alanda iyi olduğunu biliyorum.”

Meyra hemen araya girdi.

“Endişelenmeyin Hazar Bey. İş konusunda oldukça profesyonelimdir. Kahve konusunda ise bazen talihsizlikler yaşayabiliyorum.”

Sancar bu kez açıkça güldü.

Hazar ona sertçe baktı.

“Senin burada ne işin var?”

“Dosyaları getirdim abi. Ama görünen o ki asıl dosya başka yerde açıldı.”

Neva gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.

Hazar derin bir nefes aldı.

“Peki. Dosyayı odama gönderin.”

Meyra ayağa kalktı.

“Bir dakika, neden sizin odanıza gönderiliyor? Benim de çalışma masam var.”

Hazar ona döndü.

“Dosya benim sorumluluğumda.”

“Artık benim de sorumluluğumda. Neva Hanım az önce birlikte çalışacağımızı söyledi.”

“Benim çalışma düzenime uyum sağlamanız gerekecek.”

Meyra çantasını omzuna taktı.

“Ben hukuk asistanıyım, kişisel düzen asistanınız değil.”

Sancar başını duvara çevirdi.

Omuzları yeniden titremeye başlamıştı.

Hazar birkaç saniye Meyra’ya baktı.

“Gerçekten her cümleye bir cevabınız olmak zorunda mı?”

Meyra gülümsedi.

“Hayır. Ama sizin her cümleniz cevap gerektiriyor.”

Neva artık kahkahasını tutamadı.

“Tamam, tamam! İkiniz de sakin olun. Meyra, Hazar’ın odasında çalışacaksınız. Gerekirse toplantı odasını da kullanabilirsiniz.”

Meyra başını salladı.

“Peki Neva Hanım. Sizin hatırınız için.”

Hazar kapıya yöneldi.

“Buyurun o hâlde.”

Meyra arkasından seslendi.

“Merak etmeyin, bu kez kahvemi üzerinize dökmemeye çalışacağım.”

Hazar kapının önünde durup arkasına döndü.

“Bu kez mi?”

Meyra masum bir ifadeyle omuz silkti.

“İnsan garanti veremez Hazar Bey. Hayat sürprizlerle dolu.”

Sancar dayanamayarak araya girdi.

“Abi, ben size bir kahve getireyim. İkinci bir kazaya hazırlıklı olalım.”

“Sancar!”

“Tamam, sustum!”

Hazar’ın odasına girdiklerinde Meyra etrafına göz gezdirdi.

Geniş camlardan İstanbul manzarası görünüyordu. Koyu renk mobilyalar, düzenli bir çalışma masası ve oldukça sade bir dekorasyon…

Meyra masanın karşısındaki boş koltuğu gösterdi.

“Ben buraya mı oturacağım?”

Hazar ceketini çıkarıp koltuğunun arkasına bıraktı.

“Şimdilik.”

Meyra kaşını kaldırdı.

“Şimdilik derken?”

“Birbirimizle çalışabileceğimizden emin değilim zaten nereye oturursanız oturun..”

Meyra çantasını masaya bıraktı.

“İnanın, bu konuda yalnız değilsiniz ama bu kabalıkla hiçkimse çok kalmaz zaten sizinle..”

Hazar bilgisayarını açtı.

“Öncelikle dosyayı inceleyeceksiniz. Eksik belgeleri belirleyip bana rapor sunacaksınız.”

Meyra dosyayı eline aldı.

“Ne zamana kadar?”

“Öğle arasına kadar.”

Meyra saatine baktı.

“Şu an saat on bir buçuk.”

“Bir sorun mu var?”

“Hayır. Sadece sizin zaman kavramınızın biraz heyecan verici olduğunu düşünüyorum.”

Hazar gözlerini bilgisayarından ayırmadan konuştu.

“Yetiştiremeyecekseniz söyleyin.”

Meyra dosyayı açıp ilk sayfayı çevirdi.

“Yetiştiremezsem size söylerim. Ama önce bir şans verin. Herkes sizin kadar karamsar olmak zorunda değil.”

Hazar cevap vermedi.

Meyra birkaç sayfa daha çevirdi. Bir anda kaşları çatıldı.

“Bir dakika…”

Hazar başını kaldırdı.

“Ne oldu?”

Meyra dosyadaki bir belgeyi önüne çekti.

“Bu şirketin devir tarihine bakar mısınız?”

Hazar sandalyesinden doğruldu.

“Evet?”

“Burada gösterilen devir tarihiyle ticaret sicilindeki kayıtlar uyuşmuyor.”

Hazar dosyayı eline aldı.

Meyra başka bir sayfayı açtı.

“Üstelik bu imza, önceki sözleşmedeki imzayla da aynı değil. Bence bu dosyada yalnızca eksik evrak sorunu yok.”

Hazar’ın yüzündeki alaycı ifade tamamen kayboldu.

Dosyayı dikkatle inceledi.

“Bunu nasıl fark ettiniz?”

Meyra kalemini masaya bıraktı.

“İşimi yaparak.”

Hazar bakışlarını ona kaldırdı.
Meyra hafifçe gülümsedi.

“Şaşırdınız mı?”

Hazar birkaç saniye sustu.

“Biraz.”

“Güzel. Demek ki bugün ikimiz de şaşırabiliyoruz.”

Kapının dışında onları dinleyen Sancar, elindeki kahve tepsisine bakıp kendi kendine mırıldandı:
“Eyvah… Bu kız hem laf yetiştiriyor hem iş biliyor. Hazar abinin işi gerçekten zor.”

İçeri girmek üzereyken kapının arkasından Hazar’ın sesi duyuldu.

“Sancar, kapıda dikilmeyi bırak da gel!”

Sancar yüzüne kocaman bir gülümseme yerleştirip kapıyı açtı.

“Buyurun efendim. Kahveleriniz geldi.”

Meyra başını kaldırdı.

“Benimki şekersiz olsun lütfen.”

Sancar gülümsedi.

“Tabii ki. Sizin kahvenizi ayrı hazırlattım.”

Hazar kaşlarını çattı.

“Benimkini de unutmadın umarım.”

Sancar kahveyi masaya bıraktı.

“Unutur muyum abi? Sizin kahveniz de her zamanki gibi sade. Hayatınız gibi.”

Meyra kahkahasını tutamadı.

Hazar gözlerini kapattı.

Bugün gerçekten uzun bir gün olacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…