7. bölüm · KARANLIĞIN KÜLLERİ YILDIZLAR
BÖLÜM 4: Cehennemin Başında
BÖLÜM 4
Cehennemin başında
Gözlerimi zorlukla araladığımda başımda keskin bir ağrı vardı ve ağır bir rutubet ile pas kokusu burnumda tütüyordu o an içimin soğuktan ürpermesiyle elim kolum bağlı soğuk bir asfaltta yattığımı fark ettim ve başımı kaldırmak istediğimde başım sert bir şekilde asfalta geri bastırıldı birisi arkamdan gelip ayağıyla başımı soğuk asfalta geri bastırdı öfkeyle "sikerler!" Diye soludum başımın üstündeki ayağın sahibi "seninle pek iyi tanışmadık biliyorum ben Toprak Altıner sende Gece olmalısın" dedi uyuz bir sakinlik vardı sesinde "ne istiyorsun benden Orospu çocuğu!" Diye kükredim Toprak bunu duyunca sinirle ayağını başımdan çekip "Düzgün konuş lan benimle!" Diye bağırıp sırtıma sert bir tekme attı acıyla iki büklüm olup inledim "anlaşılan sen daha çok dayak yiceksin bizden" dedi alayla karışık pis bir sırıtış takınarak ardından ise depo olduğunu düşündüğüm yerden çıktı ben bağlı ellerim ve ayaklarımla dikleşmeye çalışsamda pek mümkün değildi ve başım zonklamaya devam ediyordu o sırada içeri iki iri adam girdi ve bir bez ile ağzımı sıkıca bağladılar bez o kadar sıkıydı ki ısırmak zorunda kalıyordum çırpınsam da engel olamadım zaten elim kolum bağlıydı birde ağzımı niye bağlamışlardı ki anlamamıştım adamlar elim kolum bağlı olduğu için beni kollarımdan tuttu ve depo gibi yerden çıkardı çıktığımda o karanlık deponun aksine aydınlık bir koridor çıkmıştı karşımıza beni koridorda sürükleyerek bir odaya götürdüler ve içeri bir çöp gibi fırlattılar içimden bir küfür mırıldandım ve iplerin el verdiği ölçüde dikleştim burası çalışma odası gibi bir yer olmalıydı büyük bir masa üstünde evraklar ve bir bilgisayar diğer duvarda ise geniş bir kitaplıl vardı başımı kaldırdığımda Toprak'ı gördüm ve adamlar önce ellerimideki ve ayaklarımdaki ipleri sonra ise ağzımdaki bezi çözdü ben hızla ayaklandım ama başımın dönmesiyle sendeleyip duvardan destek aldım "ne istiyorsunuz benden!" Dedim sinirle kararan gözlerimi ve hala hafifçe dönen başımı umursamadan Toprak "intikam" dedi kısaca sorgulayan bakışlarımı görünce de devam etti "ben senin piç baban yüzünden 5 yıl hapis yattım lan! Siz benim en güzel yıllarımı çaldınız, gençliğimi tükettiniz suçsuz yere hem de!" Diye öyle bir kükredi ki ürperdim ama ifadesizlik maskemi indirmedim "babam yüzünden neden hapis yatasın ki hem madem babamdan intikam istiyorsun da beni niye kaçırdın yolunu yordamını siktiğimin embesil suratlısı!" Diye patladım Toprak'ın bunu duyunca çenesi seyirdi ve ŞAK! Sert bir tokat sesi tüm odada yankılandı ağzıma gelen kanı sinirle yutup tehtidkar bir sesle "bana bir daha sakın el kaldırma kırarım!" Diye soludum ama embesil suratlı mal kahkaha atmaya başladı evet ciddi ciddi kahkaha atmaya başladı ve nefes nefese "ne yaparsın, ne?" Dedi gülmeye devam ederken ama beni küçümseyerek hata ediyordu sinirle "bunu!" Dedim ve o gülmekle meşgulken bileğine yapışıp ters çevirdim aynı saniye içresinde küçück bir ÇAT sesi ve Toprak'ın acılı çığlığı tüm odada yankılandı bunu duyan 3 koruma hızla odaya daldı ve ikisi beni tutarken biride Toprak'ın yanına koşmuştum korumalar beni sürükleyerek çıkarmaya çalışırken "bir daha beni sakın küçümseme" diye soludum korumalar ise sinirle beni depoya geri götürüp yine bir çöp gibi fırlattı ama bu sefer elim kolum bağlı olmadığından sendelemedim bile ben korumaların çıkıp gitmesini beklerken o 2 koruma ve ardında 1 koruma daha içeri girdi ama son girenin elindeki kırbaçı görmemle kalbim sıkıştı gardımı aldım kotumalar kapıyı kitleyip üstüme doğru gelmeye başladı ama 3 kişiye tek atmam çok zordu ve hepsinin benden kat kat iri olmasıda işi iyice zora sokuyordu ben savunma yapmaya çalışsamda ikisi arkadan beni sıkıca tutup sabitledi diğeri ise acımasızca yüzüme bir tokat attı gözlerim doldu ama durmadı saçlarıma asılıp bir tokat daha attı tokadın etkisiyle yere düştüm ama yine durmadılar acımasızca kırbaçladılar beni artık savunucak gücüm kalmamıştı acıyla inlerken iki büklüm oldum ve en sonunda adamlardan biri karnıma sert bir tekme geçirdi son hatırladığım bu ve tekmenin üstüne ağzımdan gelen hafif kan. Gerisi karanlık...
Gözlerimi zorlukla araladım midem bulanıyor her yerim sızım sızım sızlıyordu yavaşça dikleşmeye çalıştığımda bile her zerrem acıyla sarmalandı bu cehennemde kaçmam lazımdı Seren kim bilir napıyordu içimden Mert'i yada Merve'yi aramasını o evde tek kalmamasını ve iyi olmasını diliyordum Mert ve Merve en güvendiğim arkadaşlarımdı ve Seren'i hep kardeşleri bilmişlerdi yavaşça ayağa kalktım deponun ilerisinde ufak bir kapı vardı oraya ilerledim kilitli değildi içeri baktığımda tuvalet olduğunu fark ettim ve bir ayna vardı ufak bir duvar aynası belki de bir kaçış bileti aynayı parçalamadan önce yavaşça tişortumü sıyırdım "siktir" karnımda morluklar varken sırtım kırbaç izleri içindeydi ve dudağım ile kaşımın altı kanamış kan kurumuştu çeşmeyi acıp kuru kanı sildim ardından ise etrafıma bakındım ama ne sert bir cisim nede bir taş dahi yoktu yumruğum sıktım ve aynaya geçirdim ince olduğundan kolayca kırıldı ama elim feci acımıştı baktığımda yumruğuma ufak cam parçaları batmıştı ve elimin üstün kanıyordu dikkatlice elimle camları çıkardım ve cam kalmadığına emin olup yıkadım ardından ise tişortümden ufak bir parça yırtıp elime sardım daha sonra ise kırılan cam parçalarından büyük bir parça alıp tişortumden bir parça daha kopardım ve camı kumaşa sarıp paçama düşmiyecek şekilde gizledim ve sırtımdaki kurumuş kan izlerini silip kaçabilmdk için odada birşeyler aramaya devam ettim ama hiçbirşey yoktu paçamdaki cam ile bir duvar dibine geçip oturdum her yerim sızım sızım sızlarken şuan pekte birşey yapamazdım zaten gözlerim doldu hıçkırarak ağlamak şandıma sövmek istedim ama sadece bir istekti göz yaşlarımı geri gönderdim boğazıma oturan yumruyu yuttum ben yerde öylece oturup yeri izlerken kapı açıldı hızlıca ayaklandım ve ayaklanırken paçamdaki camı çaktırmadan avcuma hapsettim Toprak gelmişti öfkeyle baktım "ne istiyorsun?" Dedim ifadesizlik zırhımla birkaç afım yaklaştı bileğini havaya kaldırdığında sargılı olduğu gördüm "sandığımdan dişliymişsin Gece" dedi şaşkınlıkla "küçümsemem yerine düşmanını tanımaya çalışsan o bilek kırılmazdı senin hatan" dedim gülerek "diyorsun, ama sana şöyle bir bakıyorum küçümsememem elde değil" dedi o alaycı tını sinirimi hoplatmaya yetiyordu "karşındakini hiçbir zaman küçümseme yoksa kazanıcağın savaşı da kaybedersin" dediğimde birkaç adım daha yaklaştı "biliyormusun babanı buldum ve seni kaçırdığımızı söyledim sence o ne dedi?" Diye sordu cevabı tahmin ediyordum ama işitmeyi kaldıramamaktan korkuyordum "merak etmiyorum" dedim ama lanet olası susmadı "Gece'ye ne yaparsanız yapın ama beni bırakın dedi" dedi Toprak "baban intikam bedeli olarak seni bana sattı Gece, artık benimsin" dedi o an ne kadar iğrenç bir insan olduğunu tekrar anladım kadınları objeleştiren, kendini bir bok sanan aşağlık herifin tekiydi "bana bak ben sizin satın alabilceğiniz bir malmışım gibi konuşup benim sinirimi bozma!" Diye soludum dişlerimin arasında aramızda bir adımlık mesafe varken Toprak o mesafeyi kapatıp alayla "ne değilmisin? Gece ben istediğim herşeyi satın alabilcek güce sahibim, buna sende dahilsin" dediğinde daha fazla dayanamadım suratının ortasına yumruğu geçircekken ani bir refleksle başını yana eğdi ve sinirle üstüme gelmeye başladı "senin o elin kolun bir rahat dursun artık yeter be!" Dedi ben geriledikçe o yaklaşıyordu "durmuyorum, napıcaksın dövdürcek misin beni yine adamlarına?!" Dedim öfkeyle en sonunda sırtım soğuk duvara değdi ve Toprak üstüme eğilip "çıldıtma beni Gece!" Diye kükredi ifadesizlik maskem hala yerli yerindeydi şimdi "r" harfini uzata uzata kudurrrrrr demek vardı ama tuttum kendimi Toprak'ı sertçe ittirip "çekil be!" Dedim ama bileğimden tuttu ve beni kendine çekip biranda saçıma asıldı ben acı ve öfkeyle dişlerimi sıkarken saçlarımı başımdan ayrımak istercesine çekiyordu dişlerimi sıktım, sustum Toprak "bana artistlik taslama kaçıcak bir yerin yok buradasın, benim elimdesin, benimsin sana istediğimi yaparım ona göre davran!" Dedi pis pis sırıtarak elimdeki camı unutup öfkeyle yumruğumu sıkmak istediğimde elime batan camın acısıyla aydınlandım ve durdum şuan kaçmak için doğru bir zaman değildi koşucak takadim bile yoktu sadece birkaç gün beklemem lazımdı birkaç gün... Toprak saçlarımı bırakıp beni ittirdi sızılayan vücudumla sendeledim ama belli etmemeye çalıştım Toprak öfkeyle odadan çıktı artık ifadesizlik maskemi indirip her zamanki Gece olabilirdim Toprak'a karşı babamın sözlerini umursamasamda herşeye rağmen gözümden bir yaş usulca yanağıma yuvarlandı avcumu açtığımda camın avcumu hafifçe kestiğini gördüm normalde bunun için hayatta ağlamazdım ama baraj kapaklarını bir kere açtımmı herşeye ağlıyordum babamın sözleri herşeye rağmen göğsüme hançer gibi saplanmıştı ve bu en ufak şeye bile ağlamam için başlıca bir nedendi herkese sert, güçlü bir karadul olabilirdim ama özümde duygusal, ürkek ve yaralı bir kız çocuğu vardı... kanayan avcumdan birkaç damla kan yere süzüldü tuvalete gidip kesiğin kanını suda akıttım ama hala kanıyordu tişortümden ufak bür parça daha yırttım ama ellerim ve dudaklarım titriyor gözlerimden yaşlar süzülüyordu kumaşı yırtıp avcuma kanayan yaraya tampon olucak şekilde bağladım şuan bir karınca için bile ağlayabilcek kadar baraj kapaklarını, açmış güçlü Karadul maskemi indirmiştim gözlerimden yaşlar süzülürken sinirle yerde gördüğüm bir metale tekme savurdum ve metal parçası duvara çarparak ufak bir ses çıkardı o an beynime şimşekler çaktı kolyem annemin ölürken dahi üstünde taşıdığı ve benimde annem öldüğü günden beri hiç çıkarmadığım kolyem elimle hızla boynumu yokladığımda elime gelen zincir ile derin bir nefes aldım ama zinciri yokladığımda ucu yoktu hızla metali fırlattığım yöne doğru koştum ve eğilip yere göz gezdirdiğimde kolye ucunu farketmem çokta zor olmadı kolye ucunu hızla aldım ve içindeki fotoğrafları kontrol etmek için açtığımda bir kapağında Seren diğer kapağında ise ben vardım annem bu kolyeyi Seren doğduğunda hem yatırım amaçlı hemde bizi hep koynunda taşımak için almıştı zarif altın bir kolyeydi. Annem öldükten sonra hiç çıkarmamıştım ve bende annem gibi yaparak ringlerden kazandığım ilk parayla bir kolye almış bir kapağına beyaz gül resmi koyarken diğer kapağına annemin fotoğrafını koymuştum ve birgün o beyaz güllerin yerini gelecekteki yârim alıcaktı...
kolye ucunu alıp zincire geri takmaya çalıştım ama olmadı cebime koysam düşerdi bu yüzden hızla banyoya yöneldim ve lavabo dolabının altına sakladım buradaki kırık dökük bir dolap olsada yine de en güvenli seçenek burasıydı kolye ucunu koyup bir duvar dibine gidip soğuk asfalta kıvrıldım açlıktan miğdem bulanıyordu ve açlığımı kendimi uykunun kollarına bırakarak bastırdım. Gerisi karanlık...
