BÖLÜM 2: Geri Dönmeyenler Ve Arkasında Bıraktıkları Enkaz

Vaveyla Yazarı: My.Novella. Book

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: BÖLÜM 2: Geri Dönmeyenler Ve Arkasında Bıraktıkları Enkaz

BÖLÜM 2
Geri Dönemeyenler Ve Arkasında Bıraktıkları Enkaz...
Ertesi sabah gözlerimi araladım zaten pekte uyuyabilmiş sayılmazdım ağlamaktan gözlerimin şiştiğini aynaya bakmadanda anlayabiliyordum gözlerimi ovuşturdum ve yatakta dikleşip bir kaç dakika boş boş etrafı inceledim güneş ışığı perdelerden hafifçe sızıyor odayı aydınlatıyordu hala inanmakta güçlük çeksemde annem gitmişti; bir daha geri dönmemek üzere yataktan Seren'i uyandırmamaya dikkat ederek kalktım gece sürekli mırıldanmış yatakta huzursuzca sağa sola dönmüştü ve uykusunu alamadığına emindim annemi anınca tekrardan gözlerim doldu banyoya girip aynaya baktım gözlerim kan çanağına dönmüşken gözlerimin yeşili iyice ortaya çıkmış göz altlarım feci şişmişti göz yaşlarımı silip elimi yüzümü yıkadım o sırada Seren uyanmıştı banyodan çıktığımda hafifçe dikleşti ve yanına baktığında beni göremeyince panikle etrafına bakındı "buradayım ablacım" dedim beni görünce rahatladı ama onun da göz altları şiş gözleri kan çanağıydı Teyzeme bakmaya gittiğimde yatakta oturmuş yeri izlediğini gördüm o da benim gibi uyuyamamış olmalıydı beni görünce hafifçe toparlanıp kalktı hepimizde ölüm sessizliği vardı ve bugün cenaze vardı sabah daha 07.00 idi giyinip cenaze işlerini halletmek için evden çıktım teyzem mezar işlerini halletmek için gitti bende bir hoca ayarlayıp yemekleri ayarladım yarın teyzemin evinde mevlüt yapıcaktık işleri hallettikten sonra saat 16.00 gibi annem yıkandı yıkanırken göz yaşları içinde olduğmuzdan bizi içeri almamışlardı ama annemin kefenini ben giydirmek istemiştim annem yıkandıktan sonra beni çağırdılar göz yaşlarım azda olsa dinmişti içeri girdiğimde annemi gördüm o an karşımda sanki ölüsü değil diri diri annem duruyordu kefeni giydirirken dudaklarımdan acı bir hıçkırıp koptu son kez annemin ipek saçlarına dokundum son kez yüzünü okşadım elini tuttum "annem bırakma beni yaşayamam ben sensiz" dedim saçlarını okşarken karşımdakinin ölü olması umrumda değildi teyzem bu halimi görünce acıyarak yanıma geldi "Gece hadi gel, hadi güzelim çıkalım yapma böyle" dedi "bırak ölmedi benim annem yalan söylüyorsunuz" dedim dolu gözlerimle teyzem hıçkırarak "Gece nolursun yapma böyle kabullenmek zorundayız, güçlü durmak zorundayız sende biliyorsun annen melek oldu" dedi sözler dudaklarından zorlukla çıkıyordu ben teyzemi ittirip annemin göğsüne koydum başımı; yine saçlarımı okşasın diye bekledim olmadı melek olmuştu annem ama kabullenemiyordum "yalan söylüyorsunuz ölmedi annem!" Diye bağırdım teyzem hıçkırarak "Gece nolursun yapma böyle" dedi ama sesi zar zor çıkıyordu ve teyzem beni zorla çıkardı ben ise "bırak beni ölmedi benim annem bırakın beni yalan söylüyorsunuz siz!" Diye bağırdım ama gücüm kalmamıştı artık bağırmıyor yalvarır gibi "bırakın, nolur bırakın beni ölmedi annem" diye sayıklıyordum teyzem bana sarılıp sakinleştirmeye çalışıyor saçlarımı okşuyordu çaresizce onun koynunda ağladım o sırada annemi tabuta koymuşlardı ve gömme zamanı gelmişti annemin tabutu taşınırken Seren ile sarılarak ağlıyorduk Seren hıçkırarak bana sığınmıştı bende onu sarıp sarmalamıştım ama göz yaşlarım akmaya devam ediyordu herkes Seren ve bana acıyarak bakıyor "yetim kaldı yavrucaklar, yazık" diyordu ama umrumda değildiler annemi mezara yerleştirip toprağı üstüne atmaya başladıklarında hıçkırıklarım arttı hala inanmak istemiyordum ama kabullenmek zorundaydım zorlukla ayağa kalkıp bende annemin gömülmesine yardım etmeye başladım ama küreği tutan ellerim titriyor hıçkırıklarım daha da artıyordu Lâl teyzem yanıma gelip elimden tuttu ve bana destek oldu kara toprağı annemin üstüne istemeyerek attım. O sırada Seren'in köşede tek başına sessizce ağlamaya devam ettiğini ve insanların ona acıyan gözlerle bakıp dedikodu yaptığını fark ettim Seren ise napıcağını bilemeyerek bakışlarını yere dikmişti küreği teyzeme bırakıp Seren'i kaldırdım ve koynuma çektim dedikodu yapanlara ise cevap olarak yaşlı gözlerimi umursamadan sert bir bakış atıp mezarın başına Seren ile birlikte geri döndüm annemi gömmüştük ve kur'an okunmaya başladı yaşlı gözlerimizle sessizce dua ettik birkaç saat sonra herkes yavaş yavaş dağılmıştı sadece teyzem, ben, Seren ve birkaç kişi kalmıştı teyzem onlarıda uğurladığında sadece biz bize kalmıştık ben herkes gittiğinde mezarın yanına çömelip çaresizce toprağı okşadım beni kaldıran ise yine teyzem oldu Seren ise artık ağlamıyordu çünkü o da bende göz yaşlarının içimizdeki yangını söndürmeye yetmediğini anlamıştık ve bir taksiye binip eve gittik eve vardığımızda salona geçtik ama hiçbirimiz konuşmuyorduk bile aklımda ise o sözler yankılanıyordu "yetim kaldı yavrucaklar, babalarıda terk etmiş, kimseleri yokmuş," haklılardı da ne yapıcaktık teyzem ile kalamazdık zaten o da istemezdi babamı zaten elemiştim geriye tek bir seçenek kalıyordu yetimhane ben düşüncelere dalmışken Teyzem biranda bana döndü "annenin mezar taşı için ben bir yerle anlaştım 2 haftaya onlarda hazır olur" dedi başımla onayladım
Annemin mezarı yapıldığında annemin mezarına en sevdiği çiçek olan beyaz gülleri ektim ilkcan suyunu ise Seren döktü...
Aradan 3 hafta geçmişti ama bize annemsiz 3 yıl gibi gelmişti o 3 gün bile. annemin mezarı yapılmıştı mevlüdüde yapmıştık ve bu süreçte teyzemde kalıyorduk bir sabah kapının çalınma sesi ile uyandım Seren ve Teyzem'i uyandırmamaya özen göstererek kapıya baktığım bir kadın ve bir adam vardı "siz kimsiniz?" Diye sordum "çocuk esirgemeden geldik" dediklerinde kalbim hızla çarpmaya başladı o sırada teyzem geldi "kim gelmiş?" Diye sordu "Çocuk esirgemeden gelmişler" dedim teyzem bana dönüp "sen odana geç ben geliyorum" dedi başımla onaylayıp odama geçtim o sırada çocuk esirgemeden gelenler "çocukların annesi vefat etmiş, biz babaları ile iletişime geçtik baba sorumluluğu almak istediğini söyledi" Dedi Lâl'e Lâl başıyla onaylayıp "o zaman ben çocukları babalarına teslim ederim" dedi çocuk esirgeme görevlileri Semih'in adresini verip çıktı Lâl bizi o an ne kadar büyük bir cehenneme yolladığından habersizdi ve Gece ile Seren'in yanına gitti
Teyzem içeri girdiğinde merakla "noldu?" Dedim teyzem "bugün eşyalarınızı alın evden babanızın yanına gidiyorsunuz" dediğinde kalbim sıkıştı her zerremi korku sardı Seren ise şaşkınlıkla "babama mı?" Diye sordu hiç görmemişti nede olsa ben ise korkuyla "teyze bizi oraya göndermesen?" Dedim ama teyzem kabul etmedi "yetimhaneye mi gitmek istiyorsunuz gidin babanıza işte daha ne!" Dedi benim ve annemin o evde yaşadığı cehennemden bihaberdi teyzem odadan çıktığında Seren merakla "abla babam nasıl biri?" Diye sordu ne dicektim ki iyi biri desem yalan olurdu kötü desem üzülürdü "biraz sinirli biri ablacım" dedim ürkütmemeye çalışarak başını salladı ardından isw soru sormaya devam etti "peki babam niye beni hiç görmedi?" Diye sordu dudakları hafifçe öne büzülmüşken "işi varmış ablacım" dedim pek inanmış gibi durmuyordu ama üstelemedi ardından giyinip teyzemle taksiye bindik annemin evine gittik annemin evi dediğim de kiraydı evin önüne geldiğimizde saksının altındaki anahtarı alıp kapıyı açtım ve Seren ile eşyalarımızı toplamaya başladık kendi odamdan eşyalarımı ve Seren'in eşyalarıno bavula koyup çıktım ardından ise annemin odasına girip gardolabı açtım annemin çok sevdiği ve sıkça giydiği kırmızı bir tişortu vardı alıp burnuma yasladım üstüne annemin kokusu sinmişti ayrı bir poşete koydum ardından ise annemin yıllardır özenle sakladığı fotoğraf albümünü aldım ve son olarakta annemin yıllardır sakladığı ve onun için çok özel olan bir elbiseye gitti elim lacivert sırt dekolteli saten uzun bir elbiseydi ve annemin bana bir vasiyeti vardı bu elbiseyi büyüdüğünde sen giyiceksin ve hep saklıcaksın annemin bu elbiseyi neden bu kadar sevdiğini bilmiyordum zamanı gelince anlatıcam desede artık bu dünyada yoktu ve anlatamamıştı yine de elbiseyi alıp poşete koydum ardından ise annemin en çok kullandığı parfümü ve annem öldüğünde dahi boynunda olan asla çıkarmadığı kolyesini aldım kolyeyi boynuma takıp poşeti de valize koydum ardından ise Seren'e alıcağın başka birşey var mı? Diye sordum hayır anlamında başını salladı ardından ise taksiye binip babamın evine gitmeye başladık 8 yıl sonra onu görücektim ama içimde sadece korku ve endişe vardı yaklaşık 15 dakika sonra oraya varmıştık taksiden indiğimde karşımda gördüğüm silüetle ayaklarım yere çakıldı Semih... zayıflamıştı ama hala iri bir cüssesi vardı yüzü solmuş göz altları mosmordu saçları seyrelmiş sakalları ise uzun zamandır tıraş edilmemiş gibi uzamıştı yüzünde ise dışardan normal görünsede onu tanıyan biri için pis bir sırıtış vardı Seren babamı gördüğünde tedirginlikle arkama geçti "abla babam o mu?" Diye sordu başımı salladım babam teyzemin önünde mükemmel bir oyunculukla yaklaşıp bana sarıldı bir adım gerilemek istedim ama bırakmadı sımsıkı sarıldı ardından ise Seren'e yöneldi ama Seren'i refleks olarak arkama çektim babam bunu görünce bozulsa da belli etmeyip bizi yanına çekti ve teyzeme "çocukları getirdiğin için teşekkür ederim" dedi ardından teyzem ufak bir baş hareketi yapıp taksiye bindi ve taksi yavaş yavaş uzaklaştı kalbim deli gibi çarparken babam o sevecen maskeyi anında indirdi ve Seren'i kendibe çekip duygusuzca baktı Seren ise sevinçle babasına sarıldı ama henüz nasıl bir insan olduğunu bilmiyordu tabii buna insan denirse babam Seren'i kendinden uzaklaştırıp "demek Seren sensin ha?" Dedi ama iğrenek bakıyordu Seren'in yüzü düşsede belli etmedi ve arkama geçti babam o sırada bana yaklaşıp "kocaman olmuşsun" dedi ama hiçbir duygu barındırmıyordu sesi babam bize nefret dolu bir bakış daha atıp eve girdi ve kapıyı açık bırakıp içeri geçti Seren elimi tutmuşken birlikte eve girdik eve girdiğimde aldığım koku beni 8 yıl öncesine götürdü o keskin rutubet ve alkol kokusu yine burun direğimi sızlattı Seren ise hafifçe yüzünü buruştursada ses etmedi ilerlediğimde ufak bir salonda Semih'in üçlü bir koltukta oturmuş olduğunu gördüm odayı göz ucuyla incelediğimde babamın önündeki sehpa da boş ve dolu içki şişeleri ve küçük bir televizyon gördüm halı ve koltuk sigara yanıklarıyla doluydu babam bize dönüp "ilerde sağda bi oda var oraya yerleşin" dedi tam başımla onaykayıp gitcekken babam "Gece sonra da bana yemek koy" dedi birşey demeden Seren'in elinden tutup dediği odaya girdim 2 yer yatağı bir gardolap ve ufak bir çalışma masası vardı buna da şükürdü Seren bana dönüp "abla babam beni sevmedi mi?" Dedi üzgün bir sesle onun göz hizasına gelip yanağına kocaman bir öpücük kondurdum "olur mu hiç öyle şey, sevmiştir tabii ama babamız biraz sinirli dedim ya o yüzden sana öyle gelmiştir" diyerek teselli ettim Seren gülümseyip "sevmiştir yani dimi?" Dedi başımla onayladım ve valizi boşaltmaya başladım annemin eşyalarını koyduğum poşeti ise ağzını bağlaıp dolalta kuytu köşe bir yere koydum ve annemin parfümünü alıp kokladım annemi hatırlatıyordu bana odaya birkaç fıs sıkıp dolaba koydum ardından Seren'e "ablacım sen biraz böyle otur ben geliyorum" dedim başıyla onaylayıp yatağa oturdu ben ise evi biraz dolaştım ve mutfağa yöneldim küçük bir mutfaktı ve fazlasıyla bakımsızdı dolabı açtığımda sadece içki ve kahvaltılık vardı biraz diğer dolapları karıştırdığımda bir paket makarna buldum ve dolapta bulduğum salçayı aldım ama salça küflenmişti annemden gördüğüm gibi bir kaşıkla küfleri alıp temiz kısmını kullandım makarnanın suyunu koyup kaynamak üzere ocağa bıraktım ve makarnayı koyup salçayı kavurdum makarna olduğunda süzüp salça ile buluşturdum ardından ise tabağa alıp babama götürdüm bir makarnaya bir de bana bakıp "bu ne?" Diye sordu "yemek ısıt dedin ya dolapta yemek yoktu makarna yaptım" dedim sakinlikle ama biranda kalkıp bana tokat attı "şuan içki içiyorum görmüyormusun?!" Diye bağırdı ve beni ittip "geç odana gözüme gözükme!" Diye kükredi Seren ise sesleri duyup hızla salona geldi babam yaklaştı ve Seren'e "gözüme gözükmeyin demedim mi sen niye geliyorsun lan!" Diyip tam elini kaldırmışken öfkeyle öne atılıp bileğini tuttum ve Seren'i arkama aldım "sakın Seren'e el kaldırma bir daha!" Diye kükredim babam şaşkınlık ve hayretle "sana mı sorucam lan!" Diye bağırdı ben Seren'e "Seren odaya git çabuk!" Diye bağırdım panikle Seren korkuyla odaya yöneldi babam ise saçlarıma asılıp bana sert bir tokat attı ŞAKK! Tokadın etkisiyle yere düştüm babam durmadı kemerini çıkarıp sırtıma defalarca vurdu her vurduğunda acıyla inliyor çığlık çığlığa ağlıyordum o an annemin nasıl bir cehennem yaşadığını daha iyi anladım babam defalarca vurduktan sonra sonunda sıkılmış olucakki beni bıraktı ben yerde acıyla ağlarken sinirle tekrar ayakkanıp "amma çok ağladın be defol git odana!" Diye bağırdı yaşlı gözlerle tuvalete gittim elimi yüzümü yıkadım dudağım patlamış sırtımda ufak kemer yaraları açılmıştı kanları silip odaya gittiğimde Seren'in korkuyla yatakta ağladığını gördüm yanına oturup "korkma ablacım ben yanındayım, ağlama" dedim Seren yaşlı gözlerini yeşil gözlerime dikip "ama sana vurdu" dediğinde tüm acımı unuttum "ağlama sen, acımadı benim canım" dedim başıyla onayladı beni ama hala ağlıyordu o an babamın hiç değişmediğini bir kez daha anlamış oldum ve ne kadar iğrenç bir insan olduğunu da...