1. bölüm · KARANLIĞIN ÇAĞRISI
Giriş
Onun adı Leya.
Bu isim ona doğduğunda verilmedi; kendine verdi. Çünkü eski adı, ait olduğu hayata aitti. Şimdi o hayattan geriye yalnızca izler kaldı.
Leya yirmi altı yaşında. İnsanların “sessiz” dediği türden biri. Oysa bu sessizlik boşluk değil; fazlalık. Fazla düşünce, fazla his, fazla hatıra. Kalabalıkta bile yalnız durmayı bu yüzden öğrendi. İnsanlara yaklaştığında, onların içindeki çatlakları sezdiğini fark etti. Bu yetenek mi, lanet mi, emin olamadı.
Geceleri uyumakta zorlanır.
Çünkü rüyaları ona ait değildir.
Çocukluğundan beri tekrar eden bir düş vardır:
Karanlık bir yer. Taş duvarlar. Islak zemin. Ve uzaktan gelen bir nefes… İnsan nefesine benzemeyen, ama tanıdık gelen bir nefes. Her uyandığında kalbi aynı yerde acır. Sanki bir şey onu çağırmış da, o geç kalmış gibi.
Aşka gelince…
Leya hiçbir zaman “normal” sevemedi. Dokunuşu arzuladı ama teslimiyeti değil. Yakınlık istedi ama tamamen görülmekten korktu. Çünkü biri onu gerçekten görürse, içinde sakladığı o karanlığı da görecekti.
Ve evet — karanlık onda da vardı.
Bazen aynaya baktığında yüzünün arkasında başka bir yüz daha varmış gibi hissederdi. Daha eski. Daha sabırlı. Daha vahşi. Bu yüzden geceleri tek başına dolaşır, ıssız sokaklardan korkmazdı. Sanki şehir, onu tanıyordu.
O gece dışarı çıkmasının sebebi kaçmak değildi.
Bir şey onu çekmişti.
Kalbinin tam ortasında, uzun zamandır kilitli duran bir kapı aralanıyordu.
Ve Leyla , bilmeden, o kapının anahtarını taşıyordu.Gece, şehrin üstüne yalnızca karanlığı değil, eski bir sırrı da indiriyordu.
Ay, bulutların arasından yarım bir göz gibi bakıyor; sanki olan biteni izliyor ama müdahale etmiyordu. Bu dünyada bazı şeyler gündüz anlatılmazdı. Bazı varlıklar ışığı sevmezdi. Bazı aşklar ise yalnızca gecede nefes alırdı.
İnsanlar sokaklarda yürürken, yanlarından geçen gölgelerin gerçekten gölge olduğuna inanmak isterdi. Oysa bazıları canlıydı. Bazıları açtı. Bazıları ise sadece… bekliyordu.
O gece, kader iki şeyi aynı noktada düğümledi:
tehlikeli bir tutku ve insan olmayan bir varlık.
Kadın, bunu henüz bilmiyordu.
Kalbinin hızlanmasının sebebi korku değildi.
Şehvetle karışmış o tuhaf çekim, onu bilinmeyene doğru adım adım sürüklüyordu.
Ve uzakta, karanlığın içinden bir çift göz açıldı.
Bu bir avın başlangıcı değildi.
Bu, çok daha karmaşık bir şeydi:
Bir anlaşma. Bir lanet. Bir aşk.
