5. bölüm · KARANLIĞA BÜRÜNMÜŞ YEMİNLER

4. BÖLÜM

Azuraa :)

-YAZARIN AĞZINDAN-

İnsanların para için her şeyi yaptığı bir dünyada yaşıyorduk. Kimileri ailesi için çabalardı kimileri kendi için ama insan o kadar üşengeç bir varlık ki her şeyi kısa yoldan halletmek isterlerdi bişeyleri bu sefer pis işlere başvururlardı para için kendisini satanlar bunun bir örneğiydi ama bu kişiler sadece kendilerini yok etmezler şereflerini,haysiyetlerini,namuslarını en önemlisi gururlarını 2 paralık etmekten çekinmeden satarlardı bunları yapanların tek ortak noktası da mecbur kalmalarıydı. Şu dünyada paranın satın alamayacağı şeyler vardır diyenler boş edebiyatı bırakmalıydı maddi açıdan kudretli biriyseniz onu kullanarak size aşık olmayan birini bile kendinize aşık edebilirdiniz.
Polat karven her zaman buna inanmıştı o da parayı tek zaafı olan kızını mutlu etmek için kullanmıştı bir gün batıp bebeğini yoksulluk içinde bırakmaktan öyle çok korkuyordu ki işlerini büyüttükçe büyüttü ve o karanlık Dünya’nın içine düştü.

O bir şah değildi

O bir piyon da değildi

O her zaman bir vezir konumundaydı

ama en önemlisi masanın bir parçasıydı ve bunu kimse değiştiremezdi...

Polat Karven şirkette odasında otururken Büyük Patrondan gelen emirle birkaç gün içinde sevkiyat ayarlamıştır adamları ona göre dizayn edip göndermiştir ama hala içine sinmeyen bir şeyler vardır derin bir nefes aldı ve odasına ozanı çağırttı

birkaç dakika içinde ozan odasına gelmişti kapısını çaldı

Polat:gel

ozan içeri girdi

ozan:Polat bey beni emretmişsiniz

Polat:Kadıköydeki depoda sevkiyat olacak başında sen durucaksın

Ozan derin bir nefes alıp babasına bakmıştı

Ozan:ne sevkiyatı bu

Polat:birkaç tır malzeme taşınacak içeriğini bilmeni gerektiren bir şey yok çok sorgulama işini yap sadece bir halta yara aylak aylak dolaşıyorsun

demişti ozana tersçe bakarak ozan sıkıntıyla derin bir nefes alıp verdi

Ozan:aylak aylak dolaşmıyorum baba bende bu şirket için elimden geleni yapıyorum

Polat:Evet boş boş odanda oturarak yapıyorsun

Ozan:ahsen eğer Polis olmayıp bu hisseleri kabul etseydi şirkette çalışsaydı ona da böyle davranır mıydın

Polat:sen ahsenle kendini bir mi tutuyorsun

demişti aşağalayarak bakarak

Ozan:neden...ben senin oğlunum o da senin kızın aramızdaki fark nedir?

Polat:ozan boş edebiyat yapma dediğimi yap tırların içinde ne olduğunu da sorgulama kereme emir verdim o götürecek seni depoya

Ozan:peki Polat bey

demiş ve odadan çıkmıştı babasından nefret ediyordu o küçük cadıdan ise daha çok nefret ediyordu

derin bir nefes alıp keremin yanına gitti ve beraber çıktılar kadıköydeki depoya doğru yol aldılar

.
-AHSEN KARVEN-

operasyon yerine varmıştık ben ve levent tüm tedbirleri almıştık tüm organizasyonu halletmiştik o tırların taşınmaması gerekiyordu
iki tim gelmiştik depoya geldiğimizde hızla araçlardan indik o sırada tırlara malzemeler taşınıyordu hepimiz bir yerlere kulaçlanmıştık

gelmemizle büyük bir çatışma başlamıştı

sıcak bir çatışmaydı

Ahsen:şafak1 hareket var mı

Şafak1:komiserim şerefsizler kafamızı kaldırmamıza izin vermiyor

sinem:burdada aynı komiserim

Ahsen:ALLAH KAHRETSİN

levent:Sancak?

demişti kendi timine seslenerek onlardan da durum analizi istemişti

sancak1:komiserim keskin nişancı var

Ahsen:utku?

Utku keskin nişancıydı kimse elinden kurtulamazdı

Utku:görüş sıfır komiserim

Ahsen:nerde bu allahın cezası

o sırada derin bir nefes aldım

Ahsen:TESLİM OLUN DİRENMEYİN GEBERİP GİDECEKSİNİZ HEPİNİZ

o sırada yerimden ayrılmayı denedim arkamdan bir silah sesi geldiğinde arkamı döndüm ve yere düşen bir adam gördüm hemen arkasına baktığımda levent bana namluyu uzatan adamı vurmuştu

Ahsen:sağ ol komiserim

Levent:Dikkatli olun komiserim

Ahsen:depoya girmemiz lazım

Levent:Sancak 1 koru bizi

Ahsen:sende mi giriceksin

Levent:sizi yalnız bırakır mıyım komiserim

başımı salladım sadece hem benim timim hemde onun timi bizi korumuştu depoya yaklaştığımızda önüme bir adam çıktı hızla yere serdim adamla sağlam dövüşmeye başladım

.
sonrasında ise adamları indirmiştik dövdüğümüz adamlar sağ kalmıştı o kadar malı da ele geçirmiştik hep uyuşturucu kaçak silah roket atarlar vb... vardı bunlar hep terör örgütlerine gidecekti

böyle ibneler şerefsizler vardı terör örgüterine yardımcı oluyor ve onların güçlenmesine sebep oluyordu Orospu Çocukları

vatanıma ihanet edeni vatanıma el uzatanı yaşatmazdım

yaşatmayacaktım

operasyon başarılıydı

leventle karşı karşıya geldik

Levent:iki timde iyi iş çıkardı

demişti ve bana baktı

Levent:elinize sağlık komiserim

Ahsen:sizinde Komiserim

dedim ve sağ kalan adamlara baktım

Ahsen:Utku Sinem şu şerefsizleri arabaya bindirin de karakolda anlatsınlar dertlerini

Utku:Emredersiniz komiserim

demiş ve adamları arabaya almışlardı sonrasında ise hepimiz arabalara dağılmış karakola doğru yola çıkmıştık tır araçlarını da tim ve ekipler halletmişti

.
-YAZARIN AĞZINDAN-

ozan ve kerem depoya geldiklerinde heryerin dağıldığını adamların öldüğünü gördüler

Ozan:ne oluyor lan

Kerem:bilmiyorum abi ama büyük baskın olmuş

Ozan:ne baskını bu

Kerem:polis olabilir abi

ozan sinirle derin bir nefes alıp verdi ve kereme baktı

Ozan:polis ne alaka kerem..ne vardı o tırlarda da polisler burayı bastı adamlarımızı öldürdü ne çeviriyorsunuz

Kerem:abi bunu Polat beye sorman daha doğru

ozan derin bir nefes aldı o sırada telefonu çaldı ekrana baktığında babasıydı hızla açtı

Ozan:efendim baba

Polat:BECERİKSİZ HERİFLER NASIL TAM ZAMANINDA ORDA OLMAZSINIZ POLİS BİRKAÇ ADAMI ALMIŞ NE BOKA YARIYORSUN LAN SEN !

Ozan:polisin radarına girecek ne vardı o tırlarda baba

Polat:SANANE BECERİKSİZ HERİF SAKIN GÖZÜME GÖZÜKME

demiş ve telefonu kapatmıştı ozan ise sinirle güldü kereme baktı

ozan:polat karven yine bir suçlu buldu kerem

demişti burukça gülümseyerek ve arabasına atlayıp gitmişti kerem ise arkasından bakmıştı

kaç yıldır polatla çalışıyordu elinde büyüdü sayılırdı ve ahsene emire davrandığı gibi ozana bir kere bile davranmamıştı

Polat Karven Oğlu Ozan Karvenden nefret ediyordu onu düşmanı olarak görüyordu

.

Polat odasında kafayı yemişti büyük patron arayıp azarlamıştı ve polisin birkaç adamı aldığını öğrenmişti Polat Karven kızı onun gerçek yüzünü öğrenecek diye çok korkuyordu

kızı onun herşeyiydi kızını kaybetmek istemiyordu

sinirden kafayı yemek üzereydi hemen telefonunu çıkardı ve atlası aradı

Atlas:efendim Polat bey

Polat:nerdesin avukat

Atlas:bürodayım efendim

Polat:Derhal şirkete gel bekliyorum

Atlas:birşey mi oldu

Polat:kurtarman gerekenler var gel detayları anlatacağım

Atlas:geliyorum polat bey

demiş ve telefonu kapatmıştı polat telefonu masaya fırlattı

Polat:BECERİKSİZ HERİF SANA İŞ VERENDE KABAHAT

demiş ve burnundan solumuştu

.
-ATLAS RUVAN-

Polat beyin acil çağrısıyla arabama atlayıp şirkete yol aldım 10 dk içinde şirketin otoparkına park edip asansöre bindim polat beyin odasının önünde durup nefes verip kapıyı çaldım gel komutuyla içeri geçtim.

Polat:Gel avukat gel

polat bey bir oraya bir buraya gidip geliyordu ne olmuştu bu herife?

Atlas:yerinizde duramadığınıza göre baya ciddi bir durumun içindeyiz

Polat:Polis yurt dışına satılmak için hazırlanan ve bugün götürülücek olan malları koyduğumuz depoya baskın yaptı birkaç adamım ellerinde konuşmaları an meselesi avukat ve eğer konusurlar ve ismim geçerse bu ahse’nin de öğrenmesi ve benim hapise girmem demek hapse girmek bir yana dursun önemli değil ama ahsen öğrenmemeli avukat anlıyor musun? onları konuşmadan kurtarman gerekiyor! Derhal!

Atlas:Anlıyorum polat bey derhal işe koyulacağımdan şüpheniz olmasın gerekli bilgileri mailime göndermeniz yeterli.

Polat bey keremi arayıp tüm bilgileri mailime atmasını istedi ve kamera kayıtların silip silmediğini sordu bilgisayarıma gelen mail bildirimiyle dosyayı açıp bilgileri zihnime not edip savunmamı kafamdan yapmaya çalıştım kerem gün içindeki kamera kayıtlarının hepsini bana atmıştı saniyesine kadar bakıp takip ettiğimde malları sabahtan gidip malları kontrol eden keremin görüntüsü vardı fakat sırtı dönük olduğundan kim olduğu anlaşılmıyordu fakat kutuların içindeki mallar kameradan bariz bir şekilde görünüyordu.

Gördüğüm mallarla şaşırmıştım ama polat bey beni soluksuz bir şekilde izlediği için tepki vermedim bu adam roket atar mı üretiyordu kafamı kaldırıp polat bey in masasının tam arkasında duran devasa tabloya baktım.

Bu tablo İngiliz ressam Edward Poynter tarafından 1868’de yapılan “The Catpult” eseriydi.

Tabloda Roma askerlerinin mancınık ile bir şehri kuşatması tasvir ediliyordu.

Bu adamın bişeyleri fırlatmak gibi fantazileri vardı anlaşılan.

Bana gönderilen kayıtlara baktığımda ve keremin kayıtları yeni sildiği aklıma geldi polisin bu kayıtlara çoktan eriştiğine emindim geç kalmıştık kafamı kaldırdım polat beyle göz göze geldiğimde bana soran gözlerle baktı;

Atlas:polat bey konuşmanıza kulak misafiri oldum ve anladığım kadarıyla deponun kamera kayıtları yeni silindi değil m?

Polat kafasını salladı

Atlas:polisin bu görüntüleri çoktan hacklediğine eminim ve kanıtları var bu şekilde adamlarınızı koruyamam ciddi delilleri var.

Polat:Ne demek koruyamam avukat!! senin işin bu bunun için para alıyorsun

gözlerinden ateş saçıyordu aniden yanımda bitip tek eliyle yakamı kavradı dişlerini sıkıyor çenesi seyiriyordu

Polat:Bir anlaşmamız olduğunu unuttun sanırım avukat hatırlatmama izin ver lütfen

demesiyle sağ karnıma silahını yasladı tepkisiz bir şekilde yüzüne bakıyordum malum alışkındım artık

Atlas:onları koruyamam ama sizi korurum polat bey

dememle bir kaşı havlandı

Atlas:ciddi delilleri var fakat bu görüntülerde keremin sırtı dönük başkomiserim keremi tanıyor mu?

Polat:tanıyor

Atlas: burada kerem beyin sırtı dönük olduğundan tanıma olasılığı çok düşük fakat mallar bariz bir şekilde ortada adamlarınızı sizi ele vermemeleri için tehdit edebilirsiniz

Polat:o nasıl olucak?

Atlas: her avukatın müvekkiliyle görüşme hakkı tabi ki vardır onların avukatı olduğumu söyliyeceğim özel bir görüşme taleb edeceğim yalnız kaldığımda sizi arayıp konuşturacağım tehdidinizi yapıcaksınız bende gerekli bazı savunmalarda bulunacağım dikkat çekmemek adına ama kaybedeceğim ve ahsen hanıma bir zafer sunacağım gözüne battığımı peşimi bırakmayacağını söylediniz beni hafife alacak ve peşimi bırakacak bir taşta iki kuş vurmuş olacağız.

Polat bey yüzünde “sen fenasın” bakışlarını kuşandı silahını kemerine takıp buruşturduğu gömleğimi sirkeledi

Polat:burda hafife aldığım biri varsa o da sendin avukat anladığım dilde konuşmaya başladın cevherlerini bize sunmaktan çekinmemelisin ki hayatta kalasın

deyip koltuğuna oturdu

Polat:maaşını iki katına çıkarıyorum avukat beni hayal kırıklığına uğratma şimdi çıkabilirsin aramanı zevkle bekliyor olacağım.

Demesiyle çıktım ilk önce buruşan gömleğimi değiştirmeliydim bununla ilgili ciddi bir düzen problemim vardı bir çizik bile olmamalıydı!

Arabama gidip sarpı aradım açılan telefonla o konuşmadan konuştum

Atlas:büroya geliyorum bana dümdüz bir gömlek ayarla polat lavuğu gömleğimi kırıştırdı 10 dakikaya ordayım haa bide-

Sarp:şekersiz kahve

Atlas:sağ oll

deyip telefonu kapattım

bakalım plan işey yarayacakmıydı?

.
-AHSEN KARVEN-

karakola geldiğimizde müdüre gerekli raporları geçip kamera kayıtlarını incelemiştik kamera da sırtı dönük bir adam vardı yüzü gözükmüyordu

kimdi bu adam?

Ama mallar fena şekilde gözüküyor terör örgütünün kurulmasını sağlayacak teçhizatlar vardı

bu adamların kurtuluşu yoktu asıl mesele arkalarındaki adamdı

kimdi bu adam kertenkele miydi yoksa kertenkele başka bir adam mıydı

herşeyi düzenleyen asıl adam kimdi

kafayı yicektim neden bu kadar çıkmaza girmişti işler bu ibneler kimlerdi büyük bir örgüt vardı işin içinde bu belliydi ama başı kim çekiyordu

derin bir nefes aldım ve timin yanına gittim

Ahsen:sinem...sen itlerden birinin sorgusuna giriyorsun diğer itin sorgusuna ben girecem sondaki adamı da levent komiser alacak haberin olsun sorgu için hazırlan

sinem:emredersiniz komiserim

utku:komiserim bende girebilirdim

Ahsen:emir mi sorguluyorsun utku

Utku:estağfurullah komiserim

başımı sallamıştım

Ahsen:utku odama kahve göndert

Utku:emredersiniz

odadan çıkmış ve kendi odama geçmiştim biraz dinlenip sorguya girecektim

.
-YAZARIN AĞZINDAN-

Ozan karven eve gelmişti içeri girdiğinde annesi karşıladı

zülal:oğlum hoş geldin

ozan:hoşbuldum

demişti montunu güllüye verirken

zülal:ne bu suratının hali neden sirke satıyor

ozan:anne allah aşkına başlama sorguya

demişti derin bir nefes alarak

zülal:ozan

demişti ozan merdivenlere yöneldiği sırada ozan dönüp annesine baktı

ozan:efendim anne

zülal:ahsenin etrafında bu aralar çok dolaşıyorsun hayırdır

ozan derin bir nefes aldı

ozan:28 yaşında adamım anne sana hesap mı vereceğim

zülal:ne bu cevaplar babanla mı kavga ettin

ozan:O herif benim babam falan değil ahsenin babası o anne beni sık boğaz etme eve geldiğime de pişman etme

demişti sinirle

zülal:ahsenden uzak dur ozan

ozan:neden öldürür mü beni

zülal:ozan

demişti uyararak ozan derin bir nefes aldı annesinin ahsen düşmanlığı niyeydi

neden kardeşin kardeşe düşman olmasını bu kadar çok istiyordu bu kadın

ozan yıllardır sormadığı soruyu sordu

ozan:neden

dedi annesine bakarak zülal de ozana bakıyordu

ozan:anne neden yıllardır ahsenle düşman olmamı istiyorsun?

Zülal:çünkü o kız senin yerine geçmek istiyor babanın en büyük oğlu sensin ve o koltuk senin hakkın

ozan histerikçe güldü

ozan:ahsen polis anne polis olduğu zaman o şirketten vazgeçti

zülal:beni mi sorguluyorsun sen ozan

ozan:evet seni sorguluyorum

demişti tek kaşını kaldırarak

ozan:çok sıkıldım çünkü yıllardır sizin içinizde olmaktan yoruldum bittim artık

demişti sinirle

herşey çok fazla geliyordu ozana annesi onu kardeşine dolduruyordu babası kardeşini ona iki ebeveyn neden yapardı çocuklarına bunu

ozan:ya biz sizin çocuklarınızız ben senin çocuğunsam ahsende senin çocuğun ahsen Polat Karvenin çocuğuysa bende Polat Karvenin çocuğuyum siz neyin derdindesiniz...neden bu kadar öfke kin düşmanlık ya bizi mahvettiniz ya..merak etme anne ahsenle hiç birşeyi düzeltemem zaten sen ve kocan sayesinde....siz bizim kardeşliğimizi yıllar önce bitirdiniz

demiş ve yukarı çıkmıştı

o sırada aklına gelen anılarla derin bir nefes aldı

-YILLAR ÖNCE-

ozan ve ahsen bahçede oyun oynuyordu

ahsen 7 ozan 9 yaşındaydı

ahsen çocukluğundan beri bisiklet sürmeye bayılıyordu ama sürekli düşüp de duruyordu

bisikletine binmiş ilerlerken abisine baktı

ahsen:ben seni geçicem görürsün abi
ozan:tabi tabi küçük fındık geçersin uğraş bakalım biraz daha

demişti kardeşine göz kırparak o sırada ahsen küçük taşı görmez ve bisikletiyle takılıp düşer

ahsen:AH

deyip ağlamaya başladı ozan hızla indi bisikletten ve ahsenin yanına gitti

ozan:fındığım iyi misin

ahsen:abi çok acıyor

demişti kolunu göstererek ozan hızla acıyan yeri öptü

ozan:geçti mi

ahsen gözyaşları arasında gülümsedi

ahsen:çok az

demişti nazlanarak ozanda gülümsedi

ozan:kıyamam sana ben

demiş kardeşini kaldırmıştı

ahsen:abi hep düşersem acırsa canım hep öper misin

ozan:sen ne zaman düşersen düş ben seni hep kaldırırım...ne zaman canın yanarsa yansın öperek iyileştiririm ilerde büyüdüğünde bile canın acıdığında hep öperim ama öperek iyileştiremezsem biri seni üzerse işte o zaman o kişinin cehhennemi olur senin canını yaktığı gibi yakarım kimse benim kardeşimin canını acıtamaz

ozan 10 yaşında olmasına rağmen hem çok koruyucu hemde çok olgundu kız kardeşine ise aynı babası gibi tapıyordu

onları izleyen zülal sinirlenmiştü

Zülal:OZAN

ozan hızla annesine döndü

zülal:gel buraya napıyorsun

ozan:anne ahsenin canı yandı

ahsen:evet anne düştüm ben

zülal:düşmeseydin sen hep düştüğünde seni birileri kaldıramaz ahsen kendi başına kalkmayı öğren ozan buraya gel!

Ozan annesine inat gitmemiş kardeşini kaldırmış içeri sokmuştu kardeşi odasına gittikten sonra ise annesinin yanına gitmişti

ozan:anne sen ne yapıyorsun o benim kardeşim canı yandı

zülal:o senin kardeşin değil ozan

ozan:kardeşim

demişti annesine dik dik bakarak

zülal:o yüzden mi baban onu senden daha çok seviyor...senin düşmanın o...onu kardeşin değil düşmanın olarak görüceksin

deyip ilk fitne tohumlarını ekmeye başlamıştı oğlunun küçük yüreğine

Zülal Karven çok tehlikeli bir kadındı..

.
-ŞİMDİKİ ZAMAN-

-AHSEN KARVEN-

kahvemi içmiş sorguma girmiştim karşımdaki lanet herife yapmadığımı bırakmamıştım kafasını masaya vurmuştum burnunu kırmıştım yüzüne yumruk atmıştım ama tık yoktu karnına bile tekme atmıştım ama konuşmuyordu orospu çocuğu

kan kusuyordu ama sesi çıkmıyordu

ahsen:konuş artık yoksa ölü olarak çıkacaksın burdan piç

x:ben ben bir şey bilmiyorum

ahsen:ULAN OROSPU ÇOCUĞU PİÇ KURUSU KİMİN MALLARI OLDUĞUNU BİLMİYORSAN NEDEN TAŞIYORDUN

x:bana sadece emir gelir bende yaparım...benim işim bu..

ahsen:emri kim verdi

x:bilmiyorum biz bu adamların adını sanını bilmeyiz

ahsen:vay amına koyayım madem kim emri verdi bilmiyorsun havadan sudan mı zarf geliyor gökten vahiy mi iniyor lan size o depoda mal varda gidin taşıyın diye sen BENİMLE TAŞŞAK MI GEÇİYORSUN

x:kertenkele

kimdi bu orospu çocuğu kertenkele heryerde karşıma çıkıyordu

ahsen:kim bu kertenkele

o sırada kapım çalındı

ahsen:gel

içeri utku girdi

utku:komiserim avukatı geldi

ahsen:kimmiş avukatı

Utku:Atlas Ruvan

derin bir nefes aldım yine mi atlas ruvan bu adamın derdi neydi

ahsen:beklesin utku

Utku:müvekkiliyle görüşmek istiyor komiserim

sinir iyice tepeme çıkmıştı

Ahsen:Beklesin dedim şimdi değil

Utku:emredersiniz

demiş ve gitmişti adama baktım

demek müvekkiliyle görüşecekti

belli ki tehdit etmeye gelmişti

gülümsedim beni yeni yetme komiserlerle karıştırıyordu Atlas Ruvan ama ben yemezdim

Ahsen:belli ki seni gözden çıkarmışlar

demiştim adama göz kırparak

Ahsen:bak seni tehdit edip bize koz olarak bırakacaklar kazandığımı göstermeye çalışacaklar...biz seni asıl zanlı diye içeri atacağız ve seni içerde öldürecekler aslan parçası o yüzden konuş konuş ki geberme

x:konuşursam bana yardım eder misiniz

Ahsen:devletimiz senin gibi orospu çocuklarıyla işbirliği yapmıyor...ama ölme diye belki şans tanıyabilirim

konuşsun diye yalan söylüyordum bu piçi korumazdım

x:beni değil ailemi koruyun yeter iki tane çocuğum var

ahsen:tamam

demiştim kabul ederek çocuklar kırmızı çizgimdi
x:kertenkelenin adamlarından emir geldi

ahsen:kim bu kertenkele

x:bilmiyorum yüzünü hiç görmedim biz sadece emir alırız yüzlerini görmeyiz seslerini bile değiştirerek konuşurlar bizimle

derin bir nefes aldım

x:kertenkele lidere çalışanlardan biri sadece bunun gibi bir çok adam var

ahsen:bu örgüt kaç kişiden oluşuyor

x:komiserim bu hikayenin birinci başrolü şah...bir sonraki başrolü vezir harcananlar ise piyonlar olur biz şah ve veziri tanımayız bilmeyiz bize emir verenler piyonlardır onlar bile seslerini değiştirerek konuşur yüzlerini göstermezler yani kertenkele piyonlardan biri sadece ne ad biliriz ne soyad bize emir verirler biz yaparız

derin bir nefes almıştım

belli ki bu dosya bizi epey zorlayacaktı

ahsen:allah belanızı versin

demiştim sadece o sırada kapım gümbürtüyle açılmıştı

hadsiz avukat bozuntusu içeri girmişti

Ahsen:BU NE CÜRRET!SEN NE YAPTIĞINI SANIYORSUN KİMSİN LAN SEN

dengemi bozuyordu bu adam

Atlas:müvekkilimle konuşmak istiyorum

Ahsen:DIŞARI ÇIK!

Atlas:avukat hakkını yok sayamazsınız

Ahsen:DIŞARI ÇIK!UTKU

utku hızla geldi

Ahsen:dışarı çıkar şunu

dedim sinirle sonra ise atlasa baktım

Ahsen:DERHAL ÇIK BURDAN ODAMA GEÇ GELİYORUM

Atlas:müvekkilimle konuşmadan gitmiyorum

hızla belimden silahımı çıkarıp ona doğrulttum

Ahsen:BURDA ALIRIM CANINI AVUKAT BOZUNTUSU...DERHAL SORGU ODAMI TERK ET

atlas derin bir nefes almıştı utku da onu zorla çıkarmıştı bana bakan zanlıya baktım

Ahsen:aileni koruma altına alacağım...şimdilik nezarete gidiyorsun nöbetçi hakim haber verdiğinde mahkemeye çıkacaksın

dedim ve hızla sorgu odasından çıktım ve sinirle odama doğru adımladım

.
-YAZARIN AĞZINDAN-

sinem de sorgu odasındaydı ama adamdan hiç bir şey çıkmıyordu ben bir şey bilmiyorum emir kuluyum gibi gibi saçma sapan konuşuyordu sinem türlü işkence etmişti ama adam sağlamdı ağzını bıçak açmıyordu

kafayı yemek üzereydi sinem

o sırada kapısı çalındı

sinem:gel

içeri timden hakan girdi

hakan:komiserim zanlının avukatı geldi

sinem:kimmiş avukatı hakan

Hakan:Sarp Velor

sinem derin bir nefes aldı şok olmuştu ne alakaydı ki sarp

sinem:avukat atlastan sonra sarpta mı bu soysuzları aklama peşinde

demişti sinirle

sinem:odamda beklesin geliyorum

Hakan:müvekkiliyle görüşmek istiyor komiserim

sinem:önce odama geçsin sonra görür müvekkilini

Hakan:emredersiniz

demiş ve çıkmıştı odadan sinemde zanlıya ters bir bakış atıp başına birini dikti sonrasında ise çıktı

kendi odasına geçtiğinde sarpı da odasında gördü

sinem masasına geçti ve sarpa baktı

sinem:sizi dinliyorum avukat bey
sarp:müvekkilimle görüşmek istiyorum

sinem:sebep

sarp:hakkım

sinem:bu adamın neden avukatlığını yaparsınız ki neyini savunacaksınız sarp bey bu adam olay yerinde yakalandı elimizde birsürü kayıt var ne diyeceksiniz de savunacaksınız

sarp:orası bize kalsın komiserim rica ediyorum müvekkilimle görüşebilir miyim bu hakkı alamazsınız elimden

sinem derin bir nefes aldı her suçlunun avukatla konuşma hakkı vardı izin vermemezlik yapamazdı

sinem:arkadaşlar size yardımcı olacak

demişti birini görevlendirerek sarp teşekkür ederek çıkmıştı odadan

sinem arkasından baktı

sinem:sen ve atlas neyin peşindesiniz acaba

demişti ve sarp müvekkiliyle konuşsun diye odasında oturma kararı almıştı

.
-ATLAS RUVAN-

Ahsenin odasında oturmuş gelmesini bekliyordum

kapı bir anda şiddetle açıldı

gelmişti başkomiserim gözümüz yollarda kalmıştı malum

göz göze geldik ilk yüzünde “neden burdasın?”diye sorar bir ifade oluştu

sonra beni buraya kendi gönderdiğini hatırlamış olmalı ki normal ifadesine geri döndü

masanın arkasındaki koltuğuna ilerleyip oturdu

müvekkilimle işi bitmişti anlaşılan ayağa kalkıp çıkmak için arkamı döndüm ki duyduğum sesle ahsene geri döndüm

Ahsen:nereye gittiğini sanıyorsun tam olarak avukat bozuntusu?

Atlas:müvekkilimle işiniz bittiğine göre özel bir görüşme yapmam gerekiyor başkomiserim

Ahsenin yüzünde alaylı bir gülümseme oluştu ayağa kalkıp tam önümde bitti aramızda sadece bir adım kalacak şekilde aralık bıraktı göğüsüme geliyordu bana bakmak için kafasını kaldırdı

Ahsen:Siz beni fazla hafife almışsınız avukat bey

Atlas:evet aldım yalan yok ama zaten hafife alınıcak birisiniz komiserim pek de yanlış bir şey yaptığımı düşünmüyorum şahsen

kafamı biraz öne uzattım yüzlerimiz arasında milim mesafe vardı

bir elini havaya kaldırdı saymaya başladı

Ahsen:1. Kural; planlarını düzgün oluştur, 2. kural;asla bir sonraki hamleni belli etme ilkte takdir ettim plan güzel ama sonra bu kadar belli edeceğini düşünmüyordum avukat müvekkiline akıl vermek yerine çalıştığın köpeğin tehdit mesajını iletmek için ve bana dolu dolu bir zafer yaşatmaya çalışacağını anladığımda hayal kırıklığına uğradım.

Ve elleri kayan yakamı kavrayıp kendine çekti ve düzeltti nefeslerimiz birbirine değiyordu bu kadın cidden zekiydi yalan yoktu ve ciddi anlamda etkileyiciydi bir avukatı manipülasyon ustasını kadınlık cazibesini kullanarak manipüle etmeye çalışıyordu başkomiserim fakat bir sorunumuz vardı başarıyordu amına koyıyım şunca yıllık avukatlık hayatımda bunu yapmaya çalışan birkaç kadına rastlamıştım hiçbirinden etkilenmezken neden bu kadından deli vahşet etkileniyordum!!

Hemde her anlamda!! Kahretsindi!!

bir anda düzelttiği yakamı tekrar kavrayıp bu sefer daha sert çekti kendine baba kız yakamı salmalılardı

ya sabırdıı

Ahsen:Birdaha sorgu odama bodozlama dalarsan Atlas Ruvan bu sefer yakanı çekip uyarmakla kalmam göğsünü bedeninden ayırıp götüne sokarım bilmem anlatabildim mi?

deyip şirin ama samimiyetten uzak bir tebessüm sundu fakat dediklerine değil dolgun ve bordo ruj sürülmüş dudakları,beni eriten sesi,varla yok arası ten rengiyle uyumlu tonda çilleri ve başıma bela yeşilin hangi tonu anlamadığım gözleri aklımı başımdan almıştı ki ne dediğini anlamamıştım.

Yakamı aynı sertlikle bırakmıştı polat bey haklıydı o babasının kızıydı aramızdaki mesafeyi açıp arkasını dönüp masasına geri dönüp oturdu.

Bana kal gelmişti az önce ne yaşamıştım lann ben!!

kendime gelip olanları idrak ettiğimde halen odasının ortasında yalı kazığı gibi dikiliyordum yüzümü ona döndüğümde soran gözlerle bakıyor “siktir git” der gibi elini sallıyordu hemen çıktım müvekkilim bekleyebilirdi zira ateş bacayı sarmıştı söndürmek gerekiyordu bu kadını tek bir cümleyle tanımlamıştı Ahsen Karven fırtına öncesi sessizlik gibiydi ilk önce sinyallerle “geldim’der” yavaş yavaş yol alır sonra harlanır ve yakmaya başlardı.

Lavabonun yolunu tuttum ve zeki kadın planımı çözmüştü ama unutuyordu Atlas Ruvan’ın her zaman bir B planı vardı yüzünü yıkayıp telefonunu eline alıp sarpa mesaj çektim

“ilk plan iptal edildi 2. plana geçiyoruz”

Sarp

“Tamamdır”
.

Müvekkilimle görüştürmüştüm polatı bazı şeyler ötmüş ama detayları bilmediği için çok bir şey anlatamamıştı polat bey rahatlamıştı ama ortada bir örgütün olduğunu artık ahsen biliyordu ve bu işin peşini bırakmıcağı çok bariz ortadaydı.

Sarp da kendi müvekkiliyle polat beyi görüştürmüş onunki benim ki kadar ötmemişti ve anladığım kadarıyla onunkinin sorgusunu sinem gerçekleştimişti sinem ahsene göre daha merhametliydi anlaşılan benim müvekkilimde sağlam bir yer kalmamıştı yüzü bozulmuş konuşmakta bile zorlanmıştı estetik yaaptırıp yüzü baştan yapılmalıydı. Fakat sarpınkinin sadece burnu kırılmıştı.

Avukatlık görevimizi yerine getirmiş belli başlı şekilde savunmalar yapmıştık sarptan o kamera kayıtlarını bulup bulanık hale getirmesini istemiştim ahsenin ordaki adamın kerem olduğunu anlamaması lazımdı sarp bir yolunu bulup görüntülere hafif bir bulanıklılık yapmıştı.

Bu gün fark ettiğim ve kendime itiraf etmem gereken bir konu vardı uzun zaman sonra kalbimin göğüs kafesime sert bir darbe indirmiş sesim sesini baskılamasın da her söylediğini duyup sesini aklıma kazıyım diye soluğumu tuttuğumu fark ettim... Ahsen Karven’in büyüsüne kapılmıştım...

.

-AHSEN KARVEN-

adamların sorgusundan sonra birkaç dosyayla daha ilgilenmiş çantamı almış çıkmak için hazırlanmıştım bugün oldukça yorulmuştum o piç kuruları yetmezmiş gibi birde avukat bozuntusuyla uğraşmıştım

onu kendime çektiğimde kokusu genzime dolmuştu ne kadar güzel kokuyordu kokusu insanın içini rahatlatan türdendi

bu adamda beni kendine çeken birşeyler vardı

ama en çok neden bu piç kurularının avukatlığını yapıyordu anlamıyordum

kimdi bu adam

Atlas Ruvan kimdi bunu birçok kez sormuştum kendime birkaç araştırma da yapmıştım ama kayda değer hiç bir şey çıkmamıştı

neden bu adam bu kadar aklımın bir köşesini meşgul ediyordu

kokusu beni neden etkisi altına alıyordu sigarayla karışık okyanus kokusu gibi bir kokuydu

başımı hızla iki yana salladım

ahsen:kendine gel...kendine gel kızım ateşle oynama o adam orospu çocuklarını savunuyor...sen o adamın işlerini bozmakla görevlisin salak salak düşüncelere girme

dedim ve hızla çantamı alıp çıktım

odamdan çıktığım gibi leventle karşılaşmıştım

Ahsen:komiserim?
Dedim sorarcasına

levent:sorgusuna girdiğim adam hiç bir şey ötmedi elimde kalacaktı zor aldılar

ahsen:bana da kayda değer şeyler söylemedi

dedim derin bir nefes alarak

ahsen:müdüre tekrar kertenkeleden bahsettiği raporunu verdim umarım bu kertenkeleyi buluruz

levent:bulucaz merak etme

demişti elini omzuma koyarak ters bir bakış attığımda geri çekmişti

Levent:madem kertenkele dosyasında beraberiz kısa süreliğine de olsa şu düşmanlığı bıraksak diyorum ahsen birbirimize katlanmak zorundayız bu dosya sonuna kadar barış imzalayamaz mıyız

haklıydı bu adama bir süre katlanmak zorundaydım

Ahsen:olur komiserim

levent gülümsemişti

levent:o zaman ekipçe birşeyler yapalım izin gününde olur mu

Ahsen:söz vermiyim komiserim sonra konuşuruz olur mu şimdi gitmem gerek izninizle

levent:tabi görüşürüz

ahsen:görüşürüz komiserim

dedim ve ondan uzaklaştım

dışarı çıktığımda arabama doğru ilerledim o sırada ana caddeden bir araba son hızla geçip ateş etmişti

vücudumda hissettiğim sızıyla sendeledim ve o sesi duydum

Atlas:AHSEN!

Vurulmuş muydum

bu sızıda neydi

bu avukat bozuntusu gitmemiş miydi

silah sesleri geliyordu ama kimin kimlerin çatıştığını algılayamıyordum

.

BÖLÜM SONU
Dip not: arkadaşlar 10 bölüm şu an Wattpad de yayında haftasonu hepsini buraya da aticam bilginize kitabıma verdiğiniz şans için çok teşekkür ederim iyi okumalar dilerim🫶🏻🫶🏻