11. bölüm · KARAHİNDİBA

XI.BÖLÜM TUDOR KRALLIĞI VS MİDLAND KRALLIĞI PART1

Hüseyin Baran Akgöz

Pencereden görünen manzara soğuk kanlı bir insanı bile donduracak cinstendi.
Tudor Krallığı askerleri. Düzinelerce, belki yüzlercesi. Ama onların arasında bambaşka varlıklar da vardı; o tanıdık kırmızı gözler, o çürümüş deriler. İblis ruhlarının yönettiği yaratıklar, Tudor askerleriyle yan yana ilerliyordu.
Kral geri çekildi.
— Bu... bu nasıl mümkün olabilir?
Marco zaten kapıya yönelmişti.
— Zırhlarımız ve kılıçlarımız çadırlarda, dedi. Sesi sakindi ama gözleri değildi. — Geri dönmemiz lazım.
Raphael pencereden bir kez daha dışarıya baktı. Tudor askerleri henüz ana kapıya ulaşmamıştı ama vakit azalıyordu.
— Kral'ın ordusu burada oyalanabilir mi? diye sordu.
Kral toplandı. Omuzlarını dikleştirdi.
— Orduma şimdi haber gönderirim. Kapıları tutarlar.
— Ne kadar süre?
— Yeterince.
Raphael döndü.
— Yeterli değil. Ama mecbur.
Salon aşağıda hâlâ eğleniyordu; kimse henüz dışarıdaki tehlikeyi anlamamıştı. Marco aşağı indi ve Carla'yı buldu. Tek bakışla her şeyi anlattı. Carla hemen doğruldu.
— Diğerlerini topla, dedi Marco. — Çadırlara dönüyoruz.
Klan üyeleri birer ikişer fark etti. Gülüşmeler kesildi, yüzler değişti. Emre de aralarındaydı; saçları hâlâ balo için taranmıştı ama gözleri artık bambaşkaydı.
Sarayın arka kapısından çıktılar. Kral'ın muhafızları ana cepheye yönelirken Şahin Klanı gölgelerin içinde hızla ilerledi. Çadır bölgesine giden yol normalde on dakikaydı; o gece koşarak beşe indirdiler.
Ama çadırlara yaklaştıklarında Raphael durdu. Eliyle işaret etti.
Herkes sessizce geriledi.
Yerde iki nöbetçi yatıyordu. Parçalanmış, tanınmayacak haldeydi. Kanın rengi hâlâ tazeydi.
Çadırların arasında gölgeler kımıldıyordu. Kırmızı gözler. Beş, belki altı yaratık çadırlar arasında dolanıyordu.
Raphael, Carla'ya döndü. Sesi fısıltıydı ama net.
— Zırhlar önce. Sonra kılıçlar. Çadırlara giren ilk ikimiz olacağız, diğerleri dışarıda bekleyecek ve yaratıkları oyalayacak.
Carla başını salladı.
Marco arkadaki askerlere döndü.
— Hazır mısınız?
Emre nefesini tuttu. Kaldı ki diğerleri de öyle. Ama hepsi başını salladı.
— Şimdi, dedi Marco.
Askerler iki yandan çıktı. Yaratıklar sese döndü. Çığlıklar yükseldi.
Raphael ve Carla tam ortadan koştu. Birinci çadırı geçtiler, ikinciyi. Yaratıklardan biri Carla'ya doğru döndüğünde Raphael araya girdi ve onu duvara çarptı; Carla devam etti.
Çadıra girdiklerinde Raphael zırhını buldu. Hızla geçirdi. Carla kılıçlarını kaptı. İkisi de hazır olduğunda çadırdan çıktılar.
Dışarıda savaş tam anlamıyla kızışmıştı. Askerler yaratıklarla boğuşuyordu. Emre bir tanesini yere düşürmüştü ama sırtından yaralanmıştı; yine de ayaktaydı.
Raphael büyük kılıcını sırtından çekti.
Carla yanında durdu.
İkisi aynı anda ilerledi.