7. bölüm · KARAHİNDİBA
VII.BÖLÜM:ŞAHİN KLANININ YENİ KOMUTANI
Gece, Şahin Klanı'nına sessizlik çökmüştü. Kamp ateşleri sönmüş, çadırların arasında yalnızca rüzgarın hışırtısı geziniyordu. Raphael sırtüstü uzanmış, gözlerini tavana dikmiş düşünüyordu. İblis ruhları... Sıradan insanların içine yerleşen o kırmızı varlıklar. Bunu kime anlatsa inanır mıydı, inanmaz mıydı?
Tam uykuya dalmak üzereyken içgüdüleri onu uyardı. Bir ses. Hayır, yalnızca bir ses değil; bastırılmış, boğuk bir hırıltı. Marco'nun çadırından geliyordu.
Raphael bir anda doğruldu. Sesi ikinci kez duymaya gerek yoktu; bedeni zaten hareket etmeye başlamıştı. Çadırın girişini tek hamlede araladı ve içeride gördüğü manzara onu bir saniye için bile olsa dondurdu.
Karanlıkta, Marco'nun üzerine eğilmiş bir yaratık vardı. İnsan değildi bu; dört ayak üzerinde duruyordu, derisi çürümüş gibi geriydi ve gözleri o tanıdık kırmızıyla parlıyordu. Pençeleri Marco'nun boğazına doğru uzanıyordu.
Raphael düşünmedi.
Bileğindeki arbalet sistemini aktive etti ve tek nefeste iki ok fırlattı. Okların biri yaratığın omzuna, diğeri sırtına saplandı. Yaratık bir çığlık atarak Marco'nun üzerinden geriledi. Marco öksürerek dik bir şekilde oturdu; boğazında derin bir pençe izi vardı ama hayattaydı.
— Dışarı çık, dedi Raphael Marco'ya, sesi düzdü, telâşsızdı.
Yaratık ona doğru döndü. Raphael büyük kılıcını sırtından çekti. Yaratık hücum etti; Raphael yana çekilip tek bir hamleyle yaratığın kafasını gövdesinden ayırdı. Her yer kana bulandı. Bir anlık süren bir sessizlik oldu.
Dışarıdan gürültü yükseldi. Silah sesleri, çığlıklar, devrilen çadır direkleri. Raphael hızla dışarı çıktı ve baktığında kamp bir kaosa dönmüştü. Her yönden aynı yaratıklardan geliyordu; klandaki askerler panikle karşı koymaya çalışıyordu.
Carla üç yaratıkla aynı anda boğuşuyordu. Raphael ona seslendi:
— Sol tarafındakini bana bırak!
Carla bir an bile düşünmeden yana çekildi. Raphael sola döndü; yaratık atladı, Raphael onun momentumunu kullanarak yere düşürdü ve kılıcını göğsüne geçirdi.
Carla arkasındaki iki yaratığı temizlerken Raphael ilerledi. Yolda genç bir asker Emre, yerde kıstırılmış vaziyette bağırıyordu.
— Kılıcını bırak, yere yat! diye seslendi Raphael.
Emre tereddüt etti.
— Şimdi!
Emre yere kapandı. Raphael tek adımda üzerinden atlayıp yaratığın boynunu kırarak yere indirdi.
Savaş uzun sürmedi. Yaratıklar sayıca fazlaydı ama düzensizdi; Raphael her seferinde en tehlikeli noktaya koşarak dengeyi bozdu. En son yaratık da yere düştüğünde kamp ateşlerinden biri yanıyordu. Askerler yorgun ve yaralıydı ama hayattaydı.
Marco öne çıktı. Boğazındaki yara hâlâ kanıyordu ama duruşu dikti. Klandaki herkese baktı, sonra Raphael'e döndü.
— Bu gece buradaki herkes senin sayende hayatta, dedi Marco. Sesinde alışılmadık bir ağırlık vardı. — Şahin Klanı'nın ikinci komutanı olarak seni görüyorum, Raphael. Buna itiraz eden var mı?
Carla ilk adımı attı ve eğildi.
Kalan askerler teker teker aynısını yaptı.
Emre en son eğilenlerden biriydi; gözleri hâlâ korkudan büyüktü ama bakışlarında derin bir saygı vardı.
Raphael etrafına baktı. Yanmakta olan ateş, yorgun yüzler, kana bulanmış toprak.
Hiçbir şey söylemedi. Kılıcını yerine taktı ve gökyüzüne baktı.
