2. bölüm / 4
KARA DALYAİkinci Şans
Bölümler 4Şu an: İkinci Şans
- 1 İstenmeyen175 kelime
- 2 İkinci Şans397 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 İrina943 kelime
- 4 İlk Hisler1.793 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Oracle’ın etrafı oldukça kalabalık ve korumalarla çevriliydi. Gelen şey herkesi korkutmuştu. Haber hemen yayılmıştı. Yeni doğan, bir cadıydı. Sağ gözü sıradan bir insanın ki gibi koyu kahve iken sol gözü buz mavisiydi. Bu bir ilkti, cadılar ya yeşil gözlü ya da siyah gözlü olurlardı. O, kıyamet miydi yoksa yeni bir başlangıç mı?
Amon’un geldiğini gören Horus, hızlı bir karar aldı ve akşam için Amon ile birlikte bir wiccayı daha görevlendirdi. Bebeğin kesinlikle yok edilmesi ve birkaç damla kanının Horus’a verilmesi gerekiyordu.
Horus, içten içe korkmuştu. Bilinmezlik onu öfkelendirir, bir canavara dönüştürürdü. Bu bilinmezlik tüm şehri ele geçirmeden yok edilmeliydi.
Amon, kendini çok tuhaf hissediyordu. Sanki tüm buz parçaları ayaklarının altında gibi hissediyordu. Küçük bir bebeği öldürmek istemiyordu. O, ölürse kıyamet o zaman kopardı…
Küçük kulübenin önünde ateş yanıyordu. Külleri havaya saçılıyor küçük kıvılcımlar yaratıyordu. Sessizce kulübeye yaklaştılar. Pencere pervazının önündeki sarmaşıktan yapılmış beşikte uyuyan küçük bebek oldukça masum görünüyordu. Amon’un sırtı tekrar sızlamaya başladı. O an içindeki ses “yapma,” dedi.
Her zaman iç sesine güvenmesini söylerdi annesi en azından hala nefes alırken.
Amon’un hızlıca düşünmesi gerekiyordu. Yanındaki wiccayı uzaklaştırması ve bebeği kurtarması gerekiyordu.
“Bebeği ben alırım, sen etrafı kontrol et,” dedi.
Wicca anlamayan gözlerle baktı.
“Kimsenin görmesini istemeyiz. Ben Horus’un oğluyum unutma!” dedi uyaran bir sesle.
Horus’un adını duyan wicca hızla arkasını döndü ve kızıl çalılıkların arasına doğru yürümeye başladı.
Amon çevik hareketlerle camdan içeri atladı. Bebeğin annesini bulması lazımdı. Kulübenin arka tarafında duyduğu seslerle oraya yöneldi.
“Lütfen ruhumu yatıştır, senin iyileştirici gücüne inanıyorum. Sana güveniyorum. Lütfen ruhumu yatıştır,” mumların ortasında bağdaş kurarak oturan ve fısıldayan Cathreine’i gördü.
“Böldüğüm için üzgünüm ama…”
Catherine korkuyla başını kaldırdı. Yeşil gözleri mumların da etkisiyle alev alev yanıyordu.
“Ne işin var burada iblisin oğlu?”
“Hiç vaktimiz yok. Bebeğini öldürecekler onu saklaman lazım,” dedi Amon.
Catherine biliyordu, içten içe bunu biliyordu işte. Korktuğu başına gelmişti. Farklı olanı her zaman yok ederlerdi. Korkuturdu farklı olan, bilinmeyen her zaman ürkütürdü.
Amon ellerini havaya kaldırdı. Daire çizerken yer sarsıldı, etraf karardı, mumlar söndü. Geçit kapısını açmayı başardı.
“Bebeği bırakmak zorundasın. Seni bulurlar ama onu bulmaları uzun zaman alır. Bırak bebeği güvende tutayım.”
Cathereine umutla başını salladı. Bebeğini son kez kokladı.
“İrina, güzel kızım, seni korumak zorundayım. Lütfen beni affet,” dedi.
İrina mırıldanır gibi sesler çıkardı. Amon, bebeği kucağına alıp geçit kapısından içeri atladı ve kapı kapandı. İrina belki kurtulmuştu ama şimdi Cathereine’nin sonu gelmişti. İblis, soracaktı, bebeği soracak ve cevabı alamayınca Cathereine’i susturacaktı, sonsuza kadar…
Bölüm etkileşimi
